Sine-i Sürurumdan Kopan Yapraklar...

Katılım
14 Ocak 2008
#1
Aşk,
Bir bakış,
Belki kaçış,
Bazen inanış,
Yürekte yanıştır…

Aşk,
Bir başlangıç,
Kalbi aralayış,
Bilinmeyenlere,
Her an yaklaşıştır…

Aşk,
Açlığın,
Saçmalığın,
Gamsızlığın,
Nihayetidir…

Aşk,
Nefsi,
Zevki,
Mideyi,
Bedeni,
Nizam ettirir…

Aşk,
Canı,
Cananı,
Dünyayı,
Ukbayı,
Hakka vermektir…

Aşk,
Her cana,
Bir kana,
Bazen mala,
Yakıştırılan,
Bir leke değildir…

Aşk,
Bir nur,
Hatta onur,
Zilletten korur,
Manayla buluşur…

Aşk,
Haldir,
Melaldir,
Ölmektir,
Hakta dirilmektir…





[br]Gönderilme zamanı: 14 Oca 08, 13:09:51 Bir izdin sen bir nefestin.

Çok zor
Anlatamam artık
Gönül iklimimdeki
O gizemi

Kalbimi
İhya edeni
Serinliğindeki
Yeşeren filizi

Çektiğim
Çileleri
Uykusuz geçen
Şu gecelerimi

Sukutuhayal
İçinde kaldığım
Hasreti yaşatan
Cenderesini

Öyle bir esrar ki
Hissedilen
Merakın
Enginliğini yaşamak
Onunla
Hülyada olsa
Bile buluşmak
Korkumu yenmek

Mısralarıyla
Halvet etmek
Onun serdettiğini
Bildiğim hicran
Nağmesini dinlemek
Sitemden vazgeçmek
Nedameti ötelememek

Bir gün evet
Elbette gelecektir
Beklediğim
O gün
Bu nasıl bir sürgün
Cenderede geçirilen
Şu hazin gün

Sazın
Nağmesinden
Süzülen hüzünle
Geçen her gün

Sen
Solma
Gözlerini yorma
Ufkunu da
Hiç karartma


Ben kaldım
Çaresizliğime yakındım
Artık bu uzak
Diyarlarda
Yapayalnız kaldım

Her ne kadar
Uçak olsa da
Ulaşım çoğalsa da

İşte uzaklarda
Mahkûmun sana
Ne diyeyim ki
Bir çaresi olsa

Senin sevdana
Kanamadım
İşte aşkına
Manada nükseden
Kalan tahayyüle

Sadece
Yetinip kalacaktım
Aşktan
Bir haz alacaktım

En azından
Aşkı tattığıma
İnanarak öyle
Yaşayacaktım

Hasretimle
Nihayetti bekleyerek
Sinenden
Sessizce çekilerek
Halime
Nakşedecektim

Silinmeyenlerden
Bir izdin
Ancak
Seninle
Haz alan
Yalnız kalan
Bir nefestim




[br]Gönderilme zamanı: 14 Oca 08, 13:10:57 Bir hazan-ı aşktır yaşanan!


Hissederken
Çaresizliğimin nedameti
Bırakmıyor bir türlü
Seni anmadan

İçime senden
Bir şey düşmeye görsün
Uzak diyarlarda
Biçare perişanım ben

Tüm heybetinden
Yoksun kor ateşler
Seni özlemekten
Kahroluyorum ben

Nasıl bu kadar
Her şeyi kapsıyorsun
Sensizliğin
Boşluğunda avutuyorsun

Biliyorum
Geceler senin
Sadık dostun
Geç vakitlere kadar
Hala yazmaktasın

Biliyorum ki sen
Mısralarının arasında
Hep kaybolmaktasın
Sevdayı,
Dinmeyen bir aşkı
Halinle yaşatmaktasın

Nerdesin ey can
Seyretmek istiyorum
Seni cihanı arzdan
Gemilerden arta kalan
Hazandan Denizi
İnleten martılardan

Sende ki mevcut
Ummanı
Yüreğinde
Husule gelen anı
Salıver ey yar
Ellerim kavrasın onu

Esmeyen bir rüzgârın
Adımlarıyla yürürken
Sensizliğin çaresizliği
Bir hançerdi sanki
Her adımda
Sineme saplanarak
Yarayı deşen sızı
Seni yaşatıyordu bana
Bir nefes vermeden

Gözyaşların
Tesellim olmuştu
O an tutunacak
Benim için olmasa
Dahi bir yaştır akacak

Senin
Melalinle solacak
Bir gün konacak
Günlerin
Hasretiyle seni
Zikreder dururum



[br]Gönderilme zamanı: 14 Oca 08, 13:11:30 Ah açan bahar!


Kapattım
Ömür billâh
Kapatacağımda

Ne
Esen yele
Ne de yağmur
Damlasına

Sarılmayacağım
Sinemi
Açmayacağım

Aşk için
Asla
Bir umuda
Kapılmayacağım

Islansın
Her yerler
Hatta
Korunan perdeler

Rüzgârın
Hiddetiyle
Raks eden
Nice ümitler

Derbeder
Gönüller
Bir türlü
Sevilemeyenler

Çaresizliğe
Mahkûm edilen
Zavallı
Divaneler

Ne
Kaldı sanki
Yaşanacak
Şu minval
Ömürde

Soldurulan
Bir güllerde
Gönüllerde
Yeşerende

Sana
Hasret
Nice ümitlerde
Bilinmez
Kişiliğinde

Mahkûm ettiğin
Çaresizliğimde
Gecemde
Seninle

Bıraksa yıldızlar
Açsa ki hazanda
Bigane bahar

Ağustosta
Yağsa kar
Çölleri sel alsa
Yağmurlar

Karanlık
Hücrelerinde
Mahkûm
Bırakılan umutlar

Şiirler
Yazsan da
Bir silinmezi
Romanlaştırsan da

Kapılar
Çalmayacak
Artık
Yaktım
Onu
Umutlarımda

Duvarlar
Boyanmayacak
Kazıdığım
Bahtsızlığımda

Yarasalar
Mekân tutacak
Karanlığın
Hengâmesinde

Zavallı
Hiçliğim
Derbeder
Kimliğimle
Nihayetlenecek
[br]Gönderilme zamanı: 14 Oca 08, 13:12:18 Al düşlerimin kopan gül yaprağı…


Mor hüzünler akşamın ilk adımlarında
Penceremin pervazlarında yerini alırlar
Çırpınan kuşun kanatlarında uzaklaşan
Umutlarım başka bir günün avuçlarındadır

Öfkemin kızıllığının çare olamadığını bilirdim
Kanayan aşk yaramı hiç dindirmeyeceğini de
Al düşlerimin kopan gül yaprağı misali sızısını
Terennüm ederdim, akşamın hicran şarkısıyla

Divaneliğim nüksederdi atardım kendimi yere
Köşelerin en sefiline, derinliğin hengâmesine
Bırakırdım melalimi, sersemliğimin eşliğinde
Derinlerde ki yüreğime hayıflanırdım seyrime

Kara bir geceye al müjdeler sunan her heceye
Gönlümün kararan penceresinde ki bilmeceye
Tozlu yollardan murat için gelen nefeslenene
El sallamak istiyorum yolunuz açık olsun diye

Şu akan damlalar ki iyi ki var yağar yağmurlar
Alır çıkarır beni kuytu kimliğimde ki korkumdan
Sevinç tohumlarını akıtırken yüreğime aşkından
Umudun hazzına yeniden vardırır gizli ellerinden
 
Katılım
14 Ocak 2008
#2
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Unutulmayan izlerin!
Bazen içim elvermiyor
Hasretin çektirdiği sancıları
Sıktığım avuçlarımda dağladığım ahı
Sabahlara dek zikrettiğim sevdanı

Sana kavuşmanın
Ummanda yelken açmak olduğunu
İliklerime kadar hissederek
Tükenen umutları yeniden derleyerek

Varlığımın sevdasıyla
İnsanlığımın var olan kalıntısıyla
Yağmurun okşayan damlasıyla seni anarak
Her gün zindan karanlığında günümü sayıyorum

Biliyorum ki senin
İhsan dirliğinde bulunan hislerin
İç sızısı yalvarışlarımın izlerinde soluyorsun
Varlığının hakikatine sabrı tercih ederek gizleniyorsun

Bir gel sözünle
Derlediğim güftelerin hüznüyle
Sazının aksettireceği hicranın güzelliğinde
Tenin olmasa bile hayalinle gönlümde süzülüşünle

Hayatın letafetini
Mevsimler eşliğinde baharın hazanını
Dallarını terk eden yaprakların ahu figanını
Toprağın hasret çektiği nöbeti müddet olan canımı

Seni bir kez görmeden
Sesinin sadeliğinde inleyerek gitmeden
Hiç görmediğim o resimlerini yalnızlığında çizerken
Sazların perdelerinden mücerret bir şekilde izleri lütfedilen

Semanın kuşattığı anlamda
Mekânların ancak aşkla değer bulduğu manada
Kulluğumun acziyle soluduğum şu dünyanın nasibi bahtında
Yavaş yavaş giderken geldiğim ötelerin gizlenen asudeliğinde

Ruhumu tutsak bıraktığın
Gönlümü zindanlar içine gark ederek
Hislerimi, düşüncelerimi, hayalimi karatıyorsun
Seni sana ait olan kalbinin sahibine çaresiz havale ediyorum


[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:10:25 Siz bizar olunca!

Uyumak...
Bazen uyanmamak
Adına Ummanlara ulaşmak

Bazen
Çaresiz kalmak
Çareyi çaresizlik
Adına yudumlamak

Yüreği
Dağlamak onunla
Kana kana hem hal olarak
Vuslata ulaşmak

Siz
Bidayetten
El hak bir papatyasınız

Siz
Hasretini çektiğiniz
Kokular için bir bentsiniz

Nefessiniz
Sizsiz, hissiz
Papatyalar çok şevksiz

Bazen
Olur, işte böyle
Hiç bir zaman dilenmese de.

Sevilen
Sevildiği kadar
Fark ederek serdetmede de

Anların
İçinde... Alınan
Nefeslerde kaybolmak

Ruhun
Dirliğinden boşanmak

Kalbin
Sahibinde kalmamak

Onu
Anlayacak kadar...
Ona özlem duymamak

Siz
Sevginin mihengi
Güzelliğin ahengisiniz

Aşk
Ancak sizinle
Çaresiz anlam bulur

Onu
Anlamayan da
Söyler misiniz ne bulunur

Bu
Vesileyle saygı
Ve mesruriyet temennilerimle

Sabrın
Aşk için
Vazgeçilmezliğini

Edep
Ederek hatırlatırım

Size
Çileyi doyumsuz
Bir roman gibi anlatırım
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:11:23 Sineler işlenince!

Sinemize
Yumuşak bir şekilde
Her günün bahşettiği bir şevkle

Fevkalade
Bir güzellikte işlenmişti
Sanatkârane sevgi motifleri

Mübelliği olan
En yüce değerlerimiz
Ne kadar büyük emek vermişlerdi

Nihayetinde
Yetişen güçsüz bir filizdi
Mukavemetsiz ve her şeye karşı çok acıktı

Hayat
Şatlarının gereği
Himaye etmenin önemi
Hamiyetperverliğin elzemliği gün gibi aşikârdı

Rüzgâr,
Kar, yağmur filizlerin,
Fidelerin gücüne göre şekillenemezdi

Gücün nispetinde
Dikkat ettiğin müddetçe
Neyi düşüneceğini bildiğin idrakçe

Sevgiyi
Yüreğinde var ettikçe
Akidende yozlaşmaya geçit vermediğin sürece

Sen
Seven, gönül veren
En güzide bir değersin

Bırak sen
Kim ne derse desin

Sen
Sana ait olan ruhunla
O kadar Değerlisin ki
Gideceğin
Mizan için bir bedelsin

Aşk senin
Dirlik senin, bahar senin,
Gönül bahçende ki çiçekler senin

Sen
Bizzat çok değerliyken
Neden bizarlığı seçerek inleyeceksin
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:11:52 Sevgiyle güne girmek!

Bir insan olarak
Paylaşmak ve hem hal olmak
İyiliklerde yarışmak, kötülükten uzak durmak

Dostlarımız için
Muhabbetle onlara kucak açmak
Hatalarını aramadan, araştırmadan durmayı başarmak

İnsan müstakil olandır
Mükellefiyeti kendiyle kaim olan varlıktır
Dirliğinde, birliğinde solucağı nefesler şartlıdır

Dünyaya gelmek
Aidiyetini öğrenerek idrak etmek
Ruhumuzu bahşedeni ve nelerle mücehhez ettiğini bilmek

Düşünmek için
Bilgiye ulaşarak manalaşmak
Aklın neden verildiğini anlamak ve bu uğurda nefes almak

Mevcut müşterekliğin
Halin içinde gizlenen kişiliğin, kimliğin
Kalbin sahibinin her şeyi muhakkak bildiğini fark edebilmek

Çiçeğin ve her gülün
Senin içinde mevcut olan güzelliğin
Akideden men edilen hiddet, şiddet ve gaflet-i adavetin

Bir gün nasip olacak
Senin gayretinle anlamlaşacak
Niyetinle hesaplaşacak günün ruhunda ki zindeliğiyle

Tuğyan ve isyanın
Halini sardıran tahakkümüne
Aklını tevdi edeceğin her türlü varlığın seni sarsacağına

Çocuğunun annesini
Annenin ciğerparesi olan çocuğunu
Bir gün unutacağının bilinmesiyle o güne hazırlığın elzemliğini

Sen, ben ve hepimiz
Sevginin güzelliğinde buluştuğumuz ahengimiz
Birliğimiz içinde var olacak dirliğimiz, akidemizdeki netliğin izleriyle girmek

[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:12:25 Sevgisiz nefesler!

Ne olurdu
Yaşamak için geldiğimiz
Şu dünyamızı yaşanamaz kılmasalardı

Paylaşım esasında
Enaniyetlere kapılmadan
Sevgiyle kucaklaşarak nefes alsaydık

Kimler istiyorsa
Şiddeti, hiddeti onların olsun
Baharlarımızı soldurmasın bize bıraksın

Ne teknik
Ne medeniyet istemez olduk
Medenileştikçe artık insanlıktan soğuduk

Sevgiyi unutur olduk
Vefadan pek çok uzaklaştık
Fıratçılık arenalarında yarışır hale sokulduk

Anaları unuttuk
Çocukları cami avlusuna bıraktık
Babaları sokakların bekçiliğine mecbur bıraktık

Ne yıldızlar
Ne semadan yağan yağmurlar
Hasret içinde kavuşmayı bekleyen umutlar

Yavaş yavaş
Tükenmeye yüz tutturuldu
Zihinler ekranlara mahkûm bıraktırıldılar

Her ailede olması dilenen
Sevgi iklimi sonbaharlarla anılır oldu
İletişim koptu, aşklar artık zevklerin aracı oldu

Varlık denen illet
İnsanlığa kadri ve şükrü unutturdu
Karınlara bağlanan taşlar bilmem ki nasıl unutturuldu

Kuşlar benim olsun
Uçaklar ve savarları onların olsun
Kuru ekmeğim yeter bana sinemde sevgim var oldukça


[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:12:50 Seni beklemek!

Yine
Gelmedin, gelemedin
Ne kadar bekleyeceğimin
Korkusuyla baş başa kalmayı yaşatıyorsun bana

Kaç kez
Deneyerek bir çığlığın
Hicranını her yanımı kuşattığın da
Kaldırımlar yalnızlığın şarkısıyla avunuyordu

Benimle
Alay edercesine
Bir acımanın nedametini yaşatarak
Umudun sabır içinde abitleştiğini haykırıyordu

Oysa
Toprakta tıpkı
Benim ile hasreti yaşıyordu
Ne kadar hoş kokuyordu seni bana hatırlatıyordu

Ne onun
Susuzluğunda Ne de benim
Umudum azaldığında İzlerinin tortusuyla
Oyalanıyorum seni bulmanın umunu yaşayarak

Yağmur damlası
Tenime bir bir nüfus ettikçe
Sensizliğin acısını toprağa akıtıyorum
Yalnızlığımı ona sunuyorum öylece bakınıp kalıyorum

Bazen içimde
Dalgalanıp figan neden hiddeti
Hıçkırıklar refakatinde çektiğim hasreti
Kime anlatacağımı bilemediğimi bir kez de sen söyle


Bir kahır ile yaşadığım
Metanetin çaresizliği çare olarak sunan
Sevda mertliğinde katiyetle dengi bulunmayan
Bir aşkın enginliğinde kal sen serinliğin güzelliğinde






[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:13:25 Seni anlamak!

Evet
Bir zamanlar
Seni anlayamamıştım

O kadar ısrar
Ve yakarışların karşısında
Sana acımak geliyordu içimden

Hislerimin
Densizliğinde senin
Gözlerinden süzülen yaşlar

Yıllar sonra
Hala aklıma geldikçe
Kendime kahretmeden duramıyorum

Evimize
Her gelişimde evinizin önünde
Seni görmem ve özlemle bakmana şahit olmam

Masumluğun
İzlerinde seni bulmam
Yüreğimi yumuşatmıyordu nedense

Seni artık
Gözlerinden okumaya çalışıyordum
Bir şekilde derbeder edilen hislerimle

Tek isteğin
Seni reddetmememdi

Yeter ki kabul et
Sen ne dersen de ona teslim olayımdı

Fakat
Senin bu denli ısrarlı olman karşısında
Niyetini ve kalbinde var ettiğin sevgini
Anlayacak kadar duygulu değildim

Var olan güzelliğin
El işlerinde ki becerin, edep içinde
tercih ettiğin tevekkülün tüm komşuların dilindeydi

O kadar
Talibin olmasına rağmen
Onların huzurlarına çıkmaman

Hala
Benim için bir şeyleri
Fark ettirmiyordu ne yazık ki

Hiç unutamadığım
Size doğru yaklaşırken senin
Ne kadar heyecana kapıldığındı

Konuşmak
İsteyip te çok zorlandığın
Ve peş peşe yutkunduğundu

Hala ben senin
Bir ev kızı olduğun için
Sıkıldığına yorumlamıştım

Sana karşı
İlgisiz, hissiz, düşüncesiz,
Nezaketsiz bir insan olarak hatırlanırdım

Ahrenlerin
Gelin olurken, nihayetinde
Çocuklarını büyütürken sen hala evdeydin

Ben annemim
Rızasını kazanmak için bakmaya
Gittiğim kızın evlerine yaklaşana kadar

Annemin
La havle demesiyle irkilmiştim

Senin
Koşarak geldiğini
Fark etmiş meğerse

Sen soluk soluğa
Ağlıyordun bunu bana yapmayın

Gönlümün
Sende olduğunu biliyorsun
Deyince açıkça afallamıştım

Bilmiyordum
Bu kadar tutkuyla
Kendini bana bağlayacağını

[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:14:14 Senden kalan seccaden!

Ne kalmıştı
Senden geriye kalan,
Düşündükçe seni ruhumu daraltan

İzlerinde
Hala soluk aldıran hatırların
Olmasaydı yaşamak ne kadar zordu

Sen
Vaktin tecelli edince

Sessiz
Bir şekilde secdenin
Ulviliğinde nefesini terk etmiştin

Dünyam kararmıştı,
Ruhum buharlaştı, kalbim
Ne kadar çok burukluğunu yaşadı

Lakin sen
Yoktun artık karşımda
Gönlüme nakış nakış işlediğin

Tüm
Şaheserinle sen ruhunun
Güzelliğini kalbime işlemiştin

Bir nisa
Bu kadar mı sevilirmiş

Bu kadar mı
Yokluğunun hasretiyle dertlenilir mi

Sen
O kadar müşfik
Ve o kadar sevgi doluydun ki

Nefes
Aldığın her mekânda
Bahar yeniden yaşanırdı

Hiç
Unutamıyorum
İlk günlerimizde çektiğimiz yokluğun
Hazanında senin himmetine gark olmasaydım

Ne kadar
Çok sararır solardım
Ve ne kadar çok nedamet duyardım

Ama sen
Asudeliğinle her mevsimde
Açan bir gül misali gönlümüzü fethettin

Senin mezarın
Ellerimle okşadığım toprağın
Olmasaydı ne kadar bedbin olurdum şimdi

Sana
Kavuşmak için
Ne kadar can atıyorum bir bilsen

Gecelerimin
Refakatiyle gözyaşlarımdan ıslanan
Senden kalan seccaden en değerli hazinemdir
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:15:03 Sen kalbinden habersizken!

Sen
Nerden bileceksin
Bilemezsin tabi hislerin serencamını

Kendi
Mecrasında
Serdettiği gözyaşlarını

Sen
Sadece cazibelerde
Yoklama yapan bir cansın

Duygularını
Depreştiren, heyecanını dizginletmeyen,
Heveslerinde mutlakıyet arayan bir kandın

Nerden
Bileceksin sen
Gerçekten sevilmeyi,
Sevgi ikliminde nefeslenmeyi

Onunla
Ölüme gidileceğini
Sevda için nelerden geçilemeyeceğini

Nasıl
Anlatabilirim ki sana

Sen
Sana sunulan refahınla
Geçici olan saltanatınla,

Mütemadiyen
Her gün ayna karşısında
Zikretmediğin zaman kuşağında

Seni
Zorlayan zevklerin arasında
Başın pek çok dönüyor biliyorum

Halinden
Çok memnun olduğun görülüyor

Zahirinde
Bulunan mevcut caziben karşısında

Yutkunan
Nefesler ne kadar
Hoş geliyor sana öyle değil mi

Etrafında
Pelesenk olanları görünce
Bir ah çekmek geçiyordu içimden

Kişiliğimiz
Tercihlerimiz o kadar
Farklıydı ki şaşıyordum bazen

Sen
Yarını düşünmeden
Gününü gün eden bir karakterle yaşarken

Ahirin
Hiçliğinde inatlaşıyordun
Bu hakikati reddediyordun sen

Her şey
Burada diyerek
Aslını inkâr ediyordun

Benim
Kişiliğimde olan insanlara acıyordun
Bir zavallı olarak görüyordun talihsizce

Bu insanların
Kandırılmış olabileceğini
Haykırıyordun gür olan sesinle

Sana
Bu kadar yakın olmama rağmen
Seninle
Bir şekilde paylaşım
Bulacağıma hayli inanırken

Ne yazık ki
Her geçen bir gün
Daha çok uzaklaşıyordum senden
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:15:34 Sen bilsen de bilmesen de!

Aksın kanım
Sonsuza değin ne varsa
Yüreğimde o sevgi var oldukça

Hüznüm hiç
Dinmesin zülüm ve eza
İnsanlık onurunu terk etmeyince

Gözyaşlarım
Akabildiğince aksın
Uyku gözlerimden feragat etsin

Mazlumun ahı
Yeryüzünden ilelebet
Huzur ve saadet için terk etmeyince

Hakikat olan
Tarife gerek duymayan
Ruhun varlığıyla ebet yolculuğu

Kalbin sahibiyle
Muhabbet coşkusunu
Yaşayamıyorsam hayat anlamlımı

En önemli güç iken
Gücümüzden feragat ettiren
Akidemizde şekliyeti önceleyen lekeler

Dirliğin sadece
Huzurla kaim olmayacağını
Bilmeyen bir gönlün yarası çok derindir

Ana analıktan
Ecdat darlıktan kahır içinde
Nefesler o kadar anlamsız ki sevgisiz iklimde

Ne martılar
Ne dallarını bırakan yapraklar
Özünden soyutlanan çalışkan arılar nerede

Bizi benliğimizden soyutlayan değerler içimizde…
 
Katılım
14 Ocak 2008
#3
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Ruhun dirliğinde su!

Ruhun dinginliğini anlamak
Bu manada suya bakmak yetecektir

Duru, sessiz, sukut eden
Fırtınayı bekleyen nasip olgusu

Vakit gelince
Kabaracak, coşacak, dalgalanacak
Sevinçlerin ya da hüzünlerin habercisi olacak

Biraz sonra beklenen
Damlalar düşüveriyor üzerlere
Değişik rehavetlerden artan umutlarla

Birkaç gün öncesinde
Yollarda ciddiye alınmadan
Üzerine basılan ve çiğnenen topraklar

Hasretine ne özlem duyar
Buram buram yanıklarıyla çatlarlar
Şimdi suyun yüzeyinde başlayacaktır gezmeler

Her bir zerresinde
Var oluşun hükmü sebebiyle
Sineleri açılır aşkla ve kapanır secdelere

Hesapsızdır düşen damlalar
Tayin edildiği vakte kadar atanın attığıyla kalır
Ve ne kadar genişleyebiliyorsa o kadardır arzda yeri

bazen sakin bazen çılgın
Her bir kelime bir tarzı ya da
Şairin ruh halini yansıtır aslında mısralarla

Ve bu gayretlerden sona
Gidilen yolda atılan birer başlangıç adımıdır
Her ne niyetle yapıyorsa kendiyle kalacaktır


Ardından çok farklı konularda
Birbirinden değişik vurgularla işlenir şiirlerle
Ne renkler ne çeşitli fikirler yeşerir hoş görü ikliminde

Durmadan geliyor akın yürek
Her çeşit şiirin bir hikâyesi ve bir ad vereni var
Ömürlerini vererek adlarını bırakmışlar silinmezleriyle

Ruhunun aynası var
Olmaz mı çünkü her şairin kendince âlemi var
İnsanların ruh hallerinden zira sadece bir tane bahar

Değişir mutluluğumuz
Hangi hüznümüzün tekrarı ne kadar var ki
Her şey aynı bile olsa ya mekân ya da gün değişmiştir

Değişmeyen
Şiirlerdir aslında her hüzün ya da
Her sevinç bir defalıktır ne kadar farkına varılırsa



[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:17:30 Ömürle yaşayacaktır!

Yılların hasretini
Var gücümle taşıdığım halde
Artık yüreğimin burkulduğunu biliyorum

Geçen yılların
Melalime kazandırdığı sabrın
Gerçek bir aşk olduğuna kani olmuştum

Ellerimi nereye uzatsan
Ancak müsaadesi hükmünce ulaşabiliyor
Bu sayede derinliğimde yumuşak bir haz alıyordum

Sevgiliye atfedilen
Ne kadar sinede biline kelimeler varsa
Onları heceleyerek yollarına döşesen ne çıkacak

O bir kere yönünü
Hevesleri istikametine dön derince
Halini kuşatan heyecan ve meraktan kurtulamaz

Duygusallığını
Deşifre eden cibilliyetin efkârı
Artık onu tutsağı yapmayı çoktan başarmıştır

Ne kadar çırpınsa da
Çıkmış olan adı ve ne derler kaygısı
Taraf etrafı da bu çemberi daha çok daraltırlar

Bir zamanlardan kalan
Ne varsa bir bir gözlerinin önüne dizilir
Yağmur damlaları gözyaşlarıdır lakin hükmü yoktur

Yıllar onun dirliğinde
Silinmezlerin her türlüsünde yerini alır
Uykusuz geceler hazan içinde alınan nefesler onundur

Kuzuların melemesinde
Uzaklardan duyulan kavalın acı nağmesinde
Sinesinde gizlediği kendince en güzide bildiği uhdesi vardır

Bu hasrete kavuşmak
Ne kadarda hayalle yaşamaksa da çaresiz
Yaşanacaktır bir şekliyle, gizemlerin derinliğinde ki izlerle





[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:18:06 Neden aranırız!

Bakir
Bir kimliğin ikliminde
Yalnızlığımla nefesleniyordum

Ne kadar
Fırsat çıkarsa heveslerimi
Okşamak adına

Muhakkak
Bir zillet duyuyordum
Utanıyor pek çok sıkılıyordum

Genliğimin
Lekeleneceğinden korkarak
Zevk adına hiçbir muradı tanımıyordum

Biliyordum
Ve bir umutla nasibimin nerede
Tecelli edeceğini hasretle gözlüyordum

O vakte kadar
Yüreğimi ürperten, gözlerimi cezbeden,

Melalimi
Kendine çeken ne kadar uğraş varsa
Kapılmamak adına azami gayret gösterdim

Çünkü
Namus ve iffet
Mefhumunu çok farklı öğrenmiştim

Haram
Diye hukuk adına isim alan

Bu beş harflik
Kelime ne kadar muvazeneli
Ve ne kadarda bereketlidir hakkiyle bilinirse

Zaten var olan
Koruyucu meleğin yanında
Bilen, idrak eden, neticesini terennüm eden

Sevgiyi önceleyen
Aşk ile nazar etmesini bilen

Tefekkürün
Güzelliğine müdrik olan nefeslerce
Zaten biliniyor kadrin nasibi katresinde

Neden niye,
Ne için kime merak kuşağında
akleden kendini bilen, her önüne gelenle

Eğlenmeyen
Değerlerin mefkûresinde
İzleri takip ederek edebin harmanında

Adabın
Şanıyla saadette ermek
Ne kadar ulvi bir gayedir bilinirse

Tertemiz
Bir nisa ile yiğidin netliğinde
dareyn saadeti için izdivaca kavuşmak
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:18:31 Ne isteniyorsa!

Sen
Ne yapardın söyle
Benim gibi iki arada bir derede kalırsan

Yukarıya baksan,
Aşağıda aransan, ayalinden

Medet umarak
Gözlerine baksan da bir şey
Çıkmıyor anlaşılmadıktan sonra

Yıllara
Hasrettiği sevgisini
Oğluna sunarken anneler
Çektiklerini de bir bir sinelere işliyordu

Arada bir sakın ha
Elkızına beni asla ezdirme diye

Bir zamanların
Elkızı olan anneler şimdilerde
Bir zamanların hor ve hakir görülmüşlüğünü

Saadet için
Evlendirdiği ve mürüvvetini
Görmek için yıllarca beklediği oğluna

Eş olarak
Nikâhladığı refikasına
Ön tepkimelerini niyaz ediyordu

Nihayetinde
Anne değil miydi neyi
Ve hangi tarafı tercih etmeliydi oğul

Bir insanın
Bilgisiz ve edepsiz olması kadar
Başka bir fakirliği asla bulunamaz

Böyle İnsanların
Nefsi hevesleri nereye
Meylediyorsa ve nelerden kuvvet buluyorsa

Hırsın Ve hıncın
Yanında huzur ve muhabbet
Zedelenmesi ve böyle ortamlarda

Hamasetin
Payelenmesi çok acı bir şekilde
Sinelere nakşederek ortaya çıkıyor
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:19:00 Kurşuni sokaklarda!

Londra sokaklarında
Olanlardan habersiz şekilde
Dertli sineler, yol almaya devam ederler

Bunlardan ikisi
Karar almışlardır kendi aralarında

Atlamayacaklardır hiçbir
Kapıyı ve her eve sokacaklardır
Ellerindeki mukaddes davetiyeyi

Bu niyetle
Çalarlar her bir kapıyı
Ve yaparlar çağrılarını
Mütebbessim bir çehre
İle yaparlar gerekli olanı

Dedikleri gibi
Atlamazlar hiçbir haneyi
Aynen karar aldıkları gibi

Kimisinden o anda
Alırlar tepkilerini, kimisinden ise
Sonradan gelecektir davetin neticesi

Kimi için
Bu davet bir mekân beraberliği
Manasını taşırken,
Kimi gönül için de

Âhiret
Beraberliğine vesile olan
Bir tanışmanın başlangıcı olacaktır.

Küçücük davetiye
Belki de bazı sinelerin
Yamaçlarında bir kartopu
Gibi yuvarlanmaya başlamıştır bile

Çığa ne zaman
İnkılâp edeceğini kestirmek
O esnada imkânsızdır

Neyse onlar
Tohumlarını atarlar toprağa

Bakalım kaçı boy
Verip de selâma duracak
Kaçı sinesinde
Nice başağı barındıracaktır
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:19:50 Kime ne diyelim!

Her nedense
Bazen sormuyor değilim
Kendi gönlüm elverdiğince

Neden istemezler
Güven ve istikrarı birileri diyerek
En akil görünen kepazeleri seyrediyorum

Küreselleşme derler
Bir kalıcı itiraz asla ve kata olmaz
Ortadoğu projesine ekonomik açıdan ses çıkmaz

İşgal kuvvetleri
Dünyanın gözü önünde katleder
Kadın, kız ve çocuklar hunharca öldürülürler geçiştirilir

İsrail her gün katleder
Birleşmiş milletler öyle seyrederler
Güzellik yarışması diyerek defilelerde kızları üryan ederler

Bir takım ahmakları
iş adamı kimliğiyle oralara davet ederler
Her bir yanı mayolu mankenlerin resmiyle mücehhez ederler

Halkın kimlik kişilik örf
Ve kültürel değerlerini hep göz ardı ederler
Sonra sırıtarak onlara ne derler bağnaz geri kafalı der giderler

Şimdi milli haslet, rahmet
Ve bereket bununla mı ala olacak niyet
Varlık uğruna, heveslerin zuhuruna, zevklerin oluruna der giderler

Nasıl sormayayım, eğer
Bu zilli yeti reddetmek bağnazlıksa öyleyim

Ahlaki değerlerimi,
İffet hasletlerimi ortalığa
Deşifre etmem neden gerekli diye düşünürüm

Benim olan, bize ait bulunan
Edebin, adabın terk edilmesine peki ne demeli
Kime ne söylemeli, idarecilere ne demeli karışıklık içinde nefeslenmeli

[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:20:21 Hayatın akışında!

Yaratılan
Bir insan olarak
Bu sıfatın kim tarafından

Verildiğine inanarak
Bazen içimden
Şunlar geçmiyor değil sanki

Eğer mükâfat
Ve ceza benim içinse
Helal ve haram
Benim için var edilmişse

Cennet ve cehennem
Bunun için sebepse
Ahirim ve zahirim yalnızca
Beni ilgilendirecekse

Kabir, Arasat, mizan
Yalnızca benim dirliğim içinse

Mahşer gününde
Her bir nefis kendi başının
Çaresine bakmak zorunda kalacaksa

Öyleyse
Bırakın Allah aşkına
Kendi tercihlerimi, hayat felsefemi

Dilediğin yönde
Tespit ederek yaşamak
İmkânına rahatlıkla vasıl bulunayım

Başka bir ifadeyle
Arzın sahibi ve mutlak hâkimine
Evvelin ve ahiri yaratan Rahmana

Cenabı Allaha
Ve onun resulüne dilediğim
Zihniyette itibar ederek inanayım

Çünkü ben
Bir insan olduğuma inanıyorum

İnsanı
Yaratanı tanıyorum
Ve ona iman ediyorum

Sıratı müstakimi
Geleceğim, ahirim ve akıbetim
İçin tek yol olarak kabul ediyorum

Hürriyetin
Ne demek olduğunu
İliklerime kadar çok iyi biliyorum

Bu bakımdan
Akide olarak en son dini mübini
islamı muhtevası bakımından, öğretileri açısından,

Zenginliği noktasından
Ve insanlığın en son dini olduğu
Ruhi itminanlığım nazarından iman ediyorum

Hayat felsefem,
dareyn saadetim olarak
Mütalaa ediyor ve böyle yaşıyorum

Hülasa edersek
Bırakın insanlara tahakküm etmeyi,
Hakir görmeyi aşağılamayı birde kendinize bakın

[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:21:21 Gönül sızını anlatan yaşlar!

Göz pınarlarından
Süzülen yaşlar gönül sızını
Aşikâr bir şekilde anlatırken

Yüreğimin derinliğinde
Hissettiğim o hicran yarası yılları
Devirmesine rağmen hala içimi acıtır

Mümkün olsaydı
Kalbimi senin ellerine teslim
Edebilmeyi ne kadar çok isterdim

Senin izlerinde
Bu şekilde nefeslenmeyi
Yüreğimin itminanlığında yine seninle teneffüs etmeyi

Sensizliğin
Sokaklarında neler değişmedi ki
Şimdilerde lakin bir tek değişmeyen var

Oda senin
Bıraktığın ve gözyaşlarınla resmettiğin
Melalimde ilelebet bitmeyecek olan sevginden başka

Şimdi tenime
Düşen her yağmur damlasıyla
defaatle yeniden yaşıyorum seni anıyorum

Gördüğüm
Çiçekleri kokluyorum onları
Ellerimle okşuyorum senin renklerini buluyorum

Bu günlerde
Ne kadar içim titrese de artık sen yoksun karşımda
Karakalem çizdiğim resmin sessizliğiyle duruyor yanıbaşımda
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:21:50 Düşlerin güzelliğinde!

Yalnızlığın yoldaşlığında
Neler düşünülmüyor ki bilisiniz
Sizlerde bu bilinen yolun sakinlerdensiniz

Her nereye gitseniz
Heveslerin derinliğinde yüzseniz
Ruhi enginliğiniz bir yerde sizleri uyaracaktır

Ruh, vicdan, nefs
Labirentlerinde gizemleriniz
Gönlünüzde silinmezler olarak beklettiğiniz

Hayat, memat içinde
Var gücünüzle elde etmeyi istediğiniz
Gücün karşısında sabrederek beklemek istemediğiniz

Gönülden sevdiğiniz
Çeşitli sebeplerden elde edemediğiniz
Sinenizin bendinde bir uhde olarak biriktirdikleriniz

Bazen kuşlara, bazen dalgaya
Ve bazen de gözlerde terk edilen uykuyla
Gecelere yaslanırız, hayallerimizin sağladığı rahatlıkla

Biliyoruz ki artık çok geç
Olsa da lakin derinliğimizde bizimle kaim
Hicran şarkılarıyla yâd edilen ezel indindeki melalimin

Hasretini yaşadığım sevginin
Yârin kollarında nefeslenerek meşk etmenin
Her esintinin, ilkbaharda verdiği şevkin güzelliğinde uyumak

Onun dudaklarından şiirler duymak
Gözlerinden aksedecek olan heyecanla kucaklaşmak
Onun kalbinde, sevgisinin bahçesinde bir çiçek olarak açmak

Bahtında sevgiyle anılmak
Gıyabında özlemiyle mütemadiyen yaşamak
Bir nisa kimliğinin en güzel bahşedileniyle bir dirliği paylaşmak

Nefeslerimin gücü azalırken
Anlamadan yaşadığım bu hayatı değerlendirirken
Hissettiklerimi sizlere arz etmeden gitmeyi münasip görmedim



[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:22:17 Çözemediğim düğümüm!

Gözyaşlarım
Refakat ediyordu
Uzandığın her umudun
Boşluğunda yaşadığım perişanlığa.

Açılamıyordum
Her geçen gün katlanan
Gizliğin karanlığında aradığım şafağa.

Kendimle
Barışık olmayan keşmekeşliğin

Hasretini
Yaşadığım berraklığın
İtminanlığını sunacak değerleri.

Benliğimin
Amaçsızlığı yaştan
Avuntularının seyriyle

Neyi
Arayacağımızın
İdrak edilemeyen bilinçsizliğiyle

Düşünmenin
Fakirliği
Ne kadar korkunç meğer

Bir değerin
Atfedilmesi için bilgi
Çokluğundan arî bulunmak gibi

Melalimi
Yalnızlığa iten süreç
Mülayimliğin vaaz ettiği teslimiyettir

Nebatatı bu denli
Yakın bulurken kendimi

Neden
İnsanlar için benzer
Yakınlığı kuramıyorum

Alalayarak
Bir yol almanın
Maslahatlar gözeterek başarmanın

Takiyyelerle
İlmi siyaset iftiharlarının
Halime yakınlığını bulamıyorum bir türlü

Bir şey
Aksa aktır
Karaysa da muhakkak
Ki karadır
Grileri anlamlandırmak adına

Mizacı
Edinimler
Ailevi ve fıtri
Donanımlarla kaimdir

Övgü
Ve yerginin
Anlamsızlıkta kuvvet bulan

Değerin
Zahir içinde
Kaybolan her kişiliğin

Kahrını
Çekmek ne kadar
Zor geliyor sineme

Kuşun
Güzelliğinde

Yaprağın
Teslimiyetinde

Ağacın
Kökleriyle

Mezarın
Sadece kalan kemikleriyle

Toprağı
Temaşa ederken
Şahit olduklarımı

Kime
Nasıl anlatayım ki
Hissetmeden hükmetmek
Densizliğin yaşatmamak için
[br]Gönderilme zamanı: 28 Mar 08, 13:23:09 Siz mefkurenizle dinlerken!


Sizin
İçtenliğiniz ve zarafetiniz
Satırlarınızda sunduğunuz naifliğiniz

Şimdilerde
Kuraklığı yaşadığım gönlüme
Serabı değil, suyu o an gösterdiniz

Bilirsiniz
Halinde terennüm edenler
Tahayyül ikliminde çok yeşerirler

Her zaman
Tahkik, idrak ve tefekkür
Onların asla vazgeçilmesi olurlar

Artık
Bu hissiyat müdavimleri
Yaşadıkları arzı mekânlarda

Nedense
Beklendiği gibi anlaşılmazlar
Maksuda giderken, onu beklemek

Hazla
Zül celale kavuşma aşkı
Ahenk denkliğinde var olan meşki

Canda
Meczubun, metfunun farkı
İtminanımızla anlam bulacaklardır

Bizim
Ameller ve ibadetlerimiz
Bizlere asla cenneti getirmezler

Özlenen
Cennet, haniflerin değil
Mukallitlerin bir beklentisidir

O
Cemale muttali bulunmak
İçsellikte maksuda koşmaktır

Sizinle
Hislerimin hazzını yaşıyorum
Mana derinliğiyle tanış oluyorum

Sizinle
Bu manada hem hal olmak
Bilinmezler mefkûresiyle buluşmaktır

Bilinmeyen
Cana bu denli derunilik verirse
Biçare kimliğimizin hali bilmem ne olur

Hissederek
Cenabı Hakka, kul, köle olmak
İddiamız aşikâr bir şekilde bulunurken

Şimdi
Benliğimizin tercihlerinde boğulmak
Avuntularımızın sınırsız hadsizliğidir

Bakın
Hazan mevsiminde, kuşlar ve yapraklar
Kendi ahvalinde sukut ile garipliği yaşarlar

Sarkan
Ağacın dalları, yalnızlığı ve terkedilmişliği
Terennüm etmek zorunda vaktiyle bırakılırlar

Toprağı aralayan
Kök, verilen göreve öğle bağlıdır ki
Sadakatin derinliğini bizler gözlemleriz

Uçan
Kuşların, yaprağın, barınmalarına rağmen
Kendini terk etmek zorunda kaldıklarını bilirler

Nedense
Biçare kimliğimle size içimi açmak cesaretini
Kendimde buldum, beni dinlediğiniz için minnettarım.
 
Katılım
14 Ocak 2008
#4
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Şimdi sensiz nefessiz!

Birden
Dalmıştım yine
Düşlerimin ürpertileri arasına

Baktım ki
Sen geliyorsun
Uzaklardan martıların uğultusuyla

Enfes
Karanfil deryasından
Şaşırtan umman sahnesinden

Geliyordun
Silinmeyen izlerinden
Şevkle işlediğin nakışların hecesinden

Yine
Mağrur halinle
Süzülürken sen hayâ perden

Alımlı
Bir şekilde salınıyordu
Yanaklarında kızaran narın pervasıyla

Senden
Düşen her damla
Yaşı göz pınarların çaresiz salıyordu

İnandığın
Rahmetin, mağfiretin
Ve edebi halin nüksettiği eşliğinde

Şimdi
Senin gelmen demek
Yüreğinde hissettiğin sızının

Bir
Çağlayan iştiyakıyla
Haz ile galeyana gelmesiydi

Sakin
Sokak aralarından
Gecenin esrarlı karanlığından

Halinde
Acının hissedilmesi,
İniltinin biran kesilmemesiydi

Sana
Hiç dayanamazdım
Benim kendi halimeydi kahrım

Şimdi
Tüm sitemlerim
Hadsiz ve acımasız hezeyanlarım

Var olan
Sefilliğimde ki
Acizliğimin en aşikâr ayak izleriydi

Sen
Gelemezdin şu an
Nefesim bitse dünyayı terk etsem de

Bari
Hiç değilse bir gün sen
Hatırlayacak mısın benim divaneliğimi

Hasretinle
Sensizliğin viranesinde
Halimde zuhur eden garip sefilliğimi

İşte
Ruhsuz bir bedeni
Senin özleminle günlerce gezdirdiğimi

Ve sen
Düşlerimde dahi
Ezginliğimi bir hasat gibi biçiyordun sanki
 
Katılım
14 Ocak 2008
#5
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Sen bir ses verme!

Yüreğimde
Dinmeyen hasrettim
Evet, en çok ihtiyaç duyduğum
Bu uğurda, onu aramaktan kaybolduğum

Çaresizliğimde
Yıldızlarla konuştuğum
Melalimi geceye hep anlattığım
Bir sevdam vardı, uzaklarda umutlandığım

Berraktı
Nazlanmayı sevmeyen
Nasibi idrak eden bir erendi
Himmet için dirliğini feda eden bir zahitti

Bir ihsan ile
Rızayıbariyi çok iyi bilen
İtminanlığında vebalden çekinendi
Kendi adına çileyi seçen en naif bir kişilikti

Gördüğüm
Bu durum karşısında
Çaresiz kalıyor, bahtıma sesleniyor
Ve hiç bir haklı gerekçeyi pek bulamıyordum

Sadece
Yalnızca seviyorum
Demekle sanki oyalanıyordum
Kendi halime acıyordum hazanı yaşıyordum

Kan ağlıyordum
Ne söyleye bilirdim ki ona
Sevgi onun tüm varlığını kuşatmayınca
Her bir tarafını iyice sarmayınca, anmayınca

Kendi
Vicdanının sesiyle
Kalıp halinde biraz olsun yorulunca
Sessizliğin en nedametli esrarında kalacaktır

Belki
O zaman yüreğinde
Başlayacak bir heyecanla salınacak
Benim sevgime bir kapı aralanacak karşılık bulacak

Saadet
O vakit bir anlam bulacak
Gönüllerde ne kalmışsa paylaşıma açılacak
Sevginin harmanı yaşanacak, hasatın bereketi anlaşılacak
 
Katılım
27 Mar 2006
#6
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

sine-i sürurunuzdan kopan yapraklarınız savrulup bizimle hep buluşsun.. yüreğinize sağlık hocam..
 
Katılım
14 Ocak 2008
#7
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

kardelen2006' Alıntı:
sine-i sürurunuzdan kopan yapraklarınız savrulup bizimle hep buluşsun.. yüreğinize sağlık hocam..
Efendim çok teşekkürler ediyorum, yaprağın halinden çok iyi anladığınızı hidssediyorum... Sizin o güzel yüreğinizi şevk kuşatsın, mesruriyet donatsın istiyorum... Sevgi ve saygılarımla sağlık ve afiyetler diliyorum, selam eğliyorum...
 
Katılım
14 Ocak 2008
#8
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Bileceksin!

Can,
Cananındır…

Canan,
Sevdanındır…

Sevda,
Gizli aşkındır…

Aşk,

Onun,
Hakikatidir…

Yanarsa
Sine,

Yâr’e,
Derdini söyle…

Kalp,
Sessizse,
Melalin,

Haizse,
Zihnin,

Netse,
Vicdanını,
Rahat eyle…

Dünya fani,
Sen,
Olmayasın,
Bir cani…

Hırs!
Sahibini bir ölçü,
Tanımazsa,
Elan boğar…

Heyecan,
Hadsiz,
Değildir…

Kalb buna,
Asla,
Dayanmaz…

Naz,
Bazen iyidir…

Yalnız,
Sevda yolunda…

Merak,
Zekânındır…

Öğrenesin diye…

Her merak,
Bühtandır…

Seni neyliye…

Ölüm andır,
Vakit,
Bir zamandır…

Akit,
Verilen anttır…

Kabir,
Bir mekândır…

Haşarat,
Günahlarındır…

Geldin ki,
Bir gün gideceksin…

Sevdin ki,
Kime olduğunu bileceksin…

Nefret mi?
Efendimi yâd edeceksin…

Külfet mi?
Nimetin kadrini bileceksin…

Fakirlik mi?
Kanaati çok seveceksin…

Varlık mı?
İnfaka harcayacaksın…

Zan mı?
Mutlaka kaçacaksın…

An mı?
Her an bekleyeceksin…










[br]Gönderilme zamanı: 29 Mar 08, 16:51:06 Bir dirilişin başlangıç senfonisi!

Nedametin nisyanıyla geçiyor zaman
Kim diyor ki sana aranıyorsun her an
Meraklanma elbet gelecek o aklanan
Takatin, mütemadiyen kesildiği biran

O zatı zülcelâl ki en yakınımızda olan
Göstermeye ne hacet sızıyı veren Hak
Niye utanırsın ki ey hak içinde ki apak
Aşk sızısı anlaşılsaydı mecnunluk niye

Sen yeter ki esirgeme verilen sevgiyi
Kalpte aşikâr olur Hak Taala dileyince
Sen yeter ki bir vehim sanma sevdayı
Gönülde yeşeren sır durumunda ki aşkı

Sen sözlerin en latif olanlarına layıksın
Sen mevcudat içinde en çok anlamlısın
Sen çölleşen gönlün, gülistanı baharsın
Sen harikasın, bir başka olan bir nazsın

Eğer hiçliğimden dökülen mısralar üzerse
O pak gönlü zerre miktar olsa zedelersem
Bir nedametin içine sürüklersem en sefilim
Kalemimi kırarım yutkunur kenara çekilirim

Ölüm ne kadar mükemmel bir diriliş aynası
Ebedi bir hayatın başlangıcı, sevgililer diyarı
Zahirden kurtulmak günahtan arınmak hazzı
Hakikatin karşılaması arzın vuzuha ermesidir
 
Katılım
14 Ocak 2008
#9
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Bir günün izlerinde!


Artık yapraklar
Sararmaya yüz tutmuştu
Dalların şevki kırılmış, mülayimliğin
Kesitleri görülmeye aşikâr olarak başlamıştı

Ağaçlar esintinin
Hışmında çaresiz kalıyor
Aşiyanlar ise pek çok sahipsiz görünüyorlardı
Kuşlar sessizliğe bürünmüş garip bir şekilde bakıyorlardı

Âlem manzarasının
Karelerindeki resmedilen bu hallerin
Ağacın gölgesi bile bir hüznün nağmesiyle sarsılıyordu
Bir nedametin izleri, bariz bir şekilde anlam adına tezekkür vardı

Artık zahirdeki iksir
Yavaşça ve nezaketle çekilse de
Batın yönünde akımı mütemadiyen sürüyordu
Geldiği yöne doğru, kader cilvesindeki esrar sahnesi istikametine

Toprak onun haznesiydi
Bir tuvalin derinliğinde ki resmiydi
Vazgeçilmez hazzıydı, en güzel aşkıydı, bulunmaz sevdasıydı
Bu yol sayesinde hilkatin fanisiydi, bir gün zail olacağını bilen dervişti

Varislerinin banisi olmak adına
Bir himmetti. Rahmet adına elçi, vefa adına temsilciydi
Emanetin ne olduğunu idrak eden sezgiydi, nihayet konusunda
Metanet adına bir neferdi, ilmi hakikat sahnelenirken her şeyi kuşatırdı

Mahlûkat ancak bu kadar
Duyarlı olan yaratılmışlardı, insan,
En güzel biçimde tanzim edilmiş sanat adamıydı
Payelerin erbabı, cihanın efendisi, hakikatin en nadide temsilcisiydi

Yalnız iman için hedeflenen
Yegâne nesillerdi, inkârı reddedenlerdi
Hak adına kenetlenen, evrensel mesajla ibret için sergilenen
Peygamberleri hiçleyerek, iblisin yolunu seçen sefiller sıralanmıştı

Aşk adına teni seçenler,
Sevda adına gönül dinlemeyen her kimseler
Hayat memat ilişkisinde denkliği bulamayan onca canlar
Ne derler kaygısını üzerinden bir türlü atamayan sefih hezeyanlar

Nimetin kadrini bilmeden
Hoyratça ahenk bozukluğuna boğulan canlar
Ağacın, dalın yaprağın, canın hengâmesinde anlamsızlıkta kalanlar
Geldik ki gideceğiz derken hazırlık aşamasında mağfireti anlamayanlar

Bir nefes kadar yakınken,
Her gün ölürken, hastalıkta şifa ararken
Musalla taşına bakarken, bir faniyi omuzlarken,
Ecdadı anarken neler, enler, benler, şekliyeti önceleyen heceler

Yalnız geldik, gelmek için
Biz vesilelerden geçtik, ama bizler niye geldik
Aslanın pençesinden korkarken, timsah dişlerinden kaçarken
Bir kuşu avuçlarken, yaprağı koparırken, çocuğu kucaklayıp öperken

Uykuya dalarken, rüyalar görürken,
Hülyalarda gezerken kimlerdik, bazen şefkatken,
Bazen hiddetken, bazen dilberken, bazen ihsanken, her gün
Bir canı gömerken, en yakınlarımızı çaresizce toprağa gönderirken

Aşk adına ısrar ederken
Manayı öncelemeden, teni güncelleştirmek
Hırs uğruna meşkten feragat etmek, neyi terk etmek demek
Edebi silmek, hayâyı ötelemek, adabı bilmemek, manayı öncelememek

Her geçen bir zamanda
Tefekkür hazzını yaşamadan güne başlamak
Ölmeden ölmek bunu idrak etmek, aşkla serinliğe ermek

Cemalin hakikatinde nefeslenmek,
Sevda meşkiyle nihayetinde ölümsüzleşmek
Mahşerin katresinde akıbetimizi terennüm ederek hemen yüzleşmek
 
Katılım
14 Ocak 2008
#10
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Bitecek anın eşiğinde nefeslenirken!

Bir dokunulmazlık zırhı ki sormayın
Zerrenin zarar vermesi düşünülmez
Mermiler işlemez tanklarda ezemez
Yağmurlar üşütmez seller götürmez

Hastalıklar Hak için ziyaret edemez
Esen yel incitmez yar hüzün vermez
Aşk kendinden geçirmez ram etmez
Melallerde kilitlenmez şuur bozulmaz

Kefenler biçilir bedenler gömülürken
Kabirler bir dem ile akıbette solurken
Hücrelerde kendilerini itlaf ederlerken
Toprak asliyeti öncelerken mağrurken

Zaman çarkından geçen âlem nefesle
Merak enginliğinde ki yaşadığı haşyeti
Tükenen nefesleri bıraktığı emanetleri
Hürriyeti irade içinde yaptığı tercihleri

Dirilmek için terki cihan arzında ölüm
Kuşatırken tenin her zerresinde ki hal
Umursanmayan vicdanı hakikat ruhun
Evlada edecekken o zamanın elindesin

Sen yaratılırken zamanın evvelinde ki
Ahdinin soylu bir muhayyilesiyle ruhun
Gönderilirken dünyaya ananın kucağına
Akidenin emanet öğretisiyle gitmeliydin
 
Katılım
14 Ocak 2008
#11
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Artık dinsin!

Gitsin
Nereye kadar giderse
Sevsin artık kimi diliyorsa

Versin
Aşkını feda edecekse
Ölsün, bir an bu acı bitecekse

Kalsın
Sevdaya hasretim hep
Bitmesin kalbimde tek neşet

Unutsun
Bir gülmeyi ebedi
Sevmekse sebep ne denir elbet

Kime
Gidersen git, beni unut
Sensiz kalmadı artık halimde umut

Kaldım
Sokaklarda sen sorut
Sensiz geceler benim için bir konut
 
Katılım
14 Ocak 2008
#12
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Sevginin silinmezleri!

Sevilenin uyurken,
Sevenin onu düşünmesi
Kendini hasretmesi yüreğini o vakit açabilmesi

Ve ne kadar
Deruni bir aşkla sevdiğini
Ancak gözleri yumuluyken haykırma gereğini duyuyor

O zaman
Melalinde, kendini buluyor
Meramını rahatça dilediği gibi beyan ediyor

O kadar ki
O an muamma ve haşyet
Aynı zaman diliminde hissiyatta yaşanıyor

Titreyen
Bir sesin, nefesin serencamı
Şarkıda aranan denkliğin var olacak ahvali

Mahın
Dilenen yardıma çağrılması
Vakfiyenin hissiyatını berrakça itiraf ediyor

Hissedilince
Çocukluğun her katresinin
Dönüşü olmaması için verilen tüm uğraşların

Kendini
Ve kişiliğini buluyor sevdiğiyle
Gül, tohum ve toprak, hatırlanmak istenen renk

Açıkça
Söylenmek istenen meram
Muazzam bir sevginin izlerine şahit oluyoruz ki

Ancak
Uyurken tutulabilen bir el
Ve avuçların gözyaşlarıyla serbestçe ıslanması

Kopacak
Kaybolacak sanılan kaygısını
Sevilenin uyanıkken hasret kalınan sevgisini

Sakince
Kendi uyurken elde edilen
Bir değer olarak karşımıza düşününce çıkıyor

Her şeyin
Nihayeti bilindiğinden
Eşyalar ve en sadık hayaller sokağında sürüklenirken

Var olan
Bedenin nedametini
İstasyonun boşluğunda acımasızca sorguluyor

Öyle
Bir bağlılık ki bu tahayyülün
İnce ayrıntıların da çok açıkça ölümü yaşıyorsunuz

O zaman
Rayları bu anlamda anıyoruz
Dilin bir tercümanı olduğu yürekte kalanlar

Şimdi
Güfte olarak karşımıza çıkıyor
Bu bağlamda, doğuyor, büyüyor, ölüyor ve öpülüyor
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#13
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Şiirlerinizi okudum nihayet, Allah kaleminize zeval vermesin hocam. Orjinal ifadelerinizle divanımıza renk katmışsınız. Yüreğinize sağlık, teşekkürler...
 
Katılım
14 Ocak 2008
#14
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Dil-şâd' Alıntı:
Şiirlerinizi okudum nihayet, Allah kaleminize zeval vermesin hocam. Orjinal ifadelerinizle divanımıza renk katmışsınız. Yüreğinize sağlık, teşekkürler...
Efendim çok teşekkürler ediyorum, halinizin esenliğinde güzelliler diliyorum, paylaşım maksatlı yaptığım çalışmaları sizlere arz ediyorum. Selam ve saygılarımla...
 
Katılım
14 Ocak 2008
#15
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Aşkın ikliminde!


Ey can
Neyleyim seni
Aşka hasret bendini

Sende
Terk edip gideceksin
Bir gün benimi

Teni
Neyleyim
Teri neyleyim
Sen anla beni

Mananın
Ahengine kandır,
Meşkle sula beni

Hani
Şu görünen canlar
Var ya inanırlar aşka

Rastlarsan
Söyle onlara
Hiç aranır mı
Pazarda

Aşk
Yardadır
Haldedir
Çilededir
O çok derindir

Onu
Anlamayanlar
Gör bak şimdi
Ne hallerdedir

Hak
Nerededir
Zevk kimlerindir
Meşk kim içindir

Tefekkür
Ne için verilmiştir,
Tahayyül kimlerindir

İdrak
Nerededir
Akıl
Kime verilmiştir
Zekâ niyedir

Ten
Esbabı hakikattir
Aşk kalbin deruni
Hazzıdır

Köle
Olmak evet
Hakiki köleliği
Hemen başarmak

Hak
Aşkıyla yanmak,
Ona hep kanmak
Yalvarmak

Rahmeti aramak,
Hakikatte kalmak ona
Yaklaşmak

Haşyetle
Secdeye kapanmak
Son duamızı yapmak

Ey Hak
Sen bilirsin,
En yücesin,
Sen hep sevensin

Aşkın
ne olduğunu
İbreti âlemle
Bizlere öğretensin

Sen
Rahmetin
El hak kendisisin
Mühleti verensin

Sen
Hep affedensin
Bizleri bilensin

Sen
Bize bizden
Daha
Yakın olan
Rabbimizsin



[br]Gönderilme zamanı: 31 Mar 08, 10:01:05 Aşksız bir hayatın girdabında yaşamak!


Zindanı yaşamak vardı, onunla solumak
Nefessiz kalmak, hayattan öyle çekilmek
Bırakmak, unutulmak, yalnızlık yaşamak
Voltalarla tefekkürün zindeliğini yaşamak

Öyle bir haldi, olmuş ve olacak serencamı
Her an izleyen gölgeyi, kaderde bilmeceyi
Çekeceğim çileyle ayazda hep gecelemeyi
Gam etmiyordum, gönlümdeki kalan izleri

Ben ve yalnızlığım, tespih tanelerinde anım
Günlerce adımladığım, haksızlığadır figanım
Zulmet karşısında yine yalnızım, sevdasızım
Aşksız bir hayatın girdabında boğulmaktayım

Kuşlarla avunanım, kanatlarında hülyalarım
Ben yine hazanın en acımasızını yaşayanım
Taş duvarların nemini koklayan mahkûmum
Aşk kelepçesi takılan bir divanedir bu halim

Ey yar sen hürsün, aşk adına özgür gülsün
Semalarda süzülen gölgesin, bir serinliksin
Hasretle gözlenen bir ümitsin, sen sevgisin
Aşkı bilensin, vicdana gelensin bir rahmetsin
 
Katılım
14 Ocak 2008
#16
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Ateş neylesin seni!

Senin
O pak yüreğinden süzülen

Kibar
Dilinden dökülen

Güzellikleri
Ateş gölgelemesin

Sen
Mümin
Bir insansın

Bir
Mücahide sin
Muvahhit hanifsin

Sen
Müdriksin
Çileyi seçensin
Meşakkati bilensin

Sen
Bir Fatıımasın
Asiyesin... Aişesin

Bu yolda
Giden bir nefersin

Sen
Nefsini
Öteleyen bir azimetsin

Yalnızlığı
Sabırla ikmal edensin

Sen
Anlaşılmaz
Olmaya aşkın çilesi dersin

Denizle
Dalgayla konuşansın
Martıyla avunan sensin

Yıldızlara la
Sabahlayansın

Gecenin
İdrakine malik olansın

Sen
Açlığı
En yakın bilensin
Oruç tutmaya maliksin

Teheccüdü
Bilen tercihsin
Namazını kılansı iradesin

Sen
Aşkın güzelliğini
Müjdeleyen bir şefkatsin

Bir
Sevgisin... Gülsün
[br]Gönderilme zamanı: 31 Mar 08, 10:05:07 B i l i r m i s i n!

Bilir misin neler vardır bakışlarında!
Gözlerin bir başka konuşur bilir misin?

Sana seni anlatırım,
Sana; kendimi anlatırım.

Sana söylemediğimi anlatır bakışlarım…

Bir şarkı mırıldanırım dudaklarımda
İstersen haykırırım sana duygularımı

Yalnızca bizim dünyamızı istiyorum!

Ama uzak çok uzak!
Birde sen tutman ellerimden
Düşerim boşluğa…

Sen ve diğerleri birliktesiniz!
Hep ellerinden tutarsın onların,
Sözlerin hep onlardan yanadır.

Bakamam sana…

Bakarım; haykırır bakışlarım
Gelmeyin üstüme
Bütün bakışlarım okunacaktır.

Okunması anlaşılması lazımdır.
Gözlerim bambaşka konuşur sana
Sana seni
Sana; kendimi

Sana söyleyemediğimi anlatır bakışlarım…








[br]Gönderilme zamanı: 31 Mar 08, 10:05:46 Bak sen hala gelemedin!

Bak hala sen gelemedin
Çaresizliğimde beklerken
Dünyaları her an deviriren
Şu âleme bir nazar ederken

Gönül hazin söz mü dinler
Dinlerken dahi sızısı kilitler
Sensiz yalnızlığım ne çeker
Nefeslenirken halim heder

Sanki bu var olan cana
Can katan bir serencama
Merakımın odağında olana
Oradan ayrılmayacaktın ya

Sen öyle hoş bir sedasın ki
Duyanlar ki nasıl şaşmasın
Sen manayı anlamlaştıran
En nadide olan bir nazarsın

Her şey seninle ne güzeldi
Ne kadar güzidelik verendi
Sen ancak ve illaki hilimdin
En özelimsin bir tane hissin

Geceler sensizlikte bir bilsen
Ne kadar çok hazinlik çeker
Ey canımın devası şimdi gel
Nerdeysen çık ta bir ses ver

Herkes bir yana çekildi artık
Sessizlikte kahır çok beterdi
Sensizlik ki çekilmeyen dertti
En hazin olan bir illet gidendi

Sancılar ki öylece tebarüz etti
Zihnim şimdi eridi gitti o yetti
Sen kendinle salınırken şevkti
Bırakıp ta giderken ne zulmetti
 
Katılım
14 Ocak 2008
#17
Ynt: SİNE-İ SÜRURUMDAN KOPAN YAPRAKLAR...

Ne diyebilirim sana!

Ne kadar kızsan
Yokluğumda bir kahırla ansan
Ve hatta ismimi unutacak olsan sen haklısın

Akıttığın gözyaşların
Sine-i sürurunda ki ahu figanın
Çaresizliğin sukutuyla melalinle silinmezler kazdığın

Her baharın hazandı
Seherin izleri senin için ne zordu
Duymak istediğin bir haber adına zorunlu yutkunduğun

Sen gecelerde demlediğin
Çileyi amansız bir sabır ile yudumluyorken
Ben kaygıların kuşatıcılığında nafakam için senden uzaktım

Sana yalnızlı nasıl anlatırdım
Yüreğimde açan ilkbaharların solgunluğunda
Kurşuni sokakların nefes aldırmayan acımasızlığında sabrederken

Gençliğimiz yok oldu gitti
Bir takat mi kaldı heveslerimizde
Ümitsiz sabahladığımız gecelerin sende bıraktığı izlerle

Ben sana çok açım
Sensizliğin isyanında ağaran saçım
Yollarında hasretini çektiğim gözlerim artık fersiz kaldı

Senin bir gülüşüne
Ellerin ellerimde bir kelam edişine
O kadar hasretim ki zindanlar yüreğimde haneler edindi

Gecelerimde her gölge
Bir gardiyanın ayak izleriydi sanki
Serbestîye tin bu kadar yat artık dercesine verdiği komut gibi

Başımı koymak istemediğim
Senin düşlerinle terden sırılsıklam olan
Duyduğum özlem yeniden içimde acılara gark edecek diye

Sen bana hasret ben sana
Şimdi ben ne diyeyim yüce yaratana
Ermedik bir türlü saadetin sinelerde yaşattığı ilkbaharlara

Hep bir umutla karanlığın
Halimizi yoksul bırakan solumalarıyla
Ömrümüz renksiz, hislerimiz şevksiz geçiyor gelecek adına

Neyleyim ben sensiz varlığı
Neyleyim aşı, çorbayı, tarhanayı kaşığı
Senin sevgin, senin aşkın, senin varlığın yeterdi çoktan bana
 
Katılım
14 Ocak 2008
#18
Ey yar, aşkın ülfetinde vuslat bir başka bahar!





Sustum artık, hakikate ram olan hal-i mahzunluğumda
Bir bir derledim heveslerimi, zevk-i hicranımla ve vecde gelen ruhumun şadıyla
Her ne kadar bir hüzün var ise kalbimin sükut-u ikrarında
Elhak sabr-ı nefeslendim, kanaat için irademe akl-ı selimi sürurla tavsiye ettim


Bin hüzün ile umudun nidasında bakleyen gönüller için ne söylerim
Bir hicranın tesellisiyle niyaz ederim, söyleyin başka ne bilirim, ne Arfim ne de erenim
Bahtın dile gelen lehçesinde fakirim, ihsan olan ne varsa elhak tabiim
Ne kalbin serdettiği sesin ferahlığından şikayetçiyim, ne emel hırsına kapılmış dilenciyim


Biliyorum ki nihayetinde abdi acizim, zafiyetlerle ömrünü tüketen bir sefilim
Nasıl şikayet için kalbimi bizarlığın eline terk ederim, sonra yegane sahibine ne söylerim
Nefsin aymazlığı için boyun bükerim, ayrık otlarını bir bir sabırla kalbimdem temizlerim
İnşirah için nöbet beklerim, elimden gelen gayreti hasrederek aşk yolunda hazla göçerim


Ne bir saz çalmayı bilirim, ne ney üflemek için nefesime meyledip hicrana göçerim
Kalbim için ülfetin pay-ı tahtında kul olmayı ve bir vecd ile coçmayı koşulsuz ki isterim
Takva için elhak hilmi nefeslenirim, sabrın rahlesinde tedrisat için ilmi talim ederim
Yoksa onsuz aklı neylerim, fikretmek için elhak iştişarenin lahzasında diz çökerim


Geçti ömrüm yine, hala bin dert ile muvazenemle niye böyle bir hicran içindeyim
Hal-i fakirliğimi kime nasıl ifşa ederim, gömlümün hüznüyle nasıl bir kulluk ederim
Yar için ne derim, çaresiz yine derinden bir ah çekerek boynumu bükerim
Umut ile mukavele eden bir nefesim, secdelere kapanıp ey hak der ve sessizliğe göçerim


Ne söylense, dertler bin bir hüzünle dillenip gönüllere erişse ne yazacak
Ruhumun bizarlığı nasıl anlaşılacak, kalbimin hazanlaşan kadri yeniden nasıl açacak
Can çıkacak, göz kapanacak, dil susacak, tüm azalar bir tefekkürün ilzamında kalacak
Evet, işte o zaman, vakti gelen hesap bir bir sayfalarını açacak ve gönül ağlayacak



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#19
Seviyordum onu ruhumda kanarken yaralar!





Ah çektiren ağıtlar, dinmek bilmeyen acıların yolunda fedayım ben
Çileler deminde meftun olduğum bir sevda, sabrın deruniliğinde yıllarca ararım vefa
Ne söylerim,mahçubiyetim için boyun bükerim hakikati aşikar kılan aşka niye imrenirim
Sinemin deminde ki derdimle avereyim, ne bir söz ederim ve ne de şikayete niyetlenirim


Anladım ki hasta bu kalbim, yıllarca kendi halimde bilmem ki niye bir sefilim
Neyin arifesinde nefesin kefaletini beklerim,inşirah için kalbime şimdi neler söylerim
Yıllardır hasretin kollarında solgunlaşan heveslerim,düşen yaprağın bahtıyla serinlerim
Ne bir söz ederim, ne gözyaşlarım için nedamet bilirim, çaresiz nasibi hak için sabrederim


Ne bir gün geçiyor, ne geceler ruhumu aşkın firkatiyle sürur ile serinletiyor
Aşk; bir bilsen kalbimin suskunkuğu için neler ilham ediyor, sevda için eğleşme diyor
Bırak aksın gitsin, gittiği yere kadar, nasibi mutlak diyor, lakin gönül hüzünle dinliyor
Can çekiliyor, dil sükut ediyor, ömür ne haşyetli bir imtihanmış meğer, çile çektiriyor


Gül bahçesine nazar ederim, dikenleri için eyvallah derim
Sinemden gelen sesler için boyun bükerim, nizam-ı nefs için gayret eder kalbime yönelirim
Bilsem ki ruhum fırak için beklediğini haydi söyle kime ve nasıl şikayet ederim
Ey hak derim, bahtım için çaresiz vesileleri derlerim, sabır ve kanaat içinde göçer giderim


Akıl, fikretmesi için ilme yakınlığı aşikar olmalıdır, idrak-i cenahtan bakmalıdır
Hak ve hukuk için mükellef olduğu kadar, şerr-i delilleri elhak, anlayıp yaşamalıdır
Gönül yarsız, yar sevdasız, akıl karsız ve dil kelama haiz olmak için maksatsız mıdır
Niye düşünmek, hal dilinde irfandır, yoksa her akla geleni serdetmek nasıl edeb-i haldir


Adamlıkta aşk, en muhkem bir sevdadır, yalnız ona haiz olmak her yiğit için ardır
Onun sülbünde ne enaniyet vardır ve ne de hırs için hınç bir kardır, sadece bir hardır
Kin ve hamaset, cehalet içinde dile gelen kefalet nasıl bir can için yarardır, ne bühtandır
Akletmek, iştişare adına sınavdır, yoksa dile gelen muhakeme niye vardır, aşk bir irfandır



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#20
Ne birgün dinlersin, ne de çektiklerime erişirsin!





Bilemezsin, belki de bilmek istemezsin
Sen sadece kendi demindesin, heveslerinin derdindesin
Kalbin hicranını söyle nasıl bileceksin
Bilmem ki niye böyle bir serkeşliğin içinde nefeslenirsin, halimi üzersin


Oysa en zarif ve hatip bir payesin
Nisa kimliğinde bahşedilen bir suhuletsin
Kalbi manada en latif bir ülfet-i şahanesin
Edebi bakımdan ilham bahşeden bir şevksin, kalbim için süruru demsin


Söyle ne oldu sana, sessizliğini korusan da
Bir hesabın kadri yüreğinde hiç kalmadı mı durma söyle yoksa
Dile gelen efkar alıp götürüyor sinemi, birnebze olsun anlasana
Hicran kuşatıyor yüreğimi, sen hiç sormasan da, kendi halinde yaşasan da


Çıktım şu dağların yamaçlarına
Ne kadar hıçkırıklar içinde derdimi ufuklara anlatsam da
Bir hal oluyor ruhuma, aşk yüreğime ilhamıyla anlaşmayınca
Yaşamak bu kadar bedbin bıraktıran bir lütufsa, artık vazgeçiyorum anla


Kabirler şimdi daha yakın, solgunlaşan umutlarıma
Ne kadar çaresizlik içinde durmadan çırpınsam da, vazgeçtim artık korkma
Artık hiç takatim kalmadı, ruhum bizarlık içinda yıllarca sukutu yaşadı
Gözlerim sessizce arandı, bilemezsin hasretinle ne çileleri sürurla karşılamıştı


Söyle geriye şimdi ne kaldı
Ne şafaklar açtı, ne hülyalar bir haz yaşattı, mütemadiyen ağlattı
Gönül hicran içinde ve kaybolmuşluğun kadrinde avare kaldı
Ne bir soran oldu, ne derdimin haklılığı anşaşıldı, hazan şimdi ruhuma çok yakıştı




Mustafa CİLASUN
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap