Onur Sakarya

Katılım
19 Şub 2008
#1
Yakaza
II
"Garip ama içimde dirimi besleyen bir ölü saklanıyor
Gün geçtikçe kokuyor ve gün geçtikçe derimin içine gömülüyor"


Uzun bir yoldan geliyordun
Saçlarında kuzgun çığlıkları
Oturdun sigara istedin önce
Gözlerinle etrafı dolaştın
Sararmış ellerini öptüm
Kaçırdın

Dans eden taşlar vardı avuçlarında
Hemen bir resme takıldın
Adı: Papatya parkı
Bir gölgeni rüzgar tanrıçasına
Diğerini beyaz yüzüme bıraktın

Uzun bir yoldan geliyordun
Ya o kırmızı şalın
Toprağı ve sessizliği saran
Şaşırdım.
Gözlerin gitmeye yelteniyordu
Dudakların öpmeye

Papatya parkında güneş yeni batıyordu...

(Onur Sakarya)
 
Katılım
24 Eyl 2007
#2
Ynt: Onur Sakarya

Üstadım hoş geldin sefalar getirdin :) hürmetle ellerinden öperim!
 
Katılım
19 Şub 2008
#3
Ynt: Onur Sakarya

hoş bulduk, neşe bulduk evla; estağfirullah, mahcub ediyorsun.
 
Katılım
24 Eyl 2007
#4
Ynt: Onur Sakarya

....az bile diyorum!...demir asanızı alıp biz de kalsanız olmaz mı ? biz bu tembel karıncalar ,anca nehirin karşısında göbek yapıyoruz ...bize şöyle bir diet programı bir de nehrin karşı tarafında ki güzellikleri hatırlatsanız ,Ebced Molla el koyu versin ! olmaz mı (ülker çikolata reklamında ki yok mu gibi okuyun lütfen ,olmazmıyı?:)) Hürmetle!
 
Katılım
3 Ağu 2008
#5
Ynt: Onur Sakarya

selamun aleyküm ağabey. hoş geldin hoşluk getirdin. (bu arada ben de hoş geldim. :) ) daim olursun inşallah!

eyvallah ağabey!
 
Katılım
3 Ağu 2008
#6
Ynt: Onur Sakarya

şiire dair bir kaç söz edebilirim zahir.

şiirin ismi hoşuma gitti. yakaza, bildiğim kadariyle uyku ile uyanıklık arası hale verilen isim. açıkcası yakaza 1'i merak ettim. eğer elinde varsa -tabii yakaza 1 varsa- siteye eklemeni rica ederim ağabey.

şiirde en hoşuma giden cümle "gözlerinle etrafı dolaştın" oldu. "gözlerini etrafta dolaştırdın" yahut "gözlerin etrafta dolaştı" değil "gözlerinle etrafı dolaştın". şair bu cümledeki ayrı yazılmayan "ile" yoliyle seyreden ile seyredilenin ayrılığını gayet şık bir şekilde -zımnen- işaret etmiş gibi... şiirin sonlarında geçen "gözlerin gitmeye yelteniyordu" ise seyredilendeki ayrılığı alenileştiriyor.

aklıma necib fazıl merhumun bir şiiri geldi: "bu ne hazin mesafe iki ten arasında/bu hali dinleyenle dinleten arasında." ister istemez "şair, sakın ola bu ikiliğin bir cihetten şerhini yapıyor olmasın?!" diye düşündüm.

bir başka husus ise şiirdeki renkler. gah açıktan gah gizli olarak kullanılan renkler şiirdeki ağır hüznü gizlemek için -gizlemek istenilmemesine rağmen!- gayet güzel serpiştirilmiş. sararmış eller, papatya, gölge, beyaz yüz, kırmızı şal. şairin renkleri bu şekilde kullanması -ne hikmetse!- aklıma ismet özel'in bir mısraını getirdi: "başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız." tıpkı bu mısradaki "ş" sesinin kullanılış tarzı gibi bir tarz var şiirdeki renklerin kullanılışında. şair hüznü gizlemek istermiş gibi yapıyor ama açıkcası "gelin bakalım! benim hüznüme takat getirebilecek misiniz görelim?!" der gibi bir meydan okuma var yahut bana öyle geldi. hoş okuyucunun takatinin, şairin çok da umurunda olduğunu sanmıyorum ya.. ayrı mesele!

"papatya parkında güneş yeni batıyordu" yahut... şair yakazanın uyku halinden yeni sıyrılıyordu! bir an için yatağında dönen ve karanlık odasında olduğunu gören adamın hali -ki şiirdeki "göz" sanki işin bu kısmına işaret gibi- yakaza, netice itibariyle haldir makam değil. hal ise istikamet kazanırsa makam olur. şiirin ismini sahiden sevdim. bu şiir, şairin kendisini kendisine "itiraf" etmesidir diyeceğim ama hata etmek de istemem.

selam.
 
Katılım
19 Şub 2008
#7
Ynt: Onur Sakarya

Yakaza
I

"Gölgeliklere sığınmış bir aşk için yalvarıyorsun"

Bu gölgeleri ne zaman topladığını hatırlamıyorum
Kara sularında yetiştirdiğin kara çocuk
Elinde beyaz zambak
Dört yanıma
Dört mezar kazıp
Beni ölüm adasına terk ettiğin günü
Avuç içimdeki kesik
İnce eflatun su
Dikiş tutmayan ayrılık
Kabuslarımızdaki deli ordusu


Sahi, ne zamandır biriktiriyorsun
Tüyü bitmemiş kelebeğin tortusunu

Garip ama,
Sana benzeyen bir cüce gördüm
Yolun kenarında papatya dişliyordu
Sevmiyor, sevmiyordu
Tekrar sevmiyor

Seni parçalara ayırdım
Pazartesiden pazara
Herbiri için ayrı kutu
Mesela salı, bisküvi
Pazar buzdolabı
Cuma ayakkabı
Çarşamba baharat kavanozu
Sonra cumartesi, Perşembe

Pazartesi

Pazartesi ilaç kutusu
Bir avuç dolusu ilaç
İki üç şişe bira
The Cure, Lullaby
Tanrı'nın huzurunda söylenen son şarkı

Cumartesi
Ilık kan kokusu

Perşembe mi?
Doğurmanın kokusu...
 
Katılım
19 Şub 2008
#8
Ynt: Onur Sakarya

şiirin adı, yakaza, tam uyanıklık halini ifade ediyor. ama âgâh olmanın geniş zamana yayılmışı gibi :) yani gaflet uykusundan uyanmaya yakaza derler zira seyr-i süluk yakaza ile başlar. şairin sufiyâne yahud safiyâne dertleri var mıdır bilmem. şiirin ismi san ki sokakta işitilmiş ve benimsenmiş gibi. yarı uyku manası "beyne'n nevm ve'l yakaza" kalıbından aklında kalmış olabilir, bilemiyorum.

şiirde renkler, "hastalık ve ölüm" çağrıştırıyor; sarı ve beyaz. kırmızı ise ölümün sıcaklığını, sevimliliğini... şal ve dudak arasındaki ilişkiye bilmem dikkat ettin mi? ayrıca şal, rüzgar tanrıçası ve kuzgun akını (çığlık yani ses).

muhterem dostum, bendeniz bu şiirde bir hüzünden ziyade "ürküntü" görüyorum. erotik bir haz yayan bir ürküntü. ama insan ürkmesi gibi değil, hayvan ürkmesi gibi de değil, aklıma "pan" esatiri ve "nymphalar" geliyor. şu vampir filmlerinde hafif bir erotizm vardır ya... ona yakın.

onur sakarya'yı uzun uzadıya şiiri ile uğraşan bir şair gibi düşünmemeli belki. daha ziyade ozan. yani bir sanatkar değil şairimiz, şiirini "yapmıyor" veya şiirini "yazmıyor" ama şiirini "söylüyor". elbette bende şiirin tamamı (7 bölüm) olduğu için çok farklı bakabiliyorum. yakaza bir "itiraftan" ziyade (novalis'vari) romantik bir requiem.

ya da bu söylediklerimde tümden yanılıyorum :) yine de kahrolsun amerika!
 
Katılım
3 Ağu 2008
#9
Ynt: Onur Sakarya

ebced çelebi' Alıntı:
ya da bu söylediklerimde tümden yanılıyorum :) yine de kahrolsun amerika!
kahrolsun! :)

yakaza hususunda haklısın ağabey. lugata müracaat zorunda kaldım. yaşlandım zahir. :)

şiirdeki ürküntüyü erotizm ile vermemiş olsaydın muhtemelen itiraz ederdim amma haklısın. lakin aklıma bir sual de gelmiyor değil: ürküntü için fazla "rahat" bir şiir değil mi?
 

Giriş yap