Yeni Türk Dili hakkında görüşler

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
#1
Günümüz Türkçesinin durumu.Türkçe'nin dünya dilleri arasındaki yeri ve önemi nedir?Türkçe'nin günümüzde konuşulma oranı hakkında bilginiz var mı?
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Türkçe'nin dünya dilleri arasındaki yeri ve önemi nedir?

Yeryüzündeki diller, genellikle köken bakımından ve yapı bakımından olmak üzere iki şekilde sınıflandırılmışlardır. Köken bakımından Türkçe, dünya dilleri içinde Altay dilleri arasında gösterilmiştir. Bu gruba Türkçe'nin dışında Moğolca ve Mançu-Tunguzca da yer alır.​

Türkçe'nin günümüzde konuşulma oranı hakkında bilginiz var mı?

Türkçe dünyada kaçıncı sırada?​

Çince dünyada en çok konuşulan dildir. Çinceyi dünyada toplam 1 milyar 300 milyon insan konuşuyor. Dünya dili olarak bildiğimiz İngilizce ise, en çok konuşulan dillerin içinde 2. sırayı almaktadır.İngilizceyi 427 milyon kişi konuşuyor. İspanyolca dünya dilleri arasında en fazla konuşulan 3. dil. İspanyolcayı 266 milyon kişi konuşuyor. Resmi dili İngilizce olan Hintlilerin kendi öz dili olan Hintçe ise, en çok konuşulan diller arasında 4. sırayı almış durumda. Hintçeyi 260 milyon kişi konuşuyor. Ural – Altay dil grubunun Altay dilleri ailesinde yer alan, dünyadaki en zengin dillerden biri olan Türkçe en çok konuşulan 5. dil durumunda. Türkçeyi, Doğu Türkistan'dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne kadar çoğunluğu Orta Asya'da olmak üzere 220 milyon Türk konuşuyor.

burada verilen rakamlar ne kadar doğru açıkçası bilmiyorum.kaynaklarda yer alan bilgiler böyle aşağı yukarı


Sorduğunuz sorulara cevap olarak bu şekilde teknik bilgiler mi istiyorsunuz yoksa yorum anlamında günümüz Türkçe'sinin durumunu mu sordunuz anlayamadım. Günümüz Türkçe'sinin durumu denildiğinde işte dilde yozlaşma, yabancılaşma gibi kavramları da içine almak gerekir sorunun. Cevaplar da aşağı yukarı bellidir, kültürler arası etkileşimden ve muhtelif sebeplerden ötürü( muhtelif ifadesi detaylandırılabilinir ) diller eskisi gibi birbirinden ayrı olarak gelişim sürdürmüyor. Baskın dil her daim diğer diller arasında günümüzde etkisini hissettiriyor.​

Türkçe giderse Türkiye gider, dilimiz kimliğimizdir gibi mottolar kullanılıyor. Bunu kullanırken de dilini ve daha sonra dinini değiştiren toplumların tarih içindeki gelişimine bakılıyor.​

Riyakarlık yapmayacağım, dil konusunda ne yazık ki çok fazla milliyetçi düşünmüyorum. Dil aynı din gibi ( istisnalar hariç ) doğuş koşullarımıza bağlı olarak edindiğimiz bir olgu? . Bazen böyle ecnebilerle iletişim kurmak istediğimde kendimi çaresiz hissettiğimde kızdığım olur. Ne gerek vardı bu kadar farklı farklı dillere, ırklara diye. Herkes anlasaydı işte birbirini dediğim olur. Biraz kaypak bir zemin bu. Dil milliyetçiliği gerekli midir ne kadar gereklidir bunun hakkında yapılmış araştırmalar var okumak lazım Kuru kuruya vereceğim cevap sanırım anlamsız olurdu.​

Şimdi Osmanlı zamanında ya da Selçuklu döneminde yaşıyor olsaydım iyi ki dilim Türkçe imiş derdim muhtemelen. Şu an ise İngilizce olsaydı acaba daha mı farklı olurdu diyorum. Çünkü hakim dil ne yazık ki o.​

Dilimiz Türkçe eyvallah. Şikayetçi değiliz ama kendi dilimizde yazılan 100 yıl önceki metinleri okuyamıyoruz. 1000 yıl önceki yazıları çözemiyoruz. Diğer dillerde bu durum böyle midir?Bildiğim kadarıyla hayır. Yanlışım varsa düzeltin, ansiklopedik bilgiye sahip değilim. Fakat bir yerlerde okuduklarımdan edindiğim bilgilerden hareketle söylüyorum İngiltere'de Shakespeare 'nin yüz yıllar önce yazdığı bir metni 21.yüzyıldaki bir lise öğrencisi okuyup anlayabiliyorsa ve benim lisede öğrencim bırakın yüzyıllar önceki metni 20 yıl önce yazılmış bir metni anlamıyorsa doğru dürüst Türkçe'nin durumu nedir ne değildir siz söyleyin bakalım. Kabahat Türkçe'de mi? Yine zülf-i yare dokundu mevzu :)

selamlar!​
 
Son düzenleme:

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#4
üstad fuzuli der ki :

dost bî-pervâ, felek bî-rahm ü devran bî-sükûn.
derd çoh, hem-derd yoh,düsmen kavî,tâli' zebûn...

mealen şöylece bir anlam çıkabilir:

"dostlar korkusuz, felekte acıma yok dünya ise huzurdan yoksun.dert çok ama derdi paylaşacak yok.düşman güçlü ama talih güçsüz.

efenim bizde de divan-ı meşveret dostlarımız korkusuz ama dünyada felekte zerre kadar acıma yok. çocuklar öldürülüyor, sokaklarda insan kılıklı hayvanlar kol geziyor. derdimiz çok nereden başlasan ayrı bir derdimiz var. dolar dert, dil dert,eğitim dert,sağlık dert, dert bile başımıza dert. düşman güçlü bizde de. trump abi mesela çok sinirlenmiş bize, öyle diyor danışmanı. maşallah bizim tüm düşmanlarımız güçlü.talih mi? ne gezer. talih olsa zaten şu halde olmayız :)

fuzuli emmim derdi paylaşacak kimse yok demiş, en azından bak birkaç kişi dertleşiyoruz işte mecliste. ha mahalle kültürüne atıfta bulunursak şimdi ( ne mahalleymiş bre baya malzeme çıktı bak ) derdi paylaşan da yok :)

yetenek yok ki fuzuli emmime bir nazire düzeydim. toprağın bol olsun emmi.

nerde kalmıştık?

dil'de . buyrun lafınızı balla kesip aradan çekildim :)

selam!
 

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
#5
Yeni Türk Dili başlığı altında ele alınacak konulara cevap niteliğindeki açıklamalar için vâr olun @UluğBey ve @Mina Yeni Türk Dili'nin bugünkü durumunu,dünya dilleri arasındaki yerini aslında çeşitli makalelerden ve bilimsel verilerden öğrenebilmek mümkün.Daha çok şahsî yorum olarak öğrenmek istiyorum düşüncelerinizi nâcizâne.Durumun bencesine gelince:Türkçe bir milletin kaderi,değeri,duygusu,düşüncesi,çilesi,göçü,yerleşimi ve daha nicesi...Bu bağlamda düşünecek olursak;dilimiz ciddi anlamda bize bırakılan en önemli miraslar sırasında ikinci sırada geliyor bence.Birinci sırada ne mi var?Sadece kendi tarihimiz değil genel geçer Dünya Tarihi'ne baktığımız zaman milletlerin,kıtaların,göçlerin kaderini belirleyen,bizleri genel olarak utanadırmayacak,yüz kızartmayacak (istisnaları var malesef ama bu istisnalar da o devre göre değerlendirilmeli)bir Türk Tarihimizin bulunması.Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar özet geçecek olursak bu mirası bırakan çınarları şöyle sıralayabiliriz:Kavimler Göçü ile Avrupa'nın yapısını değiştiren Balamir Kağan'dan tutun da yine Avrupa'nın dini ve siyasi yapısını büyük ölçüde etkileyen Attila'ya, Anadolu'yu yurt edinmemize vesile olan Tuğrul ve Çağrı Beyler'den,Dünya imparatorluğunun kurucusu Osman Bey'e,çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet Han'dan adını sayamayacağımız kadar fazla olan idareci,devlet adamı,alimlere,ordularımıza,Türk halkına kadar götürebiliriz.Bu ölçüde nam salmış ve yerinde durmayıp kıtalar aşmış fetihler yapmış bir milletin dili de büyük önem arz ediyor tabii ki.Türkçe'nin değişim gösterip zaman zaman farklı dillerin etkisi altına girmesini atalarımızın azalmak ve durmak bilmeyen Kızıl Elma ve Îlâ-yı Kelîmatullâh hedeflerine ulaşma aşkına bağlıyorum.Bu pencereden bakınca da dilimizin yolunun farklı dillerle kesişmesini de kaçınılmaz buluyorum.Yeni bir din yeni coğrafya yeni kültür edinmiş bir milletin sözlü edebiyat devrindeki dili ve alfabeyi kullanmaya devam etmesi durumu düşünülemez elbette.
Dil tarihimize baktığımız zaman görüyoruz ki zaman zaman farklı dillerin etkisini abartan şair ve yazarlar hatta edebiyat dönemleri görüyoruz.Fakat böyle zamanlarda bu durumu fark edip yanlış etkilenmeye dur demesini bilen duyarlı,genetiğinin idrakinde olan,Türkçe vicdanı olan düşünürler çıkmıştır şükürler olsun.Divan edebiyatı döneminde Türk i Basit,Mahallîleşme hareketleri,Aşık Paşalar,Edirneli Nazmîler,Cumhuriyet döneminde;"Başka Sanat bilmeyiz"diye haykırıp bir devri uyandırmaya çalışan Faruk Nafizler" , "Güzel dil Türkçe bize,Başka dil gece bize"mısralarıyla Türkçe'nin güneş olup sadece bir milleti değil bütün dünyayı aydınlatabileceği gerçeğini gönüllere kalemlere duyuran Ziya Gökalpler olmuştur.
Hele bir Ali Şîr Nevâyî üstadımız vardır ki onu anlatmaya sayfalar yetmez.Sadece eserlerini anlayabilmek için sözlükler oluşturulan bir bilgeyi anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır doğrusu.Türkçe'nin değerini ve önemini anlatmak için yazdığı eser Muhakemetü'l Lügateyn okunmaya değer.
Başka hangi dil üzerine böyle eserler yazılmış böylesine çileler çekilmiş bilmiyorum.
