Senin kapını görecek göz yok bende!”

Katılım
26 Kas 2008
#1
“Senin kapını görecek göz yok bende!”

Ey kerem sahibi, ‘elif’ gibi hiçbir şeyim yok… Mü’min gözünden daha dar bir gönlüm var, ancak. Bu ‘elif’, bu ‘mim’ varlığımızın anasıdır. Anamız olan ‘mim’in eli dardır, ‘elif’se ondan daha yoksul. “Elif’in bir şeyi yok” demek gaflettir, mim gibi “gönlü daralmış bir hale gelmek” akıl alametidir. Kendimden geçtiğim zaman hiçim. Fakat aklım başına geldi mi ıstıraplara düşer, kıvranır, dururum.

Artık böyle bir hiçe bir şey yükleme. Böyle kıvrandıran şeye ‘devlet’ adını takma. Zaten beni iyileştirecek bir şeyim yok. Bu yüzlerce derde de vehmimden uğradım. Hiçbir şeyim yok, o haldeyim işte… Bana lütfet. Zahmetler çektim, rahatlaştır beni, rahatımı arttır benim. Göz yaşlarıma gark oldum, üryan bir halde durmadayım. Senin kapını görecek göz yok bende! Gözsüz kuluna rahmet et de gözyaşları, şu yazıya bir yeşillik, bir ot bitirsin. Gözyaşım kalmazsa gözyaşı ihsan et. Peygamberin yaş dökücü gözleri gibi hani. O bile bunca devletiyle, bunca ululuğuyla, bunca ileri oluşuyla beraber Allah kereminden gözyaşı istedi.

Mesnevi
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap