Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

uluğbey' Alıntı:
Benim en fazla bozulduğum şeylerdendir bir Türk'ün milliyetçilik yaptığında ona 'faşist,ırkçı'muamelesi yapılması ve başka ırktan bir insanın göğsünü gerekek ben şuyum buyum dediğinde ise 'efendim haklarını savunuyor,ne var bunda' denilmesidir.
tebrikler! bende aynı zihniyetin başka bir vechesini nazarlara takdim edeyim.

bugün türk, bırakın türküm demeyi gavur bile diyemiyor. ayıp, kötü, ahlaksız bir söz olarak yeni lisanımızda bu kelimeye bir yer tanzim edildi bile. aslında faşistliğin şahikası bu mantıktır. tersinden faşistlik başka bir şey değil!

düşünün dünyanın pek çok yerinde yahudi aleyhinde tek kelime ettirmezler. karşınıza hitlerin yaptıklarını çıkartarak güya ırkçı olmakla yaftalanırsınız. bugün bu memlekette türk haric herkes ben öyleyim ben böyleyim diyebiliyor da türk türküm dedi mi kıyamet kopuyor.

atsız'a gelince:

atsız; ateist, şamanist, şu bu değildir. atsız için islam "milletinin" dinidir. yani din metbu' değil, tâbi'dir. dikkat edilecek husus budur. elbette bir psikoloji ile hareket ettiği için iyi-güzel-doğru dediğimiz şey kendince şekillenebilecek meselelerdir atsızın kafasında. türkçe ezan, türkçe kuran meseleleri için bu hususa dikkat etmek lazım.

ve yine nihal atsız bir faşist değildir. adını doğru koymak lazım. nihal atsız din-i mübin-i islam'ı rehber edinmemiş bir türkçüdür. sözlerini anlayabilmek için devrinin şartlarına nazar etmek lazım. bu zamanın şartları ile mukayase edip tahlillerde bulunmak hata olur. atsız kendi fikrince -ki bir psikolojiye istinad eder dedik- türk yurdununun -dikkat! türk vatanının değil- selameti açısından dost ve düşman kutub tasnifinde bulunmuştur o kadar. elbette bu tasnif köksüz ve ruhsuzdu lakin faşizm olarak tesmiye edilemez... tesmiye eden hangi noktalardan ettiğini izah etmeli.
 

kelimelerin_ahengi

İnsan,dilinin altında saklıdır...
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

uluğbey' Alıntı:
Nihal Atsız'a 'kafatasçı'yaftası yapıştırılır.
Uluğbey kafatasçı kelimesini sanırım bu konuda ilk yazan ben olmuşum.Ancak belirtmek istediğim benim Hüseyin Nihal Atsız'a bu yaftayı yapan kişilerdi,yani kişisel fikrim değildi.Şimdi sizin Türkistanbeyin ve Mehmet Baki beyin yazdıklarından sonra acaba yanlış mı anlaşıldım fikrine kapıldım.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

muhterem kelimelerin_ahengi;

mehmet baki' Alıntı:
tesmiye eden hangi noktalardan ettiğini izah etmeli.
bu cümle sizi yahut bir başkasını hedef almamakta. kaldı ki yine bu cümle "hadi iddianızı ispat edin" manasına gelmiyor. fikrin hangi süzgeçlerden geçerek oluştuğunu öğrenmek muradında bir cümledir. yoksa ki kimseye ispat et demedim.

bir başka husus... evvelende başka başlıklarda ifade ettim. tekrarında fayda görüyorum: cümlelerimin hükümvari olması yani "-dır" ve "-dir" ile bitmesi sadece lafzendir. meramımı yanlış aksettirdiysem affola.

selamlar.
 

kelimelerin_ahengi

İnsan,dilinin altında saklıdır...
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

mehmet baki' Alıntı:
muhterem kelimelerin_ahengi;

bu cümle sizi yahut bir başkasını hedef almamakta. kaldı ki yine bu cümle "hadi iddianızı ispat edin" manasına gelmiyor. fikrin hangi süzgeçlerden geçerek oluştuğunu öğrenmek muradında bir cümledir. yoksa ki kimseye ispat et demedim.

bir başka husus... evvelende başka başlıklarda ifade ettim. tekrarında fayda görüyorum: cümlelerimin hükümvari olması yani "-dır" ve "-dir" ile bitmesi sadece lafzendir. meramımı yanlış aksettirdiysem affola.

selamlar.
Eyvallah...

Ben yanlış anlaşıldığım konusunda yanlış anlamışım.
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

Muhterem ağabeylerim kardeşlerim!

Yanlışım varsa çekinmeden düzeltiniz.Şunu sormak istiyorum.Nazım Hikmet ve ideolojisi karşısında bir koruma kalkanı olarak yorumladığınız ve dönem şartları gereği normal karşıladığınız Atsız’ın fikriyatı ve fiiliyatı sizce normal mi?Etki tepki meselesi ile yorumlanan bu hareketler sizce güzel mi?Yani bir tarafta komünizm küfrü varken öbür tarafta aşırı derece milliyetçilik ile mi aklanacağız?Ya hu el insaf!!Şu mektubu bir daha okuyunuz lütfen.Hiçbir müslümana küfre karşı küfürle mukabele etmek yakışır mı?Haddimi aştım mı bilmem ama buranın samimiyetine güvenerek söyledim bunları.Ama yanlışa yanlış doğruya doğru demek lazım.Ne Nazımı ve ideoljisini aklamak bizi şirin gösterir ne de Atsız’ı ve ideolojisini aklamak bizi milliyetçi gösterir.Selam ile…
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

Muhterem Allah razı olsun senden.Bunları biliyorum ama benim sorumun cevabı bu yazı içinde değil ki.Köy Enstitülerini orada okumuş birinden canlı olarak dinledim.Oraların ne amaçla kurulduğuda bilinmekte zaten.Tarihi daha fazla yargılamak istemiyorum.Bu konu beni aşar.Ne derseniz deyin bu bir etki tepkidir.Bu etki tepkiyi diler Fransız ihtilalinden bu yana getirirsiniz diler komünist ideoljinin Anadoluda filizlenmeye başladığı dönemden getirirsiniz.

Ayrıca bu hararetli konu bu kadar edebli ve sakin tartışıldığı için ne kadar mutluyum bilemezsiniz.Bunu her zaman dile getiriyorum ama tekrarda fayda vardır.Selametle...
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

atsız'ın vakt-i zamanında islami mahfillerin düşmanı olan kutba/rejime düşman olması, onun "kalkan" olduğu manasına gelmez. kaldı ki düşman olan kutub/rejim, her şeye düşmandı. yani atsız, islami hassasiyet gösterip rejime muhalif olmamıştır; aksine rejim atsız ve şürekasına hareket sahası bırakmadığı için düşman kesilmiştir. yoksa ki atsız şükrü saraçoğlunun başvekillik koltuğuna geçerken yaptığı konuşmadan hükümetin türkçülüğüne vahmetmiş ve başvekile hitaben "orhun"da iki adet uzun mektub kaleme almıştır. sonraki hadiselerle rejim tarafından tard edilince, atsız rejime sadece kendisine vurduğu için muhalif olmuştur. o kadar!

önceki karalamalarımda köksüz derken işte bunu kastettim. atsız'ın muasırı olan necib fazıl, bediüzzaman hazretleri ve diğer zevat derhatır edilirse "muhalefetin" ne olduğu ve kalkanın kimler olduğu görülür. dolayisiyle köksüz olan atsız'ın kalkan olması muhaldir. atsız'a verilecek en büyük paye -belki- düşmanı kandırmak ve belki zaaflarını tesbit için asıl kuvvetten önce gönderilen cılız neferlik olur. kaldı ki bu dediğim bile bir vazife taksimi manasına değil; "illa bir paye verilecekse zorlama bir iltifat ile bu paye verilebilir" manasına gelir.

atsız'ın fikri tabii değildir elbette. evvelen dedik: atsız hissi/psikolojik bir saik ile inşa işine koyulmuştur.

"atsız'ın fiillerinin tahlilinde devrinin şartlarına nazar edilmelidir" diyerek meselenin atsız'a bakan vechesini değil bize bakan vechesini işaret etmeye çabaladım. biz ne çapta meseleleri ele alırken geniş düşünürsek neticesi de o çapta hayırlı olacaktır. böylece muhatablarımıza söyleyecek söz bırakmamış oluruz. bir nevi mebde-mead meselesi.

selam ile...
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

evla' Alıntı:
Döndüm dolaştım, yazdım sildim, takıldım işte haklılık payı da mı yok ?
Yazıp yazmama konusun da terettüp etmiştim ama Atsız'dan bir fark göremedim ki sizde. şimdi siz Türk ve Türkün dostluğu düşmanlığınızdan girdiniz Köy enstitülerine kadar olayları vardırdınız. Nifak tohumlarını göz önünde bulundurdunuz, ama diğerini yaftalamak da geri kalmadınız.
bana kalırsa Türk'ün en büyük düşmanı yine Türk’dür. Allahın izni ile diğerlerini galebe çalabiliriz ama içimiz de sivrilenleri "yaftalamakla" elimize bir şey geçmez. Geçen günler de hocamla tarihden bahsederken üstünde durmam gereken bir cümle söyledi.(siz nasıl düşünürsünüz bilemem)
-kişilerin adını zikretsem de, amacım kişileri yermek değil usulu misallendirmemdir. Dedi
Atsız da bir örnek ve usulde hataları ve doğruları olan bir kişidir. Seçimleri ise gün gibi aşikardır. Zamana baktığımız da ise herkesin saptırılmış düşünceleri olabilir velakin halka genişledikçe mutlaka hata payı ister istemez oluşur. Hata payı ise insanda yaşam hakkından önce gelir!
Bizim yapmamız gereken de yanlışlardan ders çıkarmamız gerekir. Tarihin tekerrür etmemesini sağlamaktır.
Söz düşmanlıklara gelecekse bu dünya da iki sıfat vardır sadece Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar. Bizler sadece buna bakarız. Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar sözüm de aklıma bir olayı getirdi.
Hz.Mevlana oğlu ile yolda yürürken papazla karşılaşır. ayak üstü hasbıhal ederler ve papaz sohbet sonunda eğilerek Hz.Mevlanaya selam verir bunun üzerine Hz.Mevlana papazdan daha da aşağı elirek selam verir.
Bunun üzerine Oğlu
-Baba nasıl olur da sen papazdan daha aşağı eğilirsin dediğinde Hz.Mevlana'nın cevabı müthiştir.
-Ey oğul mütevaziliği onlara mı bırakacaktım.
Bizim Müslüman olmayana bırakacak hiç bir şeyimiz yoktur vesselam. Ve Türk de Müslüman demektir.
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

Dediklerinizi aynen tasdik ediyorum ve buradaki herkesinde tasdik edeceğine inanıyorum.Yaftalamak mevzuunda bizden aşağı kalmadınız muhterem ağabey.Olayları konuşmak ve bir doğruya gitmek eğer birilerinin yaptıkları ve söyledikleri üzerindense siz buna yaftalamak diyemezsiniz.ideolojiler ve fikri akımlar soyut olsaydı burada somut cümle kurmakta zorluk çekerdik.Elbette ideolojiler ve fikri akımlar birilerinin vücudunda müşahhaslaşacak ki bizde somut cümle kurma ve somut düşünme yoluna gideceğiz. Yoksa salt bir mücerredlik üzerinden hiçbir örnek veremeyiz.O kişi üstünden onun savunduğu ve neferi olduğu fikir daha kolay ve anlaşılır ve daha açık bir şekilde değerlendirilmez mi?
Verdiğiniz Hz.Mevlana örneği islamın müşşahası değil midir?

Sanıyorum kişiler üzerinden hareket etmek bizim yaftalama yapmamıza neden oldu?Öyle mi acaba?
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

Bizi tarif eden güzel bir şiir paylaşayım dedim izninizle:

Türk olmak,
Osmanlı'nın borcunu ödemektir, hovarda babanın borçla yasayan evladı gibi.
Kosova'da ve Bosna'da, Bati Trakya'da ve Makedonya'da, bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabini vermektir.

Türk olmak,
Kıbrıs'ta, Hocali'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.

Türk olmak,
Lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini anlatamamaktır.
Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir suru asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir, sadece kuşatıp, Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığı için.

Türk olmak,
Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazin üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımada da misafir muamelesi görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, ayni zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

Türk olmak,
Arabaya koşulan ilk atin vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği, her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta... kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

Türk olmak,
Mostar'da köprüdür,
Kerkük'te kaledir,
İstanbul'da Kızkulesi'dir,
Anadolu'da buğdaydır,
Çukurova'da pamuktur,
Ege'de tutun,
Karadeniz'de fındık,
Trakya'da ayçiçeğidir.

Türk olmak,
Çanakkale'de ölmektir.
Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanene taşımaktır.
Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır.

Türk olmak,
Sabahları odana rahmet dolsun diye, cami açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
Balkon kösesine kuşlar için, kisin ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

Türk olmak,
harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekeliğini reddedip...
Tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile...
paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen...
Yedi düvele meydan okumaktır.

Türk olmak,
Askere davul-zurna ile uğurlanmaktır...
belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak,
Annenin ardından' bir oğlum daha olsun, onu da göndereceğim' demesidir.
Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'vatan sağ olsun' demesidir.

Türk olmak,
Ecdadın yasadığı kıtlıktan dolayı, cayın yanında gelen sekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
Göz hakkına, diş kirasına saygıdır,

Türk olmak.
Evindeki bir kap asin yarısını tanrı misafirine vermektir.
Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

Türk olmak,
Milli maçta ağlamaktır.
Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.

Türk olmak,
Aşkını ölesiye sevmektir.
Aşkı için ölmektir, öldürmektir.
Sevdiceginin elini bir kez tutamadan toprağa girmektir.
En güzel ask şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.

Türk olmak
Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir.
Mevlana'yı, Haci Bektas-i Veli'yi ve Hoca Yesevi'yi...
-tek bir satirini okumasa da-
yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak,
Saz çaldığında, ney üflendiğinde, koş dövüldüğünde ve kaval çaldığında yüreğinin derinlerinde bir sizi sezmektir...bir de Yemen Türküsü'nde...

Türk olmak,
Hayatin sana verdiklerine 'nasip', vermediklerine 'kısmet' demektir.
Her isin 'hayırlısına' inanmaktır ve 'feleğe' küfretmektir
ve ağlamamak için...
çok gülmekten çekinmektir.

Türk olmak,
Asya'da batili, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
ırk sözünü bilmeden yasamak, yaratılanı Yaratandan ötürü sevmektir.

Türk olmak,
Mahalle maçı için ayni saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

Türk olmak
En zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor istir Türk olmak.

Türk olmak
Anadolu'da her düsen yağmur damlasına hamletmek, her çıkan basak için şükretmektir.

Türk olmak
Medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir.

Ne diyeyim ki...Çok mu gurur okşayıcı yoksa çok mu muhasebe ettirici bir şiir bilemedim...
 

kelimelerin_ahengi

İnsan,dilinin altında saklıdır...
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu


Yazı çok hoş,sanırım çoğumuzun muvafık olacağı bir yazı.Teşekkür ederim kendi adıa,çok beğendim.
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

Muhteremler yazı bana ait değil aman yanlış anlmayın.Ben kim böyle yazmak kim...
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: Nihal Atsız'ın Oğluna Mektubu

Hakiki bir imana sahip olan kainata meydan okur diyor Üstad...Kainatın içini aklınıza gelen herşeyle doldurunuz.Ancak bu şekilde bu sözün ağırşığını taşıyabilir.
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Yiğit bahtsız olurmuş,
Taçsız tahtsız olurmuş,
Namertlerin adı çok,
Mertler ATSIZ olurmuş."

Vaktiyle bir Atsız varmış Var olsun..

11 Aralık...Türkiye'nin yetiştirdiği en seçkin tarihçilerden, yazar, şâir, Türkolog,Türkçülük-Turancılık fikrinin öncü ismi Huseyin Nihal Atsız'ı hakka yürüyüşünün 43. yıl dönümünde sevgi,hasret , minnetle anıyoruz.

"Vaktiyle bir Atsız varmış” derlerse ne hoş! Anılmakla hangi ruh olmaz ki sarhoş? "
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Nihal Atsız, Yaşar Kemal’in, “beni en iyi anlayan insan” diye bizlere tanıttığı dostudur.Bu da böyle biline.
 
Son düzenleme:

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Attila İlhan, edebiyat hocası Hüseyin Nihâl Atsız'ı anlatıyor:

"1941′di galiba, İzmir’deki bir liseden komünistlikten dolayı kovuldum. Belge aldığım için hiçbir yerde okuyamıyordum. Özel bir lisede okuyabilir mi diye, beni İstanbul’a yolladılar. Boğaziçi Lisesi’ne geldim. Boğaziçi Lisesi’nde edebiyat hocam kimdi, biliyor musunuz? Nihâl Atsız idi. Ben, “eyvah” dedim, “bu adam beni hemen mimleyecek ve perişan edecek.”

Ne bekliyorum biliyor musunuz, bir Hitler bekliyordum ben. Geldi, hiç de öyle bir adam görmedim ben. Derli toplu, aklı başında, işini ciddiye alan bir adamdı. Her çocuğun İstiklâl Marşı‘nı baştan aşağı ezbere bilmesini isterdi. Onu yapamadın mı, sıfırı alıp oturuyordun.

Ve sınıfta bu işi yapan tek adam ben çıktım. “Sen kimsin, nereden çıktın yahu?” dedi. “Ben şuyum.” dedim. “Sende iş var.” dedi. Birkaç soru daha sordu ve bizim Nihal Bey ile öğrenci-hoca ilişkisi çok büyüdü. Derslerinde hiç politik telkinde bulunduğunu hatırlamıyorum. Sadece, İslam önce Türk tarihinden daha çok bahsederdi. Yani onunla daha çok ilgilenirdi.

Çok sonra, okudukça fark ettim ki, Gaspıralı da aynı yolda. Gaspıralı, “Dilde, fikirde, işte birlik” der. Neden, çünkü bulunduğu yerde Hristiyan, Musevi Türkler de vardır. “Dinde birlik” demek. Böyle dersen müslüman olmayanı dışlamış oluyorsun…"