evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#1
Hani kitap okurken öyle bir sayfa öyle bir satır öyle bir cümle vardır ya...işte öyle bir konu olsun istedim.(geç bile kaldık aslında )
 
Katılım
30 Ocak 2010
#2
Ynt: Sayfa-satır-pragraf

Çok güzel konu..

"Eğer dikkatle incelenirse, din dışı kabul edilenler de dahil, bütün İslam sanatlarının temelinde, tasavvufî anlamda bir arayış geriliminin, yani aşk'ın var olduğu görülecektir."

Aşk Estetiği-Beşir Ayvazoğlu
s. 36
 
Katılım
20 Nis 2008
#3
Ynt: Sayfa-satır-pragraf

Müthiş proje Evla harikasın...okuduğum herkştap çiziklerle doludur aslında hoş değilmiş kitap çizmek napıyım zannediyorumki o cümlenin altını çizersem aklımada kazımış oluyorum.
Şöyle başlayalım;

"1919 yılı mayısının 19. günü Samsuna çıktım..." breh breh
Nutuk Mustafa Kemal
s.1
 
Katılım
20 Haz 2018
#4
Ynt: Sayfa-satır-pragraf

Bir âlimin yeğeni yengesine: "Dayım ailesine karşı ne kadar hayırlı bir adamdır. Ne ikinci bir eş alır, ne de cariye satın alır." deyince, yengesi şöyle der: "Vallahi onun kitapları bana 3 kumadan daha ağır geliyor."

(el-Câmi' li'Ahlâki'r-Râvî)
 
Katılım
20 Haz 2018
#5
Ynt: Sayfa-satır-pragraf

İmam Gazali söylüyordu:"Ömrün bitmiş,fakat sen yalvarmış yakarmışsın, sana bir gün daha verilmiş;işte şimdi öyle bir günde bulunuyorsun, öyle bir günde ne yapacaksan,her gün aynı gayretle o işe sarıl, öyle çalış, öyle ibadet et,öyle yaşa. "

(Müslümanca Yaşamak/ Rasim Özdenören
Sayfa 171)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#6
...

O gece babamın çalışma odasının önünden geçerken, Rahim Han ile konuştuğunu duydum.Kulağıma kapıya yapıştırdım.

"..sağlıklı olduğu için şükretmelisin,"diyordu Rahim Han.

"Biliyorum, biliyorum. Ama sürekli kitap okuyor ya da uykuda yürür gibi evin içinde dolanıp duruyor."

"Eee"

"Ben öyle değildim."Baba'nın sesinden hayal kırıklığı, hatta kızgınlık yansıyordu.

Rahim Han güldü."Çocuklar boyama kitabı değildir.Onları en sevdiğin renklere boyayamazsın."

(Uçurtma Avcısı,s.23)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#7
"Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey alacakları zaman izin verirler."

Uçurtma Avcısı.
 
Katılım
20 Haz 2018
#8
Ne garip mahluklarız. Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz ; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü / Ahmet Hamdi Tanpınar (s. 29)
 
Katılım
20 Haz 2018
#9
Ne kötüler ceza görüyor, ne de iyiler ödüllendiriliyordu. Başarı güçlülere veriliyor, yenilgi zayıfların eline tutuşturuluyordu. Hepsi bu...

(Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde)
 
Katılım
6 Ara 2014
#10
"Bana göre edebiyata vefalı bir yazar zorunlu olarak ahlaki problemler üzerine düşünen kişidir. Adalet ve zulüm, iyi ve kötü, tahkir ve takdir edilen, acınacak ve zevk duyulacak şeylerin neler olduğu üzerine düşünen bir insan." Susan Sontag
 
Katılım
6 Ara 2014
#11
Yalnızlığım, insanların varlığına veya yokluğuna dayanamaz. Aksine, ben bana gerçekten yoldaşlık etmeksizin yalnızlığımı çalanlardan nefret ederim.

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche
 
Katılım
6 Ara 2014
#12
O anda çekilip gitsem iyi olurdu.
Ama tuhaf bir duyguya kapıldım.
Kadere meydan okumak, şansımla alay etmek istedim...

Kumarbaz, Dostoyevski
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#14
Cenindir şiir

Başta da söylediğim gibi bir şiirin oluşumunun (en kısa yoldan) anlatılır olan yönü bunlar.Şiir kendi gizli tarihini yine içinde saklar,yaratıcısına da açmaz.Oluşumunu görürüz ama,nasıl oluştuğu bir gizdir.Buraya aktardığım köğükler ,kendi deviniminin,yapısını yaşadığı süreçler,olgulardır.Ozan onu ne denli elinin altında tutarsa tutsun ,kendi çizgisini
yine kendi çizer.Örneğin ,her şiir boyunu posunu kendi saptar.Gerçi içerik bizim bulgumuzdur ama,biçim bize bağlı olarak yürümez kendi başına buyruktur.Kılıfını da kendi seçer.Bir ağacın büyümesi nasıl bir gizse,onu öyle kabulleniyorsak şiirin yaratılışı da böyle gizlerle dolu bir tarihtir kısaca.Yaratıcısının işlevi her ne kadar belliyse de,oluşumu açık değildir.Onun karanlık tarihinden ötürüdür.Açık olan düzyazının tarihidir.Usun buyruğunda çalışır çünkü.Sözcük de öyle .Şiirdeki sözcüklerse taşıdıkları anlamlar değildir.Bir araya geldiklerinde de taşıdıkları bir anlamdan çok,duygu yükleridir.Bunun için şiiri doğrular yürütür,ama yanlışlar yapar diyorum.Giz dedigim ,ozanına bile kapalı dediğim bu yanlışlar'dır belki.Yine asıl giz biçimindedir belki.içerik bizimdir,biçimse şiirindir,kendi oluşumunundur derken,biçimi içeriğin yasası olustururken,biçime dönüşürken,biçimin bu edimi,bu gizli yasasıdır bize kapalı olan.Nasıl kurulduğu ,oluştuğu,bir yaratıya aktarıldığıdır.

İlhan Berk-Kült Kitap

Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum.
 
Katılım
20 Haz 2018
#15
Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. " Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar."

Afrikalı Leo, Amin Maalouf (s.182)
 
Katılım
20 Haz 2018
#16
"Binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürebilecek denli çok parayı nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, yalnızca kendi hoşnutluğunuz için harcadınız. Evler, tarlalar sanki sizinmiş gibi davranıyorsunuz. Her şeyin tek ve gerçek sahibinin yalnızca yüce Allah olduğunu nasıl unutursunuz? Her şey O'ndan gelip istediği zaman O'na yönelmeyecek mi? Tıpkı bizlerin de günahlarımız ve sevaplarımızdan başka hiçbir şeyi birlikte O'na döneceğimiz gibi? Din kardeşlerim, varsıllık bir insanın sahip olduklarında değil, fakat, varsılığı olmadan yaptıklarındadır. Allah'tan korkun! Allah'tan korkun! Yaşlandığınız zaman da gençken de O'ndan korkun! Güçsüz olduğunuz zaman O'ndan korkun, fakat güçlü olduğunuz zaman da ondan korkun! Güçlü olduğunuz zaman O'ndan daha çok korkun çünkü o zaman Allah da size acımasız olacak. Ve şunu da bilin ki Allah'ın gözleri bir sarayın görkemli kapılarının ardında olanı da görür, bir kulübenin kerpiç duvarları arkasındakileri de. Sarayların duvarları arasında neler görüyor acaba?"


Afrikali Leo / Amin Maalouf
(s. 44)
 
Katılım
28 Ara 2007
#17
Danismanlar tabiki
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#18
Çocuğun bu metaneti orada bulunanların kalbini parçalıyordu.Zaten ,bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası,o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir.Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı;yavaşca kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için ,insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...

Kuyucaklı Yusuf -Sabahattin Ali (s.11)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#19
İki eliyle arkasındaki ağacın kabuklarına sarıldı.Parmakları soğuk yarıkların arasına girdi.Elini hemen geri çekti ve göğsüne götürdü.Göğsünün içinde,bu asırlık ağacın kabuğu gibi,yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateşin çıktığını hissetti.Aman Yarabbi,ne kadar yalnızdı...
Yalnız,gökyüzündeki yıldızlardan çayın dibindeki çakıllara,doğu tarafından kopup gelen bulutlardan batı tarafındaki denize kadar uzanan ve yayılan bu kocaman gecenin içinde yapayalnızdı.düşüncelerini hangi istikamete koşturursa koştursun,karşısına kimse çıkmıyordu.

Kuyucakli Yusuf(s.75)
 
Katılım
20 Haz 2018
#20
Arkadaşlarım bana, sık sık insanlar hakkında önyargılı olduğumu söyler. Ben de onlara "Ben, o önyargı dediğiniz şeyleri kaç yılda kazandım, biliyor musunuz?" derim.


Murathan Mungan / Yüksek Topuklar
(s.369 )
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap