Osmanlı Nükteleri

nevakar

 
Katılım
13 Nis 2008
Yemin Edeceğim


Koca Ragıp Paşa sadrazam iken bir gün ahbaplarına hitaben "Rüşvet almadığınıza yemin edebilir misiniz?" dedikten sonra, oradakiler yemini billah ederek rüşvet almadıklarını söylerler. Mecliste meşhur Haşmet de vardı ve bir köşeye çekilmiş sessizce duruyordu.

Ragıp Paşa,
- Haşmet, Rumeli de hayli mansıplarda bulundun. Sessizce durup yemin edemediğine bakılırsa bir hayli rüşvet almışa benzersin" deyince,
Haşmet
- Sultanım, Müslümanlarda, yalan yere yemin edenler çatlar diye bir itikat vardır. Şimdi ben efendilere bakıyorum. Eğer çatlamazlarsa ben de yemin edeceğim" demiş.


Sağlam Devlet

Bir ecnebi mahfilde Osmanlı İmparatorluğu'nun hala sağlam olduğundan bahsediliyordu. Fuat Paşa şöyle teyit etti:
- Evet, muhakkak ki sağlamdır. Çünkü siz dışarıdan, biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz da gene dayanıyor.


Size Naklediyor muyum?

Abdülaziz Paris'te iken, III. Napolyon bir gün Fuat Paşa'ya, Abdülaziz ile ilgili bazı latifeler yapar ve Paşa'ya da sıkı sıkı tembihte bulunarak: - Sakın bunları padişah hazretlerine söyleme! Der. Paşa da şu latife ile teminat verir:
- Bu pek tabiidir haşmetmeap. Padişahımızın sizin hakkınızda söylediklerini de size naklediyor muyum?


Uğursuzluk

Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Solaklara seslenir. Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini söyler ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir. Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamza Babayı yaka paça huzura getirirler.
Sultan:
- Bre uğursuz, nabekar! Bugün sabahleyin karşıma çıktın. Bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur. Vurun kellesini...
Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dileğini açıklamak için söz alır:
- A devletlim siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, uğursuzluk hangimizde!"

Doğrusu bu ateş bin altına değer

Kanuni Sultan Süleyman, Halkalı yakınlarında avla¬nırken çıkan bir fırtınada yağmurdan ıslanmışlar. Bir eve sığınmışlar. Sultan, ateşin karşısına geçip şöyle demiş:
"Doğrusu bu ateş bin altına değer."
Bir müddet sonra konakladıkları evden ayrılırken padişah ev sahibine borcunun ne kadar olduğunu sorar.
Köylü şöyle cevap verir:
"Bin bir altın efendim."
Bu cevaba çok şaşıran padişah, bu kadar fazla ücre¬ti istemesinin sebebini sorar. Köylü bunada şöyle cevap verir.
"Efendimiz, ateş için bin altınlık değeri siz söylemiştiniz. Bir altın da konak ücretidir."
 

Mahşer

 
Katılım
20 Nis 2008
Ynt: Osmanlı Nükteleri

Hazır cevap, hazır lokmacı,hazır vs... biz hep hazıra konmayı tercih etmişiz belirli bir zaman güzel paylaşım (demek istediğimi sen anladın :) )
ve nerelerdesiniz site çok terk edilmiş ???
 

nevakar

 
Katılım
13 Nis 2008
Ynt: Osmanlı Nükteleri

Bir kopukluk oldu evet. Canlandırmaya çalışıyoruz.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Osmanlı Nükteleri

iki nüktede benden olsun....

1-
Öküz mehmed paşa namı ile meşhur osmanlı devlet adamı irana düzenlenen seferde askeri sevk ve idare ile vazifelendirilmiş.ordunun istirahat ettiği bir demde çadırını kurduran mehmed paşanın çadırına nereden geldiyse bir öküz hemde harb taktikleri üzerine diğer kumandanlarla yapılan bir istişarenin ortasında kafayı uzatmış ve öküz mehmed paşa'ya dik dik bakmış.bu hareket bir kaç dera tekrar edende paşanın etrafındakiler gayri ihtiyarı gülmüşler. paşa işten paçayı sıyırmak için etrafındakilere "bu az önce bakan öküz ne diyor bilir misiniz?" diye sormuş. paşanın adamları hep bir ağızdan "bilmiyoruz" demişler.paşa cevabı yapıştırmış "dedi ki : hadi seni anladım öküzsün ama ya bu etrafındaki eşşekler de ne ola ki?"

2-
sultan murad han oğlu mehmedin talim ve terbiye işini nice alime havale etmişse de hiç biri haşarı şehzadenin karşısında tabiri caizse dikiş tutturmaz. molla gürani hazretlerine vazife tevdi edilende hazretin talebesine ilk sözü "otur şuraya" olur. şehzade oturur ama hazretin gösterdiği yere değil kendi bildiği yere. molla gürani hazretleri genç talebesine hitaben "oraya değil buraya otur" diye sert bir emir verir.
şehzade şaşırmış bir halde denileni yapar.
hazret vakit geçirmeden ilk dersi verir "çek bakalım darb fiilini" talebe çeker ama kafasına göre. hazret ise taşı gediğine koyar
"döverim, seni döverim, seni öyle bir döverim ki..."

darb darabe darabetün

kim demiş dayak ile talim olmaz deyu..bal gibi olur..hakkı ile yapılırsa şehzade fatih olur...
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Osmanlı Nükteleri

ferahsan' Alıntı:
Bu çekim Arapça mı?
arabça, farsça, osmanlıca hatta türkçe bilmem. sualinin cevabını bilmiyorum maalesef. bu nükteyi anlatan ahbabım bu şekilde çekmişti. bir kaç isimden de bu şekilde okudum. doğruluğunu, sitenin arabça ve farsçaya vakıf zevatına havale ediyorum. :)

hürmetler...
 
Katılım
26 Nis 2007
Ynt: Osmanlı Nükteleri

Klasik metodu pek bilmem, ol sebepten Arapça "isim, mazi fiil, mastar" şeklinde bir çekim mi yapılıyormuş yoksa farklı birşey mi diye merak ettim. Zira malumun olduğu üzre (Bilmediğin Türkçe'ye bakarak Arapça'dan az çok anladığını düşünüyorum) Arapça'da fiil çekimleri zamana ve fiilin türüne göre değişir. Misal: mâzi; darabe, darabâ, darabû/ muzari; yadribu, yadribâni, yadribûne.. Tabi bu benim katlettiğim Arapça'ya göre, olsaydı şöyle bi emsile bina okumuş üstadımız.. Herneyse, Farsça değil, bir Osmanlıca bilen de çıksın Osmanlıca değil desin de olsun bitsin bu iş :)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: Osmanlı Nükteleri

ferahsan' Alıntı:
bir Osmanlıca bilen de çıksın Osmanlıca değil desin de olsun bitsin bu iş :)
pek fazla bildiğim söylenemez lisan-i osmaniyi fakat bahsolunan şekilde bir fiil çekiminin Osmanlıca'da olmadığını söyleyebilirim. Zaten Osmanlıca diye ayrı bir lisân bulunmuyor, Türkçe'nin bir dönemi sadece.Arabça bir kelime bu, fakat çekimi yanlış. Doğrusu senin yazdığın şekilde olmalı zannımca. Arabça bildiğimden değil, orta okul yıllarımdanhatırlıyorum az biraz şu fiil çekimlerini :) Ayrıca Arapça olması Osmanlıca olmasına aykırı değil :) zaten osmanlıca bunların hepsinden müteşekkil bildiğiniz üzere ...

hürmetler
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
Selimiye Camiindeki Ters Lale

Cami yapılacağı zaman, bu tepede evi bulunan inatçı bir gayrimüslim mülkünü satmamakta direnmiş, sonunda camide bir anısının bulunması şartıyle kabul etmiş, rıza göstermesini temsil eden bir lâle motifine yer verilmiş Ama bu motif, onun inatcılığına işaret olması için de ters çizilmiş