şiir tevilleri.

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
selamun aleyküm.

bu başlıkta arzu ederseniz şiirleri tevil edelim, etmeye çabalayalım. başlığın dibacesi "dibace" olsun. biliyorum ismet özel zor şairdir ama kolay ne var ki canına yandığımın dünyasında?!

"Dibace

oradaydık hepimiz, müheyyâ bekliyorduk
salaştı mukadderat, bozulmuş bir nişandı
gebe rüzgâr, ihanete uğramış deniz, kerrat cetveli
dünyaya sokunmuştuk, dünya hamdı
külsüzdü ocak ,tellâl çarşısız
ağzımız noksandı.
rimbaud’un haberi yoktu menelik’ten
nijinski delirmemişti
mahler’in beş yaşındaki kızı ölmemişti daha
nehre haşim annesiyle karanlık geceler
bazı çıkardı
zonklardı öpülmek için kavlamış dudaklarımız
bekliyorduk: alnımızın çatında
hepimizin bir çarpı.

kopmamış birer çığlık diyesilerdi bize
verilmemiş birer söz
daha hiç çıkılmamış
birer iskeleydi bedenlerimiz
alnımız birer sayıltı
azâlarımız yerli yerine sağlam çakılmamıştı
bir çift göz, bir yumruk yürek arasında
darma dumandık
küşümle kapanırdı yüzümüz
çünkü kazınmıştı oraya yekten
başkalarına ait bir çarpı.

yaşamak çarpısı derlerdi buna, yaşamak çarpıntısı.
ne acelemiz vardı? kime kavuşacaktık?
yokuşu göze almak mı? niçin?
bir geçit
nereye açılmak için gerekli bize?
susmak bilmiyordu tepemizde ses, saklı ve açık:
tamamla çabuk! çabuk bitir! hadisene!
sese bühtan etmedi aramızdan hiçbiri
değil mi ki hepimiz
işaretli ve yarım
dünyaya sarkık."
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Aleykümselam. İsmet Özel i pek anlamadığımı itiraf ediyorum ağabey. İsmet Özel i anlama rehberi klavuzu falan lazım benim bunları çözmem için.

Şiir anlaşılmak için mi yazılır şair anlaşılmak zorunda mıdır şair niye yazar? gibi bir sürü suali sıkıştırayım araya. Kişisel kanaatim bu abimiz okurun ne anladığıyla ilgilenmiyor. Ben şiirimi yazarım isteyen istediği gibi anlasın diyor sanırım.

Ön sıradan yerimi alayım baki abimin tevilini dinlemek için. Çayı da demleyelim bir yandan. Çaysız olmaz.

Selamlar...
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
sualinin tam tekmil cevabı bende değil lakin şairin iyisi okurun da iyisini ister yahut öyle zannediyorum. tabii bir de "el mana fi batn el şair" fehvası var. şiirin teviline gelince çam devirme rizikosu epey yüksek. daha müsait bir zamanda nasibse aklıma gelenleri, gelipte gitmeyenleri yazayım.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
"Dibace

oradaydık hepimiz,
mekan bilgisi. (bir yere orası ancak buradan denilir.)
müheyyâ bekliyorduk
zaman ve hareket bilgisi.
salaştı mukadderat, bozulmuş bir nişandı

buradan bakınca takdir olunanın oraca muğlaklığı. nişan: emare, evlilik sözü, hedeflemek, madalya manasına alınmalı.
gebe rüzgâr, ihanete uğramış deniz, kerrat cetveli

istikbalde yani burada olacak olanlar ve bu olacak olanlar arasındaki muhkem irtibat. rüzgar ihanet ortağı, deniz ihanet edilen, kerrat cetveli ihanet sebebi yani matematik yani hesab. çoğalma arzusu, çoğaltma arzusu. (gebe rüzgar ile başlayıp kerrat cetveli ile bitiyor.)
dünyaya sokunmuştuk, dünya hamdı

dünya: burası. ham: daha başlamadı
külsüzdü ocak ,tellâl çarşısız
ağzımız noksandı.
rimbaud’un haberi yoktu menelik’ten
nijinski delirmemişti
mahler’in beş yaşındaki kızı ölmemişti daha
nehre haşim annesiyle karanlık geceler
bazı çıkardı
zonklardı öpülmek için kavlamış dudaklarımız

burada olacak olanlardan misaller. çoğaltıcı misaller. (her biri elbette bir mana işaret ediyor. araştırıla)
bekliyorduk: alnımızın çatında
hepimizin bir çarpı.

bir mekan içre hareketsizlik. işaretlenmiş olmak hissi. heyecana gel azizan.
kopmamış birer çığlık diyesilerdi bize

garib değil mi sizce de önce "çığlık"a benzetiyor ahvalini
verilmemiş birer söz

şimdi ise "söz"e. çığlık ve söz farkı ey azizan!
daha hiç çıkılmamış
birer iskeleydi bedenlerimiz

endişeye mahal yok ruh henüz tene hapis olmadı. iskele kelimesi ile iskelet kelimesi hatıra gelmiyor mu aceb? ruh için hapis olan bedenin çıkılan bir yer olarak gösterilmesi nedendir?
alnımız birer sayıltı

kader.
azâlarımız yerli yerine sağlam çakılmamıştı
bir çift göz, bir yumruk yürek arasında
darma dumandık
küşümle kapanırdı yüzümüz
çünkü kazınmıştı oraya yekten
başkalarına ait bir çarpı.

ruh tene kavuştu mu? yok yok daha değil. orayla burası arasına nazar ediyor şairimiz. ben dediğimiz şey diğerleri olmadan mümkün mü?
yaşamak çarpısı derlerdi buna, yaşamak çarpıntısı.
yaşamak çarpısı ile sağlam bir şekilde hayat dediğimiz şeye işaret eden şair sonra çarpıntıya istihale ediyor. mahler, nijinski, haşim, rimbaud ve sair misaller ile verdiği misallerin adını koyuyor nihayet.
ne acelemiz vardı? kime kavuşacaktık?
çarpıntıya devam. okkalı şairsin be ismet amca. çarpıntı ile hıza atıf yapan sen şimdi ise kesin bir hüküm ile sözü dolandırmadan sual ediyorsun.
yokuşu göze almak mı? niçin?

yine çarpıntıya devam. yokuş çıkınca kalbimiz ne hızlı atar değil mi? acelemiz de var tabii. iyi ama şunca zora girip yaşamak ne için? zoru tercih etmek nedendir?
bir geçit
nereye açılmak için gerekli bize?

geçit bir yere çıkar. aaa-aaa şairimiz geçit ile açılıyor bir yere. ayol açılmak gemi ile olur. su üzerinde olur. geçittin bir yere çıkarsın. aceb şair "siz ey insanlar siz! kendinizi kendinizce olmazsa olmaz şartların altına sokup deryadan mahrum kalıyorsunuz. yaşamak deryasından" diyor olabilir mi?
susmak bilmiyordu tepemizde ses, saklı ve açık:

ses var ama saklı ses var ama açık. ses varsa en hafifinden de olsa açıktır. kısıktır en fazla... bu arada kimin sesi bu ses? neye ait mi desem aceb?
tamamla çabuk! çabuk bitir! hadisene!

aşinası olmanız lazım bu sözlerin. söze aşına olan bilir sesin aidiyetini?
sese bühtan etmedi aramızdan hiçbiri

etmez, edemez zira...
değil mi ki hepimiz
işaretli ve yarım
dünyaya sarkık."


şiir ben diyeyim ki bezm-i elest siz deyin ki yaratılış üzerine. yazdıklarım bir tevilden ibarettir yani şiirin bencesidir. başta da dedik: el mana fi batn el şair. başkaca tevil edilemez mi? edilir. işin aslı başka şekilde de tevil edebilirim. dibace bariz bir şekilde üzerinde okkalı şekilde çalışılmış bir şiir. her bir kelime itina ile seçilmiş. yine de şunu söyleyeyim: ismet özel tehlikeli şairdir. şahsen beni cezbeden aklı. ukalalık gibi görünebilir ama şiirinin daha ileriye sıçramamasında yani bir fuzuli ve baki olmamasında başat unsurun aklını aşamaması olduğu kanaatindeyim. dibace gibi zirveleri yazdıran akılın üstüne bir basabilse...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
@mehmet baki ağabey maşallah. İsmet Özel 'in bu tevillerinizi okumasını ve cevap vermesini arzu ederdim. Ülkemizde şairler genelde fil dişi kulelerde. Halkın arasına katılıp insanların düşünce ufuklarına katkı sunmasını isterdim. Kendisine bu konuyu ve dahi sizin tevilinizi ileteceğim eğer mail ya da farklı bir kanaldan iletişim adresi bulabilirsem.

İskele ve iskelet kısmı hoşuma gitti. Hiç aklıma gelmemişti bu nazar. El hak açıklamalarınızdan sonra bir nebze anlam kazandı şiir. Biraz fazla alegorik gibi geliyor bana.

Kalemine yüreğine sağlık ağabey.




Ekleme : Şaire ulaşmak anladım ki neredeyse imkansız. Ülkenin cumhurbaşkanına ulaşmak daha bir olası geldi yaptığım kısa araştırmada :)
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Mehmet Kaplan'ın Şiir Tahlilleri kitabından sonra MehmetBaki ağabeyin şiir tevillerine rast gelmek şu kısacık ömürde.

Rahman yüreğinize zeval vermesin. Şiire Özel şâir Özel'im İsmetle başlamak da ayrı bir heyecan kattı bizlere.

Keşke @UluğBey hocam keşke başta İsmet Özel olmak üzere her hafta bir şâirimiz şeref konuğu olarak gelse Divana. Onları dinleyerek dinlensek.:)
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
İsmet Özel 'in bu tevillerinizi okumasını ve cevap vermesini arzu ederdim. Ülkemizde şairler genelde fil dişi kulelerde.
...
şahsen hiç arzu etmezdim. durduk yere fırça yemenin alemi yok. :) ismet özel fildişi kulede değil zannımca. istiklal marşı derneği meydanda.
 

EnesBey

NesBey
Katılım
28 Ara 2007
Siir tevili zor istir acilin hele
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Mehmet Kaplan'ın Şiir Tahlilleri kitabından sonra MehmetBaki ağabeyin şiir tevillerine rast gelmek şu kısacık ömürde.

Rahman yüreğinize zeval vermesin. Şiire Özel şâir Özel'im İsmetle başlamak da ayrı bir heyecan kattı bizlere.

Keşke @UluğBey hocam keşke başta İsmet Özel olmak üzere her hafta bir şâirimiz şeref konuğu olarak gelse Divana. Onları dinleyerek dinlensek.:)
Türkiye de şair ve yazarlar davet edilirse TV kanallarına bir ihtimal çıkar. Biz kısık sesleriz malesef. Sesimizi duyan olmaz.
 

EnesBey

NesBey
Katılım
28 Ara 2007
Geyvenin güllerinei tevil edecek var mi acaba siradan gül olamaz olmamasi gerek
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
inşallah daha müsaid bir zamanda olmak kaydiyle ikinci tevilimiz "davun" üzerine olsun. tabii iştirak edilirse güzel ve hatta tamam olur.

DAVUN
uç benim boynumun soytarısı
kirle her cemreyi bana doğru olan
unuttum güçbela soluyan perdeleri
dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam
unuttum onu da.
zaten bir tanım değil midir
tavsayan düşüp kalkmalara
hüznün hacanası diye bildiğim akşam
bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz
fırça çekmeye doğru ölümün bacısına
parmak atmaya doğru şiir okuyaraktan
aşk -bir tanım değil midir-
kusturucu güzellikler ardından.
her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizde
azgın atlar boşandıkça sesimin avlusundan
uç benim boynumun soytarısı
dölle ovalı yüreğimi akarsuyunnan
göğsümde serinleyen akçıl kuşların
esirgeyen bağışlayan direnme'nin adıyla
indir koynumun yılgısını mor bulutların ordan
indir, indir de
geceleyin dupduru bir iniltiyi
bağrımdaki sağırlıkla değiştirmeye doğru-
fırlamayım, bıktım tanımlanmaktan.
leş yiyen akçıl kuşları severim çünkü
akçıl göçmen kuşları çünkü
çünkü özentisiz taşra yanakları
gibi çarşılara ilişkin
firengili göklerin altında olmak gibi
yatırları severim
paskalya tatilini.
her tanım zorlu kilitlerdir belki de
çaput yıldızları aşka dayalı duran
uç benim boynumun soytarısı
böğrümde avrupalı atları koşuşturan

aşkım, tanımım, yanaşmam.

şairin sesinden şiiri dinlemek için buyurunuz:

 
Son düzenleme:

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Heyecan yapalım mı ? Bekleniyor!
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
inşallah daha müsaid bir zamanda olmak kaydiyle ikinci tevilimiz "davun" üzerine olsun. tabii iştirak edilirse güzel ve hatta tamam olur.

DAVUN
uç benim boynumun soytarısı
kirle her cemreyi bana doğru olan
unuttum güçbela soluyan perdeleri
dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam
unuttum onu da.
zaten bir tanım değil midir
tavsayan düşüp kalkmalara
hüznün hacanası diye bildiğim akşam
bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz
fırça çekmeye doğru ölümün bacısına
parmak atmaya doğru şiir okuyaraktan
aşk -bir tanım değil midir-
kusturucu güzellikler ardından.
her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizde
azgın atlar boşandıkça sesimin avlusundan
uç benim boynumun soytarısı
dölle ovalı yüreğimi akarsuyunnan
göğsümde serinleyen akçıl kuşların
esirgeyen bağışlayan direnme'nin adıyla
indir koynumun yılgısını mor bulutların ordan
indir, indir de
geceleyin dupduru bir iniltiyi
bağrımdaki sağırlıkla değiştirmeye doğru-
fırlamayım, bıktım tanımlanmaktan.
leş yiyen akçıl kuşları severim çünkü
akçıl göçmen kuşları çünkü
çünkü özentisiz taşra yanakları
gibi çarşılara ilişkin
firengili göklerin altında olmak gibi
yatırları severim
paskalya tatilini.
her tanım zorlu kilitlerdir belki de
çaput yıldızları aşka dayalı duran
uç benim boynumun soytarısı
böğrümde avrupalı atları koşuşturan

aşkım, tanımım, yanaşmam.

şairin sesinden şiiri dinlemek için buyurunuz:

İnşallah bu konu başlığını bu sürecin sonunda İsmet Özel'i Anlama Klavuzu /Mehmet Bâki Ağabey olarak iyice bellerim.

Haydi bismillah.

Başlığı "Davun". İlk defa duydum desem ayiplamayin beni.Anlamlarini araştırdım.
Davun;veba,yara,zehir,hayvan boğazında meydana gelen şişlik ,ur, gibi anlamlara geliyor.
Bazı yörelerde kargış(beddua) cümlesi olarak da kullanılmış.Davun çıkasıca,davun tuta gibi.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Davun, taun kelimesinin bizim hançeremizdeki mukabilidir. Bizim evde halen kullanılır. Mesela vatan haini televizyada çıkıp irinini saçanda "davun tuta sesin", "yediğin ekmekler davun kala içen (içine manasına)" ve sair gibi.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
okuyucu olarak iştirak ederim. Zira İsmet Özel'i anlamadığımı ifade etmiştim sanırım @mehmet baki üstadım :)
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
"Hüznün hacanası diye bildiğim akşam"

Hacana ,geline önderlik eden kadın,çöpçatan olarak geçse de, bazı yörelerde geçen benim bildiğim anlam Allah ıslah etsin diye dua ederek baslayayım kadın satan,kadın pazarlayan anlamına geliyor.

Hüznün hacanası o zaman hüzün satan anlamında mıdır?Hüznü satan akşam o zaman.Aksamlar hüzündür .Hafızam beni yanıltmıyorsa Atilla İlhan'ın olmalı şu serzeniş"neden gün ortasında aksam oluyorum "Aksam olmak?...Hüsnü Arkan da demiyor mu aksam vakti ,sardı yine hüzünler.'Gece derdi azdırır ' söylemi var bizde.
 
Son düzenleme:

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
DAVUN

uç benim boynumun soytarısı
anne şefkati... hatta yavrusuna uçmayı öğreten anne kuş yani boynunun borcu olan düşünmek fiili. her şeye musallat olan akıl.
kirle her cemreyi bana doğru olan
cemre sırasıyla havaya, suya ve toprağa düşer. en mücerret unsurdan en müşahhas unsura doğru. düşünmek dediğimiz şeyin istikameti. bir diğer manası ile taze ve yeni (olduğu zannedilen) fikrin düşünce yolu ile kire bulanması. "kirle" kelimesi ile beraber düşününce tabii..
unuttum güçbela soluyan perdeleri

dört köşe oda, aralık olmayan pencere, perdeler, gelmeyen temiz hava. aradığını bulamamak, arzusuna kavuşamamak hissi, "bu da değil!" ünlemesi. bir başka manası ile odanın dışında en ufak bir hareket hissi vermeyen bir hayat. belki pencere açıktır ama rüzgar yoktur. rüzgar yani tazelik hissi, yenilenme hissi. tecdid.
dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam

dudakların ısırılması dünyanın icbarı. kabaran akşam aynı icbara katlanmak. ne için katlanmak da sabretmek değil? zira katlanmak katılaştırır ve kalınlaştırır. mecburiyet.
unuttum onu da.

felaket yahut mecburi istikamet.
zaten bir tanım değil midir
tavsayan düşüp kalkmalara
hüznün hacanası diye bildiğim akşam

meramını izaha başladı şair. yani tanımlamaya. hacana, kadın satan "kadın" olur ki hemcinslik yani aynı cins olmaklık. tabii hacana ile irtibat kuran müşteriyi de kaçırmamak lazım. hüzünlendiren ne ise aslında hep aynı şey. lakin müşteri - satıcı arasındaki irtibat bir müddet sonra sıhhatini yitiriyor. kifayetsizlik ve bahane bulmak. "zat"en...
bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz
fırça çekmeye doğru ölümün bacısına

hareketin mahdut olmadığı fikri ve uyku. ölümün kardeşi olan uyku... hemcinsi üzerinden konuşmuyor şair bir türlü. ölümün kardeşi olan uykuyu ölümün bacısı yaptı. ölümün yani yokluğun (bir tanıma göre elbette)... ölmemek cehdi ile dolu olsa dahi yokluğa posta koyamayan şair uykuda posta koyuyor ama... ama işte bu dahi bir tanım. aceb eller-fırça birlikteliği resime işaret olabilir mi? olursa da ne anlamak lazım? varacağımız yer farklı bir yer olabilir mi?
parmak atmaya doğru şiir okuyaraktan
aşk -bir tanım değil midir-
kusturucu güzellikler ardından.

"hüsn odur ki seyrederken ihtiyar elden gider" aa-aaa! şair kusuyor. bu nemem bir güzelliktir ki seyredeni kusmaya mecbur bıraka. güzeli akılla biliriz akılla göremeyiz. sıhhatini şiirde arayan şair aceb şiir ile güzellik fikrinde tekamül ettikçe bir önceki fikrini kusmak zorunda kalıyor olabilir mi? arayış, buluş, tekrar arayış... girdap.
her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizde

evet evet buldukça bir şeyleri şair, biliyor ki bulduğu eskimeye matuf ama yine biliyor ki aramak bozmadan mümkün olan bir şey değil. tabii her buluş aslında mekanı yeniden tanımlıyor. her buluş hürriyet veriyor.
azgın atlar boşandıkça sesimin avlusundan
avlu: ağız, dil, damak, diş. hançereden sonrası. sesin şekillendiği yer. söz ile gerçekleşen her tanım en hafif tabiri ile ele avuca sığmaz en sert tabiri ile önünde durulamaz bir hareket fikri vaz ediyor. zincirinden kopmak.
uç benim boynumun soytarısı
akıl demiştik...
dölle ovalı yüreğimi akarsuyunnan

burada ise yüreğinin doğurmaya müsaid oluşuna şahit oluyoruz. akarsu akıl ve yürek arasındaki irtibatı sağlayan şey. iyi ama nedir o şey? muhtemelen aklın her şeye tek başına kafi gelmeyeceğini fark ediş. mukni.
göğsümde serinleyen akçıl kuşların
ovalı yüreği barındıran göğüs. şairimizin irtifaı artıyor. akçıl kuşlar tabiri de ne güzel olmuş burada. irtifaı arttıkça görüş mesafesi artıyor. görüş mesafesinde henüz uçmamış kuşlar yani söylenmemiş sözler, duyulmamış fikirler var...
esirgeyen bağışlayan direnme'nin adıyla
söylenmemiş sözlerin, duyulmamış fikirlerin mukavemet kabiliyeti. zira her yeni bir müddet tazeliğini korur yani bozulmaya direnir. eşyanın tabiatı.
indir koynumun yılgısını mor bulutların ordan

göğüs-koyun farkı. göğsünden ovalı yüreğe seyr eden şair koynunda yılgı ile sarmaş dolaş. neyin yılgısı bu? kıyafetinin mi yoksa kıyafeti ile göğsü arasına girenin mi? neyin olursa olsun belli ki şair irtifa hususunda inatçı. bulutlarda görüyor koynunun yılgısını. bu derece irtifa sahibi olup dünyanın kendisine dar gelmesi. bir oluşa işaretmiş meğer.
indir, indir de
olsun olsun da
geceleyin dupduru bir iniltiyi
akşamleyin başladık geceye geldik. inilti insanı rahatsız eder. huzurunu bozar. hastanın inlemesi, hayvanın inlemesi. acı, dert, sıkıntı, zahmet varsa inilti vardır. bunların neresinde duruluk olabilir? hatta dupduruluk?! unutmadan dudaklarını ısırma vaktinden, inleme vaktine gelmiş. hem de dupduru bir inilti. demek ki kendinden başka bu inilyiti duyan yok. yalnızlık.
bağrımdaki sağırlıkla değiştirmeye doğru-
fırlamayım, bıktım tanımlanmaktan.

bağrımdaki sağırlık diyor. Allah, Allah! göğüsdü, koyun oldu şimdi de bağır. öylesine mi söylüyor bu kelimeleri acaba? cemreyi hatırlayalım mı? havaya, suya, toprağa. göğsüme, koynuma, bağrıma... "bağrımdaki sağırlıkla" diyerek "yalnızlığını" perçinlemiş olmadı mı? "fırlamayım" derken bir fiilden mi bahsediyor yoksa isimden mi? her hal u karda yeter artık demiyor mu?
leş yiyen akçıl kuşları severim çünkü
çünkü: yeter artık demenin izahı. kıymet verilmeyen işlerle meşgul olanlar, olmaz denilenleri oldurmaya çalışanlar. aykırı fikirler.
akçıl göçmen kuşları çünkü
çünkü:her bilginin mekanı değiştirmesi. dünya dediğimiz şeyin ne'liği
çünkü özentisiz taşra yanakları
gibi çarşılara ilişkin

çünkü: malumatı haricinde bilginin yokluğu. bir nevi saflık.
firengili göklerin altında olmak gibi
yatırları severim

umursamazlık. meseleleri hal ve fasl etmiş daimi huzur hali.
paskalya tatilini.
anlık mutluluk.
her tanım zorlu kilitlerdir belki de
çaput yıldızları aşka dayalı duran

kabullerin süslülüğü ve aşılmasının zorluğu
uç benim boynumun soytarısı
malum...
böğrümde avrupalı atları koşuşturan
haydaa!... şimdi de böğür. göğüs, koyun, bağır ve böğür. telaşa mahal yok. böğür, çeper oluyor. yani çevre, yani çit.
aşkım, tanımım, yanaşmam.
cemre: hava, su, toprak. irtifa: göğüs, koyun, bağır. şimdi ise: aşk, tanım, yanaşma. teslis. fikrin inkilabı. inkılabın bozuculuğu. bozuculuğun bozgunculuğu.

şiir açık şekilde tanımlamak, tanımlanmak dediğimiz şey üzerine. ben tarif demeyi tercih ediyorum. anne, baba, eş, çocuk, vatan, dünya, kainat, insan ve sair her ne varsa tanımladığımız yahut üzerinden tanımlandığımız, işte onları aşmak cehdi ile yazılmış bir tanımdan ibaret şiir. "uç boynumun soytarısı" uçmaya mecbur hatta memur. tarifi reddederken bile tarif etmenin/edilmenin yakıcı hakikati. necib fazıl'ın muhasebe şiirinde "...soruverse: ben neyim ve bu hal neyin nesi/yetiş, yetiş hey sonsuz varlık muhasebesi..." dedirttiği özlenen gençlik kim derdi ki 1964 de komünist ismet özelde vücut bulacak!

sol jargonla dersek: kendilik arayışı. esasında ve aslında ise "hakikat arayışı"dır "davun". bu arayışta karşısına çıkan bilgi ve fikirler ise davun hükmündedir. davun yani taun yani veba! şairimize göre düşünce bilhassa süslü düşünce veba gibidir. bulaşır ve yayılır. yayılır ve bozar.

hürmetler.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
İsmet Özel resmi okuyor ve çiziyor sen ressamı anlatıyorsun.sevdim tevili...
Şuraya da mutlu bir ağaç çizelim.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Şiirlerini tekrar tekrar okuyorum.hakikaten çok akıllı titiz ve düzenli adam .
davun da en sevdiğim yeri çünkü açıklamaları lisanı kimseye benzemiyor kendine has bir dil bazen ismet özel'e dua etmek lazım ...istikamet üzerinde olsun.yirmi yaşında yazdığını düşünürsek sancıları çok erken başlamış.ve okumuş adam soldan sağa geçmesinin işareti olarak algılıyorum.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Böyleleri için nev'i şahsına münhasır der eskiler ve evet ismet amca ressam gibi şairdir. Hadi o zaman bir daha ki şiirimiz Ils sount eux olsun.

Şiiri dinlemek için buyurunuz:




ILS SOUNT EUX

Ağır ceza reisi duruşmaya girerken

safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına
kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin
Fransız ihtilalelinden kalma.
Burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin
garip bir tarafı var
kaşlarını çatınca bir çocukluk
dolduruyor yüzünü
ürkünç bir uğursuzluk
gülümsediği sıra.
Garip bir tarafı var valinin
makam arabasına binerken her seferinde
bakır bir dudak karışıyor kırmızı saçlarına
saçlarını parmaklarıyla taradığı zamanlar
bu dudak
öpüyor onu hain bir yumuşaklıkla.
Safir göz görünmüyor yargıca
kendini valiye vermiyor bakır dudak
görmüyor alay komutanı tekmil alırken
gömleğine bir damla civanın sızdığını
bir gözyaşı, bir ukde anlamı kazanarak.
Kimse görmüyor buruşuk pardesüsüyle bir babanın
kırılgan bir yelpaze olduğunu akşam eve girince
karısı
katlanmış kilimlerle uyum içinde
kolunu büküyor, dayıyor elini yanağına
büyük kız kanepede bu ara
bir göl gezintisine çıkmıştır
kelebek ölülerinden bir ırmakta
sürüklenmektedir lisebirdeki oğlan.
Kız için
sırlara karışmaktır
bir gölün ortasında olmak
erkek kardeşi bir türlü
varamaz herhangi bir sırra…
İki yanında neden akar binlerce bu kelebek?
Binlerce kanatlı çekirge neden uçar
beyninin yukarsında?
Evde soba yanıyor
önce çalılar geçiyor çocukların boğazından
sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını
bütün ailenin.
Dışarda soğuk
safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor
gece uçarken kulaklarına dokunuyor bekçinin
bekçi
mavi zehir şiddetinde düdük çalarak
bir soru soruyor karanlığa
bütün cevaplar sendedir, saklama
diyor karanlık ona
bekçi en saklı yerinden bir banka broşürü
bir piyango bileti çıkarıp gösteriyor
copunu gösteriyor lisebirdeki oğlana
sonra acılı olduğu açıkça anlaşılan
bir kadına bıyık buruyor
buruk bir sabah
başlıyor acılı olduğu
açıkça anlaşılmayan
dünyada.
Ağır ceza reisi
santa luçia söylüyor traş olurken
maiyet memurluğundan beri aksatmadan
yaptığı gibi vali sabah sabah
parlatıyor
zaten pırıl pırıl olan siyah
kunduralarını.
Kışlada alay komutanı
barakaların kar altında öksüz
duruşlarına bakarak
susuyor, söylemiyor bildiği tek şiiri
'güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez'
demiş çünkü Valéry.
Çünkü serbest düşünme zamanı geçti artık
şimdi mesai saati
disiplin kurulunun toplantısı var
arşivde sicil belgeleri damgalanacak
tayinler imzaya girecek
teftişe gidecek generaller
rüya, okşayış, Tevrat
gibi kelimeler
gündemin dışında.
Yurttaşlar uygunadım çalışmalarıyla
söktüler kariha yarımküresini yerinden
bir pusula koydular açtıkları boşluğa
titreyen, korkak ibresiyle bu pusula
kuzeyi gösteriyor serbest
düşünme zamanlarında;
safir bir göz görünce karıştırıyor yönü
tırnaklarını yiyor bakır bir
dudak ona yaklaşınca;
cıvadan bir gözyaşı
bari olsun istiyor
bütün mesai boyunca.
Buruşuk pardesülü adam dalgın
gittikçe daha dalgın, elinde cetvel
masada hesap makinesi, pusula
yetmiyor dibe dalmasına
bağlıyor kalın bir urganla beline
ağır bir sandık
salıyor kendini
yeşil yosunların
kırmızı balıkların
uçan kabarcıkların
derinliklerine
orada
bir sandık buluyor
yakutlar, altınlar, pırlantalar
adam dibe inmek için beline bağladığı
sandığını keşfediyor dibe ulaştığında.
Öyleyse adamın eyvah ışıdı yüreği
eve dönmesine gerekçe
bulamıyacak bir daha.
Eyvah çattı kaşlarını, ayağa kalktı yargıç
elindeki kalemi
gülümsüyor, kıracak!
Atıldı öne, denize doğru lisebirdeki oğlan
denize, yakuta, entegral hesaplarına.
Kardeşim!
diye haykırdı ablası arkasından
fırladı kanepeden
kopardı kafasını bekçinin
safirden bir baltayla.
Anneleri
mutfakta kalan son bakır sahanı
alüminyum olanıyla değiştirdi.
Mesainin bitimine on kala
istifa etti vali
çamurlu bir yoldan
yayan yürüdü sınıf arkadaşı
olan nalbantın dükkanına.
Alay komutanı oğlu için
otomobil satın aldı
Mercury marka.
Kış geçti, öksürük haplarıyla
geçti cumartesi9
hiçbirşey söylemeyen sözlere varmak için
herşeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti
incir… yarpuz… karamela…

la havle ve la kuvvete illa billah.