Reklamlar..

Katılım
3 Ağu 2008
#22
Ynt: Reklamlar..

ferahsan' Alıntı:
Peki bu reklamların ideografik boyutu yok mudur/nedir?
eğer ideografik olan şeyin başka bir şeyi işaret ettiğini kabul ediyorsak -ki ben kabul ediyorum- reklamların ideografik boyutu yoktur. ne için böyle düşündüğümü maddeleyerek ifade etmeye çabalayayım.

1- reklamın temelinde kar var ve mantığı ise basit: daha fazla müşteri, daha fazla satış, daha fazla kar. bu silsile her tür reklama teşmil edilebilir. ister bir rock festivalinin reklamı olsun, ister bir yardım derneğinin reklamı. değişen bir şey yok. değişen sadece ürün. dolayısiyle nazara verilen şey tek bir şeyi nazara veriyor: ticari gaye! sırf bu yönüyle bile reklamlar ideografik değildir.

2- reklamlar yalınız nazara verdiği şeyi tarif etmekle kalmıyor nazar verdiğinin yanında kullandığı şeyleri de kendince tarif ve tasnif ediyor. yani reklamlar nazara verdiği şey üzerinde bir dünya kurguluyor. reklamların takdim ettiği dünya ve bu dünyadaki şeyler yeni ve sırf yeni olduğu için iyi! insan, bu parçalara ayrılmış dünyada iyi algısını kaybediyor. reklamların iyi algısını değiştirmek için kullandığı dile dikkat edilirse - son teknoloji! son model! daha fazla! klinik deneyler! v.s.- yeninin iyi olduğu fikrini zihinlere zerk etmekten daha mühim bir vazifesi olmadığı görülecektir. yeninin iyi olduğu fikri aslında birinci maddede geçen kar mefhumu üzerinden dahi düşünülecek olsa kendini faş ediyor: sermaye bir öncekinden daha az karı kabul etmediği hatta zarar kabul ettiği için reklamlarda daha fazla yeni demektedir. bu cihetten de reklamlar sermayenin dili olmakta. basit bir irtibat. sermaye daha fazla kar derken reklamlar daha yeni demektedir. sermaye için daha az kar zararken, reklamlar için aynilik züldur!

3- ilk iki madde ile sıkı sıkıya irtibatlı olan ama mühim gördüğüm ve müstakil bir madde olarak vermek istediğim bir başka mesele: rekabet ve rakib! elin gavuru "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" hitabına muhatab olduğundan beri bir kavganın içinde. dolayısiyle elin gavuru için kavga varlık sebebi! (işin sergüzeşti bir tarafa) bu yeni motto ile sermaye ya öldürecek ya ölecekti olmadı anlaşma yolunu tercih edecekti ama ilk fırsatta öldürmekten çekinmeyecekti. açıktan açığa rakibine saldıramayan sermaye, reklamlar yolu ile "en iyi", "en son", "diğerleri" diyerek kendince hayatta kalmaya çabaladı ve çabalıyor. reklamlar bu cihetten iki şey söylüyor. birincisi: iyi benim ikincisi: kötü onlar. (bunu "iyi benim, kötü onlar" olarak tek cümlede söyleyemiyor zira "bırakınız yapsınlar" diyen devlet -böyle diyerek zaten hantal bir yapısı olan devlet ağırlığından kurtularak sürat kazanmıştır- bitaraf olduğu için buna müsaade etmiyor. modern insan, tüketici hakları diye bir şeyden istifade ediyorsa bunu reklamların yani doğrudan sermayenin "iyi benim, kötü onlar" fikrini tek cümle de söyleme "hatasına" borçlu.) reklamlar iyi algısını değiştirirken kötü algısını başıboş mu bırakacaktı? elbette hayır... zira biz henüz farkında olmasak bile, zıtların birliği meselesini kuru akıl ile kendince çözmüş ve kendine kullanmakta! "iyi benim" diyerek güya kötü demeyen reklamlar yine güya insana özgürlük tanımakta. yaman bir uslub sahibi! sahiden yaman!

4- reklamları sadece tv, radyo, ilan tahtaları, ilan kağıtları ve saire olarak almak hata olur. en tesirli yol elbette televizyon yolu (insanın bütün hasselerine hitab eden) olmakla beraber sermaye için reklam her şeydir. reklamların bulduğu en iyi yol kadrajdır. kadraj ile insan sermayenin gözünden eşya ile ünsiyet kurmakta. sermaye, insana özgürlüğün paha biçilemez bir şey olduğunu söylerken insan prangalanmayı taleb ettiğini dahi fark edemiyor. gözlerimiz bizim ama nereye bakacağımızı söyleyen reklamlar yani sermaye! kötü algısı tam bu noktada değişiyor. zira kadrajın dışında olan bitene nazar etmeye -ustaca bir hamle ile- müsaade etmeyen reklamlar, kendi iyisini takdim ediyor. sırf bu sebebten "iyi benim, kötü onlar" demiyor. kendi iyisini gösterip bizim kötümüzü saklıyor.

maddeler dilenirse çoğaltılabilir ve biliyorum maddeleştirmek meselenin helezonik yapısına son vermiyor.

sermayeden rakibine şövalyece kılınç çekmesini beklemek hata olur. sermaye dilinin altındaki baklayı hiç bir zaman açık etmemek için lafı geçiştirir. devamlı konuşur ama boş konuşur. insanı bir hayal dünyasına gark eder ve insanın, hayalin hakikat olduğu zannına varması için elinden geleni yapar. iyi ama bütün bunları yapan -tek bir şey ile pek çok şey işaret eden- reklamlar benim ideografik tarifimce nasıl pornografik olur? öyle ya madem ideografik olan şey başka bir şeyi işaret ediyor reklamlar bunu en güzel şekilde yapıyor değil mi? mesele tam da burada: reklamlar haya nedir bilmiyor! reklamlar, her türlü mefhuma "el atmaktan" ve "kullanılabilir gördüğü" hiç bir şeyi kendi selameti için malzeme yapmaktan haya etmiyor. bunu yaparken öyle bir ustalık sahibi ki sanki çok farklı şeyleri söylüyormuş gibi görünüyor ama aslında tek şeyi söylüyor: ölmemek için öldür! işaret ettiği sadece bu olduğu için daha doğrusu işaret ettiği fikir hayasız olduğu için reklamlar pornografiktir. isterse başlı başına bir dava olan meselelere el atsın fark etmez. sadece katmerli pornografik olur o kadar!

dindar/muhafazakar/mütedeyyin sermaye ise maalesef bu lisanı aynen tatbik ediyor. yani kendine ait olmayan ağaçın meyvesini yemekten haya etmiyor! bir ağabeyimin dediği: "elimizde bir mushaf var ama onunla ne yapacağımızı bilmiyoruz" nüktesini düşünmek lazım. mesela habil'in kabil'e karşı takındığı insani tavrı dindar/muhafazakar/mütedeyyin olan ne için takınmaz!? sırf habil ile kabil meselesi kapitalizmin köküne kibrit suyu dökmeye yeter de artar bile!

bakalım Allah (c.c) maide suresinde ne buyurmuş.

27-Bir de onlara Adem'in iki oğlunun başından geçen olayı hakkıyla oku! Hani ikisi, birer kurban sunmuşlardı da birininki kabul edildi, diğerininki edilmedi. Bu: "Ben seni kesinlikle öldüreceğim!" dedi. Diğeri: "Allah, ancak kendisinden korkanlarınkini kabul buyurur.

28- Andolsun ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim. Çünkü ben, alemlerin Rabbı olan Allah'tan korkarım.

29- Ben, hem benim hem de kendinin günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim. Zulmedenlerin cezası işte budur!" dedi.

30- Bunun üzerine nefsi ona kardeşini öldürmeyi kolay gösterdi de tutup onu öldürdü ve artık hüsrana uğrayanlardan olmuştu.

31- Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi için yeri deşen bir karga gönderdi. O: "Eyvah, şu karga olup da kardeşimin cesedini gömemedim ha!" dedi ve artık pişmanlığa düşenlerden olmuştu.

32- Bunun için İsrailoğullarına kitapta şunu bildirmiş idik: "Her kim bir kişiyi, bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuğu olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur." Andolsun ki, peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle geldiler de sonra içlerinden bir çoğu, bütün bunların arkasından hala yeryüzünde bozgunculuk ve cinayette çizgiyi aşmaktadırlar.

va esafa ki "islamın imajı(!!!!!)" düzeltilmeye çalışılıyor! müslüman, islam olsun kafi!
 
Katılım
24 Eyl 2007
#23
Ynt: Reklamlar..

İşin aslı birşey düzeltilmek isteniyorsa "satma" eğilimi vardır.Aslında İslamiyeti farkında olsunlar olmasınlar satmaya çalışıyorlar.Satıcılığın temel kuralı "duygusal bağ"kurabilmektir.Reklam satıcılığın anasıdır.Yahudi ticareti kazançının onda birini sermaya onda dokuza reklama yatırılır.Secdanesini duvara asan dindarlarımız ister farkın da olsun ister olmasın behemehal yahudi ticareti yapmaktadırlar.İki binlerin sonunda ham pazar olarak gördükleri Türkiye'ye zincir marketler geldiğinde kasap reyonların da salkım salkım üzüm gibi asılan domuz etlerini unuttuk.Unuttuk çünki daha ucuz alışveriş reklamlarına kanmak istedik.Reklam'ın asıl amaçı kandırmaktır.Tabi kanmak isteyen oldukça....
Örnek vermek istiyorum filan reklamda Sensitive Balm Roll-On denir...yav der sensitive balm roll-on muş ...sadece hassas ciltler içindir aslın da.Reklam da amaç bilmeyen güdülerinizi harekettir ve hayranlık sağlamak ister.Dikkat reklam sadece duygusal bağ kurarak göze hitap eder.
 
Katılım
27 Eki 2006
#24
Ynt: Reklamlar..

4 sene boyunca reklam eğitim almış ve bundan zerre kadar hazzetmemiş biri olarak payşmak istiyorum bu yazıyı.

"Reklamcıyım. Evet, kainatı kirletiyorum. Ben size en pis şeyleri bile satan adamım. Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran... PhotoShop'ta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk. Kılı kırk yararak oluşturulmuş görüntüler, moda müzikler.
Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyada itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda, ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Ben üç model önde gidiyorum ve her zaman sizi hüsrana ugratmanın bir yolunu bulurum.
Glamour (cazibe); attığınız her adımda sizden biraz daha uzaklaşan o masal ülkesinin adıdır. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum. Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmamasıdır. Her zaman bir öncekini eskitecek yeni bir yenilik bulunuyor.
Salyalarınızı akıtmak: Benim görevim bu.Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, çünkü mutlu insanlar tüketmezler.
Çektiğiniz acı, ticareti canlandırıyor. Bizim jargonumuzda buna "alışveriş sonrası düş kırıklığı" deniyor. Size acilen bir ürün gerekiyor; ama ona sahip olur olmaz bir başkasına gereksinim duyuyorsunuz... İhtiyaçlar meydana getirmek için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekiyor: İşte benim savaş gereçlerim bunlar. Hedefim ise sizsiniz... "
 
Katılım
3 Ağu 2008
#25
Ynt: Reklamlar..

misafir' Alıntı:
4 sene boyunca reklam eğitim almış ve bundan zerre kadar hazzetmemiş biri olarak payşmak istiyorum bu yazıyı.

"Reklamcıyım. Evet, kainatı kirletiyorum. Ben size en pis şeyleri bile satan adamım. Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran... PhotoShop'ta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk. Kılı kırk yararak oluşturulmuş görüntüler, moda müzikler.
Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyada itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda, ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Ben üç model önde gidiyorum ve her zaman sizi hüsrana ugratmanın bir yolunu bulurum.
Glamour (cazibe); attığınız her adımda sizden biraz daha uzaklaşan o masal ülkesinin adıdır. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum. Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmamasıdır. Her zaman bir öncekini eskitecek yeni bir yenilik bulunuyor.
Salyalarınızı akıtmak: Benim görevim bu.Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, çünkü mutlu insanlar tüketmezler.
Çektiğiniz acı, ticareti canlandırıyor. Bizim jargonumuzda buna "alışveriş sonrası düş kırıklığı" deniyor. Size acilen bir ürün gerekiyor; ama ona sahip olur olmaz bir başkasına gereksinim duyuyorsunuz... İhtiyaçlar meydana getirmek için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekiyor: İşte benim savaş gereçlerim bunlar. Hedefim ise sizsiniz... "
acı bir tebessüm!
 
Katılım
6 Ara 2014
#26
Ynt: Reklamlar..

boyadılar koca duvarı
rengarenk yazılarla doldurdular
elinde gazoz şişesiyle
bir de gülen kız resmi çizdiler
ağzı bir karış açık

oysa duvarın dibinde
ağlıyordu sarmaşık

- sunay akın -
 

Giriş yap