Buna 'dil milliyetçiliği' diyenler de olabilir fakat dilini özdeğer olarak görmeyenin diğer değerlerine bağlılığından da şüphe duyarım doğrusu.Şunu da belirtmek isterim ki Türkçe'yi göklere çıkarıp diğer dilleri yermek ya da alçak görmek değil maksadım ya da onlara ihtiyacımız yok kendi dilimiz yeter bize gibi bir edebiyat öğretmenine yakışmayacak sözler söylemek asla bana göre değil Dilin özellikleri başlığı altındaki 17 madde arasında yer alan 9.maddede "Hiçbir dil hiçbir dile üstün değildir, her dil kendi milletinin ihtiyaçlarını karşılayabildiği üzere vârdır ve işlevseldir" kuralı yer alır.Beni bu saydığım tespitlere ulaştıran durum,biri Afrika kabile dili olmak üzere 4 dil görmüş,öğrenmiş olmam . Türkçe'nin dünya dilleri arasındaki yerinden kastım da buydu açıkçası.Türkçe,dünya dilleri arasında öğretilmesi,öğrenilmesi en sistematik olan diller arasında başları çekiyor.Bunun yanında farklı bir müzikalitesi de var. Türkçe cümleleri duyan yabancılar özellikle Afrikalılar müzik dinliyormuşçasına bir keyif aldıklarını söylüyorlar.Kullanmayacak olsalar dahi öğrenmek istiyorlar her söylenen kelimeyi hemen kapmaya çalışıyorlar.
Türkçe'ye bu nazarla bakıp ele aldığımızda Türkçe'nin bugününü ve yarınını değerlendirmek de başta biz dil öğretmenlerinin olmak üzere başımızdaki yöneticilerin halkımızın ve yeni neslin aslî görevi olmalı.
Maalesef ki günümüzde rantlaşmaya kurban giden birçok değerimizin arasında güzel dilimiz Türkçe de yer alıyor.Bu konuda halkımızın ve biz dil öğretmenlerinin eli kolu bağlı olmamalı.Sesimizi kaliteli ve hedefine yönelik olarak ayarlamamız ve duyurmamız lazım.Birçok mesele için sosyal alanlarda eleştriler,kampanyalar,anketler vs düzenlenirken dil konusuna eğilmemek bizim ayıp ve eksiğimizdir.Elden düşmeyen cep telefonlarının oluşturduğu yapay bir dil var adına Türkçe ya da bozuk Türkçe demiyorum Türkçe bunu hak etmiyor çünkü.Sokaklardaki tabelaları reklam panolarını saymıyorum bile .Bu devrin bir Karamanoğlu Mehmed Bey'e çok çok ihtiyacı var.Bu zamanın Karamanoğlu Mehmed Bey'i kim olur bilinmez ama maddi manevi büyük sevaba gireceği kesin.Bir kişi olması şart değil elbet milyonlarca kelebek olup aynı anda kanat çırparak bu etkiyi tüm ülkeye yayabiliriz zannımca.
Türkçe'nin bugünkü durumunu acınası görüp üzülmek artık beni daha çok üzüyor bunun ilerisinde ne yapabilirizi düşünüp kafa yormak şart.Biz üzerimize düşeni yapıp başta ailemiz olmak üzere yakınlarımızdan başlayıp farkındalık oluşturabilmeliyiz.Örneğin;varsa bir esnaf tanıdığımız eğer yabancı isimli tabela kullanıyorsa bunu konuşup tarihten başlayıp günümüze gelerek gönlüne fikrine dokunup gözlerini nemlendirebilirsek eminim değişir o tabela.Zîra örnekleri var;Of ilçemize yolunuz düştü mü hiç? Düşerse tabelalara dikkat ederseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız.Ilçeye girdiğimizde dikkatimi çeken durum tabelalar oldu bir tane yabancı tabela yoktu.Çok takdîr ettim doğrusu.
Bu konularda söylenecek çok söz yapılacak çok icraat var biz ikisini de yapalım.Kelebek etkisini başlatalım.
Karamanoğlu Mehmed Bey'i Arıyorum şiiri için:
Şiir – Karamanoğlu Mehmet Bey’i Arıyorum | ilkogretim.info
 
Son düzenleme:

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#6
@Semender hocam söyleyecek kelam bırakmamışsınız :) kaleminize klavyenize kuvvet yüreğinize sağlık.

Dilin yabancılaşması hususunda özellikle devletin ciddi önlemler alması gerekiyor. Öğrenci kulüpleri sivil toplum kuruluşları gibi sosyal gruplar yaptıkları faaliyetlerle bunu özendirebilir. Ama asıl nokta devletin alacağı önlemler. Bu sorun aşılır yani yabancı levha sorunu vs. Ama milletin kendi diline yabancılaşmasının önüne zor geçilir gibi geliyor. İmkansız mi hayır. Ama işte @Mina gibi umutsuzum.
 

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
#7
Görüşleriniz için müteşekkirim hocam @UluğBey Yönetimin dili muhafaza konusunda ciddi önlemler alıp resmî çözümler üretmesi şart.Kapali ve toplu alanlarda sigara içilmemesi örneğinde olduğu gibi bu konuda da kurum kuruluşlara hatta yeri geldiğinde farklı alanlarda halka yaptırımlar uygulanırsa inşallah önüne geçilebilir.Tabii bunun öncesinde aslında milli benliğimizde vâr olan yalnız hatırlamakta uugulamakta zorlandığımız Türkçe şuurunu diriltmek adına sosyal projeler geliştirip desteklenmesi lazım. TV kanallarında,sosyal medyada,basın ve yayında her yerde bangır bangır duyurulması lazım.Ulke olarak milli şuurumuzun çekirdek yapılarından biri olan dilimizi kaybedersek genetiğimizi de kaybeder hormon yemiş bir topluma döneriz hafazanAllah.Bunun olmaması için kendimizden başlayıp çevremizde sonra sosyal medyada bir şekilde bu sorunu gündeme taşımak lazım.Kendi alanım olan Yeni Türk Dili derslerine başlar başlamaz üniversitede hemen bir proje gerçekleştirmek niyetindeyim.Bununla beraber farklı tezler üzerine makaleler yazıp paylaşarak,yeri geldiğinde dergilerle,gazetelerle iletişime geçip yazılarımı göndererek suya bir taş atma niyetim de var.Kendi adıma inşallah bunları icraate dökebilirsem Meşveret Divanımızda da paylaşıp daha neler yapabilirizleri değerlendirmek adına sizlerin görüşleri çok çok önemli .Inşallah bu sitede sizler gibi bizler gibi şuurlu dil öğretmenlerinin,edebiyata Türkçe'ye gönül verenlerin,kafa yoranların sayısı artar.Umut(suzluk) demişsiniz.Sakın sahip olduğunuz en güzel nimetlerden olan bu duyguyu yitirmeyin yitirmeyelim. M.Akif misali bakalım geleceğe Asım'ın nesli olarak bakalım, bekleyelim,yetişelim,yetiştirelim inşallah .Zîra umudun olmadığını farz ederseniz umudun olmayacağını garanti edersiniz.Bir umuttur yaşatan insanı.Yenilmeyerek yenilenerek yolumuza devam edelim ve yanımıza alacağımız en bereketli azık olsun UMUTYolumuz açık, günümüz gecemiz ,aydınlık, umudumuz dâim olsun
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#8
@Semender hocam belki tekrara düşeceğim ama geçim derdinde olan bir halkın dili kendine dert edineceğini sanmak bana çok ütopik geliyor. Sadece aydın kesim(bundan kasıt bilinçli kesim) ve bir ihtimal tuzu kuru olanlar bu meseleye kafa yorabilir.​
Derdim umutsuzluk aşılamak değil. Umut elbette var umut olmasa divan açık olmaz en basitinden. Kapatır gideriz.​
Dil ile barışmak için yapacak çok şey var. Evet dil barışı. İnsanları önce dilleriyle barıştırmak lazım sonra tarihiyle sonra kimliğiyle. Bunların hepsi birbirine bağlantılı zaten. Ülkeler tarihinde 5 10 yılın hükmü olmaz. Ağır abilerimiz 20 yıl sonrasının planlarını yapmalılar. Bugün ilk okula başlayan çocuğun 20 yıl sonra üniversiteden mezun olduğunda bu minval üzerinde olmalı. Mevcut nesil üzerinde pek yapacak bir şey yok gibi. Yapılsa bile etkisi sınırlı olur sanki.​
Edebiyat ve tarih mezunları mesela bunları iyice yetiştirip devlet Osmanlı arşivlerinin tamamını Latin harflere geçirtmeli. Sanal ortama aktarılmalı bunlar. Sistematik bir şekilde eğitim sistemine entegre edilmeli. İki camı arasında kalmış müslüman gibi ne Arap alfabesi ile yazılan Türkçeyi ne de Latin harflerle yazılan Türkçeyi biliyoruz.​
Osmanlı Türkçesi diye seçmeli ders var ama bir kere Osmanlı Türkçesinin insanlardaki ön yargısını kırmak lazım . Atalarının mezar taşlarını dahi okuyamayan bir milletiz neticede.​
İşler o kadar karışık ki dil milliyetçiliği yapsan olmaz yapmasan olmaz. Türkçe içinde Arapça Farsça birçok ifadeyi barındıran bir dil. Neye göre ayıracaksın ? Bunlar uzman işleri elbette. Bu arada ortaya özgün çalışma koyabilecek kaç tane yetişmiş hoca var piyasada? Edebiyat okudum ülkenin en iyi diye sayılan üniversitelerinin birinde yaptıkları şey neticede ezber yaptırmak. Ötesi yok.​
Sizin kendi başınıza mücadeleniz suya atılan taşın bıraktığı akisler gibi yayılmasını temenni ederim elbette. Hz İbrahim e şu taşıyan karınca misali elinden geleni yapmak lazım buna itirazım yok. Ama delik büyük yama küçük bence.​
Tekrar tekrar söylüyorum eskiye bağlı kalmanın yolu yeniden kopmamakta. Sanayileşmekte. Ekonomik bağımsızlığını elde etmekte. Elbette ekonomi tek başına yeterli gelmez ama zorunlu. Sonra liyakat çok çok çok önemli. Türkoloji enstitülerinin başına liyakat sahibi insanlar geçmeli. Okulda temizliği bile o işe liyakati olanlardan seçmeli​
Geçen bir üniversite hocasının sitemini okudum bir yerde. Alanlarını dünyada takip edemezlermiş çünkü avro dolar üzerinden hep kaynaklar.seminerlere katılım yine öyle .​
Sokaklardaki tabelalar başkanımızın tek bir lafına bakar. Ama diğerleri ?​
Dışarıdan muhalif gibi gözüküyor olabilirim. Çok da umurumda değil. Derdim siyaset değil. Kişilere partilere (hdp hariç ) hiçbir husumetim kinim yok. Hangisi vatan millet için hayırlı iş yapacaksa Allah onu başımızdan eksik etmesin.​
Ve​
Allah sonumuzu hayretsin.​
Meşveret Divanı ve burada nefes alan herkes elini taşın altına koyar elhamdülillah. Ama kategorilerinde gençlerin gezdiği konuştuğu ürettiği yazdığı çizdiği bir yer yapamadık burayı. Her konu başlığında bilgiye aç ve muhtaç genç beyinler bu tarz platformlarda dolaştığında gelecek adına umut olacak demektir. Gençler şu an nerde ? Zaten cevabını biliyorsunuz anlatmaya gerek yok :)
Burda olmayan gençler keşke yazılım geliştirme bilim teknik vs yerlerde olsa ona da razıyım:)
Selam !​
 
Son düzenleme:
Katılım
5 Ağu 2018
#9
Dilimiz kimliğimiz.Dilimin sınırları dünyamın sınırları diyordu bir yazar. Sözlerim size beylik veya fazla gelebilir bilemiyorum ama şu zamandaki hemen her konudaki ‘kokuşmuşluğumuzun’ en önemli sebebi dilimizi kaybetmemizdir. Hayati inanç bir konuşmasında eskiden derdi tasayı anlatacak onlarca kelime varken(elem,keder,tasa,gussa,gam vs) onu sadece bir kelimeye indirgedik “stres” Küçüldük dar bir alana hapsolduk. Kadir Mısırlıoğlu nun -pek sevmem ama-“İslam yazısına dair”kitabında okumuştum.Japonya’da en basit bir gazete yazısını okumak için bile üçbine yakın harf vesembol bilmesi gerekirmiş bir Japonun.Arapça Farsça aleyhtarlığına gerek yok, artık bizim bize ait olmuş o kelimeler. Sokaktan geçen insanlara “Hamiyet”nedir siye sorsak hiçkimse cevap veremez.Sivas Cumhuriyet üniversitesi etrafında yapılan bir röportajda -inanılır gibi değil ama çoğu kimse- “cumhur”kelimesinin manasını söyleyemiyordu.Kelimeler gidince hayatımızdan onlara ait “mana”lar da,onlara ait “yaşayışlar” da gitti bizden..Bir şeyi gerçekten istersen yaparsın ve o konuda samimiysen. Bu tarz seyler devlet politikası olmadığı sürece mesafe katetmek zor. Zira ülkemizde dilimizin sizin de bahsettiğiniz konulardaki hal-i pür melali ortada. Belli bir birikimimiz var ve o birikimden haberimiz yok,cahiliz ve bununla gurur duyuyoruz. Bilemiyorum geçim derdinde olan insanlardan bu konuda bilinç beklemek doğru mu? Dilimize her alanda sahip çıkmalı,Kökü mazide olan âtîler olmalı...

(((Güldür Güldür şhow da ‘plaza dili’diye bir bölüm vardı aklıma geldi şimdi:)
 
Son düzenleme:
Katılım
6 Ara 2014
#10
Dilin özellikleri başlığı altındaki 17 madde arasında yer alan 9.maddede "Hiçbir dil hiçbir dile üstün değildir,
Bu maddenin kısmen doğru olduğu kanaatindeyim.Çünkü her dil kendi ihtiyaçlarını karşılayıp kendine yetecek zenginlikte değildir.bunun en güzel örneği ise sizinde yakinen tecrübe ettiğiniz kabile dilleridir.Sadece 100 kelimeden ibaret diller ile 30 bin kelimelik Arapçayı yahut bin yıllık Türk dilini kıyaslamak yanlış olur.Zira Samoa ' da bir devlettir Türkiye'de
 
Son düzenleme:

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#11
Kendi hissiyatımı paylaşacağım Seneler evvel cemil.meriçi okuduğum da onu iyi anladığı mı sanıyordum.ne yazık ki üstadlaŕı anlamaktan çok uzak duruyormuşum."kamus namustur"sözünu çok iyi anlamamız icab etmektedir.şimdi kamus dan önce biz ve bizden sonra ki şahıslara namusu anlatmak zorundayız.namus dediğimiz bel aşşağı sohbeti değil güzel ahlâğın nasıl olduğumuzu anlatmalıyız.dil bir.milletin namusu dediğimiz de anlayacağız.Alfabe değişikliğini savunanlardanım her çocuğun bir cemil meriç olmasını beklemiyorum lakin en ufak merakını cezbeder isek biraz okuma biraz ilgi eminim ki hayatları(mız) daha latif olacaktır.şikayetci olduğumuz her şeyi dil kaybından sonra başladık.çocukların bakış acısını düşünmelerini maf ettik.çok isterdim düzgün bir türkçem olsun lakin hala daha anlatım bozukluğu dersini anlayamadım.benim gibi umutsuz bir vakia bile rahatsız ise kesinlikle umut var.
 
Son düzenleme:

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
#12
"Dillerin birbirine üstünlüğü olmaz her dil kendi hayat koşullarını ve kültürünün ihtiyacını karşılayabildiği ölçüde değerlidir."Bu madde, "Dilin özellikleri" başlığının 17.maddesidir sayın @adlena.
Şahsî yorumuma gelecek olursak bu
maddeyi şöyle de açıklayabiliriz:
Dil bir topluluğun,milletin ya da kabilenin ihtiyaçlarını karşılayabilir niteliktedir ister tonlama ile ifade edilen kelimelerden oluşan dil olsun örneğin -Tibet dil ailesi gibi- ister birbiri ardına sıralanmış birçok hecenin birleştirdiği kelimelerden oluşan dil olsun-Avrupa dil ailesi gibi- her dilin yapısı o dili konuşan topluluğa göre oluşur ve gelişir.
Afrika kabile dilleri yazılı bir dil olmayıp kısır dillerdir yani geliştirilemez,sistematik değildir öğrenmesi ve öğretmesi güçtür,kelime varlıkları dardır(çünkü yaşam şartları dar,örneğin; mutfakları yok ki her alet edavatın ismi olsun gibi )Fakat bu özelliklere bakarak bu dil diğer dillere göre daha aşağı bir dil dildir Türkçe ya da İngilizce bu dilden üstündür diyemeyiz.Kendi dertlerini anlatamayacaklarsa onlar Türkçe,İngilizce ya da başka bir dili ne yapsınlar?Varlıklarından bile habersizler. Dünya üzerinde konuşulan yüzlerce dil vardır ve hepsinin birbirine göre öne çıkan,daha kullanışlı diyebileceğimiz farkli özellikleri vardır.Bu veya diğer özellikler bir dili diğerlerinden üstün yapmaz.Işlevsel,geliştirilebilir,zengin,sisistematik vs yapabilir fakat üstün yapamaz.
ister Avrupa dilleri olsun Hami Sami Dil ailesi olsun Altay dilleri olsun hatta Ural dilleri olsun tabii ki daha gelişmiş ve hala da geliştirilebilir dillerdir.Hatta teknolojinin ve postmodernizmin çok fazla ivme kazanması hasebiyle bu diller son yıllarda daha da genişleyen dillerdir.Bünyelerine yeni yeni kelimeler ekleniyor her geçen gün.(Örneğin,abibliofobi,okunacak kitap kalmama korkusu yeni bir kelime)
Bir dil hakkında yorum yapılırken; bu dil diğerine göre daha geniş, kelimeler daha üretilebilir,kendini ifade etmek daha rahat vs kararlarına varılabilir fakat 'üstünlük' çok uç bir konu ve evrensel olarak kabul edilemez.
Ali Şir Nevâyî üstad da 'Muhakemetü'l Lugateyn' eserinde Türkçe Farsça Arapça Hintçe gibi dillerden bahsetmiş ve karşılaştırma yoluna gitmiştir fakat sonuca bağlarken daha üstündür dememiş,Türkçe'nin zenginliğini ve kullanışlılığını vurgulamıştır(Bilinenin aksine.Bize her zaman, "Türkçe'nin Farsçadan üstünlüğünü vurgular",diye öğretildi fakat yanlış bir bilgidir.)
Durum böyle olunca dil konusu açık uçlu bir konu olmaktan çıkar .Kendi kurallarına ve maddelerine göre yorumlamak ve araştırmak gerekir.
 
Katılım
6 Ara 2014
#14
Sen şehir şehir dolaş "Bir Türk Dünyaya Bedeldir" diye konferanslar ver İstiklal marşı derneğinin kurucusu ve başkanı ol sonra da Türk diye bir ırk Türkçe diye bir dil yoktur de.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#15
Sen şehir şehir dolaş "Bir Türk Dünyaya Bedeldir" diye konferanslar ver İstiklal marşı derneğinin kurucusu ve başkanı ol sonra da Türk diye bir ırk Türkçe diye bir dil yoktur de.
Bir türk dünyaya bedeldir demiyor bildiğim kadariyle ya türksün yahut amerikalısın diyor.

Bu arada ırk yahut kavim kelimelerinin güzergahını nasıl çizdiğimizde mühim tabii. Bu kelimeler bize ait amma bizdeki ihsası yahut tedaisi doğru mu aceb? Kelimenin tam manası ile "garib"tir söyledikleri.

"Üç güvenlik görevlisi teröristlerle girilen çatışmada hayatını kaybetti."

Bu cümle "türk"çe midir?

Buyurun buradan devam edelim mevzua.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#16
İsmet özel'in dünyaya nasıl baktığını bilmekten geçer "ne demek"istediğini anlayalım şehir şehir dolaşıp der ki;
Türk demek müslüman demektir.
"Müslüman "demek ne demektir.buradan sohbete de devam edilebilir.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#17
@adlena, ben izlememiştim. açıkçası dikkate almaya bile değer görmedim.saçmalık. İsmet Özel'e saygım vardı şiirlerinden ötürü ama artık sadece şiirlerine saygı duyarım kendisine değil. kendisini Orhun Abideleri'ni görmeye orada yazanları okumaya davet edebilsem ederdim. Daha fazla yorumum yok. Nereden bakarsan bak kaypak bir mevzu. Bahsettiği şey "saf kan" olmak ise elbette yer yüzünde muhtemelen yaşan hiçbir Türk saf kan değildir. Bu meseleyi savunanlar varsa detaylı olarak bizi aydınlatırsa hoş olur ...

selamlar...
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#18
Birincisi şair ile şiiri birbirinden cart diye ayıramazsın. İkincisi murat bardakçı ile ayaküstü bir iki sözünden bütün fikriyatına teşmil bir mana nasıl çıkarırsın?

Garib derken boşuna demedim. Bir kısım faşistlik ithamında diğer kısım ne diyor bu adam diyor. Tekrar ediyorum özelin nazara verdiği mevzu kelimenin tam manası ile "garib"tir. Maalesef ki bahsettiği nokta-i nazar ile irtibat kurabilmek müşkil mesele. (Videodan bahsetmiyorum)

İlk sualime ikinci bir sual ilave ediyorum:

Türkçe kelimesi ne manaya gelir?
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#19
İsmet özelin her sözünü veya kişilerin her sözünü savunacak kapasitede ve donanım da değiliz.yargıç da değiliz bunu nasıl dersin diyelim.anca ne demek istediğini anlamaya çalışırız.Ahmet yesevi hazretlerinin emeği büyüktür türk toplumunun üzerinde bu millet "kelimeleri"öyle ustalık ile kullanmıştır ki hayatımızın her saffasına yedirmiştir.nan ne demek ise bizim için nasıl kutsal ise kelimeler de öyledir.daha derin tefekküre ihtiyaçımız var.bir paragrafı eline alan okuyucu kitabın hepsini çözemez.konu saf kan değil saf müslümanlıktır.ve müslüman bir sıfattır.ama büyükler bunu öyle hemhal olmuş ki yaşama nefes alma haline getirmiştir.Rabbim yer den göğe hepsinden razı olsun.nefes sayısı kadar herkesin bir hizmet etme şekli vardır.bu da onun hizmeti.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap