NuN Masalları

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#1
her birey biraz ev dir... //ev'in inşa'sı
malzemesine harç arayan bireyin -kendim- adlı binasını inşa süreci


her birey biraz evdir...


*kimi virane
*kimi tepe başında yalnız bir kulube
*kimi çatısı akan kapısı kırık evler kümesi
*kimi deprem bölgesinde yıkıntılar içerisinde dimdik duran sağlam temelli yüksek katlı bir apartman
*kimi bir grup yüksek katlı dimdik duran sağlam temelli apartman...




*virane, yıkılıp yeni bir inşa sürecine girmesi gerek bir bina türüdür.. viran olmuştur binalığından eser yoktur.. nedir ne değildir anlaşılmaz bile.. ne çatısı vardır ne bacası ne kapısı vardır... ev, bina.. ne olduğu belli değildir.. ne oluğunun farkına acilen varmalı kendini var etmeli ve o etmelidir !!
*yalnız bir kulube ise akın akın gelecek yabani domuz sürülerine karşı direnci malzemesinde bulamayacak ve akınların sayısı ile şiddeti arttıkça viraneleşecektir..
*bu yalnız kulubeden daha zavallı olan şey varsa o da küme halinde bulunan fakat çatısı akan ve kapısı kırık evlerdir.. yalnız kulube yıkıldığı anda sadece kendi binasını yok edecekse, bu bir grup bozulmaya yüz tutmuş bina yanyana oluşları cihetiyle yıkılışlarında birbirlerine değmek veyahut titreşimler yaymak sureti ile çökerlerken diğerlerinin de çöküşünde etkili olacaklardır.. açık kapılarından içlerindeki değerli hazineleri talan etmek isteyen hırsızlar içlerine dolacak, ellerindeki balyozları binanın kalbi olan kolonlarına saplayacak bir kolon düşerken bağlatılı olduğundan diğer kolonları da düşürecek böylece binayı yıkacak ve yıkılan bina yanındaki binayı o da diğer yanındaki binayı domino taşları gibi düşüren etmen olacaktır.. ha düşürmez.. yarattığı sarsıntı ile huzursuz eder........
*deprem bölgesinde yıkıntılar içerisinde dimdik duran sağlam temelli yüksek katlı bir apartman diğer misallere nazaran en sevimlileridir. olanca yıkıntı içerisinde müteahhitinin özenli davranışı ile sağlam harç ve malzemeden bina edilmiş, temeli kaliteli kalın demirlerle desteklenmiş, kolonlarının içi doldurulmuşur. bu hususiyetleriyle kendisi sağlam bir bina olmuş ve dış etmenlerle yıkılan diğer binalar gözlerinin önünde birer canlı ders olarak duruken o doğru inşa edilmişliğin sembolü olarak dimdik kalmıştır. bunda elbet diğer binaların yanında bulunmasının fakat çok içinde olmamasının da payı büyüktür. çünkü devrilen şey bir devrilmeye domino taşlarındaki yakınlıkla birbirine çok girift binalarda diğer binaları da devirecektir...
* lakin tüm örnekler içersinde en sevimlisi şudur ki; bir grup yüksek katlı dimdik duran sağlam temelli apartman... bu apartmanların bir evvelki apartmanımızdan farkı sadece domino kadar yakın Fizan kadar uzak olmamayı kendi temellerini bu cihette atabilmeye başarabilmiş olmalarıdır. yükseklikleri ile içlerinde kolonlarına balyozla vurup hazinelerini gasp eden hırsızları çıkartmamış; sıcak, mutlu yuvalar kurdurtmuş, sağlam atılan temel demirleriyle kararlılıklarını kendi oluşumlarının en başından itibaren damarlarında var kılmış, içi dolu kolonları ile ayakta kalabilirliklerini sağlamlaştırmış ve kaliteli malzemeleri ile parçadan bütüne birer sağlam eser olagelmişlerdir. en önemlisi birbirleriyle iken birbirlerine çarpıp diğerlerini de yıkamayacak kadar güzel yerlere inşa edilmişlerdir yıkılmamaları için sağlam inşa edilirlerken...




*dost, onu yıkacak kadar içinde, onu anlamayacak kadar dışında olmamalı
*dost, onu talan değil imar etmeli; imar ederken kendi de imar olmalı
son maddeyi idrak ettirecek vesileleri sebeb perdesinden sunuyor Rabbim gün be gün.. insan -uzaklığını dondurmayacak sıcaklığını yakmayacak ölçüde muhafaza ile- ancak insanla tanır kendini Goethe'nin değişiyle tırnak zatımın acizane fikridir ve insan ancak insana yardımla vardır'ı düşündüren olaylar zinciri haline gelen nefes alma süreçlerimde gördüğüm şu idi ki; birey, karşısındakine yardım edebildiği ölçüde varlığının amacına erişiyor sanki, birinin kapısının açılmasına el olabilirlik hissi işe yaradığını farketmek onun huzurunun yanında sizin de huzurunuz oluyor...


*birey, oluşumunu gerçekleştirmeye çalışırken malzemesini iyi malzeme seçmeli; fast-food müzik karnını ağrıtacaksa popüler diye o müziği yememeli, okutturdukları kitap beynini bulandıracaksa ödevdir diye okumamalı !! kendi oluşumunu ona huzur veren, onu anlatan, duyarlılıklarını kuvvetlendiren müzikler ve kitaplar ile desteklemelidir... 3 noktadan evel yazmış olduğum satırlar bir kaç ay eveline aitti şu da vardır ki farklı görüşe mensub üstlerin farklı görüş empoze vetahut üzerine tefekkür amacı ile okutturduklaı kitaplar her bireyin farklı akıl süzgeçlerinden farklı geçeceğinden bu sempati oluşturma çabaları antipati şeklinde de tezahür edebileceğinden ve belirli fikir kolonlarının üzerimizde sağlamlaşması için çürüklerinin tesbiti ve yıkımı cihetinde karşı görüşü de okumak ve anlamak elzemdir diye düşünüyorum. Doğrularımızı birileri sorguladığında benim doğrum bu ve budurdan ziyade bu ve bu değildir söylemi onun ne olmadığının belirtimi daha etkili bir savunma yöntemi olabilir bu nedenle ne olmadığımızı anlamak için onların ne olduğunu görebilmemiz açısından okumalıyız
*birey, yıkılmamak ve yıkmama için çabalamalı
*birey, sonluda sonsuzu aramalı
sonsuzdan geldiğinin sonsuza gideceğinin idrakiyle...



" inşaallah derse yakaran
inşa eder Yaradan.........."

demiş Senai Demirci hocam. ikrar ile sükût eder inşaallah derim inşa'm için

hayırlara vesile olsun


bembeyaz kağıda damlayan bir NuN lekesinden..
"mim . "



AŞK iledir ki NaR, NuR olur... //Celaleddin-i Rumi Hz.//
AŞK olsun...
 
Katılım
18 Mar 2009
#2
Ynt: NuN Masalları

İmar ederken imar olmak.Hem mimar hemde mamur olmak diğer bir söyleyişle.Eyvallah diyelim...Simgelerin havada uçuştuğu ve manayı enkazlar altında aratan bir yazı olmuş.Elinize sağlık...
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#3
Ynt: NuN Masalları

Eyvallah, sizin de gözünüze sağlık... mana enkaz altındaysa işimiz nicedir? derindeki mana mıdır kıymetdar olan yoksa aşikâr eden midir kendini hemen? velhasıl kapalı üslûbun yeri ehemmiyette nedir?
 
Katılım
18 Mar 2009
#4
Ynt: NuN Masalları

Şiirde kapalılığı över şairlerin bir kısmı isimlerini benden daha iyi bilirsiniz.Nesirde açıklığı daha çok tercih ederler.Nesrin ve şiirin arasındaki fark bu olsa gerek.Yani kullandıkları dilin anlatımı açısından şiirin daha kapalı nesrin ise daha vuzuh olmasını tercih ederler.Ama onlar böyle isityor diye bizde öyle olamayız.Çünkü sanat bir şahıslar alemidir.Divan şiirinde bile mazmunlar aynı olduğu halde kişiler onu farklı manalarda kullanarak bir şahsiyetlik yakalarlar.Ama onu eleştirmek isteyenler mazmunlara üstünkörü bakarak tek düze olmakla eleştirirler.Velhasıl manayı yanlızca düşünenlere çaktırmak istiyorsanız kapalı uslüp kullanın yok ben herkes anlasın diyorsanız açık uslüp kullanın.Veya size ne kardeşim istediğimi kullanırım diyorsanız sizin bileceğiniz iştir:)
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#5
Ynt: NuN Masalları

estağfurullah.. zihnimde kurguladığım kelimeleri örneklerle vermek isterim ilkin bu da, hayal edilebilsin karşı zihinlerde diye simgeye dönüşür içten gelen bi yönelim bu. örneklerin akabinde konunun açık halini de vermeye çalışırım yöntem olarak ne derece doğrudur yaza yaza öğreniriz sanıyorum. içimizden nasıl geliyorsa öyle yazıyoruz galiba o an :) selam olsun..
 
Katılım
18 Mar 2009
#6
Ynt: NuN Masalları

Estağfurullah bizde aynı yolun yolcusu olmaya çalışıyoruz.
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#7
Ynt: NuN Masalları

akıl akıldan üstündür, eleştiri geliştiri'dir kardeşim.. Allah kolaylasın, hayırlı fetih kapıları açsın dilerim.
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#9
Ynt: NuN Masalları

.hiç.

olamadık..
kirli fikirlerimiz dolaştı beynimizde
beyinden kalbe giden her yolu işgal etti pis güçler,
bombardımanlardaydı kötülük timleri iyilik şehirlerine
fitne haset kibir gurur füzelerinden yakıcı hisler temas etti masum tenlere...
olamadık..
Mesnevideki eşektik birer
sırtına kitaplar yüklenmiş, içleri kıymetli bilgilerle süslenmiş.. taşıyıcılardık.
o kitaplar olamadık..
taşıyan anlamayan uygulayamayan sadece taşıyan eşekler olduk
kitap gibi susamadık
eşekleri gibi bağırdık olanca insaniyetsizliğimizle dembedem
bunu bize yakıştırdı kimileri
görmeden içimizi
sisliydi hava şartlarımız
göremezlerdi bizi....
Şems-i Tebrizice Mevlana Hazretlerinin kitaplarını suya atamadık bir Mevlana olamadık iç iklimimizde baharı getiren fiiller eden..
Mesnevideki derviş değildik birer
hırkasının içine çekilen bahar günü ve orada gördüğünü söyleyen esas baharı..
neydi ki dışarıda gördüğün gül bülbül akarsu hoş hava..
sıcak rüzgarlar eserdi iç iklimimizde yoğun bombardımandan oysa
kötülük timleri bombalardı iyilik şehirlerimizi
fitne haset kibir gurur füzelerinden yıkımlarla yıkılırdı
biraradalık paylaşım tevazu sakinlik evleri...
birer "herşeyi ben bilirim lan !! " dık
birer "ben yaptım abicim !! " dik
birer "ben" dik sonra "BEN" olduk...
bir türlü olamadık
hiç olamadık...
"hiç"ken...
bilemedik..
önce kendimizi....
kendimizi bilemeyişimizce Rabbimizi
ölemedik...
ölmeden önce..
öldüremedik o sarmaşık gibi gülü saran, boğan, nefes aldırmayan, öldüren "ben"imizi...............
yazdık yazdık çizdik...
kustuk sayfalarca kinimizi
yazdık yazdık çizdik iğrendik kendimizden
düşünmedik kendimize ne ettiğimizi
birer "ben bilirim lan !! ben yaptım abicim !! ben ve BEN hep ben yine BEN" yine yeni yeniden her dem .....
birer esfel-i sefilin mi....
birer melesef...
esefler duyduk düşünmeye kalktığımızda
çokca düşünmeyi erteledik yaşamıyormuşcasına
çokca düşünmedik
fakat çocukca düşündük her defasında
birer olamadıktık..
birer olamadım değildik ama asla !!
o kadar da kabullenmemdik
fakat
birer sevemedim
birer beğenmedim
birer banane lan
birer fısır fısır fısır dık
o kadar da ...
kirli ellerimiz vardı edebi e den kaybetmiştik...
dilimizin ise kirlilik sınırında alarmı kırmızıya çalmıştı
yüksek dozda öldürücü seviyede kirlilik vardı dil şehri semalarımızda
nice yaşayanı öldürmüştük
nice yaşadığımız dil de ölürken
dil kırmızıyken tazeliğinden
alarmı kırmızıya dönünce kirliliğinden
dil kararmıştı kinliliğinden
süveyda kalmamacasına terk etmişti kırgın ve de bitkin, yorgunca..
süveyda karalığını sevdasından alırdı oysaki
bu karalık kin bombasıyla düşmüştü dil şehrine de
bir kara kaçarken böyle kararmıştı dil şehri
süveyda gider kin düşerken gönle...
birer keşkeydik
birer ama yapacaktımdık
birer özür dilerim dik
birer tövbe ki ne tövbeydik
birer bozup bozup gelendik o tövbeleri binlerce kez
ne olursak olalım yeterki gidelim...
gidiyor muyuz ??
biliyor muyuz ??
ölüyor muyuz ??
oluyor muyuz ??
b miz kalmamıştı ahir zamanda
halbuki sır b de altındaki noktada
süveyda bir nokta
sır süveyda
sevdik mi süveyda-veş
insanı sevdik mi Yaratanından...
yoksa kin bombardımanı ve göz yaşı gazları ile yaktık mı
kara süveydaları....
olamadık
işgal başarı ile sonuçlandı
beden ülkesinin her şehri başarı ile yağmalandı kötülük timlerince
kirli bedenlerdik dolaşan
fikirler eller diller beller bedenler
kapkara
yağmalanmış
kötülük timlerinin sancakları asılmış
bu bir zafer alameti
baybederken insan insanlığını
budur nişanesi...
919
1:11
güzel zamanlama için teşekkür ederim Rabbim
<<hicabsal problerimiz hicab oldu gerçekle aramıza
kara kara güneşlikler astık güneşin karşısına>>
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#10
Ynt: NuN Masalları

tebdil-i yazıda ferahlık vardır..
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap