Odunlukta öldürülen ozan

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#1
Eleştiri (yergi: hiciv) yüzünden canından olan ozanlardan birisi de Nefi'dir (1582-1635).
Nefi, divan şairidir.
Gel gör ki saray adamlarını yerden yere vurmuştur. Bu hicivleri Siham-ı Kaza (Kaza Oku) adlı kitabında toplanmıştır.
Padişah 4. Murat, bu kitabı okurken yanına yıldırım düşünce bunu, kitabın uğursuzluğuna vermiş; Nefi'yi çağırtıp bir daha hiciv (yergi) yazmayacağına dair yemin ettirmiştir.
Söylentiye göre, bir gün ozanımızı çağırtan 4. Murat alttan alarak, onun yergi yazıp yazmadığını sormuştur. O da Vezirazam Bayram Paşa'yı taşlayan bir şiirini okumuştur. Bunun üzerine, padişah, kan dökücü yüzünü göstermiş; ozanı, düşmanı olan Bayram Paşa'ya teslim ettirmiştir.Bayram Paşa da Nefi'yi öldürtmesi için Boynueğri unvanlı Çavuşbaşı Mehmet'e teslim etmiş ve bu arada arkasından 'Gittiğin yerde babama selam söyle!' demiştir.
Nefi, durumu anlamış; cevabı yapıştırmıştır. 'Cehenneme gitmiyorum ama ananızın yanına uğrayacağım...

Çavuşbaşı, Nefi'yi boğmak için götürürken; 'Gel hele Nefi Efendi, gel! Odunlukta da hiciv düzeceğin (yergi söyleyeceğin) bir kişi var!' demiş. Nefi, bu kaba saba adamın önünde dik durmuş ve 'Bire hödük, yürü; elinden geleni arkana koyma!' demiş.
Nefi, Siham-ı Kaza adlı kitabındaki gibi yergiler yüzünden öldürürünce, arkadan şu beyt ile duruma tarih düştüler:

'Gökten nazire indi Siham-ı Kaza'sına
Nefi diliyle uğradı hakkın belasına'

Hakkın sesiydi
Nefi, Erzurum kökenli bir insan olarak İstanbul'da zor koşullarda yaşamış; yeteneği ile Saray'ın duvarlarından içeri girmişti.

Onu ölüme yollayan Padişah 4. Murat, kan dökücülükte çılgınlık düzeyine yükselmişti. İstanbul'da tütün yasağı, kahve yasağı gibi gerekçelerle binlerce insanı sorgusuz sualsiz katlettiren bu padişah; kendi otoritesine direnen bir ozanı elbette kabul edemiyordu.(Bu kısma katılmıyorum fakat metnin orjinalliğini bozmamak için çıkarmadım)
Nefi, dönemindeki başbakan konumundaki vezirazam da dahil, bütün yöneticileri taşlamıştır. Bu yüzden üst tabaka yönetimi ona düşman olmuştur.

Atışmalar
Dönemin divan katibi Tahir Efendi, Nefi'ye kelp (köpek) diye saldırmış. Ozanımız şu dörtlükle cevap vermiş:

Bize kelp demiş Tahir Efendi
İltifatı bu sözde zahirdir (bellidir)
Maliki mezhebim, zira
İtikadımca kelp, tahirdir

Tahir, temiz anlamına geldiğinden Nefi, bu sözcüğü, tevriyeli kullanarak; köpeğin, tahir (temiz) olduğunu (maliki mezhebine göre)belirtirken aynı zamanda rakibi Tahir'in köpek olduğunu da söyleyerek intikamını alıyor.
Dönemin büyük ozanı Şeyhülislam Yahya, Nefi'yi över gibi yapıp şöyle hicvediyor:

Sözleri Seba-i Muallaka'dır
İbnül Kays kendidir, kafir

Diyor ki : Nefi; İslam öncesindeki Arap ozanlarının en büyüğü sayılan İbnül Kays düzeyinde bir ozandır. Bunu derken, kafir sözcüğünü hem övgü, hem de dinsiz anlamında kullanıyor.
Ve Nefi cevap veriyor:

Bize kafir demiş Müfti Efendi
Tutalım ben diyem ona Müselman
Varıldıkta yarın Ruz-ı Ceza'ya
İkimiz de çıkarız orda yalan

Dediğini kısaca açıklayalım: Müftü Efendi bana kafir demiş; ben de ona Müslüman diyeyim. Lakin öbür dünyaya varınca ikimiz de yalancı çıkacağız.
Kendisine kibarca kafir diyene, aynı ustalıkla 'Kafir sensin!' diyen bu büyük ozana Hakk'tan rahmet diliyorum.


Nef’î’nin öldürülmek için götürülürken bu mısraları okuduğu rivayet edilir...

Ey dil hele âlemde bir âdem yoğ imiş
Var ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş
Gam çekme hakikatte eğer ârif isen
Farz eyle ki el'an yine âlem yoğ imiş.


Rıza Zelyut
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Bize kelp demiş Tahir Efendi
İltifatı bu sözde zahirdir (bellidir)
Maliki mezhebim, zira
İtikadımca kelp, tahirdir



---------------------------------------


Bize kafir demiş Müfti Efendi
Tutalım ben diyem ona Müselman
Varıldıkta yarın Ruz-ı Ceza'ya
İkimiz de çıkarız orda yalan


----------------------------------------

Hicv de komedi de zeka işidir.Nefi de bu yazıdan anlaşıldığına göre çok zeki biri.Yukarda alıntıladığım mısralar beni 2 sene öncesine götürdü.İlk okuduğumda bu mısraları gülmekten yıkılmıştım.

Bu güzel paylaşım için teşekkürler.Bu arada ben de Dil-şâd'ın "katılmıyorum" dediği kısıma katılmadığımı belirtmek isterim.Padişah 4.Murat'ın kan dökücülükte zirveye ulaştığı taraflı bir söylem.O günün şeraitlerinden hakerektle değerlendirmek lazım olsa gerek padişahı.Tıpkı "kızıl sultan" iftirası atılan cennetmekân Abdülhamid Han'ın bize ne derece yanlış anlatıldığı gibi .
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#3
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Nef'î kesinlikle çok zeki bir şairdir.Sevgisini de öfkesini de dile getirirken herkesten farklı bir üslûp yakalamayı başarmıştır.
Neyi anlatıyorsa onu okuyana yaşatmıştır. Hatta Mine Mengi'nin onun bu özelliği ile ilgili bir sözü vardı:

Savaşı anlatan satırlarında, cengin bütün gümbürtülerini, düşen kellelerin bütün dehşetini, yenmenin göklere sığmayan sevinci ile yenilginin çamurlu homurtusunu okuyanlara duyurmuştur.

Ol safder-i düşmen-kûş-i nazmım ki husûsâ
Şemşîr-i zebânımdan ahibbâ hazer eyler


Onun lakayt bir tavırla yazdığı aşağıdaki gazeli de favorilerim arasındadır:

Lezzet-i vuslat içün firkat-i yârı çekemem
Sohbet-i bâde içün renc-i humârı çekemem

Âşinâ çıktım ise çeşmine kâfir değilim
Sitem-i gamze-i nezzâre şumârı çekemem

Minnet eylerse felek bir iki günlük ömre
Ölürüm derd-i muhabbetle o bârı çekemem

Sînemi dâğ ile dil taze gülistan ister
Bülbülüm lîk gam-ı köhne bahârı çekemem

Cana minnet ne çekersem çekeyim ey Nef’î
Lezzet-i vuslat içün firkat-i yârı çekemem
 
Katılım
16 Eyl 2007
#4
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Bu kadar kıvrak zekalı ve cesur bir şaire devrin yaptığı kötü ama bir okadar da (kendilerine göre) hakli bir davranış karşısında adeta nutkum tutuluyor.Selametle...
 
Katılım
3 Eki 2007
#5
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Odunlukta öldürülmese de otelde yakılarak öldürülen günümüzün Nefi'si de Aziz Nesin'dir
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#6
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Aziz Nesin otelden sağ çıkmıştı diye hatırlıyorum ben (kalp krizi). Hatta günümüz şartlarında onun gibi birinin eceliyle ölmüş olması büyük başarı diye konuşulur.

Ben Nef'î ile Aziz Nesin'in "günümüzün Nef'î'si Aziz Nesin'dir." diyebilecek kadar birbirlerine benzediklerini düşünmüyorum. Tamam ikisi de kıvrak bir zekaya sahipler ve doğru bildiklerini söylemekten hiçbir durumda çekinmemişler. Ama inanç noktasında tamamen farklı iki kutup oluyorlar ve bu da benim için çok önemli ayrılık sebebidir. Nef'î söz söylemedeki maharetlerinin bahşedicisinin  Yüce Allah olduğunu çok iyi bilir ve bunu kasidelerinde dile getirir. Hafız olmasına rağmen A. Nesin'in bu konudaki görüşlerini ise hepimiz biliyoruz. O bir cenaze namazı bile istememiş, gömüldüğü yerin de gizli tutulmasını vasiyet etmiştir. Hatta bu isteğine sunduğu gerekçeyi okuduğumda doğruları bu kadar iyi görebilen bir adam en çok görmesi gereken doğruyu nasıl oldu da gözden kaçırabildi demiştim. O gerekçe de şuydu:

"Sondan bir önceki hiçbir görevini yapmayanların son görevimizi yapıyoruz deme ikiyüzlülüğünden tiksiniyorum."

Netice itibarıyla Aziz Nesin ve Nef'î her doğrunun her yerde söylenmemesi gerektiğini umursamayarak dokuz köyden kovuldular. Lakin bu günümüzün Nef'î'si Aziz Nesin'dir demek için yeterli bir sebep değildir.

Selâm ile...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#7
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

!NK!SAR-!_3K83R' Alıntı:
Odunlukta öldürülmese de otelde yakılarak öldürülen günümüzün Nefi'si de Aziz Nesin'dir

Büyük cümle büyük yargı.Öncelikle hiçbir divan şairini son dönem şairleriyle mukayese etmemek gerek.Birkere fikirleri düşünceleri hassasiyetleri yetişme koşulları yani her şeyleri farklı.Bunun sebepleri zaten hepinizce malumdur.Dil-şâd'ın dediği gibi Nef'i ve Aziz Nesin görünürde birbirlerine benzese bile birbirlerinden çok farklı şahsiyetler.Bence tek benzedikleri nokta hiçbir baskıyı umursamadan hak bildikleri yoldan ayrılmamalarıdır.

selam ile
 
Katılım
3 Eki 2007
#8
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Önce Dil-şâd'ın cevabına cevap yazayım...
Dil-şâd' Alıntı:
Aziz Nesin otelden sağ çıkmıştı diye hatırlıyorum ben (kalp krizi). Hatta günümüz şartlarında onun gibi birinin eceliyle ölmüş olması büyük başarı diye konuşulur.
Konuyu saptırmaya gerek yok Nerde öldüğü nasıl öldüğü niçin öldüğü ya da eceliyle mi öldüğü edebi olarak pekte önemli değil bence sizin gibi yöneticilerin Aziz Nesin ile Nefi arasında ki bağlantıdan ziyade böyle küçük bir ayrıntıya takılmaması gerekirdi.
Tamam ikisi de kıvrak bir zekaya sahipler ve doğru bildiklerini söylemekten hiçbir durumda çekinmemişler
İşte benzer bir yön !
Ama inanç noktasında tamamen farklı iki kutup oluyorlar ve bu da benim için çok önemli ayrılık sebebidir. Nef'î söz söylemedeki maharetlerinin bahşedicisinin Yüce Allah olduğunu çok iyi bilir ve bunu kasidelerinde dile getirir.
Ben inanç noktasına değindiğimi sanmıyorum ...
O bir cenaze namazı bile istememiş, gömüldüğü yerin de gizli tutulmasını vasiyet etmiştir.
Nefi İle Aziz Nesin in Türk mizahı acısından benzetilmesinin burayla nasıl bir bağlantısı olduğunu çıkarmak pekte edebi bir iş olmasa gerek...
Sondan bir önceki hiçbir görevini yapmayanların son görevimizi yapıyoruz deme ikiyüzlülüğünden tiksiniyorum
Sizin birilerinden tiksinmeniz Aziz Nesinin Nefi İle benzer yönlerinin görülmemesini gerektirmez ..
Netice itibarıyla Aziz Nesin ve Nef'î her doğrunun her yerde söylenmemesi gerektiğini umursamayarak dokuz köyden kovuldular. Lakin bu günümüzün Nef'î'si Aziz Nesin'dir demek için yeterli bir sebep değildir.
Netice itibarıyle ikiside doğruları söyledikleri için dokuz köyden kovulmuşlarsa doğruları söyleme konusunda aralarında bir benzerlik söz konusudur..
Edebi anlamda evet Aziz :Nesin günümüzün göç etmiş Nefi sidir(İlle de dini düşüncelerini göz önünde tutmanız gerekmez edebi olarak benzer yönleri yeterlidir)

ve sayın ULUGBEY...
anti(Öncelik sırası bayanların olduğu için değil önce dil-şad yazdığı için önceliği ona verdim )
UluğBey' Alıntı:
!NK!SAR-!_3K83R' Alıntı:
Odunlukta öldürülmese de otelde yakılarak öldürülen günümüzün Nefi'si de Aziz Nesin'dir

Öncelikle hiçbir divan şairini son dönem şairleriyle mukayese etmemek gerek.
Neden ? Nihayetinde ikiside mizah alanında öne cıkmış isimler, Nefi nin divan şairi olması Aziz Nesin ile mizahi açıdan benzetilmemesi gerektiği anlamını taşımaz.
Birkere fikirleri düşünceleri hassasiyetleri yetişme koşulları yani her şeyleri farklı
Birkere hangi fikirleri ? Dini mi! Haklısınız farklı
Buna bağlı olarak hassasiyetleri düşünceleri ve bunların temelinde yatan yetişme koşulları da farklı .
Dil-şâd'ın dediği gibi Nef'i ve Aziz Nesin görünürde birbirlerine benzese bile birbirlerinden çok farklı şahsiyetler
Görünürde benzettiğimiz nokta üzerine basa basa yazdığım mizahi açıdır.
Şahsiyetleri dini ve sosyal düşünceleri benziyor demedim zaten !
Bence tek benzedikleri nokta hiçbir baskıyı umursamadan hak bildikleri yoldan ayrılmamalarıdır.
bakın bu benzerliği bilmiyordum mesela ;)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#9
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

otelde yakılarak öldürülen günümüzün Nefi'si de Aziz Nesin'dir.
Madem bu cümleyle konu sapıyor ve bu küçük bir ayrıntı neden siz otel yangını mezuunu kullandınız. Hem de yanlış bir bilgi vererek yaptınız bunu. Belki bilmeyen birileri vardır işin aslını ve bu vesileyle öğrenmiş oldular. Bu da bir sorumluluktur. (hatayı düzeltmek)
Kusura bakmayın ama ben site içerisindeki sorumluluklarımın pekala farkındayım ve bu sorumlulukları bir yönetici olarak değil "edebiyatçı" olarak üstlendim, sadece edebiyatçı...

Ben inanç noktasına değindiğimi sanmıyorum ...
Eğer ortada "günümüzün Nef'î'si Aziz Nesin'dir" gibi kesin bir yargı varsa ben bunu her anlamda sorgulamak mecburiyetindeyim. Sadece edebi bakışla sınırlayamam ki böyle bir cümleyi. İnancı, olaylara bakış açısı, yaşayış tarzı, kaleminin kuvveti vs. her şey benim için ölçüdür.


Nefi İle Aziz Nesin in Türk mizahı acısından benzetilmesinin burayla nasıl bir bağlantısı olduğunu çıkarmak pekte edebi bir iş olmasa gerek...
Söylediklerimi yineliyorum, siz mizâhi açıdan benziyorlar gibi bir cümle kullanmamışsınız. Aziz Nesin'i kalkıp Nef'î'nin yerine koymuşsunuz. Günümüzün Nef'î'si ne demek Allah aşkına?

Sizin birilerinden tiksinmeniz Aziz Nesinin Nefi İle benzer yönlerinin görülmemesini gerektirmez ..
İşte Aziz Nesin hakkında bilmediğiniz bir şey. Bu cümle benim değil ki Aziz Nesin'in kendi dilinden dökülen sözler bunlar. Kendisine neden cenaze törenlerine karşı olduğu sorulduğunda verdiği cevaptır bu, "o geceyi yazmak" isimli yazısından haberiniz var mı bilmiyorum, yine bu konuya dair şeyler vardır içinde. Yanlış anlaşılmasın lütfen.

Bir konu hakkında yorum yapmadan evvel öncelikle kullanılan ifadelerin doğru seçilmesi gerekir. Siz konuya hangi açılardan yöneldiğinizi açıkça belirtmiş olsaydınız belki böyle bir tartışmaya hiç lüzum kalmayacaktı. Ha kötü mü oldu, hayır tabiki gayet iyi oldu, seviyenin ucu kaçırılmadan yapılan tartışmalar her iki taraf için de birçok anlamda verimli olur. Bunun için size teşekkür ediyorum. Selâm ile...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#10
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Neden ? Nihayetinde ikiside mizah alanında öne cıkmış isimler, Nefi nin divan şairi olması  Aziz Nesin ile mizahi açıdan benzetilmemesi gerektiği anlamını taşımaz.
Muhterem adı geçen iki isminde hangi alanda ön plana çıktığı konusunda bir şüphemiz yok.İkisinin de mizah şairi olmasından hareketle Nef'i yi ona benzetmek bence sadece Nef'i ye değil Aziz Nesin'e de haksızlıktır.Bir kere her şeyden önce yukarıda söylediğim gibi ikisi farklı dönemlerin insanları ve mizah anlayışları da farklı.Yani kalkıp mezarından gelse Nef'i Aziz Nesin hakkında bu bana benziyor yahu diyebilecek mi?

Şimdi dersen ki Nef'i ile Aziz Nesin'in mizah anlayışını mukayese edelim, benzerliklerini ya da ayrı kaldıkları noktaları tespit edelim.Elde edeceğimiz sonuç ne olursa olsun bu sonuçtan hareketle tam olarak çağımızın Nef'i si Aziz Nesin'dir diyemeyiz.
Görünürde benzettiğimiz nokta üzerine basa basa yazdığım mizahi açıdır.
Şahsiyetleri dini ve sosyal düşünceleri benziyor demedim zaten !
Konumuz eğer Aziz Nesin'in mizahının Nef'i nin mizahına hangi oranda benzediği olsaydı o zaman sizin dediğiniz noktanın üzerinde düşünürdük.Fakat siz çağımızın Nef'i'si Aziz Nesin'dir diyerek konuya girdiniz.Çağımızın Nef'i si niteliğinde bir yargı karşısında ben de onun her yönden değerlendirilmesi gerektiğine ve bunların sonucunda bir yargı verilecekse verilmesi gerektiğine inanıyorum.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#11
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan


Gam çekme hakîkatde eğer ârif isen
Farz eyle ki el'ân yine âlem yoğ imiş

Nef'i genel olarak hicivleriyle anılan bir şairimiz.. Ancak bu beyitinde hicivden ziyade bambaşka bir alemden sırlar veren bir gönül eri edasıyla sesleniyor:

Gam çekme gerçekte eğer arif isen
Farz eyle ki şimdi yine alem yoğ imiş

Gerçek anlamda hayatın içeriğini idrak etmiş uyanık bir kalbin hayatı yorumlayışını bu beyitte oldukça açık ve sade bir şekilde görüyoruz...

İnsan eğer gerçekten bu dünyanın üzülmeye değer hiçbir değerli yanının olmadığını anlama mertebesine erişebilirse, ancak o zaman bu tarzda bir beyiti kaleme alabilir...

Ruha huzur veren, teselli eden bu beyitin arkasında koskoca bir tasavvuf gerçekliği saklı... Tasavvuf ehli olanlar bilirler ki; hakikatte Allah'tan başka var olan birşey yoktur. Herşey Allah'ın nurunu yansıtır... İnsan da bu yanılsama aleminde gerçekte var olmayan acı ve hüzünlere kapılıp kendisini mutsuz kılacak hiçbir şeye boyun eğmemelidir..

Gerçek anlamda gönlü uyanık olan bir insan, hayatın her an bir yokluk aleminden ibaret olduğunu bilir... Ve asıl var olan hakikate ulaşmak için kendi özündeki nura rücu ederek ariflik mertebesine ulaşabilir. Arif olan bilir...

Çetin Oral
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#12
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Kaldığımız yerden devam edelim:

Ünlü şair Şeyhülislam Yahya Efendi kendisine güya kâfir deyip azarladıktan sonra, övme amaçlı şu sözleri söylemiştir:

Şimdi hayli sühanverûn içre
Nef'î mânendi var mı bir şâir
Sözleri seb'a-i muallaka'dır
İmreü'l-kays kendidür kâfir


(Şimdiki söz ustaları içinde Nef'î gibi bir şair daha yoktur. Çünkü onun sözleri yedi askı şiirleri gibidir ve kendisi de imrülkays sayılır.)
…………………………………………..
Kendisini "katli vacip" ilan eden Kafzâde Fâizi'ye şöyle bir cevap vermiştir bu büyük divan şâiri:

Kâfoğlu nasîhatdür işit bu sözi benden
Bil rütbe-i 'irfânunı yârâna ulaşma
Zehri katı mühlikdür anun bir dahi zinhâr
Ef'îye ulaş... Nef'î'ye ulaşma!

…………………………………………….

Şairliği ve ustalığı özellikle IV. Murad zamanında epey artan Nef'î için IV. Murad, şu sözleri söylemiştir:

Gelin insâf idelüm fark idelüm mikdârı
Şâ'irüz bizde diyü lâf ü güzâfı koyalım

İdelüm bî-meze söz söylemeden istiğfar
Dâmen-i nef'î-i pâkîze-edâyı tutalum

Biz kelâm nâkiliyüz nerde o sâhib-güftâr
Ona teslim idelüm emrine münkâd olalum


Bu sözler üzerine dönemin ileri gelen şairlerinden Ganîzâde Nadirî, Nev'îzâde Atâ'î ve Veysî, Nef'î'nin kendilerinden üstün tutulmasına sinirlenip padişahı ve Nef'î'yi hicvetmişlerdir. Buna rağmen, padişah Nef'î'nin büyüklüğünü kabul etmekten eksik kalmamış ve onu kollamıştır. Bir gün yine Nef'î'nin "Sihâm-ı Kazâ"sını okurken yanıbaşına yıldırım düşmesi üzerine eseri yırtmış, Nef'î'den bir daha hicvetmeme sözü alıp Nef'î'yi edirne'ye sürmüştür.

Nef'î, yaşamı boyunca kimseyi yok yere hicvetmediğini şu sözlerle dile getirir:

İ'tikâdumca gazâ eyledüm inşâ'allah
Hak bilür yok yire ben kimseyi sövmem a köpek
Felegi hicv iderüm cevrini görsem a köpek


Nef’î yaşamı boyunca kendi düşmanlarına, övdüğü kişinin düşmanlarına ve halkının düşmanlarına karşı çok sert eleştiri ve hicivler kullanmıştır. Hatta bu anlamda babasına bile acımamıştır:

“Peder değil başıma belayı siyahtır bu”

Nef’î aynı zamanda bir övgü şairidir demiştik. Ama o gerçekten sevdiği, sevgisini ve övgüsünü hak eden ve övgüsüne layık kişileri övmüştür. Yaşadığı dönemde iki kez tahta çıkan I. Mustafa’ya hiçbir şekilde kaside yazmamış onu bir kez dahi övmemiştir.
 
Katılım
11 Mar 2010
#13
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Gazel

Âşık olduk dâm-ı zülf-i yâre düşdü gönlümüz
Akla uyduk bir garîb âvâre düşdü gönlümüz

Gamdan âzâd olmağa bilmem ne çâre eylesek
Kaldı hayretde acep bîçâre düşdü gönlümüz

Âşık olmakdır yine evlâsı ammâ derd bu
Bir mülâyim âfet-i mekkâra düşdü gönlümüz

Çeşmi bir zahm urdu tîğ-ı gamze-i bürrân ile
Göz yumup açınca yüz bin pâre düşdü gönlümüz

Fâriğ olsak n'ola dilber sevmeden Nef'î gibi
Hüsn-i hulk-ı şâh-ı meh-dîdâra düşdü gönlümüz

Şevkımız yok zevk-i câm-ı lâ'l-i nâb-ı dilbere
Şi'r-i hâkân-ı şeker-güftâra düşdü gönlümüz

Hazret-i Sultân Murâd Hân-ı kerîmü'ş-şân kim
Şevk-i medhiyle garîb efkâra düşdü gönlümüz

Cüst ü cû etdik âlem-i endîşede
Iztırârî vâdî-i inkâra düşdü gönlümüz

Nefi
 
Katılım
6 Ara 2014
#15
Ynt: Odunlukta öldürülen ozan

Vezin tutsa babasını bile hicvedecek kadar dobra lafı gediğine koymak hususunda ise o dönemin sınırlarını aşmış olmasına rağmen
bu tarzını divan edebiyatının çerçevesi içerisinde resmedip , o çerçeveyi de duvara asıp uzun uzun izlenesi bir portre haline getirmiştir.
 
Katılım
20 Haz 2018
#16
Bazen diyorum ki kendi kendime Nef'î olaydı...

Kendi asrı için;

"Bir asra geldik ki bu bazar-ı fenâya, Sermâye-yi irfânı olanlar zarar eyler..." diyen Nef'î bu asır için ne derdi acep?
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap