SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

Katılım
23 Ara 2007
#1
Dekadanlık suçlamasına karşılık sizlerin düşüncelerinizi bekliyorumm...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

Kendi görüşlermi vermeden önce edebiyat tarihi ile akalı olmayan arkadaşlar için "dekanlık" konusunun ne olduğu hakkında bilgi veren ve konumuzla da alakalı olan bir yazıyı aktarayım ardından birkaç kelam da kendim edeyim:

Servet-i Fünûn döneminin en uzun ve önemli tartışması olan "Dekadanlık" tartışmasını da Ahmet Mithat başlatmıştır. Bu tartışma, adını da onun bir makalesinden alır. Ahmet Mithat, Servet-i Fünûncuların dilini eleştiren "Dekadanlar" adlı bir makale yazar. Bu yazısında Servet-i Fünûncuların dillerinin edebiyat ve dille haşır neşir olanlarca bile anlaşılmadığını ileri sürer. Burada bir karşılaştırma yaparak Servet-i Fünûncuların dilinin Veysilere, Nergisilere rahmet okuttuğunu söyler. İşte Ahmet Mithat'ın bu makalesi ve özellikle burada kullandığı "dekadan" sözcüğü, o günden sonra Servet-i Fünûncuları eleştirmekte kullanılan bir sözcük olur. Bu sözcük anılan dönemde kimi zaman bir ad, kimi zaman bir sıfat olarak kullanılır. Özellikle sıfat olarak kullanıldığında alay, hakaret, küçümseme ve hatta küfür niteliklerinden birini kazanır. Bundan sonra sadece Ahmet Mithat tarafından değil, Servet-i Fünûn Edebiyatı ve temsilcilerini beğenmeyen herkes tarafından olur olmaz, bilinir bilinmez kullanılır.


Bu eleştirirlere Servet-i Fünûncular önceleri önem vermezler. Bu nedenle eleştirileri dikkate alıp cevaplandırma gereği duymazlar. Ama polemik yapanların gözünde, susmak ve sessiz kalmak yenilmek anlamına gelmektedir. Bunu gören Servet-i Fünûncular yavaş yavaş kendilerini savunmaya başlarlar. Bu savunma gayet olgun bir üslûpla yapılır. Usul erkân dahilinde hareket ederler. Eleştirilere, dil ve edebiyat açısından yapmak istediklerini anlatmayı amaçlayan karşılıklar verirler. Ama ağır hücumlar karşısında onların da sabrı taşar ve zaman zaman sert karşılıklarda bulunurlar. Böylelikle dekadanlık meselesi iki kolda gelişir. Birinci kol ciddî tartışmaları kapsarken, ikinci kol gayriciddî olanlarını kapsar.


Bu ciddî yazılarda Servet-i Fünûncular öncelikle dekadanlık üzerinde dururlar. Cenap Şebabettin ve Hüseyin Cahit, Dekadizm ve dekadan sanatçılar hakkında düşüncelerini ortaya koyarlar. Dekadizm'den ne anladıklarını açıkladıktan sonra kendilerine yöneltilen eleştirileri ve yapılan dekadanlık yakıştırmasını uygun görmediklerini belirtirler. Fakat eski cephesinin eleştirileri kesilmez. Bazı Servet-i Fünûncular "İki Söz" , "İki Söz Daha" başlıklı makalelerle savunma yaparlar . Bunlardan Süleyman Nesip'in makalesi oldukça ayrıntılıdır. Süleyman Nesip bu yazısında bazı eleştirilerde doğruluk payı olduğunu kabul eder, ama her şeye rağmen Servet-i Fünûncuların yaptıklarını hem beğenir, hem onaylar.


Süleyman Nesip'i "Tekâmül ve Terakkî" adlı uzun makalesiyle Ahmet Rasim karşılar. Servet-i Fünûncuların zaman zaman güzel eserler ortaya koyduklarını kabul etmekle birlikte genel olarak yaptıklarını dil ve edebiyatımız için zararlı bulur. Dekadanlık tartışmaları böyle sürüp giderken işe Şemsettin Sami karışır. Bir tanzimat sanatçısı olan Şemsettin Sami de Servet-i Fünûncuları destekler. Bu destek dekadanlık tartışmasını sonuca yaklaştırır. Bundan sonra Ahmet Mithat, "Teslîm-i Hakikat" i yazar ve Servet-i Fünûnculara söylediği sözleri geri alır. Böylelikle tartışmanın ciddî sayılabilecek cephesi kapanmış olur. Bu boyutta eleştiriler şu noktalarda toplanır:


Servet-i Fünûn edebiyatı taklitçi bir edebiyattır. Fransız edebiyatını taklit eden Servet-i Fünûncular kopya sayılacak eserler ortaya koymuşlardır. Taklit içerikle sınırlı kalmamıştır. Dil alanında da Fransızeanın etkisinde kalınmış, Fransızca cümle yapısından kimi özellikler Türkçeye taşınmıştır. Servet-i Fünûncular söz varlığı açısından da büyük eleştirilerle karşı karşıya kalmışlardır. Fransızcada karşılaştıkları imgeleri dilimize Arapça ve Farsça sözcükler aracılığıyla ve tamlamalar biçiminde aktarmışlardır. Ayrıca bu tamlamalar, kullanımı yaygın ve tanınan sözcüklerle değil, sözlüklerden çıkartılan az tanınan sözcüklerle yapılmıştır. Dil konusunda Servet-i Fünûn'a yöneltilen başka bir eleştiri de, dili havas (seçkin) ve avam (halk) dili olarak ayırmaları noktasında olur.

Bu eleştiriler karşısında Servet-i Fünûncular kendilerini savunmak durumunda kalırlar. Yeni duyguların, düşüncelerin ancak yeni ve özgün sözcüklerle anlatılabileceğine inanmaktadırlar. Servet-i Fünûn dil ve üslûbunu ihtiyaçlar ve zorunluluklar doğurduğundan dekadanlık suçlamalarını da kabul etmezler. Onlara göre Dekadizm yeniliği ve özgünlüğü savunan bir akımdır. Dekadizm sözcüğünün olumsuz anlamda kullanılmasını uygun görmezler. Dekadizm'i savunan üyeleri olsa da genel olarak Servet-i Fünûncular Dekadizm ve Sembolizm'e bağlı olmadıklarını da söylerler.

Dekadanlığın ciddî olmayan boyutunda da işlenenler ve yapılan eleştiriler pek farklılık göstermez. Bu kısımdaki yazılar daha çok örnekleri kapsar. Bu yazılarda düşünsel yön zayıflamış, alay, hakaret, sataşma ön plâna çıkmıştır. Servet-i Fünûncularla alay eden, onlara en fazla sataşanlar arasında iki ad dikkati çeker: Ahmet Rasim ve Mehmet Celal. Ahmet Rasim bu işi Şehir Mektûpları'nda, Mehmet Celal ise İrtikâ dergisinde "Münekkit Mektupları", "Tercüme Numuneleri" ve "Âsâr-ı Dekadaniyye Numuneleri" başlıklı köşelerde yapar.
Dekadanlığın ciddî olmayan boyutu olarak nitelendirdiğimiz bu kısımda imzalılar yanında imzasız olan yazılar da yer alır. Yazıların bir kısmı ise müstear (takma) adlarla yazılmıştır. Bu köşelerde yer alan yazıların çoğu düzyazı, bir kısmı ise şiirdir. Şiirlerde Servet-i Fünûncuların eserlerinde yer alan tamlamalar, sözcükler, imgeler değişik biçimlerde kullanılarak onlarla alay edilir. Tabiî bunların bir kısmı da espirili bir biçimde değiştirilmiştir. Bu şiirlerde Servet-i Fünûncuların uyak anlayışı da alaya alınarak eleştirilmiştir.


Dekadanlık tartışmasında gazeteler daha ciddî bir tavır takınmışlardır.Tarafsız davranmaya özen gösterdiklerinden her iki tarafın yazılarına da sayfalarında yer vermişlerdir. Gayriciddî nitelikte yazılar ve tartışmalar daha çok dergilerde yer almışlardır. Servet-i Fünûn dergisi tek başına bir cepheyi oluştururken, karşısında çok sayıda dergi ve gazete bulur. İrtikâ ve Malûmat bunların başında yer alır. Servet gazetesi de bu cephenin en önemli yayın organı olur. Farkedilecek bir biçimde Servet-i Fünûncuların yanında yer alan gazete Tarîk olmuştur. Hatta tartışmayı başlatan Ahmet Mithat'ın, tartışmanın bitmesinde rol oynayan yazısı "Teslîm-i Hakîkat" de Tarîk'te yayımlanır.


Dekadanlık tartışmasında üç ad öne çıkar: Ahmet Mithat, Şemsettin Sami ve Hüseyin Cahit. Bilindiği gibi Ahmet Mithat tartışmanın başlatıcısı, bir yerde sorunun kaynağıdır. Şemsettin Sami ise sorunun çözümünde payı olan kişidir. Hüseyin Cahit ise bu tartışmalarda Servet-i Fünûn'un en ateşlisavunucusudur.


En ateşli savunucu olarak en çok eleştirilen ve uğraşılan o olur. O, hem savunma yapmış, hem de yeri geldiğinde rakiplerinin silahlarını da kullanarak hücuma geçmiştir. Bu tartışmada Servet-i Fünûncular daha ağır başlı davransalar da suskun kalmamışlardır. Sık olmamakla birlikte onlar da hırçın ve tarizkâr olmuşlardır. Ama eski taraftarlarının çoğu pişmanlık göstermezken, yeniciler kimi yazılarıyla öz eleştiri yapmışlardır. Biraz gecikmeli de olsa bu gerçekleşmiştir. "Timsâl-i Cehâlefte Ahmet Mithat için ağır sözler söyleyen Tevfık Fikret, "Veli Baba" şiirinde onu peygambere benzetmiştir. Ahmet Rasim'e karşı Hüseyin Cahit'in şaşırtıcı yumuşak tavrı buna bağlanabilir.
Sonuç olarak Servet-i Fünûncular çok sık olarak dekadanlık suçlamasıyla karşı karşıya kalmışlardır. Servet-i Fünûncuların içe kapalı olmalarına rağmen bunlara tepki göstermeleri Türk edebiyatı açısından son derece önemlidir. Eğer eski edebiyat yanlıları bu işten galip çıksalardı çağdaş edebiyatımız biraz daha sekteye uğrayacak, biraz daha geç gelişecekti. Ahmet Rasim'in de dediği gibi bu eski edebiyatın son çırpınışıydı. Bu yüzden eleştirileri çok ağır ve yıkıcıydı. Bütün bu eleştirilere rağmen Tanzimat döneminde gerçekleştirilemeyen birçok yenilik, Servet-i Fünûn döneminde hayata geçirilmiştir.



Bedri Aydoğan,ÇÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
Ynt: SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

Şahsi fikrim Sembolistler bir dekadandır. Nitekim sembolizm en sade tanımıyla:

Sembolizm; (edebiyat) Sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve sembol değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin bile sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı, simgecilik. (vikipedi)

olarak alınabilir.Elbette sanat eseri sığ kelimelerden müteşekkil olmamalı.Ama farklı görünmek adına, tıpkı S.Fünuncular gibi hiç kullanılmamış kelimeleri, daha önce hiç hissedilmemiş duygular bunlar diyerek kullanmak, dekadanlığın kendisidir.Zira sembolist olduğuna inandığım s.fünun ehli, eserlerini ortaya getirirken sözlükleri açmışlar daha önce hiç kullanıılmamış, alakasız sözcükleri kullanmaya gayret etmişlerdir.Hatırlayın yasemin renkli saat tartışmasını.Daha öncelerde görülmemiş bir şey bu.Servet-i Fünuncuların yapmak istediği aslında klasik edebiyatı yıkmaktı.Fakat öyle bir yıkış ki, anlaşılmamazla suçladıkları bu edebiyatla mukayayese edildiğinde daha anlaşılmaz bir edebiyat ortaya çıkaran bir yıkıştı bu.

Konu dekadanlık tartışması değil, sembolistlerin dekadan olup olmadığı hakkında.Şahsi fikrimdir ki dekadandırlar.Düşüncelerimde yukarıdaki iletide verdiğim makale ile örtüşüyor.
 
Katılım
23 Ara 2007
#4
Ynt: SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

Yazdıklarınız okudum UluğBey. kayıtsız kalmayıp görüşlerinizi belirttiğiniz için ayrıca teşekkürler. kullandıkları tamlamalardan bahsetmişsiniz. onların yani servet-i fünuncların kullandıkları böyle terkip ve tamlamaların sayısı 10- 15 kadardır. yani abartılacak mahiyette kullanımış bir uydurma kelime yığını yoktur. Şiir "Bir Günün Sonunda Arzu"şiirini bilir misiniz? Ahmet Haşim'in. o ne müthiş bir şiirdir ki her okuyan yeni bir anlam verebilmekte dizelere. bence dekadanlık sıfatı ile anılmaları büyük bir hataç Taabi bu dediğim Türk Edebiyatı için.

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi... sonsuz iri güller,
Güller ki kamıştan daha nâlân,
Gün doğdu yazık arkalarında!

Altın kulelerden yine kuşlar
Tekrârını ömrün eder i'lân,
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam
Alemlerimizden sefer eyler?..

Akşam, yine akşam, yine akşam,
Bir sırma kemerdir suya baksam,

Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam!
AHMET HAŞİM
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#5
Ynt: SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

Hocam, komple servet-i fünun şiirini çizip atmak doğru değil elbet.Haşim'in çok hoş şiirleri var, örneğini verdiğiniz gibi.Zaten şu dekadan kötü yazar görüşünü benimsemiyorum.Benim bahsettiğim şey S.Fünun ehlinin sahip olduğu genel görüştür.Aynı Ahmet Haşim

MEHTABTA LEYLEKLER

Kenâr-ı âba dizilmiş, sükûn ile bekler

Füsûn-ı mâha dalan pür-hayâl leylekler...

Havâda bir gölü tanzir eder semâ bu gece

Onun böcekleri gûyâ nücûmdur yekser...

Neden bu âb-ı semâvîde avlananlar yok

Bu haşr-ı nûr-ı hüveynâtı hangi kuşlar yer?

Eder bu hikmete gûyâ ki vakf-ı rûh u nazar

Füsûn-ı mâha dalan pür-hayâl leylekler.

şiirini de kalema almıştır.Servet-i fünun ehli öyle bir ruh haline gelmişlerdiki bırakın bizim sözlüklerimizdeki kelimeleri , kelime ithal etme yoluna giriyorlardı.O eşsiz duygularını daha nasıl ifade edebilirlerdi ki ?

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş
gibi kar
Geçen eyyâm-ı nev-bahârı arar.

Ey kulûbun sürûd-ı şeydâsı,
Ey kebûterlerin neşîdeleri,
O bahârın bu işte ferdâsı:
Kapladı bir derin sükûta yeri
karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.

Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar.

Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze
Na'şın üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar.

Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
gibi kar
Sizi dallarda lânelerde arar.

Gittiniz, gittiniz ey mürgan,
Şimdi boş kaldı ser-te-ser yuvalar,
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgan:-
Son kalan mâi tüyler kovalar
karlar
Ki havâda uçar uçar ağlar.

Cenap Şehabettin


Şiiri de bu duyguların yansıması.

Fikret'den de birçok örnek verebiliriz.

S.Fünuncuların kullandığı terkip sayısı 15 i geçmez demişsiniz.Garip.Bu iki şiirde bile birçok tamlama mevcut, sanırım icat edilen tamlama demek istediniz.

Dekadanlık sıfatı ile anılmalarını büyük bir hata olarak görmüyorum ben.Nitekim devirlerinde çok abartmışlardı onlar.Bugün anlayamadığımız birçok şeyi bıraktılar bize.Faydaları olmadı değil, ama zannımca götürdükleri getirdiklerinden fazla...
 
Katılım
23 Ara 2007
#6
Ynt: SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

Evet eksik yazmışım onu oluşturdukları ve o zamana kadr kullanılmamış tamlamaları kastettim. Bizden ne götürmüş olabilirler ki? Onu da açar mısınız hocam. ilginize teşekkürler...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#7
Ynt: SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

Ben eski edebiyatın güzelliğini derinliğini savunan bir anlayışa sahibim.Ne yazıkki tanzimatla serveti fünunun bizden götürdüğü en önemli şey klasik edebiyattır.Hoş tanzimat ehli klask edebiyatı yıkmaya çalışıyorlardı ama yine bir nebze ona bağlı kalıyorlardı.S.Fünuncular ise bir kriz edebiyatı oluşturmuşlar bence.Bunları söylerken haksızlıkta etmek istemem, önemli katkıları olmuştur kendilerinin.Sonra sadeleştirmeye sekte vurmuşlardır çok.Sonra Avrupaileşmek adına kendilerine yabancı kalmışlar, kendi değerlerini hoş görmüşler.Bunları bir "götürü" olarak sayabilirim.Arttırabilir ama aklıma gelenler şimdilik bunlar.Yukarda dediğim gibi önemli faideleri de var onların.
 
Katılım
23 Ara 2007
#8
Ynt: SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

bu konuda haklısınız. katılıyorum size. ben de eski edebiyat taraftarıyım... ilginize teşekkürler...
 
Katılım
5 Eki 2008
#9
Ynt: SEMBOLİSTLER "DEKADAN" MIDIR SİZCE

bence servet-i fununcular dekadan değillerdir.Bildiğim kadarıyla dekadan kelimesi Fransa'da bir okulun ismi olmakla birlikte aynı zamanda hakaret içerikli bir kelimedir.hiçbir insanın böyle hakarete mağruz kalmayı haketmediğini biliyoruz hepimiz.Ki onlar büyük sanatçılar.o dönemde sanat için sanat yapmak anlayışının yaygın olması onların suçu değil devlet kadameleriinin en bariz kısıtlamasıydı.halka bişeyler anlatmaya kalksalar başlarına gelmeyen kalmıyordu.bu sebep itibariyle onlarda böyle bir sanat anlayışı tezahür etti.bu dönemde santçı olmaksa onlar için büyük bir dezavnataj.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap