saatli maarif takvimi

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Hicri:4 Muharrem 1430
Rumi:19 K.evvel 1424

1 ocak 2009

Miladi 630 yılında mekke fethedildi .vaktiyle Kureyş müşrikleri tarafından bu şehirden zorla çıkartılıp Medine'ye hicrete zorlanan müslümanlar ,silah kullanmadan Mekke'yi fethettiler.
Bu fetihte nice hikmetler vardır.En büyük hikmet ,belki de gönüllerin fethedilmesiydi.Allah Teâlâ'nın "evim"buyurduğu Kâbe-i Muazzama'ya doğru bütün mü'minlerin edeple yaklaştılar.Gönül huzuru ile Beytullah'a kavuştular.Kan değil ,gözyaşları döküldü.Boyunlar Allah'a büküldü.
Mekke'den ayrılalı sekiz yıl olmuştu.Resûlullah Efendimiz(s.a.v),en sadık arkadaşı Ebû Bekir(r.a.) ile ayrıldığı bu şehre,10.000'den fazla mü'min ile birlikte girdi.Kâbe'yi ilk ezanı Bilal'i Habeşi okudu.Resûlullah Efendimiz(s.a.v)Kâbe'yi tavaf ettikten sonra,Beytullah'ın kapısı önünde Mekkelilere hitap etti.Kur'an o günün gerçekleşeceğini daha önceden haber vermişti.



Hamiş:Arkadaşlar yardım edin lütfen sene sonunda çok hoş bir konu olacak :) her takvim yaprağının arkasında kim bilir neler yazılı belki bu şekilde takvim kullanma alışkanlığı kazanırız hep beraber :)
Ferahsan ve gülücük buda bizden hediyedir size :)
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicrî :5 Muharrem 1430
Rumi:20 K.evvel 1424
2 Ocak 2009
*İspanya'da Endülüs Devleti'nin sonu 1492
*Gönenli Mehmed Efendinin Vefatı 1991

Ayet :"O Kitap (Kur'an) onda asla şüphe yoktur.O müttekiler (sakınanlar ve arınmak isteyenler)için bir yol göstericidir."(Bakara 2)

Hadis:"Evladım!Kalbinde hiç kimseye karşı bir kötülük bulunmadan akşamlamaya ve sabahlamaya gücün yeterse böyle yap(maya çalış)."(Hadis-i şerif)

KULLANMA FARKI

Dini meselelere oldukça uzak ve dine soğuk bakan bir sabun imalatçısı,bir din adamına:
-Sizin anlattığınız dinin,dünyaya iyilik getirdiği görülmüyor.Dünya aradan geçen yüzlerce yıla rağmen,hala kötü insanlarla dolu,dedi.
O sırada çamur içinde oynayan küçük bir çocuk yoldan geçmekteydi.
Din adamı dedi ki:
-Sabunun da dünyaya pek fazla iyilik getirmediği anlaşılıyor.Zira dünyada hala pek çok pislik var...
Sabuncu itiraz etti:
-Ama sabun kullanıldığı zmaan faydalıdır.
Din adamı taşı gediğine koydu:
-Evet,din de aynen öyle.Uygulanır ve yaşanırsa...

..............................................................................


CENNETİN TAPUSU

Osmanlı Devleti'nin zirvelerde şahlandığı,akıncılarının Avrupa içlerinde at oynattığı bir dönemde klisede bir papaz vaaz verirken halka ümit vermek için şöyle hitap etmiş:
"Allah,dünya hakimiyetini Türkler'e,fakat cenneti bize bırakmıştır."
Bu paylaşıma pek kafası yatmayan cemaatten biri papaza şöyle çıkışmış:
"Dünyada bizi yurtlarımızdan çıkaran Türkler,hiç Cennette bize yer bırakırlar mı?"​
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 6 Muharrem 1430
Rumi: 21 K.evvel 1424
3 Ocak 2009

*Mersin'in kurtuluşu 1922

Ayet:"Onlar kendi akıllarınca güya Allah'ı ve mü'minleri aldatırlar.Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir."(Bakara 9)

Hadis:"Sizden biriniz Allah yolunda çalışması,evinde yetmiş sene namaz kılmasından efdaldir."(Hadisi şerif)

Peygamber Efendimiz’den ;
MÜJDELER

Ma’dan bin ebi Talha el -ya’meri anlatıyor:Rasulullah’ın azatlısı Sevban’a rastladım.Ona:
“Bana bir amelden haber ver ki onu yaparsam Allah(cc)beni onun sebebi ile cennete koysun”dedim.Sevban ses çıkarmadı.Sonra kendisinden aynı şeyi tekrar sordum yine ses çıkarmadı.Sonra üçüncü defa sordum.bunun üzerine şunları söyledi:
“Ben bu meseleyi Hz.Peygamber’e (s.a.v) sormuştum.O da bana:
“Allah’a çok secde etmeye bak;çünkü eğer sen Allah için secde yaparsan,onun sayesinde Allah senin dereceni yükseltir ve onun sayesinde senin günahını azaltır”buyurdular.dedi

........................................................................................

Hz.Usame bin Zeyd bin Harise’den;Allah Rasulu (s.a.v.) buyurdu:
“Gözyaşları,Allah’ın kullarından dilediği kimselerin kalplerine koyduğu merhametinin bir eseridir.
Allah (c.c) kulları içinde ancak şefkatli ve merhametli olanlarına rahmetiyle muamele eder.”​
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 7 Muharrem 1430
Rumi: 22 K.evvel 1424
4 Ocak 2009

Ayet: “…Sizin için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır” (Bakara 10)

Hadis: “Şüpheli işi bırak da şüphesize sarıl. Zira doğruya gönül yatışır, yalandan şüphelenir”( Hadis-i Şerif)​

AHİRETİN KAPISINDAN DÖNÜŞ
“Çile” şairimiz Necip Fazıl Kısakürek’in de içinde bulunduğu bir uçak,
Yeşilköy Havaalanı’ndan kalktıktan kısa bir zaman sonra arızalanır ve geri döner.
Havaalanındakiler merakla,”Ne oldu,nasıl oldu?”diye sorarlar.
Şâirin cevabı her zamanki gibi hem teslimiyetçi hem de hikmetlidir:
“Ahirete kabul etmediler,geri döndük”​

.......................................​

FASULYE GİBİ ADAM
Nâzır (bakan) olur olmaz yeğenini vali yapan bir nâzıra
büyük hiciv üstadı Neyzen Tevfik :
“Maşallah kardeşinizin olduğu tıpkı fasulyeye benziyor”diye bir dokundurur.
Bu cümleden bir mânâ çıkartamayan bakan: “neden böyle söylüyorsun Neyzen?
Genç yaşta vali oldu” diye karşılık verir.
Bunun üzerine Neyzen atağa geçer:
“Ben de onun için söylüyorum zaten.Malum ya fasulye de bir sırığa sarılarak büyür hep!”​
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 8 Muharrem 1430
Rumi: 23 K.evvel 1424
5 Ocak 2009

*Adana’nın Kurtuluşu 1922

Ayet: “Onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiği zaman,”Biz ancak ıslah edicileriz” derler.” (Bakara 11)

Hadis: “Kendinizden aşağı olanlara bakınız. Üstün olanlara bakmayınız.Bu elinizde olan nimeti hor görmemenize sebeptir.” (hadis-i şerif)


KÜLTÜRÜMÜZÜN İNCELİK MOTİFLERİ
Herşeyin çok ince bir ahenk içinde zarifçe gerçekleştirildiği eski kültürümüzde, “İstanbul’a Yaşama Sanatı”nın yazarından öğrendiğimize göre selam,küçükten büyüğe verilir.Hatırı ,büyük küçüğe sorar.Küçük büyüğe hatır sorarken “Allah ömürler versin” der.Tasavvufta ise şeyh hatır sorunca “aşk u niyaz eyleriz” denir.Küçüğe selam, büyüğe ise saygı,hürmet gönderilir.
Konuşmada küçük büyüğe “arz eder” Büyüğün sözlerine “buyurduğunuz gibi” denir.Yolda bir iş yapan görüldüğünde “kolay gelsin”,yemek yiyene, “bereketli olsun”, balıkçıya “rast gele”, abdest alana “hayrını gör”,namaz kılmış olana “Allah kabul etsin” şeklinde hitap edilir.
Müslüman biri Vefat ettiğinde ardından toprağı bol olsun denmez,bu tabir sadece gayr-i Müslimler hakkında kullanılır. Vefat eden Müslüman hakkında “Hakk’a yürüdü,rahmete erdi,Hayy dan gelip Hu ya gitti,sizlere ömür,irtihal etti,göçtü”;gömülüncede “sırlandı” tabirleri kullanılır.
Ayıp bir şeyden bahsedilirken “hâşâ huzurdan” “sözüm meclisten dışarı” , yenen bir şeyden bahsedilirken “ayıptır söylemesi”, hasta olunduğunda da “üzerinize afiyet” şeklinde söze başlanır.
Bugün bazılarının kullandığı “bye bye”, “hadi öptüm” gibi nevzuhûr kelimeler yerine “Allah’a ısmarladık.Allah’a emanet olunuz,sağlıcakla kalınız,hoşçakalınız” gibi ifadeler kullanılır.Cevaben de “yolunuz açık olsun,selametle,uğurlar olsun” şeklinde karşılık verilir.Özellikle İstanbul Türkçesinde “devletle gidiniz edendim” şeklinde yolcu edilip ,gidenin arkasından “hayırlara karşı” denir.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: saatli maarif takvimi

terk-i diyar Mevla senden razı olsun .Takviminiz çok güzel sırf sen yaz diyerek ben yazmıyorum :)
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 9 Muharrem 1430
Rumi: 24K.evvel 1424
6 Ocak 2009

Ayet: “Bilerek hakkı bâtıl ile karıştırmayın,hakkı gizlemeyin”(Bakara 42)

Hadis: “Mü’minler birbirlerini sevmekte,birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vucuda benzerler.” (Hadis-i Şerif)

Günün sözü: İki şeyi unutma;Allah’ı ve ölümü.
İki şeyi unut; başkasına yaptığın iyiliği,başkasının sana yaptığı kötülüğü.Lokman Hekim​

BU GECENİN HÜRMETİNE

Er’Ravz’ul-Fâık kitabında şu kıssa anlatılır: Bir vakit Basra’da servet sahibi bir adam vardı.her senenin âşûre gününde Müslüman kardeşlerini evine toplar,sabaha kadar Kur’an okuyarak,okutarak geceyi ihya ederler,nerde fâkir ve kimsesiz varsa buldurur,tasaddukta bulunur,elinden gelen hayrı fazlasıyla yapardı.Evinin bitişiğinde bir komşusu bulunuyordu ve komşusunun hem anası hem de kızı senelerden beri yürüyemez vaziyette idiler.Kız,babasına sordu:
-Babacığım bu gün nedir?Komşumuz herkesi evine toplayıp bu geceyi Kur’an ve zikirle ihya ediyor?Babası;
-Kızım bu gün âşûre günüdür,Allah katında bu günün hürmeti büyüktür ,dedi.
Sonra uykuya vardılar.Fakat kızın gözüne uyku girmiyordu.Sanki nefesi kesilmiş bir halde huşû ve haşyet ile Kur’an ve zikrullah’ı dinliyordu.Kur’an hatim duasını yaptıkları vakit,yüzünü semaya doğru çevirdi ve Allah’a niyaz ederek:
-Ey Mevlam!Bu gecenin senin indindeki hürmeti hakkı için,senin rızanı kazanmak için bu gece Kur’anı okumak için uyumamış kulların hürmeti için beni şu halimden kurtar,kalbimin kırıklığını sar!dedi.Daha sözünü bitirmemişdi,o anda afiyet bularak bütün ağrı ve sancılarından kurtularak kalkıp doğruldu.Sabahleyin bu hali görünce şaşırıp kalan babası:
-Kızım bu nasıl oldu?diye sordu.O da;
-Babacığım,bu gün ile Allah’a tevessül ettim.O da anında bana sıhhatimi ihsan etti dedi.
M.Sami Ramazanoğlu/Dualar ve zikirler​
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: saatli maarif takvimi

6 Ocağa devam edelim :

Dünya Ahiret Dengesi
Dünyada ki huzursuzlukların başlıca sebebi,madde ile mana ,ruh ile beden, dünya ile ahiret arasında ki dengeyi sağlayamamaktır.
Yüce Allah şöyle buyurur:"Allah'ın ahirette vereceği nimetleri iste,(bununla beraber)Dünyadaki nasibini de unutma."(kasas,77)
Dinimiz insana dünya nimetlerini yasak etmiyor,itidalle istifadeyi emrediyor.Diğer bir ayette :

"Ey iman edenler!Allah'ın size helal kıldığı temiz ve güzel şeyleri nefislerinize haram kılmayın ve haddi de aşmayın.Zira Allah haddi aşanları sevmez."(Maide ,87)

Helal kılınan iyi ve temiz şeyleri kullanmayı kimse haram kılamaz.Yalnız bunlarda da sınır vardır.Dünya nimetlerinde haddi aşmak,başka haklara tecavüz etmek ,dengeyi bozmak yasaktır.Dünya ile ahiret ,madde ile mana arasında ki denge insanı kurtaracaktır.(Semerkand dergisi,sayı :104)


Hamiş:Okuduğumuz da biz bunları diyoruz değil mi :) ? Allah bildiğimiz ile amel etmeyi nasip etsin ....
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 10 Muharrem 1430
Rumi: 25.K.evvel 1424
7 Ocak 2009

*Aşûre Günü
*Osmaniye’nin Kurtuluşu 1922
*Beyaz Baston âmâlar Haftası (7-13 Ocak)
*Filistin Günü

Ayet: “Namazı tam kılın,zekatı hakkıyla verin,rüku edenlerle beraber rüku edin” (bakara 43)

Hadis: “Allah Teala dedikoduyu ,çok soru sormayı ve lüzumsuz yere mal sarfetmeyi de kötü görmüştür” (Hadis-i Şerif)​

AŞÛRE GÜNÜ
Rubeyy’ı binti muavviz(ra) ‘nın rivayet ettiğine göre Nebiyyi Ekrem (sav) ensarın köylerine Aşûre günü kuşluk zamanı haber gönderdi ve :”Her kim sabahleyin iftar ettiyse günün geri kalanını imsak etsin,yani bir şey yemesin,her kim oruca niyet etti ise orucunu tamamlasın”(buhari,savm,69)buyurdu.
Rubeyyı’ (ra) der ki, biz artık Rasulullah’ın bu emrinden sonra Aşûra gününün orucunu tutardık ve küçük çocuklarımıza da tuttururduk,onlarla mescide girerdik ve çocuklarımıza boyalı yünden oyuncak verirdik,bunalrdan yemek için ağlayan olursa iftar vakti erişinceye kadar bu oyuncaklarla eğlendirirdik”(Tecrid-i Sarih terc.6/288)
Bu günde eve çeşitli ve bol erzak almak,muhtaçlara tasaddukta,komşu ve akrabaya ikramlarda bulunmak sene boyunca berekete vesile olur.Yine bugünde oruçlu bulunup gecesinide ihya etmenin büyük ecir ve rızay-ı ilahiye sebep olacağı ifade buyrulmuştur.
Yahudilere benzememek için dokuzuncu ve onuncu yahud onuncu ve onbirinci günleri beraber oruç tutulması gerektiği İbn-i Abbâs’dan rivayet edilmiştir​
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: saatli maarif takvimi

Bu güzel bilgiler için teşekkürler terk-i diyar, sen yazdıkça okuyorum. Bunların yazılı olduğu bir site var mı yoksa üşenmeden tek tek yazıyor musun merak ettim doğrusu :)
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Dil-şâd' Alıntı:
Bu güzel bilgiler için teşekkürler terk-i diyar, sen yazdıkça okuyorum. Bunların yazılı olduğu bir site var mı yoksa üşenmeden tek tek yazıyor musun merak ettim doğrusu :)
Okuduğunuz için ben teşekkür ederim.Kopyala-yapıştır yapmıyorum kendi evimde bulunan yapraklı takvimden tek tek yazıyorum :) ve üşenmiyorum ;)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: saatli maarif takvimi

terk-i diyar' Alıntı:
Okuduğunuz için ben teşekkür ederim.Kopyala-yapıştır yapmıyorum kendi evimde bulunan yapraklı takvimden tek tek yazıyorum :) ve üşenmiyorum ;)
Rica ederim, emeğine sağlık. Allah razı olsun.
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 11 Muharrem 1430
Rumi: 26 K.evvel 1424
8 Ocak 2009

*Zemherir Fırtınası

Ayet: “Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin.Şüphesiz O (sabır ve namaz),
Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir.” (Bakara 45)

Hadis: “Ne mutlu o kimseye ki amel defterinde çokça istiğfar (tevbe)bulur.”(Hadis-i şerif)

Günün sözü: “ Kalbî ve bedenî ibadetlere yönel,ömrü bu şekilde geçir.” Halid-i Bağdadi​

ÂMÂLAR HAFTASI İÇİN
Hank Dekker,bu maceracı adam 1983 yılında ufak teknesine atlar ve tek başına dalgalarla boğuşa boğuşa San Francisco’dan Hawai’ye ulaşmayı başarır.Bununla da yetinmeyen bu serüven tutkunu Amerikalı,1986’da bir imkansızı daha denemeye niyetlenir!Aynı ufak teknesiyle Büyük Okyanusu aşmaya karar verir ve binbir badire ardından başarır da!Bu cesaret timsali adam,bu başarılarıyla da yetinmez ve çılgınca bir düşünceyle 2001 yılında Atlas okyonusu’nu baştan başa geçmeye niyetlenir.Yani Amerika’dan İngiltere’ye…Bütün ikazlara,engellemelere rağmen hazırlıklarını yapar ve yola koyulur.Fakat hedefine ulaşmasına 90 mil gibi çok az bir mesafe kala küçük teknesi su almaya başlayınca telsizle yardım istemek zorunda kalır.Buraya kadar yazdıklarımı fazla abartılı bulup meseleyi biraz büyüttüğümü düşünenlere bir çift sözüm var:
Hank Dekker 58 yaşında ve doğuştan kör..!
İhtiyar Dekker pes etmiyor.”Yakında yine deneyeceğim.Atlas Okyanusu’nu geçmek zorundayım” diyor ısrarla ve azimle…
İbrahim Refik​
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 12 Muharrem 1430
Rumi: 27K.evvel 1424
9 Ocak 2009


*Ahmed Hamdi Akseki’nin vefatı 1951

*Kırım’ın Ruslar’a Bırakılması 1792

Ayet: “Öyle bir günden korkun ki,o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz,hiç kimseden(Allah izin vermedikçe)şefaat kabul olunmaz fidye alınmaz;onlara asla yardımda yapılmaz.” (Bakara 48)

Hadis: “Yemeğin kötüsü fakirlerden esirgenip zenginlerin çağrıldığı düğün yemeğidir.” (hadis-i şerif)​

GÖZYAŞININ BİR FAYDASI VAR MIDIR?
Gözyaşının muhteşem bileşimi sağlıklı bir görüş için tahmin edilemeyecek kadar önemlidir.Gözümüzde mükemmel bir gözyaşı üretim,taşıma ve boşaltma sistemi vardır.Her göz kırpışımızda,göz yüzeyindeki gözyaşı filmi otomatik olarak yenilenir.Bu işlem ortalama her altı saniyede bir tekrarlanır.Bu 60 yıl yaşayan bir insanın bütün ömrü boyunca 200 milyondan fazla göz kırpması anlamına gelir.Gözyaşının %98.2’i sudur.Geri kalan kısımda kan plazmasıyla aynı oranda üre ve plazmadakinden daha az oranda glikoz,tuzlar ve organik maddeler bulunur.Yani gözyaşı,içinde farklı oranlarda farklı maddeler bulunan çok özel bir sıvıdır.Gözyaşı bileşenlerinin varlığı iyi ve net bir görüş için şarttır.Bileşenlerin miktarında yada yapısındaki ufak bir farklılık olduğunda göz kolaylıkla mikrop kapabilir yada gözümüz net görme özelliğini yitirebilir.Gözyaşı,sadece korneayı kurumaktan kurtaracak ve göz küresinin yüzeyinin kayganlığını kaybettirmeyecek miktarda üretilir.Böylece göz hareket ettiğinde göz kapağının iç kısmı ile gözün üstü arasında sürtünmeden kaynaklanan bir rahatsızlık meydana gelmez.​
 
Katılım
19 Ağu 2007
Ynt: saatli maarif takvimi


9 Ocak 2001

Gözyaşının bi faydası var mıdır hacıanne..???​
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 13 Muharrem 1430
Rumi: 28 K.evvel 1424
10 Ocak 2009

*Taftazani’nin vefatı 1330

Ayet: “Namazı kılın,zakatı verin,önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah’ın katında bulacaksınız.Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı noksansız görür.”(Bakara 110)

Hadis: “uyku için yatağa yatarken evvela Fatiha,sonra İhlas-ı şerif okursan ölümden başka her şeyden emin olursun” (hadis-i Şerif)

Günün sözü: “İdarecinin en kötüsü,halkı eşkıya edendir” Hz. Ömer​

TEBBET İLE İHLAS
Divan şairlerimizden Şeyhülislam Yahya Efendi (1552-1644) bir ara tasavvuf şairi Niyaz-i Mısri’yi (1618-1694)devrin padişahına gammazlar.Bunun üzerine Niyaz-i Misri Limni adasına sürgüne gönderilir.Kaderin tecellisi olarak etme bulma dünyası kabilinden belli bir süre sonra Yahya Efendi de aynı adaya sürgün edilir.ilginç,bu Ege adasında Yahya efendi üst katta,Niyazi Mısri alt katta olmak üzere aynı binada oturmak zorunda kalırlar.Niyazi Mısri adaya yeni zoraki konuk oalrak gelen Yahya efendiye:
-Ne haber!Sen de mi sürgüne geldin?”diyerek bu kaderi tecelliyi hatırlatması üzerine Yahya efendi:”öyle ama ben üst kattayım” diye kendisinin üstünlüğünü ima eden bir cevap verir
Bunun üzerine Niyazı Misri taşı çok güzel gediğine koyar:
“Ne fark eder?tebbet de ihlasın üstünde!”

KAFANIN İÇİ Mİ DIŞI MI?
İstiklal şairimiz Mehmed Akif Milli Mucadele döneminde Ankara’ya çağırılıp çağırılmaması konuşulur.Bu duruma canı sıkılan Akif,o günleri bir cümleyle şöyle özetler: “Ben bu adamların başımın içine bakacaklarını sanmıştım ama onlar tepesine baktılar!”​
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 14 Muharrem 1430
Rumi: 29 K.evvel 1424
11 Ocak 2009

*Şiddetli Soğuklar​

Ayet: “Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır.
De ki;doğru yok ancak Allah’ın yoludur…” (Bakara 120)

Hadis: “Cenab-ı Hakk’ın rızasını arayan bir ilmi sırf dünya metaına nail olmak için
öğrenen bir kimse,kıyamet günü Cennetin kokusunu bile duymaz”(Hadis-i şerif)

Günün sözü: “ Allah yolunda ekmek verirsen sana ekmek,
can verecek olursan can verirler”Hz.Mevlana​

NİMETLERİN FARKINDA OL!
Hintli bir derviş Nişaburlu bir tacirin yol arkadaşı idi.Bu derviş tam bir feragatle yalınayak,ayağını taştan ve dikenden sakınmadan arkadaşıyla yol alıyordu.Onun bu halini gören tacir ona acıdı ve ayakkabısını verdi.Hintli ona dualar edip gayretle yola devam etti.Nişabur’lu tacie sık sık ona:
-“Böyle git,şöyle git;ayağını taşlara yavaş bas,dikenlerin batmasından sakın!” diye tahakkümde bulundu.Hintli onun bu emirlerinden iyice bıkıp usanmıştı.Ayakkabıyı çıkarıp tacirin önüne koydu ve şöyle dedi:
-“Al bana kayıtlı bir hayır lazım değildir.Hiçbir kayda tabi olmadan otuz senedir yalınayak dolaşıyorum.Şimdi bir ayakkabı için birinin kayıt ve hükmü altına giremem ve minnetini çekemem!”(Ahmet Eflâki,Ariflerin menkıbeleri,1,414)
Şimdi bir an şöyle düşünelim:Sayısız nimetlerini bize karşılıksız veren Cenab-ı Hak hiç bunları bizim başımıza kakıyormu?Hiçbir bedel ödemediğimiz halde,gözlerimizi,ellerimizi,ayaklarımızı,aklımızı,bütün istidat ve kabiliyetlerimizi yıllardır fütursuzca ve istediğimiz gibi kullanıyoruz.peki bu ve bunun gibi saymaya güç yetiremeyeceğimiz bunca nimetleri bizlere devamlı ihsan halinde bulunan Rabbimizin lütufları karşısında ne durumdayız?Bunları hiç düşünüyormuyuz?​
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 15 Muharrem 1430
Rumi: 30 K.evvel 1424
12 Ocak 2009

*Mevlânâ’nın Babası Bahaeddin Veled’in Vefatı 1231

Ayet: “Ey Rabbimiz!Bizi sana boyun eğenlerden kıl neslimizden de sana ibadet eden
bir ümmet çıkar,bize ibadet usullerimiz göster,tevbemizi kabul et;zira tevbeleri çokça
kabul eden çok merhametli olan ancak sensin”(Bakara 128)

Hadis: “ Yumuşak davranmayan kimse,bütün hayırlardan mahrum kalmış sayılır.”(Hadis-i şerif)​

“ALLAH KERİM YERİ”NE DEMEKTİR...
Allah Kerim yeri,bu eski Türk kahvehâlerinde fakir fukaranın para vermeden çay,kahve içtikleri ve oturup yattıkları yere denilirmiş.Yoksul insanlar,gelip buraya oturup bila ücret(ücretsiz)çayını ve kahvesini içer,aynı zamanda otel gibi yatarmış da.İsmi de o kadar orijinal ki; “Allah Kerim Yeri”… “Kerim”esma-i hünsadandır.Cenab-ı Hakk’ın kullarına karşı sonsuz derecede cömert,şefkatli,ihsanı hadsiz,mağfireti bol,kereminin sonu olmayan,sınırsız ikram sahibi anlamlarına gelir.Kahvehâne sahibi,yoksullar için böyle bir köşe açmakla, “Sizin bir şey vermenize gerek yok.Sizi ve bizi yedirip içiren sınırsız ikram ettiği gibi bugünden sonra da ikram edecektir.”demek istemekte ve bu fukarânın yüzü suyu hürmetine dükkanının bereketlendiğinin şuurunda olarak Rabb’inin rızasını ummaktadır.(Katip Çelebi Cihânnümâ)

SÖZ

İhtiyarlar,bedeni arıklaşır da kalbi iki şeye karşı daima genç kalır:Dünya sevgisi ve mal hırsı
Hz.Muhammed (s.a.v)

Hiçbir işte gereğinden çok acele etme.Dikkatli olanlar kendilerini zor duruma girmekten korurlar.
Hz.Ali

Dünya,üzerindekileri besler,büyütür;sonra onları yine kendi yer.
Ahmed Rufai​
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008
Ynt: saatli maarif takvimi

Hicri: 16 Muharrem 1430
Rumi: 31 K.Sani 1424
13 Ocak 2009

Ayet: “Gerçek olan Rabbinden gelendir.O halde kuşkulananlardan olma!” (Bakara 147)

Hadis: “Güzel bir söz söylemek sadakadır.”(Hadis-i Şerif)

Günün Sözü: “ Ey Allah’ın kulları vallahi ölümden kurtuluş yoktur.Acele edin!Arkanızda sizi hemen isteyen bir kabir var.”Hz.Ali​

ESKİ OSMANLI EVLERİNDEKİ
BAZI KAPI TOKMAKLARININ ÇİFT OLMASININ SEBEBİ NEDİR?​

Evet,bazı Osmanlı evlerinin kapı tokmakları çift tokmaktan oluşur.Bir büyük,bir küçük halka…Hikmetini bilmez de bu fazlalığın,israfın sebebi ne diye düşünürseniz,yanılırsınız.Bugün Erzincan Kemaliye’de tek tük örnekleri kalan bu çift tokmaklı kapı geleneği,bir yaşama üslubunu yansıtması açısından gerçekten çok anlamlıdır.Tokmağın büyük halkasını tıklattığınızda biraz kalınca bir ses duyulur.Küçük halkayı tıklattığınızda ise daha ince bir ses verir.Eğer eve bir erkek misafir gelmiş ise kalın sesli büyük halkayı tıklatır.İçerdeki ev sahibi de kapıda bir beyefendi olduğunu anlar ve mahremiyete uygun olarak kapıyı evin beyi açar.Yok eğer ince bir ses duyulmuş ise kapıda bir hanımın olduğu anlaşılır ve kapıyı evin hanımı açar.​


zeyl: Hep hayran kalmışımdır Osmanlı'daki şu zerafete...