Türk Kahvesi

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Katılım
17 Şub 2008


Hikaye olunur ki: Tekkesinden kovulan Şeyh Şazeli, Arabistan’ın Moka yöresinde açlıktan bitkin bir halde dolaşırken, o bölgeyi kaplayan bir ağacın meyvelerini kaynatıp içmiş. Üç gün yalnız bu suyla yaşamış. Bu sırada, arkadaşlarından ikisi, haline üzülerek Şeyh Şazeli hazretlerini bulmak ve ona yardım etmek için sürgün yerine gelmişler. Ancak dervişlerin ikisi de uyuza yakalanmışlar. Şeyh Şazeli hazretlerinin yaşamını borçlu olduğu içeceği merak edip tatmış, kokusunu da çok beğenmişler. Orada kaldıkları sekiz gün boyunca hep bu içecekten içmişler. Sekizinci gün sonunda hastalıklarından kurtulunca da iyileşmelerini bu içeceğin şifasına bağlamışlar. Haber Moka’da çabuk yayılmış ve herkes bu meyvelerden toplamaya, suyunu kaynatıp içmeye başlamış. Böylece bizim kahve adını verdiğimiz içecek, ilk olarak Arabistan’da ortaya çıkmış. Şeyh Şazeli hazretleri de kahvecilerin piri kabul edilip Osmanlı´nın son dönemlerine kadar İstanbul’daki kahvehanelerin duvarlarında “Ya Hazreti Şeyh Şazeli” levhaları asılır olmuş...
İşte böyle başlamış bir derviş içeceğinin bir mekana, o mekanın bir kültüre adını vermesi... O kültürün Osmanlı´dan Avrupa´ya, Avrupa´dan Türkiye´ye uzanan uzun yolculuğu ve yol açtığı bütün o kafa karşıklıkları da...
Alıntı​
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
Ynt: Türk Kahvesi

Güzel hikayeymiş, teşekkürler...
Başka bir rivayete göre de, bu kahveye Türk kahvesi denme sebebi kahvenin hazırlanış şeklinde gizliymiş. Cezvede, telveli, şekerli pişirilişi ve üzerinde köpüğüyle birlikte, bir bardak su ile sunuluşu tamamen bir Türk geleneğiymiş. Avrupa da bu kahveyi ve pişiriliş usulünü Türkler sayesinde öğrenmiş ve yıllarca Türk kahvesi olarak tüketmiş.
 
Katılım
6 Şub 2009
Ynt: Türk Kahvesi

oldum olası sevemedim kahveyi..acı geliyor..:)

ilk ve son içtiğimde içine yaklaşık on kaşık şeker koymuştum tatlı olsun diye:)
 
Katılım
27 Eki 2007
Ynt: Türk Kahvesi

:D hangii buluşa insanlar önayak oldu ki hepsi yukardan bir armağan gibi zaman gelince iniyor işte
kahveye bayılırım ;)
kahve verenleriniz çok olsun diycem ama
çok kahve içmek hayra alamet değil
birinden içmeli kahveyi
 
Katılım
26 Kas 2008
Ynt: Türk Kahvesi

hımmm
Türk kahvesi...
benim kendime ödülümdür
çok keyıfli yada tam aksıne yorgun olduğum vakitlerde
kendime şöyle bol köpüklü bir kahve yaparım.onu yudumlarken kendımı dinlerım
usul usul anlatırım derdimi sevincimi...
bide yanında çikolata varsa...
hımmm muthiş bir keyıf... :D
biraz reklam olmuş olacak ama ülker caramio çikolata ile süper oluyor denemenizi tavsiye ederim benim gibi kahve keyfine düşkün olanalara ;)
 
Katılım
31 Ocak 2009
Ynt: Türk Kahvesi

Günümün en güzel anı;elimde kahvem ve yanında çikolatam...Yani şuan...Oldum olası çok severim Türk kahvesini.İçerken kendimi özel bir şey yapıyormuşum ya da bir kitap kahramanıymışım gibi hissediyorum.'..elinde kahvesi uzaklara dalar gözleri..'
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
Kahvenin hatrının nereden geldigi ile ilgili Genç dergisi yazarı Asude Usluer Uğurlu 'dan alıntıdır.

İstanbul’un yemiş iskelesinde kahve yapan ve satan Üsküdarlı bilge bir zat varmış. Her telden insan kahvecinin sohbetini dinlemeye, iki çift nasihatini almaya, derdini paylaşmaya gelirmiş. Günlerden bir gün bu kahvehaneye bir yeniçeri gelmiş. Kahveciye herkese kendinden kahve ikram etmesini fakat içeride yalnız başına oturan Rum gemi kaptanına vermemesini söylemiş. Kahveci de herkese yeniçerinin kahvesini ikram ettikten sonra 2 kahve yapıp Rum kaptanın yanına oturmuş. Yeniçeri hiddetle “Ona vermeyeceksin demedim mi?” Demiş. Kahveci de “bu senin değil benim ikramım” diyerek cevap vermiş. Rum kaptana dönen kahveci, kaptanla hem sohbet etmiş hem de kahve içmiş.


Aradan 40 yıl kadar geçmiş. Sisam Adası`nda büyükçe bir isyan çıkmış. Rumlar isyan etmiş. Bizim kahvehaneci de bir şekilde Rumların eline geçmiş. O zamanlarda Rumlar eline geçirdikleri esirleri pazarda satıyorlarmış. Kahveciyi de yaşlı bir adam satın almış ve ıssız bir yere götürmüş. Adamın kendini öldüreceğini sanan kahveci korkuyla yaşlı adama bakarken adam ona kendisinin 40 yıl önce bir kahve ikram ettiğini ve o kahvenin hatırını unutmadığını söyleyerek kahveciyi serbest bırakmış.

İşte anlatılana göre bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır sözü buradan gelmektedir.