Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

Katılım
15 Eyl 2008
#1
Asıl adı Osman Zeki Yüksel’dir. 1917’de Antalya ilinin Akseki ilçesinde doğdu. Bu ilçenin en eski ve en büyük ailelerinden birine mensuptur. Babası Müftü Hacı Selim’dir. İlkokulu Akseki’de, orta ve liseyi Antalya’da bitirdikten sonra 1940’da Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin Felsefe bölümüne girdi.

Üniversite kampüsünde binlerce öğrencinin önünde okuduğu "Moskofname" adlı şiiriyle ilk defa sesini duyurur. Ülke çapında ünlenlenmesi ise "Sabahattin Ali" davası ile olur. Sabahattin Ali'ye tokat attığı için Cürmümeşhut mahkemesine götürülür ve 12,5 lira para cezasına çarptırılır. Davanın ikinci celsesinde hükümetin aldığı güvenlik tedbirlerine rağmen onbinlerce insan “Kahrolsun komünistler!” diye bağırarak Türkiye’yi inletirler ve Sabahattin Ali'yi yuhalarlar. Tarih 3 Mayıs 1944’tür ve hemen ertesi günü yapılan tevkiften Osman Yüksel SERDENGEÇTİ’de nasibini alır. Dönemin hükümetinin tabutluk ve işkence hanelerinde bir süre misafir(!) edilir.

1940-1947 arasında çeşitli gazetelerde yazılar yazdı. Tek sayı çıkarabildiği “Bağrıyanık” adlı mizah gazetesi yasak yayın sayılır. Daha sonra, 20 Nisan 1947’de SERDENGEÇTİ isminde bir dergi çıkarmaya başlar. Zamanla dergisinin adı kendi adı olarakta anılmaya başlandı. Derginin ilk sayısı defalarca basıldı. "Bir fakültenin iç yüzü" ve "Azap hücrelerinde" yazılarıyla fakülteden kaydı silindi. Yapılan soruşturma ve mahkemeden sonra suçsuzluğu anlaşıldı ve serbest bırakıldı. Atıldığı fakülteye yeniden girmek için ilgililer nezdinde çalmadık kapı bırakmadı ise de fakülteye giremedi ve diplomasını alamadı. Bunun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e hitaben “Yüksek vekaletin alçak vekiline” başlıklı dilekçe yazarak vekile ulaştırdı. Bunun için tekrar tutuklanarak hapse girdi. Hapisten sonra SERDENGEÇTİ’yi çıkarmaya devam etti, fakat dergi haksız zulüm ve yöneticilerce toplatılıyordu. 40 yıl boyunca 33 sayı çıkartabildi. Her sayı ayrı adreslerde basıldı. Her sayı sonrası hapse giriyordu ve dergi çıkmaz oluyordu. Bu işten para da alamıyordu. Bütün neşriyat hayatında savcılarla ve Bab-ı Adi simsarlarıyla uğraşıyordu. Bütün bunlara rağmen davasından, yolundan vazgeçmedi.

Yazılarını cesurca yazması, yalınkılıç bir dil kullanması eserlerinin en çarpıcı özelliğidir. Onun zamanında kimsenin söyleyemeye cesaret edemediği şeyleri o yazmıştır. Hatta bu sebepten dolayı okulunu da bitirememiştir.

1954 yılında Antalya’dan milletvekili oldu. Politikayı hiçbir zaman becerememiştir. Protokollerden her zaman uzak durmaya çalışmıştır. 1961 yılında Konya’dan aday oldu fakat faaliyet gösteremeden yıllar önceki bir yazısından dolayı hapse girdi. Millet aşkına atıldığı siyaset onu hep itmiş ve dışlamıştır. Osman Yüksel uzaktan akrabası olan bir ailenin kızı olan İsmet hanımla evlenmişti. Bu evlilikten bir oğlu olmuştu. Fakat, oğlu 2 yaşına gelmeden öldü. Bir daha da çocukları olmadı. Siyasetten çekildikten sonra hayatını Ankara, Antalya, Akseki ve İstanbul’da dolaşarak geçirdi.

Osman Yüksel hayatının son dönemlerine doğru Parkinson hastalığına yakalanır. O aldırmaz, zaman zaman hastalığını da alaya alır. Bir hemşehri ziyaretinde gece su içmek için kalktığında düşer ve kalçasını kırar. Yatış o yatış bir daha yerinden kalkamaz. Önce Konya Üniversitesinde sonrada Hacettepe Üniversitesinde tedavi görür. Yurdun dört bir tarafından ziyaretçileri gelmektedir. Tarihler 10 Kasım 1983’ü gösterdiği zaman Hakk'ın rahmetine kavuşur. O, dünyaya, kabına sığmayan insan şimdi Cebeci Asrî mezarlığında mütevazı kabrinde yatmaktadır.


Şiir Kitabı

Osman Yüksel Serdengeçti'nin bir tane şiir kitabı bulunmaktadır. Kitabının adı : "AKDENİZ HİLALİNDİR".
Osman Yüksel'in bütün şiirlerinin toplandığı eseridir.
Kitap 192 sayfadan oluşmakta ve içinde 67 şiir bulunmaktadır.
Kitabın önsözünü Yücel Hacaloğlu yazmıştır. Bu önsözden sonra yayınevi tarafından yazılan Osman Yüksel ve Şiirleri başlıklı yazı vardır. Yazarın "Ayasofya" isimli şiirini aşağıda bulunmaktadır.
AYASOFYA
Ey İslam'ın nuru, Türklüğün gururu Ayasofya!
Şerefelerinde fethin, Fatih'in şerefi,
Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!...
Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?
Hani minarelerinden göklere yükselen,
Ta maveradan gelen ezanlar?...
Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?...
Ayasofya ses vermiyor,
Ayasofya bir hoş,
Ayasofya bomboş!...
Hani nerede?
Şu muhteşem minberde,
Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?...
Ayasofya! Ayasofya!...Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...
Hani nerede?
Gönüllerden kubbelere,
Kubbelerden gönüllere
Gürül gürül akan Kur'an sesleri?...
Kur'an sesleri dindirilmiş,
Müslümanlar sindirilmiş!...
Allah-Muhammed-Hülafa-i raşidinin
İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!...
Fethin, Fatih'in mabedinden kitab-ı mübini,
Bu ulu dini kaldıran kim?
Dinimize, imanımıza saldıran kim?
Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli,
Kimin elidir?!...
Söyle Ayasofya, söyle.
Seni puthane yapan hangi delidir?!...
Elleri kurusun, dilleri kurusun!
Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...
Ayasofya,
Ey muhteşem mabet;
Gel etme,
Bizi terketme!...
Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,
Yine seni camiye çevireceğiz...
Dindaşlarımızla,
Kanlı göz yaşlarımızla,
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadalarıboş kubbelerini yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak,
Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar...
Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar, sessiz ve öksüz Minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek! Şerefelerin yine Allah'ın ve O'nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak; bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!...
Bu olacak Ayasofya,
Bu muhakkak olacak...
İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt...
Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
Ayasofya, belki yarından da yakın!...


Diğer Kitapları.

Osman Yüksel'in şiir kitabının haricinde 4 kitabı daha bulunmaktadır. Uzun yıllar hapishanelerde kaldığı için fazla kitap yazamamıştır. Bu dört kitabı : "Mabetsiz Şehir", "Gülünç Hakikatler", "Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?", "Bu Millet Neden Ağlar?".

"Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?"adlı eser, Osman Yüksel’in en çok ilgi toplayan eseridir.
Kitapta, Hilal Hasreti, Radyo Konuşmaları, Ayasofya, Mevlana ve Mehmed Akif başlığı altında çok sayıda yazı vardır.
173 sayfadan oluşan eserde, Osman Yüksel’in yazdığı birde önsöz yer almaktadır.
Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Osman Yüksel’in bütün eserlerinin 3. kitabıdır. Türk Edebiyatı Vakfı tarafından yayınlanmıştır.

"Mabetsiz Şehir", Osman Yüksel'in SERDENGEÇTİ dergisinde yayınladığı makalelerin yayınlandığı eseridir.


Hazırlayan: Hasan Hüsnü GÜNER
C tüm hakları saklıdır
 
Katılım
12 Nis 2008
#2
Ynt: Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

milletvekili seçildiği dönemde, meclis'in döner kapısından içeri girerken, "döneklik buranın kapısında başlıyor" diyen dobra insan.

"tanrı türk'ü korusun" sloganının ve tanrı kelimesinin kulislerde çokça tartışıldığı dönemde, bir tartışmada şöyle demiştir: "ne tartışıyorsunuz? tanrı türk'ü, allah da müslüman'ı korusun."

40’lı yıllarda trt radyosunda konuşurken içinde allah geçen bir cümle kurduğu için mahkemenin yolunu tutar.

duruşma sırasında hakim serdengeçti’nin savunmasını ister.

o’da anlatmaya başlar.

“efendim, halk arasında “allah selamet versin, allah’a ısmarladık” gibi dil alışkanlığı cümleler kurulur. ben de olsa olsa böyle bir şey söylemişimdir.”

bu izahatın ardından hakim tekrar sorar.

“evladım sen bu ülkede allah demenin yasak olduğunu bilmiyor musun?”

serdengeçti “yutkunmadan” cevap verir.

“allah allah...!”

alıntı
 
Katılım
4 Mar 2009
#3
Ynt: Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

Gelsen De Bir Gelmesen De

Artık olan oldu bize
Gelsen de bir gelmesen de
Gelemeyiz biz yüz yüze
Gelsen de bir gelmesen de

Hep kendini çektin naza
Yok bahara yahut yaza
Bıktım gayrı yaza yaza
Gelsen de bir gelmesen de

Bir candır bu bir andır bu
Giden gelmez bir handır bu
Dağ taş değil insandır bu
Gelsen de bir gelmesen de

Göreceğim bir boş kafes
Ceset kalmış çıkmış nefes
Nerde o can nerde o ses
Gelsen de bir gelmesen de

Osman Yüksel Serdengeçti
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#4
Ynt: Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

bu gün normal bir seyrde devam etmeyecek gibi :)
Rahmetli Cemil Meriç'le yüzleşmemin ardından bir de takip edecekelrim arasına Osman Yüksel Serdengeçti'yi dahil ettiniz.. Ne diyim Allah cc. paylaşımlarınızdan ötürü razı olsun ! Hayran olmuş vaziyetteyim..
 
Katılım
31 Ara 2008
#5
Ynt: Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

kendisi hapiste olduğu süre içinde,eşi çocuğunu tedavi ettirecek parayı bulamadığı için bunalıma girmiş ve evliliği bitmiştir.Daha bir çok sıkıntı.ALLAH rahmet eylesin.Böyle şahsiyetlerin hatırlanması,eserlerinin okunuyor olması gerçekten çok güzel bir şey.Ellerinize sağlık...
 
Katılım
18 Mar 2009
#6
Ynt: Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

Sedengeçti,hakikaten geçmiş serden,yardan ,anadan, babadan.Dobra bir ağabeyimiz.Lafı gediğine oturtan cinsten.Nüktedanlık dersinin alasını verir.Öyle ki lafı üstüne laf söyleyen çok azdır. yine bu divanda bir vesile ile anlattığım bir olayı yine burada anlatmak istiyorum:

Birgün Necip Fazıl,Serdengeçti ağabeyinde içinde bulunduğu bir mecliste,Akif hakkında ileri geri konuşur.Onun şairliğine dem vurur.Serdengeçti ağabey duramaz der ki;Zirveler zırvalarla yıkılmaz.

İşte bu kadar.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#7
Ayasofya
Ey İslam'ın nuru, Türklüğün gururu Ayasofya!
Şerefelerinde fethin, Fatih'in şerefi,
Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!...
Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?

Hani minarelerinden göklere yükselen,
Ta maveradan gelen ezanlar?...
Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?...

Ayasofya ses vermiyor,
Ayasofya bir hoş,
Ayasofya bomboş!...

Hani nerede?
Şu muhteşem minberde,
Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?...

Ayasofya! Ayasofya!...Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...

Hani nerede?
Gönüllerden kubbelere,
Kubbelerden gönüllere
Gürül gürül akan Kur'an sesleri?...
Kur'an sesleri dindirilmiş,
Müslümanlar sindirilmiş!...
Allah-Muhammed-Hülafa-i raşidinin
İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!...

Fethin, Fatih'in mabedinden kitab-ı mübini,
Bu ulu dini kaldıran kim?
Dinimize, imanımıza saldıran kim?
Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli,
Kimin elidir?!...
Söyle Ayasofya, söyle.
Seni puthane yapan hangi delidir?!...

Elleri kurusun, dilleri kurusun!
Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...

Ayasofya,
Ey muhteşem mabet;
Gel etme,
Bizi terketme!...
Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,
Yine seni camiye çevireceğiz...

Dindaşlarımızla,
Kanlı göz yaşlarımızla,
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadalarıboş kubbelerini yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak,
Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar...

Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar, sessiz ve öksüz minarelerinden yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek! Şerefelerin yine Allah'ın ve O'nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak; bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!...

Bu olacak Ayasofya,
Bu muhakkak olacak...
İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt...
Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
Ayasofya, belki yarından da yakın!...

Allah gani gani Rahmet eylesin.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap