Tesadüf mü,tavafuk mu

Katılım
29 Ocak 2008
#1
Kâinatta Tesadüf Yoktur Ama...

Günümüzde de bazıları bir kısım rakamları, haftanın belli günlerini, kara kedi, karga ve yarasa gibi kimi hayvanları uğursuz saymaktadırlar. Mesela, bir evin çatısında ya da balkonunda karga öterse, o ev halkından birinin öleceğine veya orada ciddi bir yıkım meydana geleceğine inanmaktadırlar.

Aslında, kainatta cereyan eden hiçbir hadise manasız değildir. Her nesne ve hadise kendi diliyle bir mesaj vermektedir. Düşüp kırılan bardağın ve devrilen çaydanlığın dahi kendine göre bir manası vardır. Hayatını tevhid hakikatini ikame etmeye adamış Üstad hazretleri, eserlerinde çok defa bu meseleye de dikkat çekmiş; örnek olarak, demir sobasının zahirî bir sebep bulunmaksızın patlayıp parçalanmasını ve matarasının acîp bir tarzda kırılıp çok küçük parçacıklara ayrılmasını anlatarak, bu türlü hadiselerin ihtiyat ve temkin çağrısı sayılması gerektiğini belirtmiştir.

Evet, çok ince hesaplarla yaratılan ve ayakta tutulan şu kainatta rastlantıya asla yer yoktur. İnsanın ayağına batan bir iğne dahi tesadüfî değildir. Ehl-i dalalet bazı meseleleri tesadüf deyip geçiştirse de, her şey Mevlâ-yı Müteâl’in meşieti ve kudretiyle, bir ilahî plan dahilinde varlık sahasına çıkmaktadır; mülk sahibi O’dur, mülkün bütün tasarruflarının arkasında O’nun yed-i kudreti vardır. Bu itibarla, İslam uğursuzluk düşüncesini reddetmiştir; inancımıza göre, ne bazı rakamlar ne belli günler ne de bir kısım hayvanlar uğursuzdur. Bununla beraber, hadiselerin lisanından anlayan kimseler için hemen her vakıanın bir mesaj ihtiva edebileceği mahfuzdur.

Dolayısıyla, mevcudatta tesadüf olmadığını düşünerek, hadiseleri “tevil-i ehâdîs” zaviyesinden değerlendirmeye çalışmak makbul sayılsa da, bazı olaylardan kötü manalar çıkararak teşe’üme girmek mahzurludur. Çünkü, bir kısım şeyleri uğursuz sayarak, onların gelecekte mutlaka belli neticeler vereceğine inanmak ve bu zanna bağlanarak hareket etmek bir çeşit kehanettir; -arz ettiğim gibi- böyle bir uğursuzluk düşüncesi dinimizde merduttur. Karga balkona konar konmaz, baykuş ötmeye başlar başlamaz, kara kedi köşede belirir belirmez ve bir bardak düşüp kırılır kırılmaz, “Acaba nasıl bir bela geliyor?” demek ve bir felaket beklemek mü’mince bir davranış değildir. Bu türlü vakıalarla teşe’ümde bulunmak ve ona bağlı bazı hükümler vermek mü’min kimliğine hiç yakışmaz. Her çeşit hayır ve şerrin Allah’ın meşiet ve yaratmasıyla olduğuna inanmak, İslâm akîdesinin temel prensiplerinden biri ve tevhidin gereği olduğu halde, bir sayının, günün, nesnenin ya da hayvanın şanssızlık getireceğine inanmak ve ona bir nevi güç izafe etmek şirke kadar uzanan bir günahtır.
 
Z

ZeRRe

#2
Ynt: Tesadüf mü,tavafuk mu

Uğursuzluk getiriceğine inanılan bir çok şey batıl ınaçlardır,
Tesadüf denilen bir sey yoktur,tavafuk vardır.
hayır ve ser Allahtan gelir,her hayırda bir şer her şerdede bir hayır vardır.
 
Katılım
26 Kas 2008
#3
Tesadüf mu Tavâfuk mu?

Tesadüf mu Tavafuk mu?

hayat hangisinden ibaret acep?
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#4
Ynt: Tesadüf mu Tevafük mu?

tesadüf s d f sülasisinden türemiş bir kelime.. denizlerdeki inciler, sedefler atalarımızın onları buluşu ve muazzam hayal gücü ile ilk duyduğumdan beri enterasan gelen bir oluşturum :) ne var ki.. hayatımızdaki her şey "Evvel" den beri planlı programlı olduğundan "Ahir"inde onu yaşıyoruz bu da denize bir ağ attım denk geldi sedef saçan inci mercan takıldı değil :) oradaki İnciyi Koyan'ı bilmek üzeredir hayat :) tasadüf, rastgelme, kendiliğinden olma, tedbirsiz meydana gelme'dir lügatçede velakin tevafuk; nizamlanmış biçimde birbirine uygun olmak deyü yazagelir. hayatı veren nizamını da verdiğinden tavafuk diyorum ben :) çok konuştum zaar.. :)
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#5
Ynt: Tesadüf mu Tevafük mu?

Güzel açıkladınız efendim :) Ben sadece birşeyi düzeltmek istiyorum.Tevafük değil tavâfuk..Sonra kelimeler alınır vallahi; kullanmıyorsunuz madem hiç olmazsa doğrusunu bilin deyü :) Evrende meydana gelen en küçük bir kıpırdanma dahi önceden hesaplanmıştır.Yani ki karıncanın attığı adımın dahi bir gayesi,bir hikmeti vardır.Tesadüf dediğimizde sanki kendi kendine öylesine meydana gelmiş gibi bir anlam çıkar bu da hem mantıksız hem de az buçuk küfüre kaçar.Tabiî tesadüf diyen herkes kafirdir demiyorum yanlış anlaşılmasın sonuçta niyetimiz belli değil mi :)
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Katılım
6 Nis 2009
#6
Ynt: Tesadüf mu Tevafük mu?

eyvallah hocam düzeltme için :)
 
Katılım
26 Kas 2008
#7
Ynt: Tesadüf mu Tevafük mu?

eywallah hocam sağolun

yanlız size sormak ıstediğim asıl soru bu yapmış oldugunuz açıklamalardan sonradır ;)
şimdi

hayatı tesedüflere ındırgemek yanlış olur hiç bir şey öylesıne yaşanılmıyorsa.zaman bize oyunlar oynuyorsa türlü türlü zamanlarda faklı insanlarla karşılaşıyorsak.Başımıza ne gelirse gelsın Allahtandır diyorsak kader diyip yaşamaya devam edebiliyorsak...bunun adı tevafuk oluyor elbet

hiç ummadığımız ve bekledıgımız bır anda ansızın karşımıza çıkan kötü nıyetlı bır ınsanın hayatımızı altüst edebılmesı unutumayacagımız ve afolanamıyacak bir günah işlemızıze sebebıyet verıyorsa bu hadise de tevafuk mu demelıyız?
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#8
Ynt: Tesadüf mu Tevafük mu?

Tabiî ki bunun bir ayrımı söz konusu değildir.Sanırım hadiste geçiyordu.İyi olan herşeyi Allah'tan,kötü olanlarıysa nefsinizden bilin diye.. İyi ya da kötü olacak olanların tamamını Rabbimiz biliyor.Yani kötü biriyle karşılacağını,karşılaştığında neler yapacağını,hangi yolu seçeceğini Allah önceden biliyor.Onlar da belli bir düzenle vuku' buluyor.Ama Allah'ın bilmesi senin idrakini ortadan kaldırmıyor.Yani madem neler yapacağımı Allah önceden biliyor o zaman benim kaderim buymuş,yapabileceğim hiç bir şey yok,Allah böyle istedi diyemeyiz.Eğer böyle düşünürsek nerede bizim kulluğumuz?Ortada yollar var.Nefsinin ve vicdanın istediği yolu seçme hakkı senin.Duayla kaderini bile değiştirebiliyor insan.Ama benim söylemek istediğim nüans şu ki;önceden biliniyor hepsi.Allah senin nefsini mi, vicdanını mı konuşturacağını önceden biliyor.Bizim zahirde kötü,şer olarak gördüğümüz tevâfukî meselelerin de bâtında mutlaka hikmetli bir nedeni vardır.Olayların bir kısmını bize göre kötü diye tevâfuk'tan münezzeh tutamayız. Bunlar benim acizâne fikirlerim.Okuyup araştırırsanız daha doğrusunu öğrenirsiniz mutlaka.
 
Katılım
26 Kas 2008
#9
Ynt: Tesadüf mu Tavâfuk mu?

hocam tavafuk ile tesadüfün manalarını bılmedıgım için değildir bu durum
elbetteki bunun farkındayız çok şükür lakın
son günlerde okuduğum bır kıtapda bu konu ile alakalı kısacık bır soruydu.Bu soruyu bende sizin gıbı cevapladım ama sankı tam cevap değil gibi.
çok hassas bır noktada kılıtlenıp kalıyorum.
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#10
Ynt: Tesadüf mu Tavâfuk mu?

Hocam tam olarak neresedir takıldığınız nokta?
 
Katılım
26 Kas 2008
#11
Ynt: Tesadüf mu Tavâfuk mu?

Kıyamet sûresinde "Ve men yütrake en süda" yani;Siz kendinizi başıboş mu sanırsınız buyurulmuş.Önceden de söylediğimiz gibi iyi ya da kötü başımıza gelen her türlü olay Allah'ın bilgisi dahilinde gerçekleşir yani kendiliğinden vuku' bulmamıştır bunda hemfikiriz.Şimdi hocam asıl meseleye gelirsek;başımıza gelen felaketleri madem ki Rabbimiz biliyordu o zaman neden bunlara izin verdi? Bu sorudan yola çıkarsak;Allah(cc) şeytanın kendisine asi gelmesine nasıl izin verdi peki?Onun kudreti yarattıklarının tamamının kendisine itaat etmesine yetmez mi(haşa)Veyahut Allah(cc) Hz Âdem'i yarattığında onun yasak meyveden tadacağını biliyordu.İsteseydi buna engel olamaz mıydı? Alemi yaratmasının biricik sebebi olan Nur-ı Muhammedî'nin başına gelen onlarca felaketi,zulümleri biliyordu isteseydi hepsine engel olamaz mıydı?
Evet Allah(cc) bizim hayat çizgimizde ne yöne doğru ilerleyeceğimizi tabiî ki biliyor çünkü O, şüphesiz bize şah damarımızdan daha yakın olandır fakat bizim irâdemizi kullanmamazı istiyor.Onun olacakları bilmesi bizim irademizi kullanmamıza mani' değildir.Biz mükellefiyetlerimizin hepsini yerine getirdikten sonra; başımıza gelen şerler yalnız ve yalnız O'nun takdiridir.Ne kadar suçsuz,günahsız olsak da başımıza bir müsibet geliyorsa bu ya bizim dünyadaki imtihanımızdır, ya işlediğimiz bir günahın cezasını hemen çekiyoruzdur ya da bunun bizim idrâk edemediğimiz hikmetli sebepleri vardır. Öyle olmasaydı Allah Efendimiz'in,diğer peygamberlerin ya da sevdiği kullarının başına ibretlik ve bi o kadar ağır müsibetler gönderir miydi?


ben cevabımı aldım üstad sağolun:)
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#12
Ynt: Tesadüf mu Tavâfuk mu?

est bana üstad derseniz sizi taşa tutarlar alimallah :) Yardımcı olabildikse ne mutlu bize..Allah hepimizden râzı olsun ki bu konuları da istişare edebiliyoruz..En azından etmeye çalışıyoruz.Ne demiş efendiler Efendisi; "faydasız ilimden sana sığınırım Allahım"
 
Katılım
26 Kas 2008
#13

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#14
Ynt: Tesadüf mu Tavâfuk mu?

_MeFtUn_' Alıntı:
Kıyamet sûresinde "Ve men yütrake en süda" yani;Siz kendinizi başıboş mu sanırsınız buyurulmuş.Önceden de söylediğimiz gibi iyi ya da kötü başımıza gelen her türlü olay Allah'ın bilgisi dahilinde gerçekleşir yani kendiliğinden vuku' bulmamıştır bunda hemfikiriz.Şimdi hocam asıl meseleye gelirsek;başımıza gelen felaketleri madem ki Rabbimiz biliyordu o zaman neden bunlara izin verdi? Bu sorudan yola çıkarsak;Allah(cc) şeytanın kendisine asi gelmesine nasıl izin verdi peki?Onun kudreti yarattıklarının tamamının kendisine itaat etmesine yetmez mi(haşa)Veyahut Allah(cc) Hz Âdem'i yarattığında onun yasak meyveden tadacağını biliyordu.İsteseydi buna engel olamaz mıydı? Alemi yaratmasının biricik sebebi olan Nur-ı Muhammedî'nin başına gelen onlarca felaketi,zulümleri biliyordu isteseydi hepsine engel olamaz mıydı?
Evet Allah(cc) bizim hayat çizgimizde ne yöne doğru ilerleyeceğimizi tabiî ki biliyor çünkü O, şüphesiz bize şah damarımızdan daha yakın olandır fakat bizim irâdemizi kullanmamazı istiyor.Onun olacakları bilmesi bizim irademizi kullanmamıza mani' değildir.Biz mükellefiyetlerimizin hepsini yerine getirdikten sonra; başımıza gelen şerler yalnız ve yalnız O'nun takdiridir.Ne kadar suçsuz,günahsız olsak da başımıza bir müsibet geliyorsa bu ya bizim dünyadaki imtihanımızdır, ya işlediğimiz bir günahın cezasını hemen çekiyoruzdur ya da bunun bizim idrâk edemediğimiz hikmetli sebepleri vardır. Öyle olmasaydı Allah Efendimiz'in,diğer peygamberlerin ya da sevdiği kullarının başına ibretlik ve bi o kadar ağır müsibetler gönderir miydi?
Bu söylediklerime bir de şunu ilave etmek istiyorum.Hz. Âdem de Allah'ın(cc) yasağını çiğnedi şeytan da.Fakat ikisini birbirinden ayıran en önemli unsur,Hz. Adem'in o zellesinden dolayı kabahati kendi üstüne alıp;"Ya Rabbi,ben nefsime zulmettim beni affet,Sen bize merhamet et" demesi;şeytanın ise "Beni sen azdırdın"diye isyan etmesidir.Aradaki nüans önemli.Hani özel mesajda yazdığınız isyan meselesi var ya bizler de başımıza gelen husumetlerde isyan edersek,madem ki Rabbimiz biliyordu neden izin verdi dersek Âdem'in yolunu değil,şeytanın yolunu tutmuş oluruz.
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#16
Ynt: Tesadüf mu Tavâfuk mu?

ney derken? :)
 
Katılım
16 Eyl 2009
#18
Ynt: Tesadüf mu Tavâfuk mu?

Mahşer' Alıntı:
teadüf yada tevafuk olan...

Tesadüf ve tevafuk kavramlarının açıklanmasından sonra sorulan sorunun ''ney'' olduğunu soruyorsun sanırım.

_MeFtUn_' Alıntı:
hiç ummadığımız ve bekledıgımız bır anda ansızın karşımıza çıkan kötü nıyetlı bır ınsanın hayatımızı altüst edebılmesı unutumayacagımız ve afolanamıyacak bir günah işlemızıze sebebıyet verıyorsa bu hadise de tevafuk mu demelıyız?
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Katılım
13 Nis 2008
#20
Ynt: Tesadüf mu Tavâfuk mu?

Aslında sorulan soru tesadüf ya da tevafûk var mı?
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap