Üç Noktanın Söylediği...

seb-engiz

- *Tiryandafil -
Katılım
13 Mar 2008
#1
Üç noktanın ima ettiğini, yeri gelir, bütün bir edebiyat şerhden aciz kalır.Ki harfler şüphesiz
sihir eseridir.İnsan hançeresinde çeşitlenen bütün sesleri, birkaç çizginin sadeliğine sıkıştırır, yanyana
gelir kelime olur; bu defa sesler 'anlam'ın gökkuşağı gömleğini giyer; tutuşturur, çıldırtır, gama salar, müjdeler getirir, susturur, söyletir ama hiçbir harf ve hiçbir kelime, üç noktanın ima ettiğini kucaklyamaz.
Nokta dediğimiz adı üstünde noktadır işte.Geometrinin başlangıç yeri, sözün sonudur.Kalemin kağıtla vuslatının ilk meyvesidir.Onları yanyana getirerek çizgiye, üç boyuta kalbedebilirsiniz; arada dünyalar gizlidir.
"İlim bir nokta idi, onu cahiller çoğalttılar" sözü, size noktanın basitliğinde gizlenen olgunluk ve mükemmelliği çağrıştırabilirse de, sıradan üç noktanın ima ettiği mutlaka daha fazla birşeydir.Çünkü
üç nokta arasındaki mesafeye kendinizi koyabilirsiniz; hayalhanenizi, hislerinizi ve tasavvurlarınızı. Üç noktalık bir hacmi siz inşa eder ve orada kendinizi tarif edersiniz.
O, bunu biliyordu.Askere giderken eşiyle son kere yalnız kaldığında demişti ki, "Eve gönderdiğim
her mektubun sonuna üç tane nokta koyacağım; üç tane nokta... O üç nokta senin içindir, anladın
değil mi?"
Hiç anlaşılmaz mıydı? Eski askerliklerin uzun yıllarında, derbeder fasılalarla eve gönderilen her mektubun sonunda hep o üç nokta vardı.Analar, babalar, teyzeler, amcalar, komşular ve tanıdıkları hatırlarının sorulmasına memnun oluyorlar, dualar gönderiyorlar ama mektubunsonundaki o üç noktaya
hiç mi hiç dikkat etmiyorlardı. "Üç nokta" nın muhatabı ise, her defasında bir öncekinden leziz, hasret
ve aşk dolu cümleler okuyordu. Hiç bir edibin o güne kadar kaleme almaya muvaffak olamadığı güzellikteki aşk mektuplar, üç noktanın içindeki daracık mekanda, her defasında ter-ü taze sevgi kelimeleriyle uzun yolculuklar ediyor, günlerce kayınbabanın emekli cüzdanında, kayınvalidenin En'am cüzünün arasında bir muska ihtimamı ile gezdirildikten sonra lütuf kabilinden gelin hanıma da gösteriliyordu.Onun mektupta yazılanlara aldırış ettiği yoktu; son satırın sonundaki üç noktayı arıyor, buluyor, okuyor, taze havadisler ve mahrem sevgi sözlerini deşifre ediyor ve daima o üç noktayı buğulanmış gözlerinden süzdüğü üç damla gözyaşı ile yıkıyordu.
Seneler seneler sonra, bütün sözlerin mahremiyet yaşmağını yırtıp, üryan tekilliklere düştüğü
bir gün,yüreğinin tam üzerinde sakladığı son mektubu çıkarıp sonundaki üç noktayı okşarcasına seyrederek sevgilisine şöyle demişti:
- Sahi Ahmet Bey, ne güzel mektuplar yazardın eskiden...



Ahmet Turan Alkan
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap