Sana aşık oldum...

Katılım
26 Nis 2007
#1
“””

Batı Edebiyatı dersinin sınavındaydık. Herkes bitirip gitmişti, salonda sadece ikimiz kalmıştık. Ahh… bir de sınavın gözetmeni tabi. Kağıdımı teslim ettikten sonra kapıya değil, onun oturduğu sıraya yöneldim: sana âşık oldum, dedim. Gözlerime şaşkınlıkla baktı. (Bu kızlar hep böyledir: şaşırırlar. Onun da size âşık olduğunu sanırsınız, günlerdir gözlerinize bakmaktadır, ilan-ı aşk ettiğiniz an boynunuza sarılması gerekirken, tutup hiç olmayacak bir şey yapar: şaşırır. Hiç beklemiyordum, der. Ulan gözlerime bakarak otobüs mü bekliyordun peki?)

Efendim?, dedi.

Bu soruya karşılık ona:

Sana âşık oldum çünkü elektrikler kesilip odamızı mumlarla aydınlatmak zorunda kaldığımız uzun ve kederli kış akşamlarında, babam sehpanın üstündeki mumun ışığında İhya-u Ulum-id-Din okurken, annem battaniyeyi dizlerine alıp kardeşimle bana peri padişahının dünya güzeli kızıyla ilgili bitmez tükenmez masallar anlatırdı ve ben o uzun ve kederli akşamlardan beri seni hasretle, özlemle bekledim. Sana âşık oldum çünkü evimizin yanındaki boş arsada mahallenin çocuklarıyla yorgunluktan ölene kadar top oynayıp cami avlusundaki çeşmeden ter içinde su içerken keşfettiğim; bir şehirlerarası yolculuk sona erip, otobüs, caddelerini, parklarını, ağaçlarını, insanlarını ve kedilerini tanıdığım güzel şehrimin telaşlı otogarına girdiğinde keşfettiğim; iki katlı evimizin küçük ve şirin bahçesindeki ağaçlardan dedemin topladığı yeni dünyaları, erikleri ve şeftalileri yedikten sonra, bunların çekirdeklerini toprağa gömdüğünde keşfettiğim ve sonra nasılsa sınavlara girip okullar kazanınca, işlere girip paralar kazanıp evlenince bir şekilde unuttuğum çocukluğuma ait o mutluluk hissini, gözlerine bakınca tekrar hatırladım. Sana âşık oldum çünkü herkesin hırsla, yalanla, sahtekârlıkla dört elle sarıldığı bu dünyada kimseden göremediğim; gece vardiyasına gitmek için fabrikanın servisini beklerken gocuğunun yakasını kaldırıp bir Maltepe yakan, beş çocuklu, fakir ve zayıf işçilerden göremediğim; devlet dairelerindeki bıkkın memurlardan, site yöneticisinden, komşularımdan, nefes darlığı şikayetiyle gittiğim hastanedeki doktorlardan, öğretmenlerimden, iş arkadaşlarımdan, dostlarımdan, dolmuş şoförlerinden, trafik polislerinden göremediğim; sokaktaki çöp tenekelerini karıştırıp bir kemik bulduğunda kuyruğunu sallayarak onu güvenli bir duvar kenarına götürüp tedirgin bakışlarla yalayan köpeklerden göremediğim; ah kimseden, kimseden göremediğim şefkati, merhameti, senin gözlerinde, o ışıl ışıl kahverengi gözlerinde gördüm.

Saçlarının, orta birde sevdiğim utangaç, küçük, sevimli kızın saçlarına; gözlerinin, lise sonda sevdiğim, tatlı tatlı gülümseyen ve gülümsedikçe bembeyaz dişleri ışıldayan esmer, uzun boylu kızın gözlerine; ellerinin, fakültede sevdiğim, elleri küçük ve parmakları uzun ve serçe parmakları hafif eğri, kıvırcık saçlı kızın ellerine; kokunun, ancak ayda bir kez tadabildiğimiz ve bu yüzden, aybaşlarında babamın siyah bir poşet içerisinde getirmesini merak ve sevinçle beklediğimiz ve kardeşimle beni sevince boğan muzların kokusuna, hayır hayır, dedemin hacdan getirdiği hurmaları yediğim masanın üzerindeki vazodan yükselen nefis nergis kokusuna; sesinin, ah, dünyanın en güzel ve huzur verici müziği olan sesinin, ömrü hayatımda bir türlü rastlayamadığım ve bu yüzden romanlardan, masallardan, mitolojilerden derlediğim öte ve başka bir dünyadan gelen muhayyel bir müziğin sesine benzediğini fark ettiğimde, sana âşık olduğumu anladım. Seni, katilin kim olduğunun ancak kitabın sonunda anlaşıldığı ve tekrar aynı keyifle okunması için sonunun muhakkak unutulmuş olması lazım gelen bir cinayet romanını unutmak istediğim gibi; seni, babamla annemin beni ilk defa evde bırakıp bir akşam gezmesine gittiğinde, oturma odasında, televizyonun karşısındaki kanepede yorganın altına saklanıp, dışarıdaki yağmur sesi televizyondaki siyah beyaz Amerikan filmini seslendiren dublörlerin gür ve dramatik sesine karışırken, o filmin içinde kaybolup babamla annemin evde olmadığını unutmak istediğim gibi; seni, bir yazılıdan hayatımda ilk kez kırık not aldığımda ve ailemden gizlediğim bu acı ve dayanılmaz gerçek, bir veli toplantısında velime açıklandığında ve babam haberleri izlemeyi bitirip televizyonun sesini kıstığında ve kırık notu neden daha önce onlara söylemediğimi sorduğunda, lanet olası okulu, bütün notlarımı ve kendimi unutmak istediğim gibi, unutmak isteyip de unutamadığımda, sana âşık olduğumu anladım. Seni sevmek bir suçsa, bu suçu, saçların, ellerin ve gözlerin çok güzel olduğu için, sen çok güzel olduğun için, senin sayende işlediğimi anladığımda; bu suçu, seni görünce çıldıran, yanan, tutuşan, beni hiç rahat bırakmayan, seni arzulayan, seni düşünen, seni hayal eden gönlüm sayesinde işlediğimi anladığımda; bu suçu, anlamsız, kuru ve karanlık elleriyle yakama yapışan bu hayat sayesinde işlediğimi anladığımda; bu suçu, böyle anlamsız, kuru ve karanlık hayatı bana musallat eden, böyle aşka susamış bir gönlü bana veren, seni böyle güzel yaratıp karşıma çıkaran Tanrı sayesinde işlediğimi anladığımda sana âşık olduğumu anladım…

diyecektim,
diyemedim.

“””

ÖMER FARUK DÖNMEZ, HEP AYNI HİKÂYE, HECE YAY., S. 85-87.
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#2
Ynt: Sana aşık oldum...

diyebilseymiş keşke..

yazmak böyle belki de, bi kere yazınca artık yaşamak'ın adı yazmak oluyor. yaşayamamak'ın da.
ama biz konuşamayız, yazarız hep. edebden cesarete kadar farklı alanlarla iletişimi vardır konuşmak'ın çünkü..

güzel insanın güzel hikâyesi için teşekkürler.
 
G

gülücüğüm

#3
Ynt: Sana aşık oldum...

İyi ki dememiş..
Dile değen her şeyin değerini yitirdiğini düşünüyorum artık.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#4
Ynt: Sana aşık oldum...

Bazen "diyememek" hatta "dememek" dillendirilenlerin uçup gitmesinden daha az acı verir.
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#6
Ynt: Sana aşık oldum...

yaşamaya değerse, düşümde ve düşüncemdeyse; yaşamamanın pişmanlığındansa yaşamanın getirilerini tercih ederim.

otobüs beklememe olasılığı, bekleme olasılığıyla işleme vurulmalı.. genellemeden uzak.. hayırlısı :)
 
Katılım
27 Mar 2006
#7
Ynt: Sana aşık oldum...

ferahsan' Alıntı:
����
diyecektim,
diyemedim.����
keşke deseymiş, dediğinde aldığı cevap ne olursa olsun, demediğindeki "pişmanlığından" daha az acıtır bence....
 
Katılım
26 Nis 2007
#8
Ynt: Sana aşık oldum...

kardelen' Alıntı:
keşke deseymiş, dediğinde aldığı cevap ne olursa olsun, demediğindeki "pişmanlığından" daha az acıtır bence....
Bazen hiç bir cevap alınmaz ve insan karar veremez daha az acının nerede olduğuna..
 

Giriş yap