Sedâlarım

Katılım
30 Ocak 2010
#1
Nacizâne karalamalarımı burada paylaşmak istiyorum. Lütfen, içinizden geleni esirgemeyin, her türlü tenkid kabulümdür. :)

Karalamaya kabristanın dar patikalarında başladığım bir parça ile merhaba diyeyim...


KESKİN KAFESLER

Sesi, nefesi, hevesi kesilmiş keskin kafesler
Hepsi de derûnunda virâne çınarlar besler.

Kimisinde ne şahşaha, kimisinde kalmamış taş
Sırât-ı ebede doğru gidiyorlar yavaş yavaş.

Gördüm ki hepsi aciz, yalnızca bir Fatihâ bekler
Uzunca bir kafile, Taht-ı Hakk'a doğru emekler.

Duyarlar cümle serzenişi, âh ile, figân ile
Seng-i mezâr bir kor daha sürükler de dâğ-ı dîle.

Derler, "Keşke elim uzanmasaydı cümle hıyâbe
Olsaydım ayak tozu, 'Yâ leytenî küntü türâbe' "

Ne çare, yoktur dönüş, bu son kapı, açılmayacak
Her canlı bunu tadacak, geri dönülmeyecek ancak...
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#2
Ynt: Sedâlarım

Şiirlerinizi herhangi bir dergiye gönderiyor musunuz?
 

Hikmet

Terliklerimle...
Katılım
16 Eyl 2009
#4
Ynt: Sedâlarım

Gerçekten mi? Çok üzüldüm. Hayırlısı olsun. O zaman şiirleriniz bizim divanın ayrıcalığı olsun :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#6
Ynt: Sedâlarım

Çok hoş ifadelerin var RahgüzaR. Ve bunları teknikle birleştirmiş olman okuyanda daha güzel bir etki bırakıyor. Şiir deryasında kadri bilinenlerden olman duasıyla... Yüreğine sağlık...
 
Katılım
30 Ocak 2010
#7
Ynt: Sedâlarım

Teşekkürler Dilşâd hocam kıymetli görüşleriniz için. Dediğiniz etkiyi bırakabilmişsek ne mutlu. Yazandan ziyade, yazdırana selam olsun diyelim...
 
Katılım
5 Şub 2010
#8
Ynt: Sedâlarım

Çok daha güzellerini yazacağınızdan eminim. Güzel bir ses var yazdıklarınızda. Bazı yerlerde aruzun âhengini duyar gibi oldum.

Sesi, nefesi, hevesi kesilmiş keskin kafesler
Hepsi de derûnunda virâne çınarlar besler.

Bu beyitteki aliterasyon çok hoş. Soracağım birkaç şey var:

1- Keskin kafes ne demektir? Mezar mı?
2- Vîrâne çınarların derûnda beslenmesinden kasıt nedir? Çınarların çürüyen kökleri mi?
 
Katılım
30 Ocak 2010
#9
Ynt: Sedâlarım

Mezara, "Keskin Kafes" diye bir tamlama geliştirmiştim kabristandayken. Biraz ürkmüştüm. Sonra da, kafes geldi aklıma.Kafes, ama demirleri keskin bıçak gibi adeta. Yani, bir girildi mi, bir daha çıkılmaz, gibi düşünceler işte.
Tabi, kabri kafes gibi görmem, özellikle de bıçaklarla meskûn bir kafes gibi görmem, imanımın zayıflığından, salih amellerimin yetersizliğinden kaynaklanıyor. Değil mi ki, güzel gören güzel düşünür. O güzelliği görebilmek için de, iman ve ibadet noktasında, belli bir seviyede olmak lazım. Neyse, uzatmadan diyeyim ki, inşallah kabri, keskin kafes değil de, gülzâr olarak, lalezâr olarak görme payesine erişiriz bu dünyada.

Diğer soruya cevaben:
Hepsi de derûnunda vîrâne çınarlar besler, dedim. Orada vîrâne çınardan kasıt, koca koca insanlardı. Tabii, merhumların hepsi, ilerleyen yaşta ölenlerden ibaret değil ama orada öyle demek geçti içimden. Beslemekten kasıtsa, dolu olmak. Vîrâne çınarlarla dolu, demek istemiştim.
 
Katılım
5 Şub 2010
#10
Ynt: Sedâlarım

Açıklamanız için teşekkür ederim. Mezarın kafese benzetilmesi ilginç ve güzel.

Eski bir mezarlıktı herhâlde... Merak ettim, hangi mezarlık ya da hazîre?
 
Katılım
30 Ocak 2010
#12
Gel İnsan!



Gel insan, bırak şu dünya hırsını, öfkesini
Bas yüreğine huzurun o eşsiz sikkesini.

Yönel Yaradan’ına, durma, ona aç kendini
Bir tek Yaradan tamir eder yıkılmış bendini.

Ancak O’nda huzur bulursun, ancak O’dur Yezdan
O’dur gönüllerimize ilaç, kalplere derman.

O ki, acır sana, içinden küfrü çeker alır
İhsanıyla, yüreğinde sonsuz bir huzur kalır.

Gel insan, tüm kapılar ardınca kapandığında
Ve yine sen denendiğinde, için yandığında,

Uzun uzun düşün ve hatırla yaradanını
Kuru gözlerinden dök oluk oluk hârdanını.

Hem onca günaha karşı Allah afî değil mi
Seni yaradan Allah, kuluna kafî değil mi
.​

"Allah kuluna kafî değil mi?!!!" (zümer 36) Yaşananların üzerine okuyunca bu ayeti çok etkilenmiştim o gün...
 
Katılım
6 Mar 2008
#14
Ynt: Sedâlarım

RahgüzaR' Alıntı:


Gel insan, bırak şu dünya hırsını, öfkesini
Bas yüreğine huzurun o eşsiz sikkesini.

Yönel Yaradan’ına, durma, ona aç kendini
Bir tek Yaradan tamir eder yıkılmış bendini.

Ancak O’nda huzur bulursun, ancak O’dur Yezdan
O’dur gönüllerimize ilaç, kalplere derman.

O ki, acır sana, içinden küfrü çeker alır
İhsanıyla, yüreğinde sonsuz bir huzur kalır.

Gel insan, tüm kapılar ardınca kapandığında
Ve yine sen denendiğinde, için yandığında,

Uzun uzun düşün ve hatırla yaradanını
Kuru gözlerinden dök oluk oluk hârdanını.

Hem onca günaha karşı Allah afî değil mi
Seni yaradan Allah, kuluna kafî değil mi
.​

"Allah kuluna kafî değil mi?!!!" (zümer 36) Yaşananların üzerine okuyunca bu ayeti çok etkilenmiştim o gün...
Yüreğine sağlık Söyleten ne güzel söyletmiş, söyleyen arkadaşım ne güzel dile gelmişsin...
 
Katılım
30 Ocak 2010
#15
Ynt: Sedâlarım

mzahid53' Alıntı:
Şiirler inceden içime işledi.Elinize sağlık...
Benim yüreğime işleyenler sizin de yüreğinize de işlediyse ne mutlu bana efendim, okuyan gözlerinize sağlık.

Goncagül' Alıntı:
Yüreğine sağlık Söyleten ne güzel söyletmiş, söyleyen arkadaşım ne güzel dile gelmişsin...
Dediğiniz gibi, dile getirene hamdolsun, feyzi yüreklerimizden eksik olmasın.
 
Katılım
30 Ocak 2010
#16
Ynt: Sedâlarım

Hani, nerede kaldı o şevk, o sürûr
Ne bir demet nur, ne de bir lahza huzur…

Bir zaman dimağım beni şâd eylerken
Hoşlukla eski günleri yâd eylerken.

Konardım güvercin gibi pervâzlara
Karışırdı sesim, “hû”lara, niyâzlara.

Mûtat bir huzur duyardım tâ derinden
Kandillerle meskûn gecenin seherinden.

Seyrederdim beyânın hoş endâmını
Duyardım kadîm âşıkların kelâmını.

Birden sendeledi rûhumda gök ve yer
Düştü cürüm içinde yere son nefer.

Şu ruhum solmuş bir hat kadar garîbdir
Sesim boşlukta, gaîb ender gaîbdir.

Hani, nerede kaldı o şevk, o sürûr
Ne bir demet nur, ne de bir lahza huzur…

Bu bir sürç-ü lisân mı yoksa hal mi bilmem
Felâh tabiî mi yoksa muhal mi bilmem…

***
(Galiba eskiyi özlemişim.)
 
Katılım
12 Şub 2009
#17
Ynt: Sedâlarım

Yahya Kemal sinmiş mısraların arasına. Onun sesini işityor, onun kokusunu alıyor, onun rengini görüyorum. Söyleyişteki benzerlik manâda da var. Üstad da saadeti mazinin loş ışıklarında arar saadeti:

Rü'yâ gibi bir yazdı yarattın hevesinle
Her ânını her rengini her şi'rini hazdan
Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle
Bir gün bir uzak hatıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde
Mehtâb...İri güller ve senin en güzel aksin
Velhâsıl o rü'yâ duruyor yerli yerinde
 
Katılım
30 Ocak 2010
#18
Ynt: Sedâlarım

Bir şeyler karalamaya giriştiğimde çoğu kez Yahya Kemal'in şiirlerini okurum, dimağım açılır.
*
Yahya Kemal üstâdın ismini duymak dahi beni ferah-nâk kıldı, hele ki o büyük üstadın rayihasını hissettirebilmek... Teşekkürler...
 
Katılım
12 Şub 2009
#19
Ynt: Sedâlarım

RahgüzaR' Alıntı:
Bir şeyler karalamaya giriştiğimde çoğu kez Yahya Kemal'in şiirlerini okurum, dimağım açılır.
*
Yahya Kemal üstâdın ismini duymak dahi beni ferah-nâk kıldı, hele ki o büyük üstadın rayihasını hissettirebilmek... Teşekkürler...
Büyük bir şairin esintisini hissettirmek bence de güzel. İnsan, bir büyüğü örnek alır, yaza yaza kendini bulur. Bu böyle olacaktır. Yahya Kemal'in etkisini çok kişide vardır. Rahmetli Ali Ulvi Korucu'ya ait bir dörtlük dinlemiştim birisinden. Yahya Kemal'in mi dedim. Yok dedi. Rahmetli'nin olduğunu söylemişti.

Vusltat denilen neş'eyi rûhen yaşayanlar
Aşkın o semâlar dolu esrârını anlar
Bin râyihanın feyzi sarar rûhu derinden
Geçmiş gibi cennetteki gül bahçelerinden...

Yahyâ Kemal'i nasıl da estirmiş.

Yahyâ Kemal, eski ile günümüz arasındaki bir köprüdür. Bunun için Yahya Kemal, kültürümüz adına çok mühim bir kişiliktir...Dil bakımından da çok mühimdir. Yeni bir şiir dili meydana getirmiştir üstad. Cumhuriyet şiirinin dilinin kurucusu bence Yahya Kemal'dir...
 
Katılım
30 Ocak 2010
#20
Ynt: Sedâlarım

dedeefendi' Alıntı:
İnsan, bir büyüğü örnek alır, yaza yaza kendini bulur. Bu böyle olacaktır.
İnşallah.. Hatta, ömrüm boyunca o ustanın havasını az da olsa estireceksem, şahsîliği yakalayamasam da kafî gelir bana.
dedeefendi' Alıntı:
Yahyâ Kemal, eski ile günümüz arasındaki bir köprüdür. Bunun için Yahya Kemal, kültürümüz adına çok mühim bir kişiliktir...Dil bakımından da çok mühimdir. Yeni bir şiir dili meydana getirmiştir üstad. Cumhuriyet şiirinin dilinin kurucusu bence Yahya Kemal'dir...
El-hâk..
Dediğiniz gibi köprüdür. Bir kısım denîler gibi tarihinden utanmamış ve kopmamıştır. Tarih kumaşına asr-ı -hâzırın da benimseyeceği hoş iplikler nakşetmiştir. Rûhuna rahmet...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap