Sine-i Sürurumdan Kopan Yapraklar...

Katılım
14 Ocak 2008
#21
Kapın her çalındıkça sakın bir umuda kapılma!




Yavaş yavaş ve sessizce boşalıyordu gözyaşları
Kim bilir nerde kalmıştı, hangi hevesin veya çilenin derdiyle nefesini buğulamıştı
Durağa artık ramak kalmıştı, ıstıraplar sineden bir bir ummana hüzünle dölülecekti
Söyle kim beklenecekti, hangi sitemler dile gelecekti,verilen sözler bir bir derlenecekti


Artık garip bir yolcuyum ben, ne papucu ve ne de urbayı dert edinmezken
Dil lal olup, hicrana bırakırken, efkarın sahillerinde nefesin kadrini edeple anarken
Ömür sahnesinden sessizce çekilirken, kabirlerin hatırını sual ederken, haşyetin dilinden
Ah çektiren, hüznü terennüm ettiren, boyun büktüren, çaresiz bahtım için ya sabır derken


Seyrediyordum, aziz nefesin içinden çıkamadığı müşkül durumu nefeslenirken
Şahit olduklarım karşısında içim kan ağladı, yüreğim parçalandı, mahzun bir hal vardı
Ellerini kaldırdı, yüzünü hıçkırıkla kapattı, nefes nefese kalmıştı, ne yapmak bir yarardı
Derdini mi sormalıydım, kalbini mi aramalıydım, yarasını mı sarmalıydım, kala kaldım


Bir insan olduğumuzu, zafiyetlerimizle anlam bulduğumuzu, duyguların ahını hatırladım
Kim çekmiyor ki,emelle, umudu karıştırmıyor ki,kalple yüreğin farkını anlıyor da kaldım
Sanki bir nebze olsun ferahlamıştım yaşanacak bir şey varsa yaşanmalıyı biraz araladım
Sonra kendi sayfalarımınarasına dalarak, hiç ummadığım kadar hayıflandım ve ağladım


Peki, neydi farkımız, farklılıklar adına hiç engel olamadığımız hissiyatı sıkıntılarımız
İrade namına tutarlığımız,tercihler konusunda yanılgılarımız, vefa adına uğradıklarımız
Ya dillendirdiğim, öğündüğümüz aklımız, karsız fikir sattıklarımız yolda bıraktıklarımız
Kim ve ne adına hayıflanmalıydık, neler yaşıyorsak ve ne umuyorsak bir bir saymalıydık


Karşı çıktığımız, hırsımızla savrulduğumuz ve bir hiç uğruna yanılgılarımız yokmuydu
Hep ön yargılarla ve hatta yargılamalarla, futursuzca suçlamalarla yol almıyor muyduk
Söyle kimi ve neyi hangi hakla suçluyorduk en az suçladığımız kadar da bizler suçlukduk
Ne rahmeti hakkıyla nefeslendik, ne muhabbetin iştiyakıyla aklandık, niye açmazdaydık



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#22
Sensiz geçen uzun günler, birgün olsun elbet biter!





Sanki han duvarlarıyla konuşuyorum
Bir bir örüllen taşların hikayesine dalıyorum, yaşanmışlığı anıyorum
Sıla özlemini, yarin hasretini sorgulayıp, hicrana adımlıyor, sessizce ağlıyorum
Kaybolan yılları bir kez daha hatırlayıp, hüzünle yeniden tanışıyorum


Yesari Asım aklıma geliyor, bak Yahya Kemak neler söylüyor
Üsküpün esrarından dem vuruyor, vecdin hakikatinden söz edip, gayret için nefesleniyor
Bin atlı için seferberlik ilan ediyor, surların ahından gelen figanları duyuyor
Durma arkadaş, kalk bir silkin diyerek, ruhların esaretine sesleniyor


Ah Orhan Veli, ne kadar içlidir yazdığı hüzünlü şiirleri
Mahzunca bakan gözleri, ati için en muteberli cehti, nesil için pek mühim gayretleri
Diyarbekirin bitmeyen çilesi, neslinin en ritkalli ruh haleti ve dile gelen yanık türküleri
Kalenin aşikar heybeti, suskun sokakların göç veren ve hasret kokan hazin çilesi


Nereye baksam, yurdun her köşesinden bir taş kaldırsam ağıt var
Ey suskun yar, yüreğinde dinmeyen hüzün ne letafetli kar, aşk için çileler gönülde yaşar
Tütmeyen bacalar, boyun büktüren sancılar, ah çektiren ıstıraplar, umutla başkalaşırlar
Örfü yasalar, asabi maslahatlar, kana susamış canlar, söyleyin hadi niye hiç acımasızlar


Milleti millet yapan nedir, kader birliği değilmidir, nesil hürriyeti elbette ki şereftir
Şereften nasipsiz nefesler, desiseler içinde bin bir halt ederek, tefrikayı yüreklere ekerler
Dehşetin ve korkunun seyrinde telaşa verirler, gasp için ellerinden gelenleri esirgemezler
Ne kadar çıkarları varsa, satılmışlık reveşta ya, kula kul olmak adına hiç taviz vermezler


Ne bir söz dinlerler, ne tarihin ibret sahnelerinden demlenirler, makan için serilirler
En müteberli dostları, din-i mübin adına tefrika üreten para babaları ve sattığı silahları
Eşkiyalık tuğyanları, arkadan vurma kalpazanlıkları, masum canları katletme iştihları
Canlı bomba pazarlıkları, gençleri feda eden savaş çığlıkları, ah Mehmet Akifin feryatları



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#23
Ruhum şad oldu, sinem elemle bir hal oldu!




Yâdınla teselli olurken ne haldeyim bir bilsen, ibretle nazar etsen
Ufuklar bir bir perdelerini çekip karanlığın kollarına şevkimi göç ettirdiğini bilsen
Bahtım için nihayetin çığlığı hüzünle seslenirken, sinemin hıçkırıklarını dinlesen
Ne kadar çırpındığımı görsen, gönül kapımın kapandığını artık kime söylesem


Başaklar salınıp boy verdi, meyveler bir bir şekillenip renklendi
Gölgeler bilsen ki idrakime neler söyledi, ne akıl kar etti, ne sır teselli olmama yetti
Kalbim suskun sayfalarını bir bir sıraladı ve kapattı, hayıflanmak neye yaradı
Ne bir hal kaldı, ne hevesin esamisi sinemde yardı, yalnızlık sessizce halimi kuşattı


Bir yudum çay olsun içesim kalmadı, sofralar kuruldu ne yiyen vardı ne arayan
Yaşamak bu kadar zor oldu, hal-i efkârım çileyle soldu neydi günahım bilinmez oldu
İrşadın izleri de yok oldu, ne kadar gayretim varsa şimdilerde duruldu ve yoruldu
Artık böyle yaşamak şart oldu, kadir kıymet ülfetli kalplerin sayfalarından okundu


Bilmem ki muratlarıma ne oldu, niye yılgınlık benim bahtımı arayıp buldu
Ne sabahın ve ne de gecenin ferahlığı umutlarıma kapı araladı, kul olmak zorlaştı
Nereye baksam, açık denizlerin serencamında kaybolup derinlere uzansam, ağlasam
Hicranın derdini anlayıp, hüzünle vedalaşsam, kalbi süruru haz içinde yudumlasam


Gaspları, hakkı talan edilen mahzun canları yâd edip hakka aşkla el açsam
Bir yararı dokunur umuduyla sessiz kalmasam, gayretim nispetinde feda olsam
Hakkın rızası için hiç tereddüt etmeden yol almayı başarsam ve secdeye kapansam
Kalbimin inşiraha gark olması için biran dur durak bilmeden işaret taşlarını bulsam


Esrarı hikmetiyle yeniden hayatın umutlarına bel bağlayıp, hakkıyla kul olsam
Kana kana kitabı celili okuyup, tefsirinden dem alsam, kaybolan yıllarımı aklasam
Ne çilem var ise latifliğinde sabırla nefeslensem, şikâyet etmeye cüret dahi etmesem
Boyun büksen, gözyaşlarımı şevkle döksem, aşk için hakikate farkıyla yüz sürsem



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#24
Sürünsem, gönlümü feda edip aşkın lütfüne erişsem!





Ey aşk, meftun ettin hasretinle bu fakir gönlümü
Âlini ne dil anlatmaya kifayetlidir, ne hal ram olduğu eşiğin kadrinden şikâyetçidir
Hasrettiği ömrün fedasında her daim bir namzettir
Vesileler halk edilen sebeptir, ancak senin esininle şevktir, latiftir, şereftir hakikattir


Can, niye canan için arayıştadır, tavdır, hardır ve bir cenahtır
Yoksa aşk niye kalbin senasında, ölüm için en ulvi ardır, vuslattır, ülfet-i sanattır
Ömür suhulet içinde sendeleyen nefes-i adaptır, sevda için imtihandır
Ne hevesler kardır, ne zafiyetler ruhun yetisinde mukadderattır, sadece maslahattır


İzan kul için en kutsi felahtır, vicdan ile rabıta bir haktır
Tefekkür etmek, ilimden arîleşerek nefsin hallerinde seyretmek söyle nasıl mubahtır
Utanmak, edeple hem hal olup sevdalaşmak aşk için en bariz şarttır
Kim kul olmak istiyorsa, gönlünü aşka hasretmek istiyorsa, söyle ne yapmalıdır


Mezopotamya da niye aşkın izleri hala yaşamaktadır
Ömür niye vaat edilen bir imtihandır, kim nitelik için kalbini hasretmiş aşkı adaptır
Düşünmek ilim ve irfanla ancak elde edilen malumatı kardır
Akıl, onsuz ne yapacaktır, nisa ne kadar kapansa da edep olmayınca ayanı üryandır


Bilmem ki ne yapsam, kalbimin ferahlığı için aşkı anıp ağlasam
Sabaha kadar meşkine kansam, dertlerimi ummana akıtıp, sürurla sevdayı yaşasam
Ne hevesle yol alsam ve ne de bir aldatan olsam, ruhun vekilliğinde ahdi hatırlasam
Çileyle sarmaş dolaş olarak cefayı, aşk için gönlüme anlatsam ve sabırla ağarsam


Şafakların insicamında umutlarımı kanatlandırıp hakka bıraksam
Nasibin hikmetini bir kez daha ansam, bahtım için ibreti ayan olan canlara baksam
Ne kadar mahzunluğum varsa, burukluğum her vakit yanımda da olsa aşka vursam
Gönül kapımın açılmasını ve ruhumun bizarlık yaşamamasını ey hak diye anlatsam


Hıçkırıklarla ağlasam, sinemi paklayıp sevdasıyla ferahlasam
Gözyaşlarınım güftesini yaparak, ruhumun hicran damlaları diye mısralaştırsam
Göçüp gitmeden esinin kadrinde fakirliğimle iktifa etmeden ilhamı edeple anlatsam
Hiç değilse kelamıyla gönlümü rahatlatsam, vefa için kalbimin sahibine yaklaşsam



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#25
Ömür bitiyor, goncalar gül olmuş bak neler söylüyor!




Bir yabancıyız artık, sayfaları yırtıp attık
Gönül ikliminden uzaklaştık, muhabbeti bertaraf edip hınca kapıldık
Ne hüzünler yaşadık, hicranla yıllardır arkadaşlık yaptık, sicim gibi kadre bıraktık
Neye yaradık, kalbin kırıklığını hiç umursamadık, bir ömür yaralandık, çaresiz kaldık


Çok geç olmuştu, vicdanın sesini hiç anlamadık
Ne bir aklı selimle yol aldık ve ne de idrakin eminliğinde hakikat için çareler aradık
Aylarca yalnızlık yaşadık ve fakat yine de barınamadık, yıların içinde kaybolup kaldık
Korkular eşiğinde sabahladık, hasret yumağında çileyle ilmik attık,gönülden uzaklaştık


Ne gülü hakkıyla kokladık, ne lalenin mahzunluğunda karar kıldık
Niye bu kadar aymazlık içinde bir avarelik yaşadık, hani aşkı hak olarak anlamıştık
Ne oldu da birden kopukluklar yaşadık, sabrı kaldırıp attık, kanaate sığınmadık
Nasip olan her nimeti yad edip, kalbin sahibine sığınmadık, hevesler için ayrılık yaşadık


Hani kızmak şer işiydi ve cehaletin bir gerekçesiydi
Konuşma dili hiçbir vakit terk edilmeyecekti, gönüller tevazuu için hasredilecekti
İrşada muhtaç kalplerimiz taviz vermeden, hakikatle yüzleşecekti, ölümü düşünecekti
Ruhun yetisiyle gönüllerimiz inşirah için gayret ederek vuslata erişecekti ey hak diyecekti


Artık mevsimler hal değiştirdi, gönlün sedası işitilmedi
Kuşlar uçup aşiyanı için aşka tevessül etti, bir an olsun ne derlere ilfifat etmedi
Yüreğin ahenginde meşk etti, aşkın salasında ömrünü tüketti, söyler misin ne kaybetti
Kabir ruhuma nazar etti, içim haşyetle titredi, hüzün kalbe iltica etti,kim hakkıyla bildi


Herşey senin olsun, kalbin sürur içinde şad olsun
Bir miskal dahi, yüreğinde hüzün bukunmasın ve hicran gönlüne arkadaşlık yapmasın
Aşk, samimi kalplerin ecri olsun, inayetle kulluğa uzansın, hakka yakınlaştırsın
Sevdayı bir heves için gözden çıkarttırmasın, secdeler gözlerden yaşı sürurla bıraktırsın



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#26
Birgün gelecek, üç noktayla bitecek!






Aşk; kalbindir
Halin deminden serdedilen en müstesna esindir
İnsan için şereftir, kul için ecirdir
Nefes için hamiyettir, ölüm için diriliştir
Vuslat için ümittir, kebir için rahmettir, ihsan için delaletti gerekçedir




Heves insan içindir
Zevk, kültürle birlikte zikredilen latif bir berekettir
Ancak, takva cihetiyle elzemdir
Sabır içinde esrarını koruyan bir cennettir
Cehennem için, rahmet dileten ve zikirle ihsan edilen kanaati azimdir




Sonsuzluğun hecesinde ne var
Merak, şayet hakikate ram olmak ise uyumak neye yarar
İzan niye var, yar yüreğin en mahrem yerinde mukadderat için umutla arar
Nar, korku içinse, kalp niye aşk için sevdayı idrakle aralar
Akıl neye yarar, neyi düşüneceğini akleden için en ulvi bir bahar ve yar




Yalnızım, çünki yüreğimden çıkmayansın
Bazen ağlatan, bezen içimi burkan ve bazende hasreti yaşatansın
Niye gönlümün ilkliminde hazan için aşkla koklanansın
sevdam için vuslatsın, nefesim için firaksın, aklım için üç noktada aranansın
Dili lal eden, hali melale terk ettiren hicransın, hüzünle ağlatan bir aşksın




Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#27
Ynt: Sine-i Sürurumdan Kopan Yapraklar...

Değmeyin şu gönlümün hasreti elemine!



Artık ne sabır var, ne mecalden kaldı bir hal
Hazan her bir yanımı kuşattı, nerdesin hala niye habersizsin yar
Umutlarıma sessizce karlar yağar, yüreğimi yakar
Nefesim olsa ne yazar, sinem sancılar içinde ıstırapla yaşar ve ağlar



Yıllar alıp götürdü hevesimi, şevkimi, ümitlerimi
Beklemek kar etmedi, sükût ettirdi bu bitap melalimi, yalnız kalbimi
Ne teselli şerhetti, sürur zerketti, ne sabır har eğledi kanaate yetti
Yüreğime güz sökün etti, gözlerimin yaşı vefa için şikâyet etti



Vurmayın yüreğime, suskun melali ahvalime
Aldırmayın çaresizliğime, alay etmeyin kimsesiz kalbimin sezgisiyle
Hamiyete boş vermişliğime, aşk içim elemle hemhal olduğum kaderimle
Ne dumanım kaldı, ne korum, hüzün bir başka seslendi boşlukta kalan gözlerime



Ey sevgili artık neyleyim, sessizce çekileyim
Bahtım için sabırda ikamet ederek, kalbin için selametler dileyim
Bu yorgun yüreğime nazarın dokunmadan göçüp gideyim
Umutla filizleneyim, sürurla vuslatı terennüm edeyim, kısmet değilmiş neyleyim



Bir zamanlar ışıktın, pervaneydin halin dilinde
Esini şad eden nefesin azizliğinde, hülyaların açılmış haz mümbitliğinde
Her nefesin eşiğinde, titreyen kalbin ümide abat olan filizlerinde
Renklerin asudeliğinde, şevkin heyecan bahşeden iksirinde



Tutkumuydu alıp götüren, şimdi hicrana sevk eden
Nasıl bir yakarıştı, suskun duvarlardan öteye geçmeyen, gözyaşı döktüren
Yalnızlığın busesinde hüzünle nefesi bitiren, mecali yok eden
Hıçkırıklar içinde inleten, gönül lehçesini şerh edemeden öteye göçüren elem


Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#28
Ynt: Sine-i Sürurumdan Kopan Yapraklar...

Ne nefesim yetti, ne de kalbim sürur içindeydi!



Bir şekilde yazmak istiyordum
Yıllara sari suskunluğumu, vakit gelmişti artık bozmak istiyordum
Kimseye söz etmeden, sinemin deminde seyrederken
Nefesim nihayete ermeden, derdin bin bir türlüsü içimde en anlamlı kederken diliyordum


Nerden başlayacağımı ve ne şekilde yazacağımı merak ediyordum
Ta orta okul sıralarında ve yazdığım kompozisyonlar, hocam tarafından taltif olunca
Ve hasseten övgüye mashar ifadeleri sınıfta, hep birlikteyken kalbime usulca koyunca
İçimi bir sevinç kaplardı, ne kadar mahzunluğum varsa birden sanki halden uzaklaşırdı


Yıllar bir biri ardı sıra sayfalarımı bir bir meşakket ve hicranla ruhum için aralardı
Ne yaptıysam ve samimiyetve sadakatle uğraştıysam, içim kararmazdı
Kim yardıma muhtaçlıysa, şayet samimiyeti halinden okunuyorsa hiç duramazdım
elimden geleni ardıma bırakmadan, her hangi bir kuşkuya mahal bırakmadan yapardım


Çünkü nihayetinde bir insandım, inancımla ayakları yere basan bir kandım
Hukuk adına ne varsa, eğer bildiklerin beni yanıltmıyorsa ve tahkik etmek vuslatsa
niye durmalıydım, kefiyetim için nefsime uymalıydım, peki, hesabı ne yapmalıydım
Güle nasıl bakıp ve iştikla koklamalıydım, lalenin nazarında bizar mı olmalıydım


Yıllarca bin bir hüzünle yol aldım, hiç kimseye yük olmadan aklı selimlik için koşandım
Ne bir aldatan oldum ve ne de aldatılmışlık adına yeise sarıldım, billahi hiç aldırmadım
Ne kadar hüzün varsa sinem için sakladım, yanlış yapanlar için kadıya hiç yalvarmadım
Sanki başka ne yapmalıydım, aşkın halin demi olduğunu hiçbir vakit unutmamalıydım


Ömür törpüsüyle yılları kovaladım, geçim derdiyle medceziri çok yaşadım, usanmadım
Ne kadar varlığım var ise ve yegane sahibi nasıl unutulmayan katiyse, ibret için akladım
Artık vakit daralıyordu, nefesimin hali kalmıyordu, gözler hamiyet aranıyordu anladım
Ve göçüp gitmeden, kalbimin sahibi illa nezaret ederken, hale ne mal olanı, yıllar çok geçmiş olsa da bir şekliyle yazmalıydım



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#29
Ynt: Sine-i Sürurumdan Kopan Yapraklar...

Muhtaç olduğum her nefes, kalbim için derdest!



Yüz karası yakarışlarım
Dinmek bilmeyen çığlıklarım, söyle ben aşktan ne anlarım
Suskun kalan bakışlarım, bilmem ki niye figanım
Ah göz yaşlarım, ne söylesem kifayet etmez mısralarım


Gecenin sürgününde yalnızım
Nereye baksam, sinemin efkarıyla hicranı yudumlasam bizarım
Kalan nefeste, içimi burkan dalsız heveslerde naçarım
Ne yapsan bir çare adına umutla yol alsam hazanım


Belki bir elveda deme vakti geldi durma söyle
Niyetin merhalesinde, avuntular hanesinde ve sessiz bir nefesle
Şayet bahtım için çile çekmek mukadderse
Neyleyim, sahibim için el hak teslimim derim ve boyun bükerim


Kapattım birer birer sayfaları
Yüreğimi dağlayan sancıları, umutlarımdan kalanları ve ağıtları
Söyleyemem kimseye, serde demem hiçbir nefese, kaderim sadece kalbimin esininde
Derlediğim çilelerle, hüzün bahçesinin sessizliğinde ve hicranın deminde


Sazlar dile geliyor, neler söylüyor
Bin hüzün ile yine sinemin sırlarını ayan ediyor, alıp yad ellere götürüyor
Ne gözyaşı duruyor, ne umut ruhuma bir serinlik bahşediyor
İçimden ah çekmek geliyor, gönlüm kendi halinde ıstırap çekiyor


Kimler geldi kimler gitmedi bu diyardan
Bir lahza olsun dile gelmedi esrarını koruyan ve aşk adına saklanan
Sevdanın hakikatine inanan, vuslat için ruhun yetisiyle bakan can
Ne anlatsam ve sinemin sayfalarını bir bir aralasam deme yalan


O an ve vaki olacak bir zaman dile gelince
Çekilen ne varsa, kalbimin burukluğu el hak aşikar olan gerçekse ve nefesim bitince
Hasrettiğim melalim hicran ikliminde manalaşıp gönüllere esin verince
Kederlenme, yeis içinde nefesini tüketme, şad olmak için hicranı seçme



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#30
Ynt: Sine-i Sürurumdan Kopan Yapraklar...

Ne söylesem, boyunumu büküp sabretsem!



Hiçbir zaman şikayet etmesem
Ne gönlümü eğlendirsem ve ne de hevslerime yenilsem
Umutla hayır dilesem, bahtım için kanat edip serinlesem
Ne yaptığımı bilsem, aklı selim olarak idrakimle ikamet etsem
Vicdanımın uysallığında aşk için niyaz edip,hakikate erişsem ve hayata elveda desem



Ne baharlar geldi geçti, zemheri sanki içimdeydi
Ne bir şevk kalbim için kifayet etti, ne hicran aklım için izana yetişti
ne işittiysem, hangi nazar için bir elveda dediysem, suskun köşeler neler söyledi
suya hasret çeşmeler, yaprağını bırakmış şimdi tüm dallar dilendi
Ah sinemi dağlayan akşamlar, yüreğimi yakan anılar ve yaşadığım yalnıllıklar yetti



Bilmem ki niye bu kadar bizarım
Sanki yorgunluk namına artık son durağım, sessizce bahtım için ağlarım
Ne kadar çile varsa, keder her an yanımda, kaldım suskun çığlıkların ahında hazanım
Ne yazsam, aşkın manasında kaybolsam,gönüller baharında süruru yudumlayıp ağlasam
Kalbi inşirah için yalvarsam, gönül kapımın açılması için sabahlara kadar yansam



Hürriyete hasret bir kuşun çırpınışları var ya
Susuz çöllerle serap halin senasında haşyetle yaşanır ve umut şahlanır ya
çığlığın her hali ruhun ikliminde ve sahranın bitap eşkalinde yüreği dağlar ya
Göz yaşarır, dil kurur, kalpte kalmaz artık bir sürur, umut her an kalbi korur yar var ya
Sabrın lehçesi, kanatın şehredilmeye muhtaç payesi, kalp için vuslatı aşkla aralar ya



Vazgeçiren her nevarsa ve hatta her nefes bir kahırsa
Umut ruhunda filizlenmeyi asla beceremiyor ve aklın bir karış havada yol alıyorsa
Nafile yere hülyalarla avunma, idrakin kalbin için bir esin vermiyorsa, her an korku yaşa
Sevginin bahşedilmişliği yüreğinin kuytu köşesinde bir mahkumsa, bihakkın hayıflanma
Aşk; nuruyla muhtedir olan bir şevktir, ancak kul ikliminde takva ile gerçekleşecektir



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#31
Ynt: Sine-i Sürurumdan Kopan Yapraklar...

Ne haber geldi ve ne de bir ses verdi!



Sanki yüreğimin hapisanesindeyim ve çok hisliyim
Hangi duvara baksam, gönlüme sökün eden siyah perdeyi aralasam ve fakat nasıl açsam
Yıllara teşmil eden suskunluğumu bir nebze olsun bozsam, artık silkinip şevke bansam
Çektiren dertleri bir bir ummana bıraksam ve hiç arkama bakmadan yol alıp şakısam


Çektiğim ahları, bir yaprağın hicranıyla meftun bırakıp sessizce ağlasam
Sualleri bir bir sıralayıp, tahkikimle derin uykudan uyansam, kalbimin sesini anlasam
Müşkül olan her ne varsa, şayet hakikati terennüm etmek o yol için en güzel bir aşksa
Sevda ruhum için çileleri, sinemin toprağına ve baht-ı nazarıma bir sürurla sunsa


Yaşamak bu minval üzre, kalbimle mutabakat yaparak illaki bir anlam bulsa
Ne yüreğim yansa, ne gözlerim bir bir katre bıraksa ve ne de içimi dağlayıp hıçkırtsa
Sazlıkta bekleyen binlerce suskun kamış,söyle neyi bekliyor, ya sebeb-i ilahi diyor
Sabırla ve aşkla nefesin müddetine kanaat ediyor, ne güneşin hıncını sakince geçiştiriyor


İçlerinden ve sırası gelen, üflemek için kıvamı belirlenen zanaatten geçerek işleniyor
Ne kadar yanıklık varsa, yılların kaybolmuşluğunda ağıtlar aşk için en muhken duraksa
Umut için yaşamak hakikatin vecdinde, vuslatın senasını kalbin latifliğinde yaşamaksa
Hiç korkma, ölmenin en ulvi bir diriliş olduğunu aklın ve izanınla vicdanına sor ve anla


Ne çıkarsa çıksın karşına, kalbini sahibine olan teslimiyetinden bir an olsun ayırma
Akıl, vicdan, kalp, ilim ve hukukun gerekçelerini bir bir yılmadan sinende sorgula
Asla bir ne oldum delisi olma, ne olacağını mütemadiyen kalbin eminliğinden bırakma
Hevesi, emeli, zevki bir birine karıştırma, bilgin ve aklı selimliğinle önyargıları azat eğle


ne çekmişsen ve çilelerin dirliğinde ne kadar nefeslenmişsen, kalbimden uzaklaşma
Her badirenin bir sebeb-i hikmeti mevcuttur sakın umutma, metaneti sabırla yudumla
Bakalım ne çıkacak baht-ı hayatında karşına, sadaket ve niyet çok mühimdir unutma
Yıllar alıp götürse de, hicran sinen içinde mukim bile olsa, olsun kendini bırakma yaşa



Mustafa CİLASUN
 
Katılım
14 Ocak 2008
#32
Ynt: Sine-i Sürurumdan Kopan Yapraklar...

Sonbaharın daldırdığı rüyalar, hüzün kokarlar!



İlk nefesin feyz-i muhabbeti, hali celbeden bir kalbi ayılma ve hakikat-i hesap olunca
Nutkun durması, bahtın ağarması,derd-i cefanın nefsi vurması ne kadar aşk-ı yakında
Manay-ı inşirah, merak-ı tahsisat, iradey-i maslahat gönlün dirliğinde sevday-ı karsa
İşte o vakit aşk, gecenin koynundan şems-i harıyla çıkar ve kalbin muhtaçlığına akar


El hak nefes-i müddet, bahtın serabında nöbet tutar,kalp yakinen anlar, akıl sadece bakar
Ruh nihayetinde her zaman tazeliğini ve bakirliğini koruyan müstesna bir sonbahar-ı kar
Halin ikliminde ne kadar edep ilmi varsa, adabı tedrisatı iştiyakla bihakkın soluyorsa ar
dert etme sakın bırak yağsın her vakit, kalbin taprağına münbit ve bereketi edep olan kar


Ne ilk olacak ve ne de nihayet bulacak sararan umutlar ne için ibreti nazar, sabır niye var
Ey ehli talip, ilmin ve idrakin nispetinde, takvayı niyetinle, hiç durma elan tefekküre dal
Kalbin ikliminde şayet bir an olsun solarsa şevk-i ümit,neye yarayacak kanaat durma al
Ne hissiz bir niyazda, ne mecalsiz uğraşta ve samimiyetsiz hıçkırıkta nasıl bir aşk kokar


Dil, kalbin meramını akseder ruhun yetisiyle idrake meyleder,çile kul için nasib-i kader
Aklı selimlik ve iradey-i azimlik fikreden için, hesaba inanıp gönlü hasreden için keder
Zafiyet içinde nefeslenmek, tekebbürü def etmek için gayret göstermek ülfetlidir birader
Mühletin varlığında, sebebi hakikat muhakkaksa,bir an olsun meyledip beni yargılama


Şayet dünya yalansa ve şahit olduklarımız bizleri fani olarak vasıflandırıyorsa sorgula
Yalanla, yanlışın farkını bir nepze olsun anla, eline geçen fırsatları asabiyetle kullanma
Düşünmeye ne kadar muhtaç olduğumuzu ve bilgisiz bir şekilde yol aldığımızı unutma
İdrak ve izan akıl yoluyla, şayet bu hasletler ihtiyaç duyduğu ilmi sende bulunmuyorsa


Haydi uzun etmeyelim, artık çıkalım ve niyetlenelim uzun soluklu bir yola, aşk umutsa
Bir an olsun “ne derlere” aldırma, nedensiz yaşayanlar bu ahval üzredir yakinen anla
Kalbinde şefkat ve sevgiden bir iz bulunmuyorsa,insanı yargılamak şayet sana kaldıysa
Hakkı gasp etmek ve kanaatleri talan ederek şeri seçmek, gül kokusundan arileşmektir




Mustafa CİLASUN
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap