nedir bu ismet özel düşmalığı????

Katılım
6 Haz 2006
#1
medyada ve türk kamuoyunda bir linç girişimi yaşanıyor bir kaç zamandır.bu toprakların yetiştirdiği değerlerden bir değer olan ismet özel bu linç girişiminin kurbanı olan.ismet özel'i neden anlamaya çalışmak yerine gavurların dili ile onu faişistlikle suçluyoruz bilmiyorum....ben söylediklerinde etnik unsurları tahrik edecek şeyler bulunmuyor demiyorum ama aslında ifade etmek istediği şeyin gavurca faşistlikten farklı bir şey olduğunu da görüyorum.o sırf etnik bir türklükten bahsetmiyor.avrupalı gözünden türk'e bakıyor o.ve gördüğü şeyi tahmin edebiliyorum.viyana kapılarına dayanmış islam askerinin lideri olan türk.avrupalı için bir macarın türklüğü bir bulgarın türklüğünün bir mnası yok.türk'e manasını veren din-i mübin-i islamdır.ve ismet özel de tam bu noktaya temas ediyor.yani avrupalı gözüyle gerçekten tek düşman müslüman türk'tür....bu noktada ya batı medeniyeti karşısında yeniden müslüman türk olacaksın yada batılı efendilere köle.müslüman türk alem-i islamda ittihadın ismidir.kavim kavim millet millet bir anlam ifade etmiyor bu alem.arap kürt acem peştun bunları birleştiren üst kimliği gerçekten sadece türkler organize edebilmiştir.ve bu organizasyon devlet cihan devleti olarak asırlarca gaavurun karşısında yer almıştır.bunun neticesi olarak islam ve türk öyle erimiştir ki birbirinin potasında türk ve müslüman aynı şeyi karşılar olmuştur.nasıl bugün amerika batı medeniyetini temsil etmekteyse batlının zihninde türk'de islam medeniyetini temsil etmektedir.mesele bundan ibarettir.
 
Katılım
10 Kas 2009
#2
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

İsmet Özel'e yapılanları ben az bile buluyorum. Karşısındakine ayaklarının altındaki bir böcek gibi bakan, kendisini zirvelerin ucunda gören, burnundan kıl aldırmayan, burnu havalarda İsmet Özel, konuştukça insanların nefretini kazanıyor. Bugüne kadar sevilmesi bile kabahatti zaten.

Nice hayranı, tekebbür âbidesi olmak için yırtınan İsmet Özel'den soğuduğunu gördüm.

Hayatımın hiçbir devresinde şahsiyetini de şiirini de sevemediğim bu adam kendisinden başka hiçkimseyi görmüyor. Yıllar önce (1993 ya da 94 olabilir) Ramazan ayında iftar trafiğinde Merter'de belediye otobüsündeydim. Radyoları karıştırıyordum. Yahya Kemal isminin geçtiği radyoda durdum. Çirkin sesli birisi, sesinden de çirkin cümlelerle Yahya Kemal'e hakaretler savuruyordu. O çirkin sesli adam İsmet Özel'di . Evet geldim, radyonun telefon numarasını bulup radyoyu aradım . Bu arada radyo MARMARA FM idi. Aradım kendisiyle görüşmek istediğimi bildirdim. Görüştürmediler.
O zamanlar 18 yaşlarında bir delikanlı idim. Yahya Kemal'in okunmasından deliye döndüğünü söylüyordu. "Bizim insanımız bu şairi nasıl okur?" hayıflanıyordu. "Yahya Kemal'in bir şiirini delik deşik ettim, delik deşik etmeye de devam edeceğim." diyerek iticiliğini o günlerde de göstermişti.

İsmet Özel, her zaman böyle idi. Hiçbir zaman iyi bir insan olamadı. Yükselmeyi başkalarına hakaret ederek, başkalarını aşağılayrak elde edeceğini sandı. Konuşmalarında, kendini dinleyenlere bile nasıl hakaretler ettiğini şahit olanlar çok iyi bilirler. Bir ben vardır onda , başka bir şey yoktur.

İsmet Özel, gündemde kalmanın yolunu bulmuş. Böyle saçma sapan şeyler söyleyerek televizyonlarda boy gösterebildi. Romantik uyuzlarını iyice kaşımış oldu.
Yine söylüyorum: Yapılanlar, söylenenler İsmet Özel'e az bile! Adam gibi çıksın konuşsun, kimse kendisine bir şey demez.
 
Katılım
3 Ağu 2008
#3
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

alkorsuha' Alıntı:
İsmet Özel'e yapılanları ben az bile buluyorum. Karşısındakine ayaklarının altındaki bir böcek gibi bakan, kendisini zirvelerin ucunda gören, burnundan kıl aldırmayan, burnu havalarda İsmet Özel, konuştukça insanların nefretini kazanıyor. Bugüne kadar sevilmesi bile kabahatti zaten.

Nice hayranı, tekebbür âbidesi olmak için yırtınan İsmet Özel'den soğuduğunu gördüm.

Hayatımın hiçbir devresinde şahsiyetini de şiirini de sevemediğim bu adam kendisinden başka hiçkimseyi görmüyor. Yıllar önce (1993 ya da 94 olabilir) Ramazan ayında iftar trafiğinde Merter'de belediye otobüsündeydim. Radyoları karıştırıyordum. Yahya Kemal isminin geçtiği radyoda durdum. Çirkin sesli birisi, sesinden de çirkin cümlelerle Yahya Kemal'e hakaretler savuruyordu. O çirkin sesli adam İsmet Özel'di . Evet geldim, radyonun telefon numarasını bulup radyoyu aradım . Bu arada radyo MARMARA FM idi. Aradım kendisiyle görüşmek istediğimi bildirdim. Görüştürmediler.
O zamanlar 18 yaşlarında bir delikanlı idim. Yahya Kemal'in okunmasından deliye döndüğünü söylüyordu. "Bizim insanımız bu şairi nasıl okur?" hayıflanıyordu. "Yahya Kemal'in bir şiirini delik deşik ettim, delik deşik etmeye de devam edeceğim." diyerek iticiliğini o günlerde de göstermişti.

İsmet Özel, her zaman böyle idi. Hiçbir zaman iyi bir insan olamadı. Yükselmeyi başkalarına hakaret ederek, başkalarını aşağılayrak elde edeceğini sandı. Konuşmalarında, kendini dinleyenlere bile nasıl hakaretler ettiğini şahit olanlar çok iyi bilirler. Bir ben vardır onda , başka bir şey yoktur.

İsmet Özel, gündemde kalmanın yolunu bulmuş. Böyle saçma sapan şeyler söyleyerek televizyonlarda boy gösterebildi. Romantik uyuzlarını iyice kaşımış oldu.
Yine söylüyorum: Yapılanlar, söylenenler İsmet Özel'e az bile! Adam gibi çıksın konuşsun, kimse kendisine bir şey demez.
hani reklamlarda diyordu ya: "doktor bu ne?!"
 
Katılım
3 Ağu 2008
#4
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

medet' Alıntı:
bunun neticesi olarak islam ve türk öyle erimiştir ki birbirinin potasında türk ve müslüman aynı şeyi karşılar olmuştur.
bu nükteyi anlayabileceklerin sayısı pek azdır. maalesef gün geçtikçe sayıları daha da azalmakta. okumakla felan anlaşılacak şeylerden değildir bu husus. yani insanın omuzundaki pırpır ne olursa olsun iş bu meselede o pırpır hiç bir mana ifade etmiyor.

özel, kaba bir türk islam sentezinden -siz böyle diyorsunuz demiyorum. yanlış anlamayın- bahsetmiyor. bu topraklara sinmiş ve çıkarılması mümkün olmayan bir mayadan bahsediyor. artık herkesden ermeninin müslüman olamayacağını eğer müslüman olmuşsa türk olduğunu anlamasını bekleyemezsiniz. gavur dediğinizde türlü yafta zaten hazırda bekliyor. dünya farklı bir dünya...

bilmeyenlere ne dediğimi/denildiğini işaret eden bir türkü:

"bahçelerde mormeni
verem ettin sen beni
ya sen islam ol ahçık
ya ben olam ermeni

ben sana yandım gelin
yanagın allı gelin
gaziantep yolunda
öldürdün beni gelin

bahçalarda meleme
yar gögsün dügmeleme
ölürsem kanlım sensin
gözlerin sürmeleme "

"ya sen islam ol ahçık, ya ben olam ermeni" hadi özelin ne dediğini anlamak için buradan başlayalım. bir de ipucu: istiklal marşında türk kelimesi yok tıpkı bu türküde olduğu gibi!!!

"al bide burdan yak sadrazamım ikram!!!"

hamiş: türküde geçen "islam ol" ibaresi artık değişik söyleniyor. insanın sorası geliyor: yav değişmeyen ne kaldı?!
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#5
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

Düşmanlığını bilemem ama Ne bu İsmet Özel derseniz ?
Adam gibi adamdır derim!
Ayrıca İsmet Özel'in şiirlerine bakınca hasbihalinin zayıf olduğunu bile düşünüyorum.Bana kalırsa az bile diyor.O'nu bile kaldıramıyorlar.O bize daha 10 köy 11 köyden seslenir durur da bakalım biz anlayabilecekmiyiz.Hikmetimize ne düşerse!
 
Katılım
13 Şub 2009
#6
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

ismet özel in fikriyyatı: islam düşmanlığı ve türkçülükten kafatasçılığı anlayanları apansızca yakalamış fikir hayatımıza yeni olmayan fakat unutulan fikirleri yeniden kazandırmış. içi boş türkçülük yapanları balyoz gibi vurmuştur,daha çok vuracaktır bu ülkede etnik milliyetçilik yapanlara ve münafıkça müslümanlık iddiasında bulunanlara.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#7
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

Katil olup kendini "mesih" ilan etmediği için de bu kadar tepki alabiliyor olabilir tabi...
mümkündür!
 
Katılım
3 Ağu 2008
#8
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

erkam kul' Alıntı:
ismet özel in fikriyyatı: islam düşmanlığı ve türkçülükten kafatasçılığı anlayanları apansızca yakalamış fikir hayatımıza yeni olmayan fakat unutulan fikirleri yeniden kazandırmış.
bilmediğini öğrenmek ala, unuttuğunu hatırlamak aliyyül ala değil de nedir? bugün herkes çıkıp ben oyum, ben buyum, ben şuyum, ben felanım, diyecek ama "ben türküm ve benim türklüğüm islamdan başka bir şey değil" denildiğinde "faşizmin doruklarında dolaşmakla" itham edilecek öyle mi? yağma yok! asıl ve esas faşistlik mefhumların ırzına geçmektir! bir zahmet "bu adam ne diyor acaba?" sualine müracaat edilsin.

gurur ile vakar arasında ince bir had vardır. her gözün o haddi seçmesini (görmek manasına) beklemek elbette "insafsızlık" olur lakin göremediğine yok demek daha büyük bir insafsızlık değil midir? ismet özel bu memlekette çok kimsenin unuttuğu, bilenlerin ise türlü sebeblerle dillendiremediğini üst perdeden söylemekten başka ne yapıyor acaba? türk ve müslümanlığın "bu topraklar" için aynı şey olduğunu bilmek için "ana damardan" beslenmiş olmak şart; nasibi icabı beslenememiş olanların ise mozaik lakırdısından bahsetmesinden daha tabii bir şey olamaz elbet.

bundan 100 küsur sene evvel selanik denildiğinde vatan toprağı kabul edilirdi. selanik demek istanbul demekti. ol sebebten selanik gavurun eline düştüğünde istanbul'da yer yerinden oynamıştı! aradan yüz küsur sene geçti selanik yunan kabul edilir oldu! algılar değişiyor; tarifler değişiyor; değerler değişiyor yahut bütün bunların hepsi değersizleştiriliyor... nasıl isimlendirirseniz isimlendirin! gidişata karşı koyan ve "bakın böyle bir ihtimal daha var! gelin bu ihtimali de değerlendirelim" diyenleri yaftalamak uyuşturucu mübtelalarınca bir harekettir!

cemiyetimizde başı açık bir hanımı mekke fethine dair konuşturmazlar zira başörtüsü takmadığı için müslüman değildir; başı açık bir hanım camie girip namaz kıldığında garib garib bakarlar zira başı açıklar namaz kılamaz (ama lafa gelende vehhabiye sapık demesini bilirler); yine bu cemiyette namazını yol ortasında kılan temizlikçi üzerinden irtica tehlikesinden bahsederler!.. lütfen ama seminerde konuşturulmayan başı açık hanım ile samimice namazını kılan temizlikçiye reva görülen ne kadar farklı! ismet özel'in "ya amerikalı olunacak ya türk" sözünü bir de bu cihetten değerlendirmekten kime ne zarar gelir? tek tipleşiyoruz ayol! sıfatlarımız aynı, isimlerimiz farklı sadece! çok medh edilen farklılıklar sadece şekil mevzuu olmaktan öte bir mana ifade etmemekte. ismet özel herkesin birbirinden ve kendisinden sakladığını söylemekten ve bir alternatif/seçenek/ihtimal sunmaktan başka ne yapmış acaba? ne yani herkesi mutlu edecek şeyler mi söyleyecekti? onu politikacılar yapar. hakikat acıdır ve "ağulu aş"tan yemek herkesin harcı değildir! yunus emre ve mevlana hazretlerinden bahsetmek kolay da mesele onların sistemin dibine kibrit suyu dökecek irfanlarından nasiblenmek!

bizim memleketimizde münevveranımız bir müddet sonra kendi lisanlarını terk ederek ekseriyatın lisanını istimal etmeye başlar zira artık anlatamadığı daha doğrusu anlaşılamadığı fikrine kapılır! ismet özel duymak istediklerimizi söyleseydi mesele yoktu ama hançerini beslendiğimiz sistemin ta ciğerine sapladığı için tu kaka edilmekte. sırf bu sebebten hakikat canımızı acıtıyor. hakikati aynada bulanların aynasını kırmak bile iştir! dücane cündioğlu'nun dediği gibi: doğruyu söylediğinde kırılmayacak bir ayna bul ey talib!

selam!
 
Katılım
18 Mar 2009
#9
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

alkorsuha' Alıntı:
İsmet Özel'e yapılanları ben az bile buluyorum. Karşısındakine ayaklarının altındaki bir böcek gibi bakan, kendisini zirvelerin ucunda gören, burnundan kıl aldırmayan, burnu havalarda İsmet Özel, konuştukça insanların nefretini kazanıyor. Bugüne kadar sevilmesi bile kabahatti zaten.

Nice hayranı, tekebbür âbidesi olmak için yırtınan İsmet Özel'den soğuduğunu gördüm.

Hayatımın hiçbir devresinde şahsiyetini de şiirini de sevemediğim bu adam kendisinden başka hiçkimseyi görmüyor. Yıllar önce (1993 ya da 94 olabilir) Ramazan ayında iftar trafiğinde Merter'de belediye otobüsündeydim. Radyoları karıştırıyordum. Yahya Kemal isminin geçtiği radyoda durdum. Çirkin sesli birisi, sesinden de çirkin cümlelerle Yahya Kemal'e hakaretler savuruyordu. O çirkin sesli adam İsmet Özel'di . Evet geldim, radyonun telefon numarasını bulup radyoyu aradım . Bu arada radyo MARMARA FM idi. Aradım kendisiyle görüşmek istediğimi bildirdim. Görüştürmediler.
O zamanlar 18 yaşlarında bir delikanlı idim. Yahya Kemal'in okunmasından deliye döndüğünü söylüyordu. "Bizim insanımız bu şairi nasıl okur?" hayıflanıyordu. "Yahya Kemal'in bir şiirini delik deşik ettim, delik deşik etmeye de devam edeceğim." diyerek iticiliğini o günlerde de göstermişti.

İsmet Özel, her zaman böyle idi. Hiçbir zaman iyi bir insan olamadı. Yükselmeyi başkalarına hakaret ederek, başkalarını aşağılayrak elde edeceğini sandı. Konuşmalarında, kendini dinleyenlere bile nasıl hakaretler ettiğini şahit olanlar çok iyi bilirler. Bir ben vardır onda , başka bir şey yoktur.

İsmet Özel, gündemde kalmanın yolunu bulmuş. Böyle saçma sapan şeyler söyleyerek televizyonlarda boy gösterebildi. Romantik uyuzlarını iyice kaşımış oldu.
Yine söylüyorum: Yapılanlar, söylenenler İsmet Özel'e az bile! Adam gibi çıksın konuşsun, kimse kendisine bir şey demez.
söylediklerinizin bir kısmına katılıyorum...katıldığım ve bence haklı olduğunuz kısım şu kibir mevzusu...Şair taifesinin birçoğunda yoğun olan bir duygu bu bence...Ancak baki ağabeyin sarf ettiği gurur ve vakar çizgisinide göz ardı etmiş olabiliriz...kim bilir belkide ismet özelde bu görünmez sınırı ama bilerek ama bilmeyerek geçmiş olabilir..
 
Katılım
13 Şub 2009
#10
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

saygıdeğer tefekkür adamımız sn özel son çıkışı ile bize şunları öğretti kısacası:

1-milliyetçiliğin batıdaki gibi doğu toplumlarında asla olmayacağı, islamla tanışmış kavimlerin fransız ihtilali ile ortaya milliyetçiliğin geçersiz akçe olduğunu ve batı milliyetçiliğinin doğu toplumlarına toplum mühendisliği ile aktarıldığını, fakat bununda akim kalacağını göstermektedir.(örneklerini araplarda ve bizdeki ulusalcılarda görmekteyiz)
2-islamın samimiyetsizce kabullenilemeyeceğini, münafıkça yaşanan islamın birgün iflas edeceğini. _mütefekkirin tabiri ile gavurun eline düşüp oyuncak olacağını_(islam coğrafyasındaki terör hareketlerine bakacak olursak daha iyi görürüz)

3-ateşle barutun yanyana gelmediği gibi islam medeniyeti ile batı medeniyettini birarada yaşayamayacağı,yeni sentez medeniyyetlerin oluşmayacağı(son yüzyılımızın aydınlarının büyük çoğunluğu sentez medeniyyet için uğraşmıştı).

öğretmiştir sayın mütefekkir.

selam ve dua ile

 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#12
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

ebced çelebi' Alıntı:
Toparlanın, Gitmiyoruz!
Üstadım ışık var mı ? yapabilir miyiz?umudumu kaybetmeye başladım!
 
Katılım
19 Şub 2008
#13
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

ışık da var umut da... yapabilir miyiz? bilmiyorum. hiç değilse türklük meselesinde, ricat hattında sağlam kalacağız. ne demiş nur pakdil:

"düşünüyorum, o halde savaşacağım!"
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#15
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

ebced çelebi' Alıntı:
ne demiş nur pakdil:
"düşünüyorum, o halde savaşacağım!"
İnşallah ,Eyvallah!çapımız yettiğince.
 
Katılım
19 Şub 2008
#16
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

ismet özel'in 2003 senesi yazında milli gazete'de yazdığı yazıdır. ismet özel'in bir gazete'de yazdığı son yazıdır:

"Yazı yazmak" demiş E.L.Doctorow, "geceleyin araba sürmeye benzer. Önünüzü sadece size farların gösterdiği yere kadar görebilirsiniz; ama bu suretle seyahatin tamamına erersiniz." Bu söze itibar edeceksek, ben de geldim geleceğim yere kadar, bitirdim gezimi.

Benim için gazete yazarlığı bağlamındaki seyahat tamamlandı. Bundan sonra gazete yazısı yazmayacağım. Yirmi altı sene önce bir yandan inancıma ortak saydığım kimselere laf anlatmak, diğer yandan geçim derdiyle şoför mahalline bir şekilde oturduğum bu arabayı sürmem için hiçbir ahlâki gerekçe kalmadı artık. Neydi gazete yazısı yazmamdaki ahlâki gerekçe? İslamî siyaset yaklaşımı başını dik tutmak istiyorsa, ona destek olmaktı. Çok önemli ve işlev değeri çok yüksek bir işe giriştiğimi düşündüm. Yıllar ve yıllar boyunca çabalarımı hafife almadım. O kadar ki benden başka bir başka kalemle ikame edilebilecek bir tek satır yazmadım.

Devran döndü ve benim niyetlerimle olduğu kadar, benim ciddiyetimle ortamın ahvali arasında herhangi bir irtibat bulunmadığı ortaya çıktı.

Bu sebepten dolayı hakkımda "Bir zamanlar bir İsmet Özel vardı.." denilmesi pek yakışık almaz. Ben ortalıkta dönüp duran işlere, çevrilen dolaplara bulaşmadım. Buna mukabil adı duyulmuş biri haline geldim. Adım elbet gizli kalmayacaktı. Lakin benim hedeflediğim şey adımın yaygınlaşması değildi, varlığımın neyle uğraştığının farkına varılmasıydı. Gazete yazısı yazmaya başladığım günden bugüne aradan yirmi altı yıl üç ay geçti. Sonuç benim açımdan ve benim beklentilerim açısından pek parlak değil.

Aslına bakarsanız, sonucun parlaklıktan uzak kalmasını ben istedim. Bidayetten itibaren basın hayatında kendine yer açmak isteyenlerden biri değildim. Eğer nefsanî tatmin söz konusuysa edebiyattaki yerim buna kifayet ediyordu. Üstelik neye emek verdiğimi anlamayan insanların benim adımı ağızlarına almalarından oldum olası büyük bir rahatsızlık duyarım, ilk yazımda dedim ki kitle iletişim araçları vesilesiyle yazı işine giren bir Müslüman'ın vazifesi dikkate değer şeyler yazmak değil yazdıklarıyla dikkatlerin Kur'an-ı Kerîm'de yoğunlaşmasını sağlamaktır.

Dikkatler benim yazdıklarım vesilesiyle Kur'an-ı Kerîm'de yoğunlaştı mı? Hayır, hiç öyle olmadı. Meseleye "itibar" açısından bakarsanız yirmi altı senelik gazete yazarlığım pek parlaktır. Meseleyi önümüze "hakikate yönelmek" hassasiyetiyle koyarsak ortada tam bir fiyasko vardır. Demek ki girdiği yazı işinin altından kalkamamış bir Müslüman sayılırım. Neden? Şimdiye kadar elimden, dilimden ve sair azalarımdan ne kadar gavurluk (!) sadır oldu ise hepsinin bir alıcısı çıktı.

Gel gelelim, Türklüğüme müşteri bulamadım. Bu başarısızlığı devam ettirerek daha çok rezil olmaya katlanamam. Şimdiye kadar gazete yazarlığı dolaylarındaki işi kovalamamın sebebi sabır göstermemdi. Sabır dediğimiz şey sonu olan bir şeydir. Zamanı gelince sabır taşar. Belli şartlar oluştuğu halde sabrı taşmayan insan eğik bir boyunla ve mağlubiyetle yaşamayı seçen insandır. Artık siyasete dair yazı yazmayacağım. Yazdıklarım hakkında her gün biraz daha battıkları cehaletten aldıkları cesaretle mülahazalarını beyan etme hevesine kapılan kimselere söyleyecek sözüm yok. Onlara artık tahammül edemiyorum. Şimdiye kadar kendilerine gelmelerini, kendilerini bilmelerini ümit ettim. Ümidim boşa çıktı.


Kendini bilenin rabbini bildiği gerçeği bizi aynı zamanda rabbini bilenin kendini bildiği gerçeğine götürmez mi? Hayır, götürmez. Giderek tersi olma ihtimali yüksektir, yani rablerini bilmeyi öne alan kimseler kendilerini unutma akışında ilk sırayı doldururlar. Dikkat edin, "r" harfini büyük yazmadım. "Rabbim Allah, kitabım Kur'an" diyenleri ortamdan ayrı tutuyorum. İçinde yaşadığımız çağ İslâm'ı arayanların onu ancak kitaplarda, Müslümanları arayanların onları ancak mezarlarda bulabildiği bir çağdır. Hal-i hazırda kimin terbiyesi altında bulunuyorsak (bir zamanlar bulunmuşsak değil) rabbimiz odur. Demek ki ne ile terbiye edildiğimiz hakkında edineceğimiz her malumat rabbimizi tanıma yönünde bir miktar ilerlememize sebep olacaktır. Terbiye edeni de terbiye eden vardır diye düşünmekten kendimizi alamayız. En iyisi bir başkasının terbiyesi altında olmayanın terbiyesi altına girmektir.

Demek ki kültürün kökeni bizi ilk elden ilgilendirir. Buradan kalkarak aldığımız terbiyenin Türklüğümüzün derecesini de belli ettiğinin farkına varırız. Türkiye'de yaşayanların ne kadarı Türk'tür? Siz bu soru üzerinde düşüne durun. Ben sizin durduğunuz yerden tedirgin oldum, başka yere gidiyorum.
 
Katılım
3 Ağu 2008
#17
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

sivas, konya, urfa, antep ve ankara... ismet özel'in başka yere gidiyorum dediği ve "temel attığı" yerlerin ilkleri buralar. şimdilik...

Allah sayini meşkur kılsın.
 
Katılım
3 Ağu 2008
#18
Ynt: nedir bu ismet özel düşmalığı????

bartın'ı da buralara ilave edebiliriz... şimdiden hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun!
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap