NE İDİK...??? NE OLDUK...!!!

Katılım
10 Ağu 2007
**FAZİLETLİYDİK
Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir Bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi küçümsemezdik....

*Avrupa'da Akıncı Korkusu
1534 yılında Viyana'daki St.Stephen Katedrali'nde, Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle ihdas etmiştir. Bu memuriyet ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince, "Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin lüzumu yoktur." diye bir karar alınarak iptal edilmiştir.

**DÜRÜSTTÜK
Bir zamanlar Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı:
"Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

** İnsanları yücelten iki büyük meziyeti vardır:
Erkeğin cesur, kadının iffetli olması. Bu iki meziyetin yanında bir meziyet daha vardır: Vatana her şeyini feda edecek kadar bağlı olmak. Bunlar büyük kahramanlığı, elem ve kedere kariı koymayı doğurur. İşte Türkler bu çeşit kahramanlardır.
Napoleon Boneparte..

**İTİBARLIYDIK
Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası'nın toplantısında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu..

**Türkler merhametli ve hoşgörülüdürler.
İnanmadıkları gerçeklerin yanıbaşlarında yaşamasına göz yumarlar. bu, kendi güçlerine gururlu bir şekilde güvenmekten ileri gelse bile, pek asilanedir.
Chateaubriand..

**TEMİZDİK
Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigi, yere tükürmedikleri için atalarımızı eleştiriyor: "Türkler hiç bir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."

**ÇEVRECİYDİK
Kurak günlerde ücretle adam tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık.



**Türkler bir ırk ve millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Karakterleri pek asil ve yücedir... Asaletleri alınlarında ve amellerinde yazılıdır... Onların yurdu Efendiler diyarıdır, kahramanlar, şehitler ülkesidir. Bence insaniyetine şeref veren böyle bir milletin düşmanı olmak insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır. Böyle bir lekeden tanrı beni korusun...
Fransız şair La Martine



**HARAMA EL SÜRMEZDİK


Fransız müellif Motray, 1700'lerdki halimizi şöyle anlatıyor: " Türk dükkanlarında hiç bir zaman tek bir meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkancılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta bir kaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgahıma kadar gelmişlerdir"



**MEDENİYDİK

İngiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor: "Gerek İstanbul'da, gerekse İmparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiç bir tereddüde imkan bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır.



**DOSDOĞRUYDUK

Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor:
"Haksızlık, tefecilik, tekelcilik ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür. Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."



**HIRSIZLIK NEDİR BİLMEZDİK

Fransız müellif Dr. Brayer 1830'ların İstanbul’unu getiriyor önümüze: " Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkanların coğunlukla umumi ahlaka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da hersene azami beş-altı hırsızlık vak'ası görülür."

Ubicini Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor:
" Bu muazzam payitahtta dükkancılar, namaz saatlerinde dükkanlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz..

** Ey Tanrım, Büyük Türkleri bir an önce başımıza getir de, senin ilahi adaletinden onlar sayesinde nasiplenelim...
Reformist Martin Luther.



**NAZİKTİK

Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "bizi'ni" anlatıyor bize: "İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattam işitilir. O kadar müsamahakardırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."

** Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç bir yetenek kazanmak demektir.
Comenius (Çek bilgini)



**CİHANA ÖRNEKTİK

Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki Halimizi anlatsın: " Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Bir çok köyde eşşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki O ev Türk evidir."
(Küçük Asya, c.9)



**HAYIRSEVERDİK

Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum."

Aynı müellif ceddimizim hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir.
Şöyle diyor:
" Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yanlız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilerine bile teşmil ederler."

Bu tespiti, İslam ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor: " Türk şefkati hayvanları bile şamildir" dedikten sonra şu örneği veriyor: " Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar.

Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..." " Kaçık" lığın kaynağını da veriyor Adam: " Bir çokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e bir gün yaptığı işin neye yaradığına sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: " Allah'ın rızasını tahsile yarar."


** Galiba Geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı **
*** Ne Dersiniz Dostlar ***
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: NE İDİK...??? NE OLDUK...!!!

alimoğlu' Alıntı:
Galiba geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı
Malesef... Çok çok pahalıya...
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: NE İDİK...??? NE OLDUK...!!!

"dünya bir hünkara yetecek kadar büyük değildir" diyen sultan selim, oğlunun sırmalı elbiselerini görende oğlu süleyman'a "bre süleyman! sen bunları giyersin de anan ne giyecek" azarını etmeseydi oğul süleyman "saltanat dedikleri bir cihan gavgasıdır" der miydi aceb?

"nesiller arası korkunç manzara
domuz yavrulayan ana çırpınır"

"dolaşsın sonra islam'ın haremhagında namahrem
benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil matem"
 

heyula

vâizin nâr-ı cehennem dediği firkat imiş...
Katılım
20 Ocak 2008
Ynt: NE İDİK...??? NE OLDUK...!!!

şimdi eski hasletlerimizi yâd etmek bile hamaset tarihçisi ünvanını almamıza, gerici yaftasını yememize sebep oluyor...:(
 

Mahşer

 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: NE İDİK...??? NE OLDUK...!!!

...
"Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara 'siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'nasıl'ını ve 'ne idüğü'nü her haliyle gösterecek bir gençlik..."

Halimize şükür ne fransız oportinist leri nede Alman hedonizmine dalmadık (imparatorluk sonrası)
 
Katılım
30 Ocak 2010
Ynt: NE İDİK...??? NE OLDUK...!!!

heyula' Alıntı:
şimdi eski hasletlerimizi yâd etmek bile hamaset tarihçisi ünvanını almamıza, gerici yaftasını yememize sebep oluyor...:(
Ne yazık!..
Bu konu hakkında Cemil Meriç Hocanın şöyle bir sözü vardı:

"Murdar bir halden muhteşem bir mazîye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir."

Ben namuslu olduğum için gururluyum.
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: NE İDİK...??? NE OLDUK...!!!

Kısacası "Çirkin Ördek Yavrusu"yuz. Gözümüzü açtığımızda bizler ördeği annemiz sandık. Varsa, yoksa ördek!
Ördeğin peşinden koştuk. Ama ördek bizi istemiyordu. Biz diğer yavru ördeklerle ana ördeğin altına girdik. O bizi kovdu. İsemedi bizi. Biz, bütün güzelliklerin o ördekte olduğunu sandık. Ama işin aslı öyle değildi... Biz kendimizi görebilsek ya da görebilseydik bir kuğunu ördekten çok daha güzel olduğunu görür ve anlardık. Ördeğin peşinden koştuğumuz günlere hayıflanır, bizi o ördeğin peşinden koşturanlardan hesap sorardık. Ama biz hâlâ kendimizi ördek sananlardanız...
Bu arada Samiha Ayverdi Hanımefendi'nin NE İDİK NE OLDUK isimli güzel bir kitabı vardır. Tavsiye edilir...
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: NE İDİK...??? NE OLDUK...!!!

Toparlanmak mümkün değil midir peki?