Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

Katılım
24 Haz 2006
#61
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

HÜKÜMDAR

Hükmetsem de cihana karşında düşer tacım,
Nasıl bir derttir ki bu dinmek bilmiyor acım.
Elim kolum bağlanmış bu sensizlik tahtına,
Tüm dünya huzurumda, bense sana muhtacım...

Temmuz 2003
İstanbul

Tabi ki ne demek :)
 
Katılım
24 Haz 2006
#62
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

GÜVEN

Güven eksik olur mu aşkın olduğu yerde,
Sana nasıl güvenmez insan seni sever de?

Temmuz 2002
Samsun
 
Katılım
24 Haz 2006
#63
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

GELMEZSİN

Yanımda oldun mu sanki sılada?
Bıraktın gurbette dertli başımı.
Ne selamın geldi ne de bir seda,
Ağarttın saçımı, kara kaşımı…

Üzülme sen, aklın bende kalmasın,
Üşüyorsan eğer beni yak ısın.
Ağlıyorum desem inanır mısın?
Silmeye gelmezsin kanlı yaşımı…

Ne git derim sana ne ah ederim,
Son nefeste bile bana gel derim,
Bir gün ulaşırsa kara haberim
İnmeden mezara öp naaşımı.

Adımı duyarsan bir gün salada
Çok görme, sen oku bir fatiha da.
Ruhum bu dünyaya etmeden veda
Gel de mesut eyle mezar taşımı…

17 Kasım 2008
Bükreş
 
Katılım
20 Eyl 2008
#64
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

Yazmayacaktım ama tutamadım kendimi. Şiirinizin yeri ve tarihi dikkatimi çekti. Altı ayın ne kadarını tükettiniz orada hatırlayamıyorum. Belki bir hafta belki de on gün oldu Romanyaya gideli... Ben yalnızlık size iyi gelir diye düşünmüştüm. Siz yine oralarda hüzün kaynatmış dert demlemişsiniz. :) Nedenini bilmiyorum ama şiirlerinizi okuduktan sonra perişanlık ve parçalanmışlık duygusu hissediyorum. Yüreğinize sağlık.
 
Katılım
24 Haz 2006
#65
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

eylül' Alıntı:
Yazmayacaktım ama tutamadım kendimi. Şiirinizin yeri ve tarihi dikkatimi çekti. Altı ayın ne kadarını tükettiniz orada hatırlayamıyorum. Belki bir hafta belki de on gün oldu Romanyaya gideli... Ben yalnızlık size iyi gelir diye düşünmüştüm. Siz yine oralarda hüzün kaynatmış dert demlemişsiniz. :) Nedenini bilmiyorum ama şiirlerinizi okuduktan sonra perişanlık ve parçalanmışlık duygusu hissediyorum. Yüreğinize sağlık.
niyetim daha güzel konusu olan bir şiir yazmaktı ama tatsız bir olay sonrası bu şiir çıkageldi kalemimden... bazı duygulara tercüman olabiliyorsa ne mutlu... yeni bir şiir... henüz demlenmiş sayılmaz... eleştiri varsa lütfen...
 
Katılım
24 Haz 2006
#66
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

Öncelikle 1. sayfada yer alan Şule - I'i okumanız tavsiye edilir...

ŞULE - II

Kat kat açılan gökler bir hüzünle yüklüydü
Hüzünkar’ın hayata bugün hicret günüydü.
Huda’nın sarayında toplanmıştı melekler
Kanatlarını açmış ilahi emri bekler...
Birden saray burçları “Ol” emriyle sarsıldı
Huda’nın emri gökte sayha sayha yayıldı.
Başlattı merasimi meleklerin gözyaşı
Ve dönmeye başladı zamanda kader taşı.

Damıtıldı ne varsa kâinat ambarında,
Toprak, hava, su, ateş harmanlandı fırında
Şekilsiz toz bulutu bir balçığa dönüştü
Üzerine nur yağdı, aşkın şulesi düştü.
Merhametle yoğruldu kan ve irin çamuru
Ve âdem kalıbında şekil aldı hamuru.
Karanlık aynalarda asılı kaldı yüzü
Bir mıh gibi çakıldı zamana iki gözü
Gelecekten yadigâr yüzündeki çizgiler
Paslı kader tığıyla alnına işlediler...
Yüreğine bastılar en son, Hakk’ın mührünü,
Nihayet çıplak ruhu ete kana büründü.

O an Hakk'a çok uzak hissetmişti kendini,
Sanki kör bir kuyunun dibine düşmüş gibi.
Dar gelmişti ruhuna giydiği fani vücut,
Kulağında inledi onu çağıran sükut...
Ansızın durdu çarklar, ters döndü kum saati
Zaman ibresi durdu, durdu mazi ve ati...
Üç karanlık uyudu koynunda meleklerin
Ölüm gibi sessiz ve bir rüya gibi derin...
 
Katılım
24 Haz 2006
#67
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

ŞULE - III

Ey benim yüreğimi yakıp kavuran Şule’m!
Nerdesin ey sevgili, neredesin meçhulem?
Bir ses ver feryadıma, çok mu uzakta sesin?
Adımı bir fısılda, olsa da son nefesin…
Yıllar var ki ben seni hep fikrimde yaşattım
Hayalin sislendikçe sevgime ümit kattım.
Ben beni terk eyledim, beni bıraktım sana
Kalbime düşen şulen dönüştü bir yangına.
Tek bir hücrem kalmadı sevdan ile yanmadık,
Sana hala müptela, hala aşkına sadık…
Hicranın azabıyla tükettim seneleri,
Seni aramaktayım doğduğum günden beri.
Aldığım her nefeste, attığım her adımda,
Bir kutsal hatırayı taşıyarak yâdımda
Kavuşmak ümidiyle yollara mı düşmedim,
Sensiz doğan güneşle ayla mı dövüşmedim?

Adını ben verdim sana, gül yüzünü ben çizdim
Şair oldum, çizdiğim resme mısralar dizdim.
Anlatırdım hüsnünü olmasaydı mucize,
Güzelliğin yanında aciz kaldı her dize.
Kızıl saçın rengini benim kanımdan aldı,
Damarlarımda yalnız ölümsüz aşkın kaldı.
Ben taradım saçını buzul rüzgârlarıyla,
Mehtapla yıkadım tel tel ve süsledim ayla.
Gözlerini okyanus rengine ben boyadım,
Ki o okyanusları asırlarca ağladım.
O mavi için daldım okyanusun dibine.
Köpüren volkanlardan şekil verdim lebine.
Teninin beyazını getirdim Toroslar’dan
Büyülü kokusunu ben derdim lotuslardan.
Bahar ezgileriyle besteledim sedanı,
Nazenin meleklerden esinlendim edanı.
Bir kuğu zarafeti işledim nazarına
Bana ait ne varsa feda eyledim sana.

Ömrümden ömür verdim seni yaşatmak için
Yokluğuna bilenen aklıma vurdum perçin.
Sana umutlarımdan bir saray ettim inşa
Kurul diye tahtına, cihanı et temaşa…
Saçlarına taç yaptım kar kristallerini,
Ayaklarına serdim sökerken tanyerini.
Gururumu kürk yaptım senin omuzlarına,
Huzurunda diz çöktüm ve biat ettim sana.
Sana asalet verdim kendim sefil düştüm de
Mutluluğu soyundum, çile kaldı üstümde.
Neşemi verdim sana, bana gözyaşı kaldı,
Yüzümde tebessümün yerini keder aldı.

Sana masal dediler, çocukça bir saplantı
Gelir geçermiş meğer sevdaymış üstü altı (!)
“Bir gün,” dedim, “mutlaka çıkacak o karşıma
İmzamı atsam da ben o gün mezar taşıma,
Farzet ki ömür bitmiş, o gün bir ihtiyarım
Geç kalmış olsa dahi vuslatla bahtiyarım…”

Hüzün oldu vatanım, Hüzünkâr oldu adım
Sana ulaşmadı mı kahır yüklü feryadım?
Gözümde ne saltanat ne de Cennet hayali
Vuslatından ziyade yok gönlümün emeli.
Katlanırım feleğin her tür işkencesine
Tek tahammül edemem firak düşüncesine.
Çık artık rüyalardan, aşığın seni bekler,
Halim öyle sefil ki ağlaşıyor melekler…
 
Katılım
24 Haz 2006
#69
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

eylül' Alıntı:
Şuleler çok güzel. :) Ellerinize sağlık. :)
umarım tamamlamak nasip olur... dördüncü parçayı da yarın yazarım :)
 
Katılım
24 Haz 2006
#71
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

ŞULE - IV

Allah’ım! Kaldır artık üstümdeki laneti!
Hak edecek ne yaptım bu kadar sefaleti?
“Sürün ya kulum” deyip bıraktın yeryüzüne,
Senden diye inandım kaderimin sözüne...

Meleklerin dediler, “Dünyaya gideceksin,
Yoksa yüce Rabbine isyan mı edeceksin? ”
Dedim “Burda mutluyum, hem ibadet ederim,
Rabbimin huzurudur ait olduğum yerim.
N’olur beni atmayın o zulüm dolu yere,
Hayata gitmem” diye yalvardım meleklere...
“Bir günden daha kısa, say ki daldın rüyaya,
Önce yükselip sonra düşeceksin sevdaya...”

Hayata gözlerimi açtığım günden beri
Ruhum göçebe benim, bedenim bir serseri.
“Yürü” dendi yürüdüm, “bekle” dendi bekledim,
Dolmayan çilelere bin tahammül ekledim.
Dolaştım diyar diyar “Sabret gönlüm” diyerek,
Mecnun olmamak için nasıl bir yürek gerek?
Vâdettiğin sevdayı aradım ben yıllardır,
Hüsranımın ateşi cehennemin kadardır...
Bulduğum tek ıstırap, hüzün, keder ve acı
Hastayım, kangrenim, yok mu bunun ilacı?
Yalnız bana mı azap, yalnız bana mı çile?
Deştikçe kaderimi isyanım geldi dile...

Ne olurdu kalsaydım ben ruhlar âleminde,
Ne işim vardı benim şiirin kaleminde?
Saymadım kaç senedir bu lanetle yaşadım,
Gülmedi yüzüm diye hüzünkâr oldu adım.
Sen ki bana sevdayı cennet diye gösterdin,
Taşıyamayacaksam bu kalbi neden verdin?
Bir ihtimal ki Sana isyanımda haksızım,
Fakat şu genç yaşımda ihtiyardan farksızım...
Yoruldum ben Allah’ım, kalmadı hiç takatim,
Can evimden vuruldum, yıkıldı sadakatim...

Sevdiğim o kadınlar doymadı gözyaşıma,
Her ayrılık gününü yazsam mezar taşıma
Ve anlatsam çilemi korkuturum ölümü.
Her günüm bir sevdanın ayrılık yıl dönümü...
Ben onların adını yazarken sonsuzluğa,
Onlar benim adımı anmadı bir kez daha.
Aşktan kale ördüm ben, yıktılar surlarımı
Kendi elimle verdim şiire sırlarımı...

Çok geç anladım, yazık! Kanmışım bir seraba,
Boş yere çile çekip dönmüşüm ben haraba.
Sök al, bu kalbi benden, taşımaya gücüm yok,
Bu can da fazla bana, yaşamaya lüzum yok...
Allah’ım! Şu kulunu bırakma yeryüzünde,
Rahmet dolu ölümün tüter dolu gözünde...
Ellerini açtı, bak, bekliyor son nefesi...
Sussun artık bu yürek, kırılsın ten kafesi...

Mayıs 2005
İstanbul
 
Katılım
24 Haz 2006
#72
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

MARMARA'DA SON FASIL

- Marmara Üniv. İng. İktisat 2003 yılı mezunlarına ithafen

Yelken açtık bu akşam bir masal âlemine,
Maksadımız muhabbet, gerisi hep bahane...
Sandalımız rıhtımda dertlere etti veda,
Hafif bir meltem esti ve açıldık mehtaba...

Yorulmak yok dostlarım, asılın küreklere!
Atalım hüzünleri, aşk dolsun yüreklere.
Neşeli şarkılarla inletelim akşamı,
Karanlığa gömelim derdi, kederi, gamı.
Bir dolsun bir boşalsın elimizde kadehler,
Son gecemizse şayet sarhoş olmaya değer.
Muhabbetle ışısın bu defa da Marmara,
Gece henüz bitmedi; çok uzaklarda kara...

Madem bu son fasıldır, mademki ayrılık var,
Çabuk geçsin seneler, çabuk tükensin yollar.
Gidenler bir gün döner ayrılıklar biter de
Yıllar sonra yeniden buluşuruz bu yerde...

İnsan bu, kaybetmeden anlamaz değerini...
Belki saçlarımız ak, bu gençlik günlerini
Yâd ederiz o zaman neşeyle, gözyaşıyla
Dilimizde dostluğun eskimeyen marşıyla
Yeniden hep beraber şarkılar söyleyerek
'Hayatımın en güzel günleriydi', diyerek...

Hatırlamak da en az yaşamak kadar güzel,
Bizim hikâyemiz bu, sadece bize özel...
Yarım kalsın öyleyse bu gece bu anımız,
Özlem duysun geçmişe her zaman bir yanımız.
Sevginin ve dostluğun içine vefa katıp
Bir gün açılmak üzre bir şişeye kapatıp
Atalım Marmara'nın masmavi sularına.
Yaşanacak bir şeyler bırakalım yarına...

Temmuz 2003
İstanbul
 
Katılım
24 Haz 2006
#73
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

İlk klip çalışmam aşağıdaki linkten izlenebilir :)

http://sedatbuyuk.com/main/blog1.php/2008/11/04/yas
 
Katılım
24 Haz 2006
#74
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

DAĞLAR

Karşımda yükselen ey karlı dağlar,
Derdimi anlatsam anlar mısınız?
Geçit vermem diyen ey yüce dağlar,
Derdim anlasanız ağlar mısınız?

Yolum uzun yokuş, yarime uzak
Yolumda kurulmuş sıralı tuzak,
Düşmanlar pusuda, yar bana yasak,
Yaralı gönlümü dağlar mısınız?

Eridim, tükendim bu dert yolunda,
Yoruldum koşarken deva ardında.
Bırakın geçeyim yol verin bana,
Yoksa, taş yürekli dağlar mısınız?

Ağustos 1998
Samsun
 
Katılım
24 Haz 2006
#75
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

http://video.google.com/videoplay?docid=-6578821121725912208

VEDA VAKTİ

Veda vakti geldiği an
Son bir kez bakacağım gözlerine
Ve gülümseyeceğim
Buruk bir tebessümle,
Sen böyle mutlusun diye...

Hatırlarsın,
İlk sözümdü sana “seni seviyorum”
Şimdi, son sözümü söylüyorum.
“Seni hala seviyorum.”

Nisan 2001
İstanbul
 
Katılım
13 Nis 2008
#76
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

Yaşanacak birşeyler bırakalım yarına...

Gece henüz bitmedi; çok uzaklarda kara...


Çok güzel yerli yerine oturmuş iki mısra. Çok beğendim. Ayrıca şiir bütünlüğü içinde de çok anlamlı bir yere yerleşmişler. Yüreğinize sağlık...
 
Katılım
24 Haz 2006
#77
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

nevakar' Alıntı:
Yaşanacak birşeyler bırakalım yarına...

Gece henüz bitmedi; çok uzaklarda kara...


Çok güzel yerli yerine oturmuş iki mısra. Çok beğendim. Ayrıca şiir bütünlüğü içinde de çok anlamlı bir yere yerleşmişler. Yüreğinize sağlık...
Teşekkür ederim. Marmara Üniv. İng. İktisat 2003 yılı mezunlarına ithaf ettiğim bir şiirimdi... :) Mezuniyet yemeği anısına...
 
Katılım
24 Haz 2006
#78
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

SALINCAK

Ömrüm darağacında gidip gelen salıncak,
Gerildi artık ipler, ha koptu ha kopacak...

Mayıs 2002
İstanbul
 
Katılım
24 Haz 2006
#79
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

http://video.google.com/videoplay?docid=-7006907065133070572

MÜBERRA

Ben bende gurbetim sende sılayım
Hapsettin ruhumu karanlıklara,
Sen yoksan, söyle, ben nasıl olayım?
Sen sen diye düştüm yola Müberra...

Yaşadığım ömrün öncesi sensin,
Aşk denen duygunun ötesi sensin,
Ölüm korkutmuyor, ertesi sensin,
Sevda bu, ödenmez canla Müberra...

Sen zarif bir kuğu, kar gibi beyaz...
Sesinde bir buğu, içimde ayaz...
Aşkımı anlardın belki de biraz,
Yazsam yere göğe kanla Müberra...

Beklerim hep seni yağmur kar demem,
Yolumda taş çamur diken var demem,
Senden başkasına asla yar demem,
Geçse de şu ömrüm gamla Müberra...

Bir gün anıların gelirse dile
Ardından yaktığım ağıtı dinle.
Gözünde tek damla olmasa bile,
Diz çöküp geçmişe ağla Müberra...

Ağarır saçların, sen de solarsın,
Tükenir gençliğin, gamla dolarsın.
Şimdiki ben gibi hüzne dalarsın,
Yaşarsın gönlümde hala Müberra...

İçimde büyüyen bir sevda hüzün...
Değişmez sararıp solsa da yüzün.
Ne başı ne sonu var öykümüzün,
Bitmesin bu masal yasla Müberra...

Harcarım ömrümü etmem şikayet,
Al canım senindir istersen şayet.
Kapında kul köle oldum nihayet,
Seviyorum seni, anla Müberra...

Şubat 2004
İstanbul
 
Katılım
24 Haz 2006
#80
Ynt: Sedat Büyük (Hüzünkar) Şiirleri

BUGÜNLERDE

Bugünlerde, garip bir his taşıyorum yüreğimde
Sebepsiz özlüyorum seni
anlam veremesemde.
Adın, hüzünlü bir şarkı gibi geziniyor dudaklarımda
Ne vakit ansam seni
birşeyler kıpırdıyor içimde.
Ne yana baksam sen varsın
Ne yana dönsem sen...
hayalin hep gözlerimin önünde.

Bugünlerde, çok düşünür az konuşur oldum.
Yerli yerine koyamıyorum kelimeleri.
Susmak, bugünlerde en doğal halim...
Konuşmayı denesem,
bildiğim tek sözcük; adın...

İsimsiz bir hastalığa tutulmuş gibiyim,
Sol yanımda bir sancı her an seni hatırlatıyor.
Tanıyamıyorum kendimi
Sesini duysam sendeliyorum,
Bir koma hali sarıyor bedenimi...
Her geçen gün daha bir garipleşiyorum
Daha bir yabancılaşıyorum kendime.
Yalnızlığım artıyor,
Gitgide büyüyor yokluğun...

Bugünlerde, herkes sana benziyor benim gözümde
Ve herkes senin sesinle konuşuyor.
Sen varsın bütün şarkılarda,
Bütün siyah beyaz filmler bizi anlatıyor.
Seni düşünüyorum çoğu zaman,
Bir gece anlıyor beni, bir de sessizlik...
Seni düşünmek güzel ama,
Düşündükçe acı veriyor sensizlik.

Hani, tanımasam kendimi,
diyeceğim ki, aşık oluyorum.
Ama biliyorum bunlar gelip geçici,
ve geçmesini bekliyorum.

Bazen düşünüyorum;
kalbimi dinleyip haykırsam sana...
Bir çılgınlık gibi geliyor.
Seni kaybetmekten korkuyorum
Yutkunuyorum kelimeleri her defasında,
konuşamıyorum.

Bugünlerde, içimden gelmiyor yemek, içmek...
Açlığı hissetmiyorum seni düşünürken.
Geceler soğuk olmuş ne yazar,
Yağmur yağsa ıslanıyorum bile bile.
Hoşuma gidiyor üşümek,
yüreğimde sen varken.
Bugünlerde, anlam veremesem de hissettiklerime,
Kendimi alamıyorum bazen
“acaba” demekten.

Gariptir ama,
bugünlerde acıyor kalbim.
Bir boşluk hissediyorum benliğimde.
Ellerim, bilmediğim birşeyler arıyor.
Ve seni buluyorum,
tüm ihtimalleri elediğimde...

Bugünlerde seni düşündükçe,
Hiç tatmadığım bir his uyanıyor yüreğimde.
Özlüyorum seni,
anlam veremesem de.
Ve bugünlerde seni gördükçe,
Hızla çarpıyor kalbim,
titriyor dizlerim
tutuluyor dilim.
Ve sen gülümseyince bana
Çocukça bir duyguyla seviniyorum.

Bugünlerde bana ne oldu,
bilmiyorum ama...
Ben...
galiba...
seni seviyorum...

Temmuz 2002
Samsun
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap