DİVAN EDEBİYATINDA TİP VE KİŞİLİKLER

DİVAN EDEBİYATINDA TİP VE KİŞİLİKLER

Edebi metinlerdeki insan, gerçek yaşamda var olan insanın idealleştirilmiş kopyasıdır. Yazar, yaşamdan alınmış şöhret sahiplerini kopyalar, onlardan kendi yaşam anlayışı veya içinde yaşadığı toplumun kabulleriyle yeni örnek varlıklar oluşturur.
Edebiyat biliminin terimleri arasında bu prototip insanlar kişilik / şahsiyet, tip veya karakter adını alır. Şahsiyet, gerçek yaşamıyla var olmuş ve tarihî süreç içinde herhangi bir coğrafyada hayat sürmüş insandır. Edebî metinler, ihtiyaç durumunda müellifin mesajını topluma ulaştırmada bu türde insan görünüşüne her zaman yer vermiştir.
İnsanın ikinci ve üçüncü görünümü olan tip ve karakterler ise, müellifin okuyucusuna vermek istediği mesaja göre, zihninde şekillendirdiği insanlardır. Bunlar gerçek yaşamda var olmamış, ancak yaşamış şahsiyetlerin dikkat çekici özelliklerini kendilerinde toplamışlardır. Karakter daha devingen bir insan örneğidir.
Edebî eser boyunca silik bir görüntü olmaktan çıkıp âdeta yaşayan bir organizmaya dönüşür. Tip ise, karakterlere göre daha yüzeysel ve dondurulmuş bir insan görüntüsüdür. Eserde ilk göründüğü şekliyle sonuna kadar aynı kalır. Yüzyıllar boyu oluşan kültür, olgunlaşma sürecinde kendi tipini de oluşturur. Geniş bir süreçte oluşan tip, toplumun temel değerlerini temsil edecek konuma gelir.
Klasik Türk edebiyatıyla ilgili tahlil çalışmalarında, tip ve şahsiyetler konusu insan başlığı altında ele alınmış ve bunlar için "hikâye kahramanları”, "meşhur şahsiyetler”, "efsanevi kahramanlar” (Levend 1980: 171,145), "masal kahramanları” (Tolasa 1978: 74-75) gibi başlıklar kullanılmıştır.
Edebî metinde insanın genel görünüşü ise "Divan Tahlili” başlığı taşıyan eserlerde "âşık”, "maşuk” ve "rakip” başlıkları altında incelenmiştir. Klasik Türk edebiyatında tipler, âşık, arif, rint, zahit vb. adlandırmalarla teklik olarak adlandırıldığı gibi bunların dışında çoğu zaman ehl ve erbap küme adlandırmalarıyla sunulmuştur.
Aşıklar; aşk, gam, dert, dil, mahabbet ehli / erbabı; rintler; bezm, dünya, harabat, işret ehli / sahibi; arifler; basiret, bâtın, din, dil, fena, hak, hâl, irfan, mana, yakin ehli / sahibi / erbabı; sevgili: naz ehli; rakipler; riya, ehli / sahibi; zahitler-, akıl, nefs, nifak, ratip, sühan (söz) zahir, züht ehli / sahibi vb. adlarıyla anılmışlardır.
Tiplerin de içinde yer alacağı insan konusunu, edebî metinlerde aşağıdaki kümelendirmeler hâlinde değerlendirmek mümkündür:
Kişilikler
  1. Dinî Kişilikler,
  2. Tarihî-Efsanevi (Destanî-Mitolojik) Kişilikler,
  3. Edebî Kişilikler,
  4. Sanatkâr Kişilikler,
  5. Mutasavvıf Kişilikler,
  6. Bilgin Kişilikler.

Tipler

  • Tahayyüli / Tasavvuri Tipler (Hikâye - Destan - Masal Kahramanları, Karakterler),
  • a) Âşık (Rint) , Arif (Kâmil)-Maşuk Grubu
  • b) Rakip-Zahit Grubu
  • c) Diğerleri (Bektaşi, çelebi, Celalî, düzt (uğru, harami), kâtip, köçek, padişah şehrî, tabip vb.)
2) Temsilî / Sembolik Tipler.
Hurşit (güneş, sultan), mah (kamer), keyvan (zühal, hazinedar), Utarit (Felek kâtibi), zühre (nahit, çobanyıldızı), venüs (çalgıcı, şarkıcı); bad, nesim, peri, gül-bülbül, şem-pervane, gûy-çevgân; engel: (talih, felek, zaman); dünya vb. olarak karşımıza çıkar.
Tipler, toplumun değer yargılarına göre, olumluluk-olumsuzluk (karşıt tipler) çerçevesinde karşı karşıya getirilir. Böylece iki temel görünüşle, toplumdaki anlayış farkı temsil edilmiş olur. Klasik Türk edebiyatında tiplerin davranış biçimleri baki-fani, dünya-ukba (dünya-ahiret) zıtlıklarında; hâl ehli- kal ehli (mana ehli-madde ehli) tiplemelerinde, zahirî-bâtmi (içe önem veren-dıştan bakan) davranış biçimleriyle yoruma tabi tutulur. Madde-ruh, can-beden üzerine yap ilan yorumlar ve oluşturulan tipler, aynı zamanda yaşam biçimini tercih konusunda yürütülen felsefi tartışma konularıdır.
TİPLER
  • Aşık (rint): Dütâ (iki büklüm),karasız,sabırsız,yüreği kanla dolu,gözü kan ağlar,çaresiz,vs. Aşık bazen güzel şakayışlı bir kuş,papağan;bazen nergis,micmer,dolap,ney,mahcir,kul,Bazen de;Mecnun,Ferhat’tır.
Bende mecnun'dan füzun aşıklık istidadı var
Âşık-ı sadık benem mecnun'un ancak adı var

Rind, çoğulu “rindân” olan Farsça bir kelimedir. Kelime anlamı olarak kalender, dünya işlerini boş gören kimse, aldırışsız anlamlarına gelir. Kelimenin anlamı ile ilgili farklı bilgiler de vardır.
Burhân - Kâtı, rind ve rindlik ile ilgili olarak şu bilgileri vermektedir: “Rind; hileci, zeki, korkusuz, münkir, lâubâli ve bî- kayd olan adamdır. Tasarlama ve kurtulma konusunda münkir bir tavır takındığı için bu adı almıştır.
Dış görünüşü kınamaya sebebiyet vermekle birlikte, gerçek durumu selameti muc ip bir kişidir.” Gıyas - ı Lügat’ta ise rindin tanımı yapılırken, onun “inkarcılığı” üzerinde durulmakta, ancak bu inkarın, kişinin cehaletinden değil de zekiliğinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Yâd-daşt-ı Dihhudâ’ da da rindin, keskin görüşlülüğü ve kendine has zekası ile riya ve gösteriş ehlini tanıyabilen özelliğine dikkat çekildikten sonra onun “sıradan insanlardan farklı” olduğu söylenmektedir. 4 Klasik Türk Şiiri’ nde rind , sürekli olarak zahid tip i ile çatışma halindedir. Zâhidde bulunan özellikler rindd e bulunmaması gereken özelliklerdir. Rinde göre maneviyat önemliyken, zâhide göre madde önem taşır.

Klasik şiirde rind olgun kişiyi temsil ederken, zâhid kaba sofuyu temsil etmektedir. Zâhid, klâsik şiirimizde İslâmiyet’in estetiğini kavrayamamış, pişmemiş, şekilci, nasihatçı bir insan tipi olarak karşımıza çıkarken rind, umursamaz, kalender, gariban görünüşlü olmasına karşın Allah aşkıyla mest olmuş kişidir. Bu sebep le dîvan şairi kendisini rind olarak görmüştür. Aşktan, sevgiliden, şarap tan vazgeçmeyen, dünyayı boş gören rind olarak kendilerin i takd im etmişlerdir. Bununla birlikte gedalık (dilencilik), fakirlik, derbederlik, sarhoşluk, âşıklık(Çoban,2002) gibi sıfatları da kullanmışlardır.

Mâşuk (sevgili) Hüküm ve iradeyi elinde bulunduran Maşuk ,Aşık için daima bir sultan (hükümdar,şah) efendi veya sahip sıfatında kendisi de onun karşısında bir kul, köle yahut geda konumundadır.

Aşığına eziyet ,cefa, naz, kahredici ilgisizlik ve vefasızlık divan şiirindeki sevgili tipinin hakim ve değişmez moral vasıflarıdır.Etrafını alan diğer aşıklarla (Rakip) onu kıskançlık azabı içinde kıvrandırmak maşuğun cefa metodlarının başında gelir.

Maşuk, divan şiirinin baş kişisidir. Cân, cânân, cânâne, yâr, dost, mahbûb, habib, ma’şûk, güzel, hûb, hûbân, sanem, büt, nigâr, server, şâh, şeh, hüsrev, sultan, mâh, âfitâb, şûh, tabîb, dilber, kâfir, nâzenîn, hûnî, bî-vefâ, dil-dâr, dil-rübâ, dil-ârâ, dil-nüvâz, gül-izâr, gül-endâm, melek, meh-likâ, sâkî, perî, mutrib vs. kelimeler, çoğu zaman istiare yoluyla sevgiliyi ifade etmek için kullanılır.

Gamım pinhân tutardım ben dediler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı
(Fuzûlî)

  • Rakip (Zahid)

Divan şiirinde âşık ve maşuğun yanında önemli bir kişilik de rakiptir. Klâsik edebiyatımızda âşık-maşuk İkilisi arasında âşık ile yarışan ve ona ortak olan kişidir. Rakip, âşığın nazarında kötü olan kişidir. Rakip âşığa en az sevgili kadar eziyet eder.

Zâhid kelimesi Arapça zühd kökünden türemiştir. Zühd tasavvufî bir terim olarak; dünyaya, maddeye ve menfaate değer vermeme, rağbet etmeme, kanaatkâr olma, Allah korkusuyla günahtan kaçınıp kendini ibadete verme anlamlarında kullanılır. Buna paralel olarak zâhid de tasavvuf literatüründe, Cenâb-ı Hakk’a kavuşmak maksadıyla, Allah’dan gayrı her şeyi terk eden kişi anlamındadır. Kaynaklarda muhtelif tanımları verilen ve yine aslen tasavvufî bir ıstılah olan sûfî kelimesi de genel olarak kalbini kötü huylardan arındırıp nur ile dolduran kimse anlamında kullanılır. Zâhid-sûfî kelimeleri tarihî seyir içerisinde birtakım anlam değişikliklerine uğramış, kişilik itibariyle birbirinden çok farklı insan tiplerini ifade etmeye başlamıştır.

Zâhid oldur kim ola şîrâne-merd
İki âlemden kıla gönlini serd

Zühd şem‘ ü murg-ı dil pervânedür
Zühd esâs-ı kâr-ı her ferzânedür
Sinan Paşa

ŞAHSİYETLER

Klasik şiirde, geneli Şark-İslam kültürünün ortak kıssa, hikâye ve efsanelerinde geçen, ancak divanlarda telmih ve teşbih unsuru olarak kullanılan malzemelerden biri de şahsiyetlerdir.
Şahsiyetleri gruplandıracak olursak:

  • Dini Şahsiyetler

Bazı peygamberler etrafında oluşan mitolojik anlatılar.

  • Hz.Âdem
Kim ki aydur Âdemi dâma bırakan dânedür
Görmemişdür lâle-gûn yüzünde müşkîn dâneyi
Nesimi
  • Hz. Danyal
Üstünde kaşının durur ol anberîn hâl
  • San köprü üzre fikret-i hikmetde Danyâl
  • Âşki-i Saruhani

  • Hz. Süleyman

  • Âlemin vasfın Süleyman mülkü derlerse n’ola
  • Çün Süleyman’dan Süleyman’a kalıpdır yâd-gâr
  • Fuzuli

  • Hz. Yusuf

  • Bırakub Yusufı san çâha ihvân
  • Şafakdan gönleğine sürdiler kan
  • Mesihi
Kutsal Kitaplarda Zikredilen Ünlü Şahıslar
  • Âsaf
  • Ashab-ı Kehf
  • Circis
  • Deccal
  • Firavun
  • Habil – Kâbil
  • Hâmân
  • Harut – Marut
  • Hızır
  • Kârun
  • Nemrud
  • Şeddad
  • Ye’cûc – Me’cûc

Mutasavvıf Şahsiyetler

İbrahim ibn-i Edhem
Gözlerin ırmaya hâlin gibi ruhsarından
Ger bu hüsn ile göre halini İbn-i Edhem
(Necati)
Şeyh San’an
Benem sinün yolunda Şeyh-i San’an
Dilersen göstereyim şimdi bürhân
(Kadı Burhaneddin)

Hukema ve Filozloflar

Aristo
Ger sen olsaydın emîr-i şevket-i İskenderî
Vâdi – i himmedde bulmazdı Aristo iştihar
(Fuzuli)
Eflâtûn
Gönül belasını pîr – i hıred kaçan anlar
Ki ışk sırrıdur anı ne bilsün Eflâtûn
(İbni Kemal)
Lokman
Âşık öz derdine çün buldı dermân
Hezerân hikmet- i lokman yetişdi
(Nesimi)

Ünlü Aşk Kahramanları

Ferhâd
Mecnûn
Vâmık





Acem Menşeli Şahıslar

  • Barbed –Nikisa
  • Behmen
  • Behram
  • Behzad
  • Bijen
  • Cemşid
  • Dahhâk
  • Dârâ
  • Efrâsiyab
  • Ehrimen
  • Erdevân
  • Erdişir
  • Fağfur
  • Feridun
  • Gâve
  • Giv
  • Hûşeng
  • Hüsrev
  • İsfendiyar
  • İskender
  • Kahraman
  • Keyhüsrev
  • Keykâvuz
  • Keykubad
  • Kiyûmers
  • Leclac
  • Mani
  • Minuçihr
  • Neriman
  • Nûşirevân
  • Rüstem
  • Sam
  • Siyavuş
  • Sührab
  • Tahmurs
  • Zâl

Divanlarda Kadın Şahsiyetler

Şiirde kadın sözkonusu olduğu zaman kadın etken olmaktan çok edilgendir.Divân şairinin dilinde daha çok sevgili olarak çıkan kadın bunun dışında dini kişilikler olarak görülür.

Divanlarda;Asiye,Ayşe,Azra,Belkıs,Fatıma,Dilaram,Gülşah,Hacer,Hatice,Havva,Hurşid,Kaydafe,Leyla Meryem,Nevbahar,Nigisa,Rabia,Şirin,Ümhani,Vis,Zerka-ı Yemame,Zühre ve Züleyha olmak üzere 23 kadın şahsiyet tespit edilmiştir.
Bunlardan dinî kişilikler olarak; Firavun’un ei ve Hz. Musa’yı büyüten Âsiye, makamı yüce kadınlardan olmasıyla; Hatice ve Aye, faziletleri yanında Hz. Peygamber’in eşi sıfatıyla; Fâtıma, Hz. Peygamber’in en sevdiği kişi ve kızı, Hz. Ali’nin eşi, Hasan ve Hüseyin’in anneleri olması dolayısıyla; Belkıs, Hz. Süleymân’la ilgili kıssasına telmihle; Hacer, olu smail ve Zemzem’in lütfedilmesi sebebiyle; Havvâ, Hz. Âdem’le birlikte ilk insan oluşu ve şeytanın hilesine kanarak cennetten kovuluşlarıyla; Meryem, Cebrail’in üfürdüğü ruhla hamile kalması, Hz. Îsâ’yı doğurması; Râbia, velîliğine işaretle; Ümmühânî, mirac vesilesiyle anılmaktadırlar. Gülşah, Hurşid, Nev-bahâr ve Vîs kahramanı oldukları hikâyeye telmihle geçmek yanında bazen de sevgili tipi için benzetilen olarak tespit edilmiştir.
Azrâ, Leylâ ve Şîrîn ise hikâyeye telmihler içinde zikredilmekle birlikte daha çok ideal sevgili tipini karşılamaktadır. Klasik mesnevi kahramanlarından olan Züleyhâ ise kadın olarak dierlerinden farklı konumdadır.
Yusuf u Züleyhâ’ların kadın kahramanı Züleyhâ; Azrâ, Leylâ ve Şîrîn’in aksine hikâyeye telmih yanında daha çok muradına ermek için acı çeken âşık tipini karşılamaktadır. Sevgili (maşuk) ise güzelliğiyle meşhur Hz. Yûsuf’tur. Mitolojik şahsiyetlerden Kaydâfe, İskender’le ilgili kıssasına telmihle, Zühre ise hakkındaki rivayetlerde geçen bazı anekdotlar yanında musiki ile ilgisi ve gök cismi olarak parlaklığı dolayısıyla söz konusu edilmektedir. Ayrıca Zühre sihirle ilgisi, parlaklıı ve güzel kadın olarak tasavvuru dolayısıyla çoğu zaman sevgili veya yüz için de benzetilen olarak kullanılmaktadır.


KAYNAKÇA

  • Akkuş Metin,Klasik Edebiyatta Tipler
  • Akkuş, Metin, (1995), ’Yusuf Nabi’de İnsan Tipi ve Özeleştiri”, Atatürk Ü., Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 3: 197-203.
  • Akkuş, Metin (1995), Nefi Divanı’nda Tipler ve Kişilikler, Erzurum: Atatürk Ü., Yayınları
  • Çoban Özgür,Divan Şiirinde Rind Zahid
  • Devellioğlu Ferit,Osmanlıca - Türkçe Ansiklopedik Lugat, Aydın Kitapevi
  • Durmaz Gülay,Divan Şiirinde Rind Zahid Portresi,U.Ü Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi 2005
  • Kaplan, Mehmet (1996), Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar III Tip Tahlileri, İstanbul: Dergah Yayınları
  • Keleş Kader,Divan Edebiyatında Rind Tipi
  • Mengi Mine, Divan Şiirinde Rindlik,Ankara ,1985
  • Okuyucu Cihan ,Cinani Hayatı ,Eserleri,Divanının Tenkitli Metni,Ankara ,TDK
  • Sucu Nurgül,Zahid – Sufi Tipinin Kimliği ,Divan Edebiyatındaki Yeri ve Sosyal Hayattaki Örnekleri
  • Şentürk Ahmet Atilla,Klasik Osmanlı Edebiyatında Tipler
  • Tunç Semra ,Klasik Türk Şiirinde Kadın Şahsiyetler,Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi














Beğeniler: Semender
Yazar
adlena
İlk yayınlama
Son güncelleme
Değerlendirme
0.00 yıldız(lar) 0 rating

adlena ait diğer kaynakar

  • EDEBİ SANATLAR
    Eski Türk Edebiyatında İfade şekilleri ve Anlam Sanatları Ses ve Kelime Tekrarına Dayalı Söz S
  • EDEBİ TÜR ve TARZLAR
    BAHÂRİYYE/BAHÂRİYYAT/BAHÂRNÂME/REBÎ’İYYE
  • Kaside
    Kasideler, övgü, yergi, mersiye ve betimleme yapmak amacıyla yazılan bir Divan Şiiri türüdür.
  • Gazel Nazım Türü Özellikleri
    Gazel, Divan edebiyatı nazım şekillerindedir. Osmanlıca yazılışı: gazel – غزل şeklindedir.