Talat Ülker

Katılım
12 Şub 2006
#1
TALAT ÜLKER

1963 yılında Gümüşhane’de doğdu. 1985 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bö-lümünden mezun oldu. 1986-1992 yılları arasında Muş ve Gümüşhane illerinde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni ola-rak görev yaptı. 1992 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Gümüşhane Meslek Yüksek Okuluna Türk Dili okutmanı olarak atandı. Ülker, Türk dili ve tiyatro derslerini yürütmektedir.[br]Gönderilme zamanı: 03 Nis 08, 21:19:27 Ömrün Beş Mevsimi

Şeyh Galib, meşhur mesnevisinde, 'Hüsn'ü bulmak için yollara düşen
'Aşk'ı mumdan bir gemiye bindirerek ateş denizinden geçirir.

"Mumdan bir gemiyle ateş denizini geçmek de ne ola ki?" diye yormayın
zihninizi. Bu akılla kavranabilir bir keyfiyet değildir. Ve bu öyle bir
manzaradır ki aklı gözünde olanlarda temaşa zevki dahi uyandırmaz.

Bu tür muammaların hakkından ancak gönül gelir. Öyle ya ateşi gülşene
çevirmek için İbrahim, İbrahim olmak içinse kainatı gönlün sorgusundan
geçirmek gerek. İmkansızın peşine düşmek, mekanın ve zamanın ötesinde
bir hayatın düşünü yormaya çalışmak ve aklın sınırlarının ötesine taşmaya
çalışmak...
Gönül bu işine akıl erer mi?

Tarih sayfalarına kaydedilmiş ne kadar kahramanlık öyküsü, edebi
metinler arasında ün yapmış ne kadar aşk masalı varsa aklın ve eşya
düzeninin ötesinde yaşanmış serüvenlerdir hepsi. Bu nedenledir ki kimin
"evvel zaman içinde..." diye başlayan bir öyküsü vardır, işte o, zamanın
ve mekanın dışına taşabiliyor demektir.

Aklı gözünde olanlar dedim ya, işte onlar, her şeyi yanlış yerde aradıkları
gibi, mevsimleri de takvimlerde ararlar. Ömrünü rakamlara mahkum
etmiş her zavallı için baharın kıştan farkı sadece renklerin değişmesidir.


Dakikalara, saatlere, günlere, aylara ve yıllara bölerek yaşadığımızı
sandığımız bu hayat aslında beş mevsimden ibarettir.


Evet, ömrün sadece beş mevsimi vardır:
Aşk, hasret, yalnızlık, vuslat ve hüzün.

Aşk, zamanın gönül rengine boyandığı mevsimdir. Uçarı heveslerin, bıçkın
arzuların beden mülkünü istila ettiği bu mevsimden hatıralar defterine
nakşedilmiş birkaç soluk resim kalır. Ara sıra hayal aleminin pembe
perdelerini aralayarak gönül penceresinden gülümseyen bu isimsiz
suretlerin davetleri düşer aynalara. Damarda kanın ısınmaya başladığı
anlar olur. Akıl gecikmiş davetlerin zelzelesinin enkazında kaybolur. Ve
aşk her yıl mevsim ayırmadan birkaç kez misafir olur gönül ülkesine. Aşk,
aklın bedenden firar eylediği mevsimdir.

Hasret, ıssız yolların dikenlerini sevdanın ve sohbetin ezgileriyle ayıklama
uğraşıdır. Dönmeyeceklerini bile bile gidenleri beklemektir. Beklemek
ağız tadıdır hasret mevsiminde. Dem olur ki gönül; güneşi arayan ufuk,
bülbülü sesleyen gül, ateşi arayan pervane, aklıyla kavgalı bir divane
yahut sılaya selam göndermek için turna katarlarını bekleyen bir garip
olur.

Hasret ki, yolların yorgun yüreklere yüklediği gam, gönül yurdunu vakitsiz
kuşatan akşamdır. Hasret ki yolların yolculara geçit vermediği mevsimdir.


Yalnızlık, tutsaklık zincirinin gönül kuşunun ayaklarına dolandığı andır.
Öyle yaman bir zamandır ki bu, gönül bahçesinin bütün renklerini siyaha
dönüştürür. Huzur ürkek bir güvercin gibi uçup gider ötelere. Geceler
alabildiğince uzar, gündüzler bir alacakaranlıktan ibaret kalır. Ağlasın
hallerine talih ki şafağın zincirlerine vurulmuş birer gölgedir sevgiden
yoksul yürekler.


Yalnızlık, yılgınlığın insafsız bir akınla gönül ülkesini tarumar eylediği
mevsimdir.

Vuslat, aldanıştır. İkiliğin olduğu yerde aşk, aşkın olmadığı yerde vuslat
yoktur. Çöl Mecnun'dan, dağ Ferhat'tan, Kerem ateşten, Aslı külden, gül
bülbülden ve gam gönülden ne zaman ayrıldı ki... Yusuf Züleyha'dan
kaçabilir mi, tek kanatla uçabilir mi turnalar, aklın anahtarı açabilir mi
sevdanın kapısını... Ve siz, denize ulaşmayan kaç ırmak gördünüz ki?
Vuslat ki, ruhların bedenleri imkansızın peşinde yorduğu mevsimdir.


Hüzün, bütün duyguların birbirine karıştığı ve akılla gönlün kıyasıya
yarıştığı bir kavşaktır ki ona varan bütün yollar ıssız, bütün yolcular yaralı,
bütün haberler kötü ve bütün selamlar buruktur. Ve onun ikliminden
geçen bütün kuşların kanatları kırıktır. Her şeyden geriye buruk bir tat
kalmıştır ancak.

Ve hüzün, yılların ötesinden buruk davetler gönderen hatıraların
mevsimidir.

İşte böyle ey gül-i rana!

Ömrün beş mevsimi var: Aşk, hasret, yalnızlık, vuslat ve hüzün.

Sahi, sen hangi mevsimdesin?

Talat Ülker

[br]Gönderilme zamanı: 03 Nis 08, 21:20:02 Ben Sadece Sevdim


Ayın yüzüne çizdim yalnızlığın resmini
Gözlerine ışık ektim sığıntı yıldızların
Hasta yüzlü gecelerin ağarmış saçlarında
Karanlığı okşadım
En doyumsuz hazlarını yaşadım da zamanın
Sensizliğe alışamadım a gülüm
Yalnızlığı sevemedim
Ben sadece seni sevdim

Ben sadece seni sevdim
Seni düşledim sadece
Yılları yollara saldım
Hasretinle parçaladım kabuğunu zamanın
Yolları yıllara böldüm
Boyutsuz bir mekan buldum düşümde
Gönlüm yitik baharların matemini tutsa da
Ben sadece seni sevdim

Ben sadece seni sevdim
Seni düşledim sadece
Bahar kokulu saçlarından
Düştü avuçlarıma
Kanatları ıslanmış bir kelebek
Ellerime bulaştı kanı tüm çiçeklerin
Gözlerinden gecenin perdesini kaldırdım
Ölümsüzlüğü tattım
Ölüm yoldaşım oldu
Başımı bedenimden azat eyledi sevdan
Ben sadece seni sevdim

Kirpiğinden asılırken bulutlar
Islak yıldızlara benzer gözlerin
Apansız bir deli rüzgar
Saçlarını savururken mehtabın
Yıldızlar dökülür avuçlarıma
Su yanar
Ve gölgeler uyanır ötesinde gecenin
Gönlüm en yanık türküsünü bestelerken gurbetin
Ben sadece seni sevdim

Ben sadece seni sevdim
Seni düşledim sadece
Kimine bir dişi ten yetiyordu
Kimine bir çift derin göz
Bana adın yetti a gülüm
Adın dilimde tespih
Ben sadece seni sevdim

Esmer bir sessizliğin kucağında yıldızlar
Ay gölgeli sulara değdirir saçlarını
Her sabah mavi mavi esneyip durur sema
Bulutların koynunda uykuya dalar güneş
Ben hep seni sayıklarım
Ve adını saklarım
Güllerin şebnemine
Ortak etse de sevdan bülbülün matemine
Ben sadece seni sevdim

Sen yoksan
Yürek noksan
Ve yetersiz her yorum
Renksiz düşler sesimi taşımıyor kuşluğa
Gök sükutun rengine boyanmış bir uçurum
Açılır yıldızların penceresi boşluğa
Gözlerine tutunmazsam
Düşerim biliyorum
Kanat açıp uçmayı sevdan öğretti bana
Ben sadece seni sevdim

Şimdi bir boşluktayım
Bedenimsin bünyemsin
Düşlerin ülkesinde
Adım sanım künyemsin
Bakışın yer gülüşün gök
Saçın gece yüzün gün
Velhasıl tüm dünyamsın
Ben seni tanımadan önce de
Seviyordum a gülüm

Ben sadece seni sevdim
Seni düşledim sadece
Bahar değildi yitirdiğim
Kirpiğimde donan kardelenleri
Yüreğimde saklanan cemreleri
Kanımda açan gülleri
Ve sükutu besteleyen bülbülleri
Hiç sevmedim
Ben sadece seni sevdim

Ve bu şehri hiç sevmedim
Hiç sevmedim buraları
Kapısına çelik atlar bağlanmış
Bu beton mağaralarda seni bulmam imkansız
Oysa ki ta ezelden aşinadır güzelliğine gözlerim
Bakışın göz süzüşün gülüşün kaş çatışın
Genlerime kotlanmıştır suretin
Bil ki
Ben seni tanımadan önce de
Seviyordum a gülüm

Buram buram hasret kokan
Efil efil gurbet tüten
Türkülerle büyüdüm
Anamın ninnisinde sesini duydum senin
Kimdin
Neredeydin
Bilmedim
Bilmek de istemedim
Sevmek bir görevdi deli gönlüme
Ben sadece sevdim

Ben sadece seni sevdim
Seni düşledim sadece
Issız bir dağ başında bir çoban ateşine
Düşen yağmur damlası idi ıslak gözlerin
Seni umut çiçeğine yayla eyledim
Vuslatın seraba döndüğü çölde
Göçebe gönlüme Leyla eyledim
Ah ben öylesine sevdim ki seni
Gurbeti düşlere sıla eyledim
Ben sadece seni sevdim
Sadece seni...

Talat Ülker
 
Katılım
12 Şub 2006
#2
Ynt: Talat Ülker

BAHT


Melal bulutları sarınca ufku
Hatırıma sıla düşer, yar düşer
Aklı gam götürür yüreği tutku
Sevda ezgisine ah u zar düşer

Sükûtun yarından göçer umutlar
Kefensiz düşleri saklar tabutlar
Kirpiğimde kümelenir bulutlar
Yüreğime bahar günü kar düşer

Bilirim muhaldir gene özlerim
Yar deyince buğulanır gözlerim
Donar dallarımda can filizlerim
Yaprağımı dolu vurur bar düşer

Güz gülleri gökten şebnem sağarken
Ak şafaklar karanlığı boğarken
Rahmet niyazları göğe ağarken
Ellerime buram buram nar düşer

Bu yolda iş görmez makam ve unvan
Ağırdır taşımaz yükü her kervan
Gül dermeye niyetlenir bahçıvan
Nasibine kan buğulu har düşer

Talat Ülker
 
Katılım
6 Şub 2009
#3
Ynt: Talat Ülker

bismillahirrahmanirrahim kimleri görüyoruum burada.. :)
Talat hocam on numara insandır..eee Gümüşhaneli değil mi..?
Gümüşhane insanı bambaşka ya hu..bu arada ben Gümüşhaneli değilim :)
şaşırdım..
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap