(Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#1
İki Ayak Yetişemedim

Hayat tek üstünde geçti beni,
Ben hep koştum yetişemedim.
Düşlerimin adresini yitirdim,
Hangi ceddenin sokağında bilemiyorum.
Evrenin çıkmazında kayıplardayım,
Hiç bir mekana adres olamıyorum.
Hayat en derinine attı suların,
Umutlarım kurtardı boğulamadım.
Burası neresi ben nerdeyim?
Yer deiğil, gök değil yine sendeyim.
Bu kahpe kurşunların hedefi,
Çok sevdim diye yine benmiyim?
Yokluğunda büyüttüm kederlerimi,
Cehennem ateşiyle yaktı sinemi,
Ben içimde yaşatıyorken seni,
Söyle, hangi kalbe gideyim?
Hangi acımı söylesem sana,
Yaşamadan bilmezsin ki sevgili.
Dünümde kalan sevinçleri mi
Yarını yok umutları mı?
Haykırıyorum işte sağır dilime!
Bu gün yalnızlığıma öl emri verdim.
Gün gelir devran döner tersine,
Bu aşk ta destan olur sevdiğim,
Yanık türküler söylenir hikayemize.
Ben seni sevgi diye,can diye sevgi diye,
Beyin hücrelerime nakşettim.
Yüzümü karartarak kapına geldim,
Dilimde seni ağlatacak kelimelerim.
Bir de sana yazdığım mektuplarım,
Son defalık göster yüzünü artık öleyim.
Aklım sende, yüreğim sende sevdiğim,
Gözüm sende kalmasın son tanem.

Hafize Hanaylı.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#2
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.


Kelimeler Yetersiz

Yüreğini ağırtacak söz bulamıyorum! Ya düşümü zapdet, ya dilimi avut diye çağırmadın mı beni?
Böyle mi ters düşecektik aşk'a teptaklak
Damlaya damlaya düşmedin mi yüreğime. Şimdi yağmurlarım bulutsuz diyorsun!
Söylemezsin biliyorum; yanılmalarım yanıtlamayacak mı zikrimi.
Gözüm açık uykularımda katilim olacaksın.
Zikrimle başım dertleşirken, alnımın karalığı düşüyor gözümün sen hayaline...
Şiirler düşerken dilimden kalemin karasına; okurken adını,güldüğünü görüyorum yüreğinin sevinçle
Şifresiz yazabilseydim yalansız yazardım sana yazdıklarımı... Şimdi yalansız oynuyorum sana
oyunlarımı.
Kaç yüz değiştirdim maskelerime.
Aklına sinmiş inadın geçmez mi gerçeğinin içinden?
Neden perde çekersin gecenin gölgesine? Neden saklarsın seni senden söylesene?!
Cesaretime düşmüş kurtlar kemiklerimi gözyüzüne çıkarırlar.
Vicdanını kemirenlerle hala yaşayabiliyorsan eğer; kurtulmaya çalış.
Kara geceleri bana giydirmeye çalışan sen, bir mum yakamazmısın ışıksızlığıma?
Bu kaçıncı şehir seninle sensiz kaçtığım!
Kesip atılası başımın deliliğini Markopaşanın ilaçlarına mı iliştirdin akılköy meydanında?
Ki! gecelerin koynu bu kadar sarhoş.
Duyulmayan sesimi asarım sensiz acizliğime yalnızlık sen olsun diye.
Gidişinin gerçekliğine alışamadı aklım.
Yalnız gecelerin koynundan selam gönderiyorum sana, umarım ömrün uzun olur!...
Bir tek bakışına ağlamasam ziyana gider terk edişin.
Güldüreceğin günler için bu kendine son bir kere yemin et! Son kez camilerin minaresine as
beni!
Ettiğim her dua'nın gerçeğine götür beni; Eyüb'büm ol acılarıma...
Hiç ummadığım zamanlarda uykuma huzur ol, geceme ziya...
Koruyamazsam sevgimi seni içime atamam sevgimi nefrete çevirme sevdiğim!
Kaçışlar bu kadar kolaymı, gelişler bu kadar zorken sana?
Soruların cevabı sende uyurken söyle bana, bekliyorum olmayan uykularımda. Olurmu?.......

Hafize Hanaylı.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#3
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

Çözemedim Hayatın Şifresini

Çoğaldıkça evrenin kalabalığı,
Değişti insanlığın anlayış ve anlamı.
Giyindiğim medeniyet aklıma hiç uymadı,
İğnesi yok üstelik yok aklımın makası.

Gözlerim ürkek yürü emri vermiyor ayaklarıma.
Sokaklarınız neden hep çıkmazlarda.
Sevgi sandığınız dudaklarınızda olmuş paçavra,
Görüyorum elinizde çiçek yerine para.

Ne kadar koştunuz sevginin gerçeğine?
Hangi zamanda kucak açacaksınız birbirinize?
Görmüyormusunuz dünya can çekişiyor artık ölüme!
Benim acılarım surat buruşturuyor hızla yüzüme.

Hayat hüküm sürmek değil zamana,
Yükünü de taşımaktır omuzlarında.
Yürüdüğün yol attığın adım kadardır arkadaş,
Gerçekler nasıl anlatılır ki anlamayana.

Eyy hayat ne çok şey götürdün benden!
Oysa istediğim çok şey değildi senden,
Meltem bekliyordum hep fırtına estirdin,
Mutluluk biletimi karakışa kestirdin.

Sanıyorum fazla geldim evrene!
Susuyorum yine kendi sesime,
Sözlerimi sessizce koydum heybeme,
Bu gece buralardan gidiyorum gizlice.

Hafize Hanaylı.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#4
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.


Sende Kaldı

İçimde senden kırık hatıralar var,
Her içime düştüğünde seni ağlar yar!
Bahar da mı açar sanırsın papatyalar,
Dermesini bilirsen her mevsimde var.

Sen, son sevdam deli sandın hep beni,
Resminle konuşurum gittiğinden beri.
Kıskandın elimdeki karagözlü kalemi,
Bulduğum her kağıt'a yazıyorum diye ismini.

Yine karasını giyindi gece,
Söyler adını dilimde iki hece,
Bir de yüzün gözlerime gelince,
Kimse görmez ben ölürüm sessizce.

Sen, umutlarımın erişilmez sevgilisi
Düşlere kurşun sıkılmaz öldüremem ki seni,
Öldürmek çok kolaydır seven yüreği,
Uzun söze gerek yok, iki cümle yeterli.

Hafize Hanaylı.
 
Katılım
29 Ocak 2008
#6
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

gülücüğüm' Alıntı:
yazdığınız, onun sahibine aittir, haktır.. ulaşmalıdır!
ama vardır hepimizin, gönderilmemiş, hatta yazılmamış mektupları..
aynısını yazacaktım.

sahibine ulaşmadığını bilmek, okurken daha hüzünlendiriyor insanı.
 
G

gülücüğüm

#7
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

gülücüğüm' Alıntı:
yazdığınız, onun sahibine aittir, haktır.. ulaşmalıdır!
ama vardır hepimizin, gönderilmemiş, hatta yazılmamış mektupları..
zamandan geçen bir yıl.
ya benden ?..
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#8
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.


Böylemi Olacaktı

Bu hikaye böyle bitmemeliydi kırılgan
Zümrüdüanka mutluluğu aramaya uçarken
Okumamalıydın bu kitabı orta sayfadan
Böylemi olacaktı, vurdun anıları yüreğinden.

Hala o şarkı var dudaklarımda
Tek armağandı o senden bana
Mevsim sonbahar, gün ekimin altısında
Sen yüreğime damladın sevgi olup da

"Gecenin matemini kalbime örtüp sarayım
Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım."

Şimdi armağan ettiğin o şarkı gibi
Gecenin matemini sen diye sardım kalbime
Gittiğine kızmıyorum üzülüyorum sadece
Kokuşmuş ağızlara düşürdün diye beni.

Sevgili,
Bu aralar yine sendeyim
Kutup yalnızlığıma üşüyor kalbim
Kurduğum hayallerin kahramanı gibiyim
Kavuşamadım sana kahrolan benim.

Şimdi aklına bir soru gelir
"Sen hala oradamısın nakarat olur"
Sorarım sevgili sen neredesin
Kimi sever, kimi üzersin?

Nasıl kıydın böyle temiz bir aşka
Ben unutamıyorum seviyorum seni hala
Çıkarıp atamıyorum yumruk kadar kalbimi
İçindeki senime kıyamıyorum.

"Ağırsa saçlarım solsa yanağım
Bu aşka canımı adayacağım
Yeter ki gel bana senede birgün."

Yar, asırlardır beklediğimsin
Ne ölüm geliyor ne sen geliyorsun
Yetmedi mi bana yaptığın zulüm
Nerdsin tek tanem şimdi nerdesin?
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#9
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.


Hata Sekizde Sekiz

Terke bıraktığım sevda başımı kemiriyor,
Yüreğimi vazgeçiremiyorum senden.
Sesim dilimden kaçıyor, anılar geçerken gözlerimden.
Zamanı koparıyorum her gün takvimden,
Ömrümü yıllara vererek rehin.

Yolumun sol şeridinde çıkmasydın karşıma,
Gözlerim takımasaydı yüzünün farına,
Yapmayacaktım sekiz de sekiz hata,
Bu sevda beni kötü yaraladı anlasana!

Bana hayatı leylekler mi getirdi sevgili!
Seni yaratan yaratmadı mı beni?
Bilirim senden biraz daha deli.

Yine hayallerimin hapsindeyim...
Haramiler yağmalıyor sözlerimi!
Kekeme dilimi zorluyor adın...
Gözyaşlarım karışıyor sevdamın kanına.
Mürekkep de durmuyor artık,
Kalemde durduğu kadar sakin;
İsyan ediyor parmaklarımdan duygularıma.
Konuşacaklarım bitse de sana,
Yazacaklarım bitmiyor sevgili!

Bıktım usandım ayrılıklardan,
Acıdım yalancı dostluklardan...
Aklımın ucuna verdim kurşunu,
Vuracağım sensizliğimin şakağından!...
Seninle düştüğüm yalnızlığımın,
Bir ses duyumu ömrü var,
Ne olur ses ver pusundan.

Gözlerinden giremedim kalbine,
Kalemimle gireceğim son kere,
Başarabildiğimse yine, başaramamak!

Hafize Hanaylı.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#10
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

Sadece Sevdim

Cevapsız sorular sorma bana ne olur, nedeni yok; sadece sevdim...
Beklediğim biri vardı sancılı yürek çırpınışlarımla beklediğim senmişsin asırlarca.
Bilmedim hangi duyguların beni beslediğini, şarkıların ruhumu eleyerek geçtiğini kimseye söyleyemedim. Güneş ne zaman uykuya yatsa ben sana uyanıyorum...
Bir gece ani den gerçeğinle karşılaşmak beni büyük korkunun sonsuz sevginin kucağına bıraktı sessizce... Sana sevgimi anlatmak için hata üstüne hata yapmaya başladım kendimce doğru olduğunu sanarak... Bana soğuk duruyordun, sana yaklaşma cesaretini bulamıyordum: Bana yasak olsan da uzak dursan da anlamıyordu deli yüreğim aklımla hislerim savaşsa da küçük, küçücük bir umuttun sen duygularıma.
Sen de haklıydın kendince bilmiyordun kimdim, tanımadığın biri. Ben hayallerimle yaşarken başka bir evrende,dünyayı kirletmiş kirli insanlar BİLMİYORDUM!
Dokunmayı düşünmedim anılarına korkma, sana ait olan senindir ben saygı duyarım sadece. Neden arama; sadece sevdim...
Neden bilmem geceyi gündüzden ileri severim, sanırım beni cazibesine çeken sessizliği olmalı... Sönmüştür ay yıldızlarsa çok uzaklarda ve yine karanlıktır evrenin penceresi...
Dünyayı ben karartmadım gece olması gerektiği için var, huzur veriyor zaman, zaman yalnızlığıma. Senin de bir yalnızlığın var elbet olmasaydı görmezdin beni, duymazdın sesimi... Tedirgin olma, KORKMA sakın! Yüreğimi avuçlarına bıraktım kötülük gelmez benden; sadece sevdim... Bir gün anlayacaksın beni. Yarım kalmış tamamlanmaya müsait gibi görünüyorsun, korkma lütfen! Neden arama yazgıma; sadece sevdim...
Sana tanımadığın beni anlatsam dinlermisin?
Bir gün oturursun karşıma anlatırım seni sıkmadan bölüm,bölüm bin bir gece masal tadında: Dilersen en sevdiğin şarkıları dinleriz sevdiğin yemekleri pişiririm sana birlikte otururuz masaya, sonra sen anlatırsın ta çocukluğundan başlayarak ben sıkılmam...
Ben seninle sıkılmamayı seni beklerken öğrendim, seni hayalimde büyütürken öğrendim sabrın kutsal acılarını; ve sabrın taşı bile eritebilceğini, sen taş değilsin ki sevgili!
Bildiğim tüm güzellikleri sunarım sana daha fazlasını bekleme insanım sonuçta.
Benim de korkularım idiallerim var... Arka sıralarda oturdum hep öne çıkmak kolay değil!
Ben de anlaşılmak istiyorum; sevdiğim her şeyi sevdiğimle paylaşmak gibi, evet, istediğim bu... Birlikte göğüslemek acıları sevgi ile yanımda birinin olması birlikte yemek pişirmek , birlikte çay içmek gibi... Mutlu bir anda tek nefes olmak gibi, örneğin; hastalandığında baş ucunda seni bekleyen terleyince üstünü değiştiren ateşini ölçen birinin olması gibi... Benim için hayatta kalma çabası gibi... Mutsuz etmek değil, mutlu etmek gibi... Beklemeden hayal etmeden öylesine olduğu gibi doğal...Birlikte yürüyeceğin bir eli tutmak bir daha senden gitmeyecek hislerini yaşamak gibi...
Bir neden arama; sadece sevdim...
Hayatın sorduğu soruları cevaplayamadım cahil sandılar beni!
Bedenim değil ruhum yalnız kaldığı zamanlarda düştün aklıma düşünmedim hiç ne verirsem ne alabilirim düşüncem olmadı ortadaydım açık seçik; bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığı idi bu, "MELENKOLİ" diye isim koyma lütfen, ortak bir yan bulamamanın sorunu sanırım... Her insan gibi sevme sevilme arzusuydu sadece...
Özür dilerim kafam karıştı biraz! Bir neden arama; sadece sevdim...
İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabiliyor işte bir örnek benim...
Kızma gücenme bana eğer bir nokta kadar varsa değerim: Bilirisin noktasız bitmez sonlar.
Sevgi gönül eğlendirmek değil Allah'ın armağanıdır kullarına ve hatalar yine mahsustur insanlara, öyleyse nedendir bana uzak duruşun? Söylesene bütün cesaretini giyinerek diline? Sahi, kabat mi işledim seni sevmekle... Sahiden kırıyorsun beni!
Bir neden arama; sadece sevdim... Birini bekliyordum asırlardır, tanımı sensin...
Düşüncelerimi zapta alan, kelimelerimi korkutan yanında huzurla uyuyabileceğim birinin onunla olmaktan, onunla yaşlanmaktan şeref duyacağım asla kıskanmayacağım ve ona mahal vermeyecek birini arıyorum; ve sanıyorum ki bu biri sensin: ben öyle olsun istiyorum.
Bizim diğer insanlardan ayrı oluşumuzun bir iksiri olmalı, DİYORUM.
Bizim sevdamız açığa çıkmaya korkak açıklanmadığı için tedirgin... İşte iki kapalı yürek kazanmaktan çok kaybetmeyi göze alan.
Hatırlayabiliyormusun nasıl uyuduğunu nasıl büyüdüğünü? Korkma ölümden uyumak gibi ifadesi tanımı yok.
Senden uzaklaşmalıyım çünkü beni anlamadığını anlamak istemediğini biliyorum.
Seninle ben yanlış zamanın doğrularında karşılaştık; benim beyazlarım senin siyahında yitti ben ona da hazırım yaptığım yanlışın farkında yüreğim sancılanınca anladım. Yani, zehri içince pişman olmak gibi. Sen hep kaçtın benden umarım mutlu olursun...
Hiçliğimden söylemiyorum mutluluk bana senden değilse ne yapabilirim ki!
Bu aşkın en mutlu yanı ne biliyormusun, ne ben aldattım seni nede sen aldatmayı düşündün. Neden arama; sadece sevdim...
Benden kaçınca rahatlayacağını her duyguyu kucaklayacağını sanıyorsun kim bilir doğrudur sence. Sevilmediğim yerde hala boş ümitler koşturan ayaklarıma bir zincir vurmalıyım: Romntizm den koparak geriye dönmeliyim, oysa ben seninle yaşlanmayı düşlemiştim düş fukarası serim de. Bilmeden var oluş nedenlerimizin tahakküm altına alınmayışı ile ilgilydi donanımlı oluşumuz, ben ne denli sevecensem, sen ne kadar yıpratıcıysan o da o kadar mükemmeldi; fedakarlık denilebilir buna buda beni mutlandırıyor...
Sakın üstüne alınma bir nedeni yok; sadece sevdim... Ben seni sevmye yaratıldım sanırım sevginin karşılıksızlığından, ben seni hayal ettim asırlarca tanımayacağın kadar mı yabancıyım sana? Seni çok mu yıprattım sevgili? Özür dilerim elimde değildi kalbim aklımı dinlemedi kimliğimi yitirdim. Seni kaybettim bulduğumu sandım sadece. Kaç asır kaldı ki seni unutmaya?
Hala bir neden arıyorsan seni sevmeme nedeni yok; sadece sevdim...
Benimle konuşurken kelimelerin arasında sorduğun soruları, bildiklerini unutarak yeniden öğreniyormuş gibi dinlemeni en çok mütavazı yanından sevdim, susmanın erdemliğini senden öğrendim: Şimdi yine susmalardayım susacaklarım bitmiyor sana... Rotasız yüreğim duygularım albora hangi limana sığınacağını bilmeyen ürkek bir mülteciyim şimdilerde.......


Hafize Hanaylı. 23.3.2010.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#11
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

Aşk Tokatı Hak Etti...


Nadasa bıraktığım yorgun sevdam

Bir cenaze kalkıyor içimden

Yüreğimin derinliklerinde ağlar sessizlik

Bilmem kaçıncı ölüm arzusu bu yaşamak varken

Damarlerım pıhtılaşmaya hazır

Gözlerim çanağına kan

Vazgeçmelerim umuda soğuk

Aklım kalbime dağınık

Yeni toplamıştım oysa yine karışık.



Bilirim, umursamadın hiç beni

Sevmedin sevemedin sevgili

Oysa sen dilimde değil

en yaşanılası yerimde'idin...



Konuşamadım

Gidersin korkum oldu

Sen verdiğin vaatleri unuttun

Ben susku giyindim dilime

Seven susar acıyı verir içine

Asırlardır suskunum anlamadın mı hala?



Ben kalbimin ayakları'ile yürüdüm yolumu

Aklımı giyindiğimden bu yana kayıp

Ellerime diken batıyor yüreğimden!



Gözlerin baharm'dı hiç yaşatmadın

Ellerin sıcağımdı hiç ısıtmadın

Sesin yaşamım'dı hiç konuşmadın

Adın adıma eşti hiç yan yana yazmadın.



Duydum senin'de kayıbın varmış

Bana sorma

Vicdanına sor bir'de varsa aklına...



Ben hala yitiğim kendime sevgili

Biraz eksik biraz yenik

Ama sana inat ayakta dimdik

Bir'de yokluğun bıraksa şu yakamı.



Uyutamadım günahsız geceleri

Senli ama sensiz kurduğum hayalleri

Yine ölüm giydireceğinden beni

Aklımın yıkacağından yeni toplamışken beni

Nasıl dağıtırım yeniden sevgili

Ölüm nefesime bu kadar yakınken

Sahi kaç kez ölmeliyim getirmek için seni geri

Kaç tokat daha yemeliyim aşktan

Ne olur sevgili çanağına kan doldurma gözlerimin...



Ahh bu sensizlik yine doğuruyor bizsizlik

Yine yeniden geliyor hayalin üstüme, üstüme

İsmin dilimde cismin nerede yar

Gelmedin üstünü örtmedin yalnızlığımın!



Daha ne bekliyorsun BEN

ONU MU

O artık gelmeyecek...



Eyy benim el koyulmuş hayallerim

Sende şu garip beynimi yiyenlerdensin

Bak aşk yalan sevda kara

Açma içine ilacı yar olan yara

Zaman avuçlarından kayıp giderken

KENDİNE DÖN (BEN)

UNUTMAYA BU KADAR YAKINKEN

Aşk bu tokatı hak etti bugün yeniden!....



20/ 4/ 2010. Tokat.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#12
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.


Yaşanacakların Önüne Geçilmiyor...

Bu hikaye gerçek deprem hikayesi acı sonla biten; binlerce insanın öldüğü çok kişinin sakat kaldığı.

Yer Gölcük: 16 Ağustos'u 17 bağlayan gece ve daha sonrası yani 11 yıl.
Dayım ısrarla tatilimi görevli olduğu Gölcükte geçirmemi istiyordu. Kırmadım, çünkü ondan başka kimsem yoktu. Annem ben üniversiteye başladığım yıl vefat etti aniden hiç bir şeyi yokken; gizli kalpmiş hayata yenik düştü. Annemle babam çok iyi anlaşan birbirini seven sayan örnek insanlardı. Çevrede herkes onların evliliğine saygı ile bakardı. Ben hep babam gibi bir hayat arkadaşı hayal ederdim. 1993 babamla ağabeyim iş için Ankara ya giderken Bolu'da Tır altında kaldılar. Dostlarımız bize ne babamın ne de ağabeyimin göstermediler.
Dayımın benim yaşlarımda iki kızı vardı; biri mesleğini eline almış diğeri ise ben yaştaydı ay farkı ile ben büyüktüm.
Kuzenlerimle çok iyi anlaşıyorduk kardeş gibiydik.
Mezuniyetim dolaysıyla dayım bana bir saat almıştı incecik belli ki çok değerliydi. El yapımı olduğunu daha sonra öğrendim.
Zaman hızla geçiyor ayrılık günümüz yaklaşıyordu: Ben yepyeni bir hayata başlayacaktım ilk işim ilk deneyimim olacaktı biraz korkaktım hayata.
Dayımlar hafta sonu gelecekti ben yalnızlığa alışana kadar.
Sena yani kuzenim cerrah paşa tıp fakültesi 4 sınıf öğrencisi.
Benim işe başlayacağım yer Kadıköy moda. İstikamet ters olmasaydı birlikte oturacaktık, şimdilik düşüncemiz bu idi
16 Ağustos günü çok enteresan bir gündü: Yaşanacakların acısı sanki çökmüştü gündüzden içime. tuhaf bir şeyler oluyordu kimseye anlatamayacağım.
O gün her zaman ki gibi kahvelerimizi içtik bir de sigara çok büyük bir marifetmiş gibi.
Yengem bu gün yemek yapmak istemiyor canım, siz de yemeyin bu gün, ölecek misiniz derken dayım telefon açtı sanki duymuştu yengemi.
O akşam yemeği ordu evinde yedik güle oynaya.
İlk defa dayımla kahve içtik büyümüştüm dayımın gözünde galiba.
Külahta dondurma yedik salıncaklara bindik sıcak rüzgar esiyordu denizden. Vakit hayli geçti eve geldiğimizde.
Dayım sabah işe gideceği için hemen yattı iyi uykular öpücüğü alarak herkesten nerden bilecektik ki son öpüşmemiz olduğunu.
Kızlarla biraz lafladıktan sonra onlar yattı. Ben uykuyu tutturamadım yavaş, yavaş kimseyi rahatsız etmeden hatıra defterime bir şeyler yazmak geldi aklıma. Radyoyu açtım çok güzel bir müzik vardı, bir süre hayallere daldım.
Tam kalkıp yatmaya karar vermiştim ki büyük bir çatırdama oldu sanki ayaklarımın altındaki dağ yıkılıyordu sadece ışıkların söndüğünü hatırlıyorum. Her şey orada koptu acı hissetmedim sanıyorum.
Gözlerimi hastane de açtım: Etraf çok kalabalık üstelik kan kokuyordu, çocuklar yerlerde insanlar acıdan inliyordu; daha ne olduğunu anlamadan kalkıp kaçmak istedim sandım ki kabus görüyorum, değilmiş. Sağ ayağımı dizimin altından kesmişler acıdan bağırmaya başlayınca iğneyle biraz durduruyorlardı.
Dış yaralarımın iyileşmesi uzun sürmedi ben hala o acıları yaşıyorum... Zaman, zaman gülebiliyorum da artık ama hep sevgi yanım eksik kalbim acıyor, aklım acıyor. Ben sadece 17 ağustos ta yaşamıyorum bu acı hep benimle gece gündüz. Dayımları kaybettim bulamadım sanıyorum toplu mezara gömdüler.
Onlar ölmedi benim gözümde ben her gece onlara dua gönderiyorum gecenin tam üçünde.
Benim şimdi bir işim bir de protez ayağım var bir de hiç kavuşamayacağım bir sevdiğim. Hayat sürüp gidiyor işte.
Yine de Allah'ıma şükürler olsun.
Mesleğimde oldukça başarılı sayılırım. Annem sıkı sarıl hayata ne olursa olsun bırakma demişti. Şimdilerde kimsesiz yalnızım bir kalemim var birde kağıdım sıkı sarıldım... Bir de beni bırakmayan hayallerim onlarda olmasa ne yapardım? Hayat, yürümek zorunda olduğum bir yol inişleri ve çıkışları ile... Kimlikte yaşım otuz üç, yürek yaşım seksen acılar beni çabuk büyüttü. Mesleğimi çok seviyorum... Adil ve adaletliyim, ne kimsenin hakkını yedim nede kimseye hakkımı yedirttim bu zamana kadar. Aklımla Allah'ıma sığımmdım bu da benim yaşam enerjim.
Annemin bir sözü gelir aklıma yaşam hakkında. 'İyisi ile kötüsü ile güzeli ile çirkini ile gecesi ile gündüzü ile içinde yaşayacağın bir dünyadasın demişti' bana, bende yaşıyorum yaşamaksa bunun adı...

Hafize Hanaylı.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#13
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

Ben Hiç Mutluluktan Delirmedim Ama...

Aşkın yalan olduğunu söylemediler bana, bu yüzden yara bereyim gönül evimde...
Kaşlarımdaki öfkeyi susturacak söz bulamıyorum lugatımda!
Yakışmıyor artık sana susmalar tadını kaçırdın yıllarca. Aramıza boyumuzdan büyük ayrılıklar koydun oldu mu? Bende kalabalığın tenhalaşıyor yavaştan... Meltem esmiyor nicedir, fırtınalar susmadı henüz. Hayat anlamsız geliyor tutunamıyorum canıma...
Ben hiç mutluluktan delirmedim ama; delirmekten mutluluğu aşkta öğrendim.
Neden herkes bakışlarını üstüme yapıştırmış bana bakıyor? Biliyorum, çok çirkinim kimin yüreğinin zilini çalsam açılmaz kapılar ardında kalırım kimsesizliğimden... Oysa ben düşlerin pembesini yüreğimin görünmezliğinde saklarım... Temiz hayallerimden kurşun yemek öldürüyor içime sığmayan umutlarımı: Yine de her gece mektuplar yazarım sana hiç okumayacağın.

Yüzün flulaştı gözümde, aklım yavaş, yavaş seni unutmaya yelteniyor sevgili!
O duyumsuz bakışlarından aldığım yitik anlamı göğsümde tutuyorum...
Geç bastırılmış bir yalnızlık ihtilali için MERHABA! bu yüzden zehirli geceler bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak. Yalnızlığımdan bir sen çıkarıyorum sensizlik büyüyor yanımda...
Mor bir ölüm giyiniyorum sensizliğimin, sessizliğinde... Seni çıkarıyorum hücrelerimin beyinden kan revan her parçan, ben kanıyorum gözlerimden sen düşerken.

Seni bende devleştirmeseydim bu kadar sen de bilmeyecektin farkının farkındalığını sevgili!...
Sen de unutamıyacaksın yar beni... Her şarkıda biraz beni hatırlayacak sevgimi bırakıyorum yüreğine usulca haykırarak farkında olmasan da.
Göm şimdi beni aklının dehlizlerine sana da bu yakışır sevgili!
Beni saçlarının toroslarında uyut, beyez gelinliği sen giydir başımın mezarına!
Sonranın azı, mor dağların eteğinde ölüm kusacak aşkın ciğerlerimden... Bu ölüm beni de korkutuyor ama; gelsem yoksun, gelmesen ölüm oluyorum; nedir bu ters denklem anlamıyorum!
VE BEN SENİ BİLMESENDE, HALA ÇOK SEVİYORUM..............

Hafize Hanaylı.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#14
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

Umut Yükledim Aklımın Olmazına

Zümrüt gözlü masal kahramanımdın benim
oysa ne çok büyütmüşüm gözümde seni
inkar etmiyorum sende büyüttün beni
ben yeni öğrendim henüz
tek taraflı sevmenin giderini
yıktın umutlarımla süslediğim sevgimi…

Sana süsledim beni değil bir başkasına
umut yükledim yine aklımın olmazına
hani “hoca” misali ya tutarsa olur ya…

Mesela
seninleydi yürümek kısacık yolu uzun…

Düştüğüm sularda boğulmamak adına
can simidi yaptım adını Allah’ıma
sen benim inandığım tek masalımdın.

Ben seni böyle severken
bilmem başkalarının umuru muydun
oysa son tanem seni
yüreğimdeki sesin gümbürtüsü değil;
şah damarım sanmıştım!

Hafize Hanaylı.
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#15
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

Şiir ekledim üstümdeki engeli kaldırırsanız yazmaya devam edeceğim, kaldırmıyorsanız beni silin lütfen...
 
Katılım
27 Ara 2005
#16
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

üzerinizde bulunan bir engel söz konusu değil ...
 

maviyemin

Senden birşey istemiyorum sevgimi iade et yeter!
Katılım
30 Eyl 2007
#17
Ynt: (Sahibine ulaşamayan şiir VE mektuplar) Hafize Hanaylı.

Sen İstanbulu Ben Seni Sevdim

Sana saklamışım meğer en bakir hislerimi
gözlerinde ki ışıltı titretti yüreğimi
sen miydin içimdeki yar sandığım sevgili
pembe açtı yanağımın gülleri
oysa aklımı karıştırdı hislerim
gitme kal diyecektim, diyemedim
sende sevdin beni zümrüt gözüm
Kelimeler ses olmadı diline, diyemedin!

Anladım; sen gidecektin ben kalacaktım yalnızlığımla
ama ben çoktan çıkmıştım bu yolculuğa.

Sen tarihini sevmişsin en çok bu kentin
en güzel yerlerine taşıdın bedenimin ruhunu
götürdün beni de aşk ırmağına
çekilmiş olsa da suları, anlattın ihtişamını aşkların
ben bilmiyormuş gibi şaşırdım sen anlatırken
susmanın erdem sayıldığı öğretiyle dinledim
içimden şarkılar geçti duygulu ağlamaklı
inan ki bu yolculuk hiç bitsin istemedim
gün geceye varmasın istedim aslında bir daha.

Öyle pembesinden gülecektim aşka
zaman düşmeseydi akşama.

Gitme kal diyecektim, gidecektin biliyorum
seni bana bıraktığının farkına varmadan
bir dolu anı kalacaktı senden kısacık günden
bir de hüzünlü şarkı armağan
içimde buruk acı tadında kalan…

Gözlerini gözlerime verdin kaçamak
anladım yoktu iki kalp arası yaşanacak bir aşk
anladım ahvalinden.

Namlunun ağzına kurşun vermek gibiydi akşam
hissediyordum vuracaktı sevgi yanımdan
sevdiğimdin artık, gidecektin biliyordum
sevgi yerleşiyordu en ince hissime yeni

Hafize Hanaylı.
 

Giriş yap