KASİDE NEDİR?

Kasideler, övgü, yergi, mersiye ve betimleme yapmak amacıyla yazılan bir Divan Şiiri türüdür. Kaside sözcüğünün anlamı “kastetmek, yönelmektir. Daha çok din veya devlet büyüklerini övmek veya övermiş gibi yaparak hicvetmek gayesiyle yazılmışlardır. İllaki farklı bir tanım vermek istersek “Kaside, bir kişiyi övmek ve genellikle karşılığında yardım istemek için yazılan şiirlere verilen isimdir” (1) Divan Edebiyatı Nazım Türlerini değişmeyen konular ve şekli özellikleriyle düşünen Divan Şairleri kasidelerin konularını övgü ile yergi, doğa veya özel gün ve zamanları betimleyen şiirler olarak düzenlediler. Amacıyla yazılan Divan Edebiyatı şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir.

KASİDE'NİN ÖZELLİKLERİ

Kafiye şeması gazele benzeyen kasidelerin nazım birimleri beyittir. Beyit sayısı en az 33- en fazla 99 beyittir. Tahir'ül Mevlevi'ye göre kasidelerin en az 33 beyit olması değil, on beş beyitten fazla olması gerekir. (3) Kasidenin ilk beytine matla denir ve kaside musarra bir beyitle başlar. Kaside başlangıçta direk olarak medhi sena ile başlayabilir. Veya şair şairane bir mukaddime ile kasidesine bir giriş yapabilir.

Kaside de mukaddime denilen bölüm bahardan, yazdan, kıştan vb bahsediyorsa " TEŞBİB" , eğer âşıkane duygular ifade ediyorsa " NESİB " bölümü adını alır.

Şair kasidesi içinde matlayı tekrar ederse tecdid-i matla denir. Matlayı birden çok tekrar ederse bu zat-ül metali veya zül metalidir. Kasidenin son beyitine makta, şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir. Kasidenin en güzel beyiti beyt-ül kasid olarak isimlendirilir.

Dize ortalarında kafiyeli olan kasidelere musammat kaside denir. Fahriye ve tegazzül dışında diğer bölümler her kasidede olması gereken bölümlerdir. Tegazzül ve fahriye şairin arzusuna göre kasidesinde olmayabilir. Her bölümün olduğu kasidelere tam bir kaside denir.

Kasideler nesip, methiye veya rediflerine göre de adlandırılır. Nesip ve medhiye bölümünde işlenen konulara göre veya övülen yerilen kişiye göre adlandırılabildiği gibi bazı kasideler “ Örneğin: “FUZULİ’nin su kasidesi, Gül Kasidesi, Kerem kasidesi gibi adlar da alabilir.

Kasidelerin devlet büyüklerine yazılmalarında belirli bir amaç vardır. Divan Şairleri göze girmek, ihsan elde etmek, hamilerine şükranlarını belirtmek, şan elde etmek, devlet adamlarını överek onların ihsanlarda bulunmalarını sağlamak, yermek veya din büyüklerine olan sevgilerini dile getirmek amaçları ile kaside yazmışlardır.

Divan Şairlerinin devlet adamlarının yakınlarında bulunmasını sağlayan en önemli silahları kasideler olmuşlardır. Bu sayede divan şairleri devlet adamlarının gözlerine girmiş, saraya yakın olabilmişler,, çeşitli görevlere gelebilmişler, ihsanlar ve ikramlar almışlardır. Öyle ki NEDİM hamisi olan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya yazdığı kaside ve şiirleri okurken rivayete göre Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın NEDİM’in ağzına mücevher doldurmuştur. Divan Şairleri kasideleri sayesinde tımar, makam, mevki mal, mülk ve maş sahibi olmuşlardır.

Şairler yazdıkları kasideler karşılığında mükâfat olarak caize adı verilen mükâfatlar almışlardır. Kimi şairlerin bu işte bir hayli engin oldukları ve çok rahat bir hayat yaşadıkları bilinmektedir. Sözgelimi Ahmet Paşa, BAKi , NEDİM, HAYALİ, Taşlıcalı Yahya gibi pek çok şairimizin yazdıkları kasideler sayesinde sefahat içinde yaşadıkları hayli zengin ve müreffeh oldukları bilinmektedir. Nitekim Gazneli Sultan Mahmut’un Saray şairi Usuli’nin tabaklarını ve kaşıklarını altından ve gümüşten yaptırdığı söylenir. ( Tahir’ül Mevlevi, age., shf 86)
Buna mukabil, bazı şairlerin yazdıkları kasidelerden umdukları sonucu bulamadıkları da vakidir.

Söz gelimi Yenice Vardarlı, Şair Hayreti, PARGALI İBRAHİM PAŞA' ya bir kaside takdim etmiş, karşılığında verilen tımarı küçük ve kıymetsiz bularak küsüp yurduna dönmüştür. FUZULİ ’nin “ Şikâyetnamesi” de Kanûnî Sultan Süleyman tarafından bahşedilencaizesini alamamaktan kaynaklanan şikâyetlerle doludur.

14. yüzyılda Ahmedî (Ö.1412) ile ilk ciddi örneklerini gördüğümüz kaside, 15. yüzyılda Şeyhi (Ö.1431) ve Ahmet Paşa (Ö.1497) FUZULİ, BAKİ, Taşlıcalı Yahya , NEDİM, NABİ, NEFİ, şairlerimiz tarafından en güzel örneklerini görmüştür. NEDİM, Nazîm (Ö.1726) Şayh Galip, HAYALİ, Hayreti, ENDERUNLU FAZIL gibi daha pek çok şairimiz yazdıkları kasidelerle dikkatleri çekmişlerdir.

Kasidenin Bölümleri

1.Nesip (Teşbib:

Kasidelerin, mukaddime bölümüdür. Asıl bölümden önce şair nesip veya teşbible ilgili mevsim veya özel günlerin tasvirlerini yapabilir. ( Teşbib) veya âşıkane duygular dile getirir. Aslında bu bölümler kasidenin yazma amacını oluşturan methiye bölümündeki konular için bir giriş niteliği taşır.

Şair bu bölümde kaidesinin yazdığı mevsimin özellikleri ile ilgili çeşitli betimlemeler yapar. Nesip veya teşbilb olarak adlandırılan bu bölümde tabiat manzaraları, çiçekler, günün bir ânı, gece, gündüz, eğlence, meclis, kuşlar güller bülbül, âşıkane duygular, zevk sefa işret eğlence gibi akla gelebilecek her şey tasvir edilebilir. Ya da bu bölümde özel günler, betimlenebilir.

Kimi kaideler nesip ve teşbib bölümlerinde işledikleri konulara göre adlandırılırlar, Bahariye ( bahar) , Şitaiye,( kış) , Iydıyye( bayram), Temmuziye, Şehrengiz , Ramazaniye, gibi Nesip bölümünde kadın, kış, at, bahar, şehir, atlar, hamamlar, meclis, eğlence, şehirdeki mahdumlar ve mahbublardan da söz edilebilir.
Baharın tasviri yapılıyorsa: Bahariye, kışın tasviri yapılıyorsa: Şitaiye, temmuzun tasviri yapılıyorsa: Temmuziye, ramazanın tasviri yapılıyorsa: Ramazaniye, atın tasviri yapılıyorsa: Rahşiye, hamamın tasviri yapılıyorsa: Hamamiye… Değişik tasvirler yapılır. Yani kasidenin tasvir bölümüdür.
Esdi nesîm-i nev-bahâr açıldı güller subh dem
Açsın bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-i Cem (Nefî)
2. Girizgah
Nesip bölümünden methiye bölümüne geçerken söylenen ve basamak görevinde olan, kasidenin esas bölümü olan methiyedeki konuya geçişi sığayabilecek uygun bir söz düşürme bölümüdür. Nesip- Teşbib bölümü ile asıl bölüm olan Methiye bölümü arasında münasebet kurulmak için oluşan bir bölümdür. Şair methiye bölümündeki konuya geçiş yaratabilmek için bir fırsat oluşturmak üzere bir ila iki beyitllik bir geçiş yaparak methiye bölümündeki hicvine veya methine başlayacağını nükteli bir söz düşürerek haber verir.

3. Methiye
Kasidenin sunulduğu kişinin övüldüğü, hicvedildiği veya yakarılıp ihsan istenildiği bölümdür. Bu bir devlet büyüğü, padişah, Sadrazam, Allah, Peygamber, dört halife, Çehâr yâr-ı güzin ) veli, evliya, tarikat büyüğü olabilir. Kasidelerin pek çoğu medhiye bölümünde övülen veya hicvedilen konuya veya kişilere dgöre adlandırılır. Kasidedeki övgüler ve yergiler, doğal sınırlarda değil aşırı ve abartılıdır. Övülen ve yerilen kişi aşırı ve abartılı olarak övülür, yerilir veya hicvedilir.

“Şair bu bölümde, övdüğü kişinin bulunduğu makama göre, o makamın gerektirdiği özellikleri abartılı bir üslupla dile getirir. Övülen kişi sultan ise adaleti, lütfu, cömertliği, savaşçılığı, hışmı ve gazabı, olumlu görüşleri, aklı, hüneri, tedbiri, fermanı, irfanı gibi özellikleri çoktan aza doğru sıralanır.” (1)
Methiye bölümü kasidelerin esas bölümüdür. Diğer bölümler de bu bölüme yardımcı olan bölümlerdir. Methiyedeki konulara göre de kasideler adlar alır:

Konulara göre kasideler

Tevhid : Allah’ın birliğini anlatan kasidelerdir.
Münacaat : Allah’a yalvarmak, dua etmek amacıyla yazılan kasidelerdir.
Naat : Peygamberimizi övmek için yazılan kasidelerdir.
Medhiye : Devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasidelerdir.
Hicviye : Devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan kasidelerdir.
Çihâr yâr-ı güzin : Dört halifeyi anlatan ve öven kasideler
Mersiye: Devlet büyüklerinin ölümünden duyulan acıları anlatan kasidedir. Baki’nin Kanuni Mersiyesi, Taşıcalı Yahya’nın Kanuni’nin oğlu Şehazade Mustafa için yazdığı mersiye, edebiyatımızda en ünlü mersiyelerdendir.

4. Tegazzül
Methiyeden sonra şair bir fırsatını düşürüp aynı ölçü ve uyakta bir gazel söyler, buna tegazzül denir. Bütün kasidelerde olması zorunlu değildir.

5. Fahriye

Şairin kendini övdüğü, kendisi hakkındaki düşüncelerini söylediği bölümdür. En fazla 2-3 beyit uzunluğundadır. Şair, şiirdeki kudretini, yeteneğini, nazmını, nesrini, kalemini, kendisine eş ve benzer olamayacağını vb dile getirir.



6. Dua


Sadece birkaç beyitten oluşan Kasidenin son bölümüdür. Şair burada övdüğü kişinin başarılı, uzun ömürlü, talihinin iyi olması için dua ederek kasidesini bitirir. Tevhid ve na’at konulu kasidelerde şair kendisine de dua edebilmektedir.

KASİDE VE BÖLÜMLERİNE ÖRNEKLER

Bahariyye Örneği

Bu şehr-i Sitanbûl ki bî-misl ü behâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır

Bir gevher-i-yekpâre iki bahr arasında
Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdır

Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb u hevâdır

İnsâf değildir anı dünyâya değişmek
Gülzârların cennete teşbîhi hatâdır

İstanbul’un evsâfını mümkün mü beyân hiç
Maksûd hemân sadr-ı kerem-kâra senâdır

Ez-cümle Nedîmâ kulun ey Âsaf-ı devrân
Müstağrak-ı lütf u kerem ü cûd u atâdır
Nedim

Matla'

Rûh-bahş oldı Mesîhâ-sıfat enfâs-ı bahar
Açdılar dîdelerin hâb-ı ademden ezhâr
Bakî
KAYNAKÇA
Tuba Işınsu İsen, Divan Şiirinde Fahriye, Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Master Tezi, Ankara, 2002

Tahir'ül Mevlevi, Edebiyat Lüğati, Enderun Yayınları, İstanbul, 1973, shf,84

Haluk İpekten,Eski Türk Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Aruz ,Dergah Yayınları
Yazar
adlena
İlk yayınlama
Son güncelleme
Değerlendirme
0.00 yıldız(lar) 0 rating

adlena ait diğer kaynakar